Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Lukata (buluntular)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 170732" data-attributes="member: 5987"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">LUKATA (BULUNTULAR) BÖLÜMÜ</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">5269 - Yezid Mevlâ'l-Münbais anlatıyor: "Zeyd İbnu Hâlid radıyallahu anh'ı işittim. Diyordu ki: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a altın veya gümüş buluntu hakkında sorulmuştu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Kesesini ve bağını belle, sonra onu bir yıl ilan et. (Sahibini) bilemezsen, onu harca. O yanında bir emânet olsun. Günün birinde arayanı gelecek olursa, ona ödersin" buyurdu. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm'a kaybolmuş develerden soruldu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Kaybolan develerden sana ne? Onları (kendi hâline) bırak. Zira sahibi onu buluncaya kadar, ayağında çarığı, sırtında su tulumu vardır. Suya gider, ottan yer" buyurdular. Bu sefer (kaybolmuş) davardan soruldu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Onları alın. Zira onlar ya senindir, ya (kaybeden) kardeşinindir, ya da kurdundur" buyurdular.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">Buhârî, İlm 28, Şürb 12, Lukata 2, 3, 4,11, Talâk 22, Edeb 75; Müslim, Lukata 1, (1722); Muvatta, Akdiye 46, (2, 757); Ebu Dâvud, Lukata 1, (1704, 1705, 1706, 1707,1708); Tirmizî, Ahkâm 35, (1372, 1373).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">5270 - Amr İbnu şuayb an ebîhi an ceddihi radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a (dalında) asılı meyve hakkında sorulmuştu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"İhtiyaç sahibi, sepetine almaksızın ağzıyla ulaşırsa, kendine bir vebal gelmez. Ancak kim de, eteğinde (birşeyler) alarak oradan çıkarsa, aldığının iki kat değeriyle borçlanır. Ayrıca (tâzir nevinden) ceza da yer. Kim de yığın yapıldıktan sonra meyveden çalarsa ve bunun değeri miğfer fiyatını bulursa, eli kesilir" buyurdu. Sonra kendisine lukata (buluntu)dan sorulmuştu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"İşlek yolda bulunmuş olanla, insanların çokça yaşadığı meskun karyede bulunmuş olanı bir yıl boyu ilân et. Eğer sahibi gelirse hemen ver. Eğer gelmezse artık o senin olmuştur. Harâbede bulunmuş ise, bununla, maden için humus (beşte bir) vergisi vardır" buyurdular."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">Ebu Dâvud, Lukata 1, (1710, 1711, 1712, 1713); Nesâî, Kat'u's-Sârik 11, (8, 84-85).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">5271 - Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh anlatıyor: "Ali İbnu Ebi Talib radıyallahu anh, (bir gün), Hz. Fatıma radıyallahu anhâ'nın yanına girmiş idi. O sırada Hz. Hasan ve Hüseyin ağlamakta idiler. "Niye ağlıyorsunuz?" diye sordu. Hz. Fâtıma: "Acıktılar!" dedi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">Hz. Ali (bir yiyecek temin etmek üzere) çıktı. Derken yolda bir dinar para buldu. Dönüp Hz. Fâtıma'ya gelerek haber verdi. O da:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Falan yahudiye git, bununla un satın al!" dedi. Ali radıyallahu anh ona vardı ve un aldı. Yahudi ona:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Sen, kendini Allah elçisi zanneden şu zâtın damadı mısın?" dedi. Hz. Ali'nin "evet"i üzerine:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Dinarını al, un da senin olsun!" dedi. Ali oradan ayrılıp, Fâtıma radıyallahu anhâ'ya unu ve dinarı getirdi, durumu da anlattı. Hz. Fâtıma:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Şimdi de şu falan kasaba git, bize bir dirhemlik et al!" dedi. Hz. Ali gidip, dinarı bir dirhemlik et mukabilinde rehin bıraktı. Eti Hz. Fâtıma'ya getirdi. O hamur yaptı, (tencereye) koydu, ekmek pişirdi. Babasına haber gönderdi. Resûlullah yanlarına gelince, Hz. Fâtıma:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Ey Allah'ın Resûlü! (şu yemeğin) hikayesini size anlatayım da eğer helalse yiyelim, bizimle siz de yiyin. Bunun mahiyeti şöyle şöyledir..." diye antattı. Aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Allah'ın adıyla yiyin!" buyurdular ve hep beraber ekmekten yediler. Onlar daha yerlerinde iken, bir köle gelip, Allah ve İslâm adına dinar bulan var mı?" diye sormaya başladı. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm onu çağırıp (dinarı hakkında) sordu. Köle:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Çarşıda benden düştü!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Ey Ali! Haydi kasaba git. Ona: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm sana "Dinarı bana göndersin, dirhemini ben ödeyeceğim!" diyor de!" emretti. Kasap dinarı gönderdi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onu köleye verdi."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">Ebu Dâvud, Lukata 1, (1714).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">5272 - İyaz İbnu Hımâr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Kim bir buluntu ele geçirirse, buna adâlet sahibi birini şâhid kılsın, ne filanı terkederek buluntuyu gizlesin, ne de (bir başka yere yollayarak) nazardan kaçırsın. Sahibini buldumu hemen ona versin. Sahibini bulamazsa (bilsin ki) bu mal Allah'ın malıdır, Allah onu dilediğine verir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">Ebu Dâvud, Lukata 1, ( 1709).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">5273 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm değnek, kamçı, ip ve benzeri şeylerde ruhsat tanıdı. Bunları bulan kimse (ilân etmeksizin) onlardan faydalanabilir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">Ebu Dâvud, Lukata 1, (1717).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">5274 - Amiru'ş-Şa'bi rahimehullah der ki: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Kim, sahibinin beslemekten aciz kalarak bırakıverdiği bir hayvan bulur da, onu alıp ihya edecek olursa o onun olur."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">Ebu Dâvud, Büyü' 77, (3524, 3525).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">5275 - Hz. Ebu Hureyre ve Hz. Enes radıyallahu anhümâ anlatıyorlar: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm yolda giderken bir hurma tanesine rastlamıştı. "Eğer sadakadan (düşmüş) olacağından korkmasaydım bunu yerdim!" buyurdular."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">Buhârî, Büyü' 4, Lukata 6; Müslim, Zekât 165, (1071); Ebu Dâvud, Zekat 29, (1651).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">5276 - Abdurrahman İbnu Osman et-Teymî anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacının lukatasını nehyetti."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">Müslim, Lukâta 11, (1724); Ebu Dâvud, Lukâta 1, (1719).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">5277 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh'ın anlattığına göre: "(Yediyüz dirheme) bir cariye satın almış ve (borcunu ödemeden) sahibini kaybetmiştir. Bir yıl sahibini arayan İbnu Mes'ud onu bulamaz ve bu parayı, bir dirhem, iki dirhem şeklinde parça parça vermeye başlar ve: "Ey Allahım, bunu falanca adına sadaka kabul et! Eger adam gelirse sadaka benim adıma olacak, borç da uhdemde kalacak!" der. İbnu Mes'ud derdi ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">"Sahibini bulamadığınız buluntu hakkında böyle hareket edin!"</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">Buhârî, Talâk 22, (Tercümede (bab başlığında) muallak olarak kaydedilmiştir).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">YİTİK, BULANA HELAL DEĞİL</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DeepSkyBlue">6737 - Abdullah İbnu's-Sıhhîr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Müslümanın yitirdiği (herşey) ateş alevidir."</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 170732, member: 5987"] [SIZE="4"][COLOR="DeepSkyBlue"]LUKATA (BULUNTULAR) BÖLÜMÜ 5269 - Yezid Mevlâ'l-Münbais anlatıyor: "Zeyd İbnu Hâlid radıyallahu anh'ı işittim. Diyordu ki: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a altın veya gümüş buluntu hakkında sorulmuştu. "Kesesini ve bağını belle, sonra onu bir yıl ilan et. (Sahibini) bilemezsen, onu harca. O yanında bir emânet olsun. Günün birinde arayanı gelecek olursa, ona ödersin" buyurdu. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm'a kaybolmuş develerden soruldu. "Kaybolan develerden sana ne? Onları (kendi hâline) bırak. Zira sahibi onu buluncaya kadar, ayağında çarığı, sırtında su tulumu vardır. Suya gider, ottan yer" buyurdular. Bu sefer (kaybolmuş) davardan soruldu: "Onları alın. Zira onlar ya senindir, ya (kaybeden) kardeşinindir, ya da kurdundur" buyurdular. Buhârî, İlm 28, Şürb 12, Lukata 2, 3, 4,11, Talâk 22, Edeb 75; Müslim, Lukata 1, (1722); Muvatta, Akdiye 46, (2, 757); Ebu Dâvud, Lukata 1, (1704, 1705, 1706, 1707,1708); Tirmizî, Ahkâm 35, (1372, 1373). 5270 - Amr İbnu şuayb an ebîhi an ceddihi radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a (dalında) asılı meyve hakkında sorulmuştu: "İhtiyaç sahibi, sepetine almaksızın ağzıyla ulaşırsa, kendine bir vebal gelmez. Ancak kim de, eteğinde (birşeyler) alarak oradan çıkarsa, aldığının iki kat değeriyle borçlanır. Ayrıca (tâzir nevinden) ceza da yer. Kim de yığın yapıldıktan sonra meyveden çalarsa ve bunun değeri miğfer fiyatını bulursa, eli kesilir" buyurdu. Sonra kendisine lukata (buluntu)dan sorulmuştu: "İşlek yolda bulunmuş olanla, insanların çokça yaşadığı meskun karyede bulunmuş olanı bir yıl boyu ilân et. Eğer sahibi gelirse hemen ver. Eğer gelmezse artık o senin olmuştur. Harâbede bulunmuş ise, bununla, maden için humus (beşte bir) vergisi vardır" buyurdular." Ebu Dâvud, Lukata 1, (1710, 1711, 1712, 1713); Nesâî, Kat'u's-Sârik 11, (8, 84-85). 5271 - Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh anlatıyor: "Ali İbnu Ebi Talib radıyallahu anh, (bir gün), Hz. Fatıma radıyallahu anhâ'nın yanına girmiş idi. O sırada Hz. Hasan ve Hüseyin ağlamakta idiler. "Niye ağlıyorsunuz?" diye sordu. Hz. Fâtıma: "Acıktılar!" dedi. Hz. Ali (bir yiyecek temin etmek üzere) çıktı. Derken yolda bir dinar para buldu. Dönüp Hz. Fâtıma'ya gelerek haber verdi. O da: "Falan yahudiye git, bununla un satın al!" dedi. Ali radıyallahu anh ona vardı ve un aldı. Yahudi ona: "Sen, kendini Allah elçisi zanneden şu zâtın damadı mısın?" dedi. Hz. Ali'nin "evet"i üzerine: "Dinarını al, un da senin olsun!" dedi. Ali oradan ayrılıp, Fâtıma radıyallahu anhâ'ya unu ve dinarı getirdi, durumu da anlattı. Hz. Fâtıma: "Şimdi de şu falan kasaba git, bize bir dirhemlik et al!" dedi. Hz. Ali gidip, dinarı bir dirhemlik et mukabilinde rehin bıraktı. Eti Hz. Fâtıma'ya getirdi. O hamur yaptı, (tencereye) koydu, ekmek pişirdi. Babasına haber gönderdi. Resûlullah yanlarına gelince, Hz. Fâtıma: "Ey Allah'ın Resûlü! (şu yemeğin) hikayesini size anlatayım da eğer helalse yiyelim, bizimle siz de yiyin. Bunun mahiyeti şöyle şöyledir..." diye antattı. Aleyhissalâtu vesselâm: "Allah'ın adıyla yiyin!" buyurdular ve hep beraber ekmekten yediler. Onlar daha yerlerinde iken, bir köle gelip, Allah ve İslâm adına dinar bulan var mı?" diye sormaya başladı. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm onu çağırıp (dinarı hakkında) sordu. Köle: "Çarşıda benden düştü!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Ey Ali! Haydi kasaba git. Ona: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm sana "Dinarı bana göndersin, dirhemini ben ödeyeceğim!" diyor de!" emretti. Kasap dinarı gönderdi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onu köleye verdi." Ebu Dâvud, Lukata 1, (1714). 5272 - İyaz İbnu Hımâr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim bir buluntu ele geçirirse, buna adâlet sahibi birini şâhid kılsın, ne filanı terkederek buluntuyu gizlesin, ne de (bir başka yere yollayarak) nazardan kaçırsın. Sahibini buldumu hemen ona versin. Sahibini bulamazsa (bilsin ki) bu mal Allah'ın malıdır, Allah onu dilediğine verir." Ebu Dâvud, Lukata 1, ( 1709). 5273 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm değnek, kamçı, ip ve benzeri şeylerde ruhsat tanıdı. Bunları bulan kimse (ilân etmeksizin) onlardan faydalanabilir." Ebu Dâvud, Lukata 1, (1717). 5274 - Amiru'ş-Şa'bi rahimehullah der ki: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim, sahibinin beslemekten aciz kalarak bırakıverdiği bir hayvan bulur da, onu alıp ihya edecek olursa o onun olur." Ebu Dâvud, Büyü' 77, (3524, 3525). 5275 - Hz. Ebu Hureyre ve Hz. Enes radıyallahu anhümâ anlatıyorlar: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm yolda giderken bir hurma tanesine rastlamıştı. "Eğer sadakadan (düşmüş) olacağından korkmasaydım bunu yerdim!" buyurdular." Buhârî, Büyü' 4, Lukata 6; Müslim, Zekât 165, (1071); Ebu Dâvud, Zekat 29, (1651). 5276 - Abdurrahman İbnu Osman et-Teymî anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacının lukatasını nehyetti." Müslim, Lukâta 11, (1724); Ebu Dâvud, Lukâta 1, (1719). 5277 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh'ın anlattığına göre: "(Yediyüz dirheme) bir cariye satın almış ve (borcunu ödemeden) sahibini kaybetmiştir. Bir yıl sahibini arayan İbnu Mes'ud onu bulamaz ve bu parayı, bir dirhem, iki dirhem şeklinde parça parça vermeye başlar ve: "Ey Allahım, bunu falanca adına sadaka kabul et! Eger adam gelirse sadaka benim adıma olacak, borç da uhdemde kalacak!" der. İbnu Mes'ud derdi ki: "Sahibini bulamadığınız buluntu hakkında böyle hareket edin!" Buhârî, Talâk 22, (Tercümede (bab başlığında) muallak olarak kaydedilmiştir). YİTİK, BULANA HELAL DEĞİL 6737 - Abdullah İbnu's-Sıhhîr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Müslümanın yitirdiği (herşey) ateş alevidir."[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Lukata (buluntular)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst