Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Rüya tabirleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 171741" data-attributes="member: 5987"><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">TA'BİR EDİLMİŞ RÜYALAR</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">941 - Semüre İbnu Cündeb (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sık sık: "Sizden bir rüya gören yok mu?" diye sorardı. Görenler de, O'na Allah'ın dilediği kadar anlatırlardı. Bir sabah bize yine sordu:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">" Sizden bir rüya gören yok mu ?"</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">Kendisine:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">"- Bizden kimse bir Şey görmedi!" dediler. Bunun üzerine:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">" Ama ben gördüm" dedi ve anlattı: "Bu gece bana iki kişi geldi.</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">Beni alıp haydi yürü! dediler. Yürüdüm. Yatan bir adamın yanına geldik. Yanıda biri, elinde bir kaya olduğu halde başucunda duruyordu. Bazan bu kayayı başına indirip onunla başını yarıyordu, taş da sağa sola yuvarlanıp gidiyordu. Adam taşı takip ediyor ve tekrar alıyordu. Ama, başı eskisi gibi iyileşinceye kadar vurmuyordu. İyileştikten sonra tekrar indiriyor, önceki yaptıklarını aynen yeniliyordu. Beni getirenlere:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Sübhânallah ! nedir bu ? dedim. Dinlemeyip:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Yürü! Yürü!</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">dediler. Yürüdük, sırtüstü uzanmış birinin yanına geldik. Bunun da yanında, elinde demir kancalar bulunan biri duruyordu. Adamın bir yüzüne gelip, çengeli takıp yüzünün yarısını ensesine kadar soyuyordu. Burnu, gözü enseye kadar soyuluyordu. Sonra öbür tarafına geçip, aynı şekilde diğer yüzünün derisini de ensesine kadar soyuyordu. Bu da, yüz derileri iyileşip eskisi gibi sıhhate kavuşuncaya kadar bekliyor, sonra tekrar önce yaptıklarını yapmaya başlıyordu. Ben burada da:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Sübhanallah, nedir bu? dedim. Cevap vermeyip:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Yürü ! Yürü !</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">dediler. Beraberce yürüdük. Fırın gibi bir yere geldik. İçinden birtakım gürültüler, sesler geliyordu. Gördük ki, içinde bir kısım çıplak kadınlar ve erkekler var. Aşağı taraflarından bir alev yükselip onları yalıyordu. Bu alev onlara ulaşınca çığlık koparıyorlardı. Ben yine dayanamayıp:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Bunlar kimdir?</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">diye sordum. Bana cevap vermeyip:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Yürü ! Yürü !</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">dediler. Beraberce yürüdük. Kan gibi kırmızı bir nehir kenarına geldik. Nehirde yüzen bir adam vardı. Nehir kenarında da yanında bir çok taş bulunan bir adam duruyordu. Adam bir müddet yüzüp kıyıya doğru yanaşınca yanında taşlar bulunan kıyıdaki adam geliyor, öbürü ağzını açıyor bu da ona bir taş atıp kovalıyordu. Adam bir müddet yüzdükten sonra geri dönüp adama doğru yine yaklaşıyordu. Her dönüşünde ağzını açıyor, kıyıdaki de ona bir taş atıyordu. Ben yine dayanamayıp:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Bu nedir?</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">diye sordum. Cevap vermeyip yine:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Yürü ! Yürü !</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">dediler. Beraberce yürüdük. Çok çirkin görünüşlü bir adamın yanına geldik. Böylesi çirkin kimseyi görmemişsindir. Bunun yanında bir ateş vardı. Adam ateşi tutuşturup etrafında dönüyordu. Ben yine:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Bu nedir?</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">diye sordum. Cevap vermeyip:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Yürü ! Yürü !</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">dediler. Beraberce yürüdük. İri iri ağaçları olan bir bahçeye geldik. İçerisinde her çeşit bahar çiçekleri vardı. Bu bahçenin içinde çok uzun boylu bir adam vardı. Semaya yükselen başını neredeyse göremiyordum. Etrafında çok sayıda çocuklar vardı. Ben yine:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Bunlar kimdir?</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">dedim. Cevap vermeyip:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Yürü ! Yürü !</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">dediler. Beraberce yürüdük. Ulu bir ağacın yanına geldik. Ne bundan daha büyük, ne de daha güzel bir ağàç hiç görmedim. Arkadaşlarım:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Ağaca çık !</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">dediler. Beraberce çıkmaya başladık. Altun ve gümüş tuğlalarla yapılmış bir şehre doğru yükselmeye başladık. Derken şehrin kapısına geldik. Kapıyı çalıp açmalarını istedik. Açtılar ve beraberce girdik. Bizi bir kısım insanlar karşıladı. Bunlar yaratılışça bir yarısı çok güzel, diğer yarısı da çok çirkin kimselerdir. Sanki böylesine güzellik, böylesine çirkinlik görmemişsindir. Arkadaşlarım onlara:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Gidin şu nehire banın!</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">dediler. Meğerse orada açıkta bir nehir varmış. Suyu sanki sâfi süttü, bembeyaz. . . Gidip içine banıp çıktılar. Çirkinlikleri tamamen gitmiş olark geri geldiler. İki tarafları da en güzel şekli almıştı.</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">Beni dolaştıran arkadaşlarım açıkladılar:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Bu gördüğün, Adn cennetidir. Şu da metin makamındır. Gözümü çevirip baktım. Bu bir saraydı, tıpkı beyaz bir bulut gibi.</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Beni gezdirin, içine bir gireyim! dedim.</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Şimdilik hayır! Amma mutlaka gireceksin, dediler. Ben:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Geceden beri acaip şeyler gördüm, neydi bunlar? diye sordum.</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Sana anlatacağız, dediler ve anlattılar:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">- Taşla başı yarılan, o ilk gördüğün adam, Kur'ân'ı atıp reddeden, farz namazlarda uyuyup kılmayan kimsedir. Ensesine kadar yüzünün derileri, burnu, gözü soyulan adam, evinden çıkıp yalanlar uydurup, etrafa yalan saran kimsedir. Fırın gibi bir binanın içinde gördüğün kadınlı erkekli çıplak kimseler, zina yapan erkek ve kadınlardır. Kan nehrinde yüzüp ağzına taş atılan adam fâiz yiyen adamdır. Ateşin yanında durup onu yakan ve etrafında dönen pis manzaralı adam, cehennemin, ateşin bekçisidir. Bahçede gördüğün uzun boylu adam İbrahim (aleyhissalâtu vesselâm)'di. Onun etrafındaki çocuklar ise, fıtrat üzere (bûluğa ermeden) ölen çocuklardır. "</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">Cemaatten biri hemen atılarak:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">"- Ey Allah'ın Resülü! Müşrik çocukları da mı`?" diye sordu.</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">" Evet, dedi, müşrik çocukları da." ve anlatmaya devam etti:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">" Yarısı güzel yarısı çirkin yaratılışlı olan adamlara gelince, bunlar iyi amellerle kötü amelleri birbirine karıştırıp her ikisini de yapan kimselerdir. Allah onları affetmiştir."</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">Buharî, Tà'bir 48, Ezân (Sıfatu's-Sal t) 156, Teheccüt 12, Cenâiz 93, Büyü 2. Cihâd 4, Bedül-Halk 6, Enbiya 8, Tefsir, Ber et 15, Edeb 69; Müslim 23, (2275); Tirmizî, Rü'ya 10, (2295).</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">942 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Biz öne geçen sonuncularız. Ben uyurken bana arzın hazineleri getirildi. Elime altından iki bilezik kondu. Bunlar benim nazarımda büyüdüler ve beni kederlendirdiler. Bana:</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">"Bunlara üfle" diye vahyedildi. Ben de üfledim, derken uçup gittiler. Ben bunları, çıkacak olan ve aralarında bulunduğum iki yalancı olarak te'vil ettim: Birisi San 'a'nın lideri, diğeri de Yemâme'nin lideridir. "</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">Buharî, Ta'bir 40, 70; Müslim, Rüya,22, (2274), Tirmizî,10, (2293).</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">943 - Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Rüyamda kendimi Mekke'den, hurma ağaçları bulunan bir beldeye hicret ediyorum gördüm. Ben bunu, hicretimin Yemâme'ye veya Hacer'e olacağı şeklinde tahmin etmiştim, meğer Yesrib Şehrine imiş. Bu rüyamda kendimi bir kılıncı sallıyor gördüm, kılıncın başı kopmuştu. Bu, Uhud Savaşı'nda mü'minlerin maruz kaldıkları musibete delâlet ediyormuş. Sonra kılıncımı tekrar salladım. Bu sefer, eskisinden daha iyi bir hal aldı. Bu da, Cenab-ı Hakk'ın fetih ve Müslümanların biraraya gelmeleri nevinden lutfettiği nimetlerine delâlet etti. O aynı rüyamda sığırlar ve Allah'ın (verdiği başka) hayrını gördüm. Sığırlar Uhud gününde mü'minlerden bir cemaate çıktı, (gördüğüm başka) hayır da Allah'ın Bedir'den sonra (nasib ettiği fetihlerin) hayrı ve bize Rabbimizin lutfettiği (Bedru'l-Mev'id) sıdkının sevabı olarak çıktı."</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="font-size: 15px">Buhari, Ta'bir 39, 44, Menakıb 25, Meğazî 9, 26, Menâkıbu'l-Ensâr 45; Müslim, Rü'ya 20,(2272).</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 171741, member: 5987"] [COLOR="Green"][SIZE="4"]TA'BİR EDİLMİŞ RÜYALAR 941 - Semüre İbnu Cündeb (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sık sık: "Sizden bir rüya gören yok mu?" diye sorardı. Görenler de, O'na Allah'ın dilediği kadar anlatırlardı. Bir sabah bize yine sordu: " Sizden bir rüya gören yok mu ?" Kendisine: "- Bizden kimse bir Şey görmedi!" dediler. Bunun üzerine: " Ama ben gördüm" dedi ve anlattı: "Bu gece bana iki kişi geldi. Beni alıp haydi yürü! dediler. Yürüdüm. Yatan bir adamın yanına geldik. Yanıda biri, elinde bir kaya olduğu halde başucunda duruyordu. Bazan bu kayayı başına indirip onunla başını yarıyordu, taş da sağa sola yuvarlanıp gidiyordu. Adam taşı takip ediyor ve tekrar alıyordu. Ama, başı eskisi gibi iyileşinceye kadar vurmuyordu. İyileştikten sonra tekrar indiriyor, önceki yaptıklarını aynen yeniliyordu. Beni getirenlere: - Sübhânallah ! nedir bu ? dedim. Dinlemeyip: - Yürü! Yürü! dediler. Yürüdük, sırtüstü uzanmış birinin yanına geldik. Bunun da yanında, elinde demir kancalar bulunan biri duruyordu. Adamın bir yüzüne gelip, çengeli takıp yüzünün yarısını ensesine kadar soyuyordu. Burnu, gözü enseye kadar soyuluyordu. Sonra öbür tarafına geçip, aynı şekilde diğer yüzünün derisini de ensesine kadar soyuyordu. Bu da, yüz derileri iyileşip eskisi gibi sıhhate kavuşuncaya kadar bekliyor, sonra tekrar önce yaptıklarını yapmaya başlıyordu. Ben burada da: - Sübhanallah, nedir bu? dedim. Cevap vermeyip: - Yürü ! Yürü ! dediler. Beraberce yürüdük. Fırın gibi bir yere geldik. İçinden birtakım gürültüler, sesler geliyordu. Gördük ki, içinde bir kısım çıplak kadınlar ve erkekler var. Aşağı taraflarından bir alev yükselip onları yalıyordu. Bu alev onlara ulaşınca çığlık koparıyorlardı. Ben yine dayanamayıp: - Bunlar kimdir? diye sordum. Bana cevap vermeyip: - Yürü ! Yürü ! dediler. Beraberce yürüdük. Kan gibi kırmızı bir nehir kenarına geldik. Nehirde yüzen bir adam vardı. Nehir kenarında da yanında bir çok taş bulunan bir adam duruyordu. Adam bir müddet yüzüp kıyıya doğru yanaşınca yanında taşlar bulunan kıyıdaki adam geliyor, öbürü ağzını açıyor bu da ona bir taş atıp kovalıyordu. Adam bir müddet yüzdükten sonra geri dönüp adama doğru yine yaklaşıyordu. Her dönüşünde ağzını açıyor, kıyıdaki de ona bir taş atıyordu. Ben yine dayanamayıp: - Bu nedir? diye sordum. Cevap vermeyip yine: - Yürü ! Yürü ! dediler. Beraberce yürüdük. Çok çirkin görünüşlü bir adamın yanına geldik. Böylesi çirkin kimseyi görmemişsindir. Bunun yanında bir ateş vardı. Adam ateşi tutuşturup etrafında dönüyordu. Ben yine: - Bu nedir? diye sordum. Cevap vermeyip: - Yürü ! Yürü ! dediler. Beraberce yürüdük. İri iri ağaçları olan bir bahçeye geldik. İçerisinde her çeşit bahar çiçekleri vardı. Bu bahçenin içinde çok uzun boylu bir adam vardı. Semaya yükselen başını neredeyse göremiyordum. Etrafında çok sayıda çocuklar vardı. Ben yine: - Bunlar kimdir? dedim. Cevap vermeyip: - Yürü ! Yürü ! dediler. Beraberce yürüdük. Ulu bir ağacın yanına geldik. Ne bundan daha büyük, ne de daha güzel bir ağàç hiç görmedim. Arkadaşlarım: - Ağaca çık ! dediler. Beraberce çıkmaya başladık. Altun ve gümüş tuğlalarla yapılmış bir şehre doğru yükselmeye başladık. Derken şehrin kapısına geldik. Kapıyı çalıp açmalarını istedik. Açtılar ve beraberce girdik. Bizi bir kısım insanlar karşıladı. Bunlar yaratılışça bir yarısı çok güzel, diğer yarısı da çok çirkin kimselerdir. Sanki böylesine güzellik, böylesine çirkinlik görmemişsindir. Arkadaşlarım onlara: - Gidin şu nehire banın! dediler. Meğerse orada açıkta bir nehir varmış. Suyu sanki sâfi süttü, bembeyaz. . . Gidip içine banıp çıktılar. Çirkinlikleri tamamen gitmiş olark geri geldiler. İki tarafları da en güzel şekli almıştı. Beni dolaştıran arkadaşlarım açıkladılar: - Bu gördüğün, Adn cennetidir. Şu da metin makamındır. Gözümü çevirip baktım. Bu bir saraydı, tıpkı beyaz bir bulut gibi. - Beni gezdirin, içine bir gireyim! dedim. - Şimdilik hayır! Amma mutlaka gireceksin, dediler. Ben: - Geceden beri acaip şeyler gördüm, neydi bunlar? diye sordum. - Sana anlatacağız, dediler ve anlattılar: - Taşla başı yarılan, o ilk gördüğün adam, Kur'ân'ı atıp reddeden, farz namazlarda uyuyup kılmayan kimsedir. Ensesine kadar yüzünün derileri, burnu, gözü soyulan adam, evinden çıkıp yalanlar uydurup, etrafa yalan saran kimsedir. Fırın gibi bir binanın içinde gördüğün kadınlı erkekli çıplak kimseler, zina yapan erkek ve kadınlardır. Kan nehrinde yüzüp ağzına taş atılan adam fâiz yiyen adamdır. Ateşin yanında durup onu yakan ve etrafında dönen pis manzaralı adam, cehennemin, ateşin bekçisidir. Bahçede gördüğün uzun boylu adam İbrahim (aleyhissalâtu vesselâm)'di. Onun etrafındaki çocuklar ise, fıtrat üzere (bûluğa ermeden) ölen çocuklardır. " Cemaatten biri hemen atılarak: "- Ey Allah'ın Resülü! Müşrik çocukları da mı`?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): " Evet, dedi, müşrik çocukları da." ve anlatmaya devam etti: " Yarısı güzel yarısı çirkin yaratılışlı olan adamlara gelince, bunlar iyi amellerle kötü amelleri birbirine karıştırıp her ikisini de yapan kimselerdir. Allah onları affetmiştir." Buharî, Tà'bir 48, Ezân (Sıfatu's-Sal t) 156, Teheccüt 12, Cenâiz 93, Büyü 2. Cihâd 4, Bedül-Halk 6, Enbiya 8, Tefsir, Ber et 15, Edeb 69; Müslim 23, (2275); Tirmizî, Rü'ya 10, (2295). 942 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Biz öne geçen sonuncularız. Ben uyurken bana arzın hazineleri getirildi. Elime altından iki bilezik kondu. Bunlar benim nazarımda büyüdüler ve beni kederlendirdiler. Bana: "Bunlara üfle" diye vahyedildi. Ben de üfledim, derken uçup gittiler. Ben bunları, çıkacak olan ve aralarında bulunduğum iki yalancı olarak te'vil ettim: Birisi San 'a'nın lideri, diğeri de Yemâme'nin lideridir. " Buharî, Ta'bir 40, 70; Müslim, Rüya,22, (2274), Tirmizî,10, (2293). 943 - Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Rüyamda kendimi Mekke'den, hurma ağaçları bulunan bir beldeye hicret ediyorum gördüm. Ben bunu, hicretimin Yemâme'ye veya Hacer'e olacağı şeklinde tahmin etmiştim, meğer Yesrib Şehrine imiş. Bu rüyamda kendimi bir kılıncı sallıyor gördüm, kılıncın başı kopmuştu. Bu, Uhud Savaşı'nda mü'minlerin maruz kaldıkları musibete delâlet ediyormuş. Sonra kılıncımı tekrar salladım. Bu sefer, eskisinden daha iyi bir hal aldı. Bu da, Cenab-ı Hakk'ın fetih ve Müslümanların biraraya gelmeleri nevinden lutfettiği nimetlerine delâlet etti. O aynı rüyamda sığırlar ve Allah'ın (verdiği başka) hayrını gördüm. Sığırlar Uhud gününde mü'minlerden bir cemaate çıktı, (gördüğüm başka) hayır da Allah'ın Bedir'den sonra (nasib ettiği fetihlerin) hayrı ve bize Rabbimizin lutfettiği (Bedru'l-Mev'id) sıdkının sevabı olarak çıktı." Buhari, Ta'bir 39, 44, Menakıb 25, Meğazî 9, 26, Menâkıbu'l-Ensâr 45; Müslim, Rü'ya 20,(2272).[/SIZE][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Rüya tabirleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst