Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Rahmet
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 171729" data-attributes="member: 5987"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">HAYVANLARA MERHAMET</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">1962 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Bir adam yolda, yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: "Bu köpek de benim gibi susamış" deyip tekrar kuyuya inip, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Resülullah'ın yanındakilerden bazıları:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Ey Allah'ın Resülü! Yani bize hayvanlar (a yaptığımız iyilikler) için de ücret mi var?" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Evet! Her "yaş ciğer" (sahibi) için bir ücret vardır" buyurdu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Buhâri, Şirb 9, Vudü 33, Mezâlim 23, Edeb 27; Müslim, Selâm 153, (2244); Muvatta, Sıfatu'n Nebi 23, (2, 929-930); Ebü Dâvud, Cihâd 47, (2550).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">1963 - Bir diğer rivâyette şöyle denmiştir: "Fâhişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfret olundu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Müslim, Tevbe 155, (2245).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">1964 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşerâtından yemeye de salmamıştı."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Buhâri, Bed'ü'l-Halk 17, Şirb 9, Enbiya 50; Müslim, Birr 151, (2242).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">1965 - Abdullâh İbnu Câfer (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah(aleyhissalâtü vesselâm)'ın kazâ-i hâcet yaparken geri tarafından istitar (perdelenme) için en ziyâde tercih ettiği sütre, bir bina veya bir hurma kümesi idi. Bir seferinde Ensârdan bir zâtın bahçesine girdi. Orada bir deve vardı. Deve Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı görünce inledi ve gözlerinden yaşlar aktı. Aleyhissalâtu vesselâm deveye yaklaştı ve gözyaşlarını sildi. Hayvan sâkinleşti.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Bu devenin sâhibi kim?" diye sorarak ilgi gösterdi. Ensar'dan bir genç:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"O bana aittir ey Allah'ın Resülü!" deyip ortaya çıkınca Hz. Peygamber onu payladı:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Allah'ın sâna mülk kıldığı bu deve hakkında AIIah'tan korkmuyor musun? Bâk! Bu bana şikâyette bulundu. Sen bunu acıktırıyor ve fazla çalıştırarak da yoruyormuşsun."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Ebü Dâvud, Cihâd 47, (2549).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">1966 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Hayvanlarınızın sırtını minberler yerine koymayın. Şurası muhakkâk ki tek başınıza güçlükle gidebileceğiniz bir yere sizi götürmeleri için AIIah onları sizlere musahhar (hizmetçi) kıldı. Arzı da sizin (durma yeriniz) kıldı, öyleyse ihtiyaçlarınızı (duran hayvanının sırtında değil) arz üzerinde görün."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Ebü Dâvud, Cihâd 61, (2567).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">1967 - Abdurrâhman İbnu Abdullah, babası Abdurrahman (radıyallâhu anh)'dan rivâyet eder ki şöyle demiştir: "Biz bir seferde Resülullah(âleyhissalâtü vesselâm) ile beraber idik. Resülullah bir ara bir ihtiyacı için yanımızdan ayrıldı. O sırada hummara denen bir kuş gördük, iki tane de yavrusu vardı. (Kuş kaçtı) yavrularını aldık. Kuşcağız etrafımıza yaklaşıp çırpınmaya, kanatlarını çırpıp havada inip çıkmaya başladı. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz gelince:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Kim bu zavallının yavrusunu alıp onu ızdıraba attı? Yavrusunu geri verin!" diye emretti. Bir ara, ateşe verdiğimiz bir karınca yuvası gördü.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Kim yaktı bunu?" diye sordu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Biz!" dedik.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Ateşle azab vermek sadece ateşin Rabbine hastır" buyurdu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Ebü Dâvud, Cihâd 122, (2675), Edeb,176, (5268).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">1968 - Muhammed İbnu İshâk kendisine Ebü Manzür denen Şamlı bir zattan naklediyor, bu da amcasından, o da Hadır'ın kardeşi Âmiru'r-Râm'dan nakletmiştir. Âmir der ki: "Bizim için bayraklar ve sancaklar yükseltildiği zaman memleketimizde idik. Ben: "Bu nedir?" diye sordum.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm)'ın sancağı!" dediler. Yanına gittim. Bir ağacın altında oturuyordu. Ashâbı da etrafını sarmıştı. Ben de yanlarına oturdum. Bir ara Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) hastalıklardan ve dertlerden bahsedip dedi ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Mü'mine bir hastalık gelir, sonra da Allah ona şifa verirse, bu hastalık onun geçmiş günâhlarına kefâret, geri kalan hayatı için de bir öğüt olur. Şâyet münâfık hastalanır, sonra da afiyet verilirse o, sahibi tarafından bağlanıp sonra da salıverilen fakat niçin bağlandığını, niçin salıverildiğini bilmeyen bir deve gibidir."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Aleyhissalâtu vesselâm'ın etrafında oturanlardan biri:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Ey Allah'ın ResüIü, eskâm (hastalıklar) nedir? Ben aslâ hiç hastalanmadım?" diye sordu. Resülullâh (aleyhissalâtu vesselâm):</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">"Kalk! sen bizden değilsin" buyurdu."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Ebü Dâvud, Cenâiz 1, (3089).</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">1969 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. O da (öfkelenerek) karıncanın yuvasının yakılmasını emretti ve yâkıldı. Allah Teâla Hazretleri ona şöyle vahyetti: "Seni bir karınca ısırmışken, sen tesbih eden bir ümmeti yaktın."</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Buhâri, Cihâd 152, Bed'ü'l-Halk 14; Müslim, Selâm 148, (2241); Ebü Dâvud, Edeb 176, (5265); Nesâi, Sayd 38, (7, 210, 211).</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 171729, member: 5987"] [SIZE="4"][COLOR="Blue"]HAYVANLARA MERHAMET 1962 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Bir adam yolda, yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: "Bu köpek de benim gibi susamış" deyip tekrar kuyuya inip, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti." Resülullah'ın yanındakilerden bazıları: "Ey Allah'ın Resülü! Yani bize hayvanlar (a yaptığımız iyilikler) için de ücret mi var?" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: "Evet! Her "yaş ciğer" (sahibi) için bir ücret vardır" buyurdu." Buhâri, Şirb 9, Vudü 33, Mezâlim 23, Edeb 27; Müslim, Selâm 153, (2244); Muvatta, Sıfatu'n Nebi 23, (2, 929-930); Ebü Dâvud, Cihâd 47, (2550). 1963 - Bir diğer rivâyette şöyle denmiştir: "Fâhişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfret olundu." Müslim, Tevbe 155, (2245). 1964 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşerâtından yemeye de salmamıştı." Buhâri, Bed'ü'l-Halk 17, Şirb 9, Enbiya 50; Müslim, Birr 151, (2242). 1965 - Abdullâh İbnu Câfer (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah(aleyhissalâtü vesselâm)'ın kazâ-i hâcet yaparken geri tarafından istitar (perdelenme) için en ziyâde tercih ettiği sütre, bir bina veya bir hurma kümesi idi. Bir seferinde Ensârdan bir zâtın bahçesine girdi. Orada bir deve vardı. Deve Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı görünce inledi ve gözlerinden yaşlar aktı. Aleyhissalâtu vesselâm deveye yaklaştı ve gözyaşlarını sildi. Hayvan sâkinleşti. "Bu devenin sâhibi kim?" diye sorarak ilgi gösterdi. Ensar'dan bir genç: "O bana aittir ey Allah'ın Resülü!" deyip ortaya çıkınca Hz. Peygamber onu payladı: "Allah'ın sâna mülk kıldığı bu deve hakkında AIIah'tan korkmuyor musun? Bâk! Bu bana şikâyette bulundu. Sen bunu acıktırıyor ve fazla çalıştırarak da yoruyormuşsun." Ebü Dâvud, Cihâd 47, (2549). 1966 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Hayvanlarınızın sırtını minberler yerine koymayın. Şurası muhakkâk ki tek başınıza güçlükle gidebileceğiniz bir yere sizi götürmeleri için AIIah onları sizlere musahhar (hizmetçi) kıldı. Arzı da sizin (durma yeriniz) kıldı, öyleyse ihtiyaçlarınızı (duran hayvanının sırtında değil) arz üzerinde görün." Ebü Dâvud, Cihâd 61, (2567). 1967 - Abdurrâhman İbnu Abdullah, babası Abdurrahman (radıyallâhu anh)'dan rivâyet eder ki şöyle demiştir: "Biz bir seferde Resülullah(âleyhissalâtü vesselâm) ile beraber idik. Resülullah bir ara bir ihtiyacı için yanımızdan ayrıldı. O sırada hummara denen bir kuş gördük, iki tane de yavrusu vardı. (Kuş kaçtı) yavrularını aldık. Kuşcağız etrafımıza yaklaşıp çırpınmaya, kanatlarını çırpıp havada inip çıkmaya başladı. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz gelince: "Kim bu zavallının yavrusunu alıp onu ızdıraba attı? Yavrusunu geri verin!" diye emretti. Bir ara, ateşe verdiğimiz bir karınca yuvası gördü. "Kim yaktı bunu?" diye sordu. "Biz!" dedik. "Ateşle azab vermek sadece ateşin Rabbine hastır" buyurdu." Ebü Dâvud, Cihâd 122, (2675), Edeb,176, (5268). 1968 - Muhammed İbnu İshâk kendisine Ebü Manzür denen Şamlı bir zattan naklediyor, bu da amcasından, o da Hadır'ın kardeşi Âmiru'r-Râm'dan nakletmiştir. Âmir der ki: "Bizim için bayraklar ve sancaklar yükseltildiği zaman memleketimizde idik. Ben: "Bu nedir?" diye sordum. "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm)'ın sancağı!" dediler. Yanına gittim. Bir ağacın altında oturuyordu. Ashâbı da etrafını sarmıştı. Ben de yanlarına oturdum. Bir ara Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) hastalıklardan ve dertlerden bahsedip dedi ki: "Mü'mine bir hastalık gelir, sonra da Allah ona şifa verirse, bu hastalık onun geçmiş günâhlarına kefâret, geri kalan hayatı için de bir öğüt olur. Şâyet münâfık hastalanır, sonra da afiyet verilirse o, sahibi tarafından bağlanıp sonra da salıverilen fakat niçin bağlandığını, niçin salıverildiğini bilmeyen bir deve gibidir." Aleyhissalâtu vesselâm'ın etrafında oturanlardan biri: "Ey Allah'ın ResüIü, eskâm (hastalıklar) nedir? Ben aslâ hiç hastalanmadım?" diye sordu. Resülullâh (aleyhissalâtu vesselâm): "Kalk! sen bizden değilsin" buyurdu." Ebü Dâvud, Cenâiz 1, (3089). 1969 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. O da (öfkelenerek) karıncanın yuvasının yakılmasını emretti ve yâkıldı. Allah Teâla Hazretleri ona şöyle vahyetti: "Seni bir karınca ısırmışken, sen tesbih eden bir ümmeti yaktın." Buhâri, Cihâd 152, Bed'ü'l-Halk 14; Müslim, Selâm 148, (2241); Ebü Dâvud, Edeb 176, (5265); Nesâi, Sayd 38, (7, 210, 211).[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Rahmet
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst