Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Taharet
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 171778" data-attributes="member: 5987"><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">İSTİNCANIN ADABI</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3509 - Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Bir gün Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte idim. Aleyhissalâtu vesselâm küçük abdest bozmak ihtiyacını duymuştu. Hemen bir duvarın dibine, kumlu toprak bulunan bir noktaya gelip abdest bozdular. Sonra da:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Sizden biri, küçük abdest bozmak isteyince bevli için uygun bir yer arasın!" buyurdular."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 2, (3).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3510 - Mugire İbnu şu'be radıyallahu anh anlatıyor: "Resüllullah aleyhissalatü vesselâm kazayı hâcet için gidince, yoldan uzak olurdu."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 1, (1); Tirmizi, Tahâret 16, (20); Nesâi, Tahâret 16, (1, 18, 19).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3511 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm: "İki lânetten korkun!" buyurdular. Ashab:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"İki lânet de nedir?" diye sorunca, açıkladılar:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"İnsanların yollarına abdest bozanla, gölgelerine abdest bozanlardır!''</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Müslim, Tahâret 68, (269); Ebu Dâvud, Tahâret 14, (25).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3512 - Yine Ebu Davud, Hz. Mu'âz radıyallahu anh'tan şu rivâyeti kaydetmiştir: "Lânete sebep olan üç yere abdest bozmaktan kaçının: Su yollarına, işlek yollara ve gölgeliklere."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 14, (26).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3513 - Abdullah İbnu Sercis radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm (yer üzerindeki haşerat) deliklerine akıtmayı yasakladı."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Katâde'ye: "Bu deliklere akıtmak niye mekruh kılındı?" diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Bunların cinlere ait meskenler olduğu söyleniyordu."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret, 16, (29); Nesâi, Tahâret 30; (1, 33, 34).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3514 - Abdullah İbnu Mugaffel radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kimse hamam yaptığı yere akıtmasın. Zirâ vesveselerin çoğu bu yüzden hâsıl olur."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 15, (27); Tirmizi, Tahâret 17, (21); Nesâi, Tahâret 32, (1, 34).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud'un rivâyetinde şu ziyâde var: "...sonra dönüp içinde yıkanacaktır."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3515 - Ümeyme Bintu Rukiyye radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın karyolasının altında bulundurduğu hurma küttüğünden bir çanağı vardı. Geceleyin ona küçük abdest bozardı.''</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 13, (24); Nesai, Tahâret 28, (1, 31).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3516 - Ebu Eyyub radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Helâya gittiğiniz vakit, (abdest bozarken) kıbleye ne önünüzü ne de arkanızı dönmeyin. Fakat yüzünüzü doğuya ve batıya dönderin."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Eyyüb der ki: "Şam'a gelince helâların yönlerinin hep kıble cihetine inşa edildiğini gördük. Onları (kullanırken yönümüzü yan çeviriyor, ayrıca Allah'tan mağfiret de diliyorduk."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Buhari, Vudü 11, Salât 29; Müslim, Tahâret 59, (264); Ebu Dâvud, Tahâret 4, (9) ; Tirmizi, Tahâret 6, (8); Nesâi, Tahâret 19, 20, 21, (1, 21, 22, 23).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3517 - İmam Mâlik'in bir rivâyeti şöyledir: "Ebu Eyyub radıyallahu anh Mısır'da iken demiştir ki: "Vallahi bu kiryas denen kenefleri nasıl kullanacağımı bilemiyorum. Zirâ Resülullah aleyhissalâtu vesselâm:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Biriniz büyük veya küçük abdest bozunca kıbleye yönelmesin, arka fercini de çevirmesin" demişti.''</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Muvatta, Kıble 1, (1, 193).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3518 - Mervân el-Asgar anlatıyor: "İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'yı devesini kıble istikametine ıhtırmış, sonra onun duldasına çömelip deveye doğru yönelerek akıtıyorken gördüm. Kendisine:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Ey Ebu Abdirrahmân, bu tarz akıtmaktan nehyedilmedik mi?" dedim.</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Evet, ama bundan, açık arazide nehyedildik. Seninle kıble arasında sana perde olan bir şey varsa bu durumda akıtmanda bir beis yok!" dedi.''</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 4, (11).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3519 - İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Bir ihtiyacım için, (bir gün kız kardeşim Hz.) Hafsa radıyallahu anhâ'nın evinin damına çıkmıştım. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ı, yüzünü Şam'a, arkasını da kıbleye çevirmiş olarak kaza-yı hâcet yapıyor gördüm."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Buhari, Vudü 12, 14, Humus 4; Müslim, Tahâret 62, (266); Muvatta, Kıble 3, (1, 193, 194); Ebu Dâvud, Tahâret 5, (12); Tirmizi, Tahâret 7, (11); Nesâi, Tahâret 22, (1, 23).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3520 - Müslim'in bir diğer rivâyetinde şöyle gelmiştir: "Abdullah anlatıyor: "Halk: "Kaza- yı hâcet için çömelince ne kıbleye karşı ne de Mescid-i Aksa'ya yönelme'' demektedir. Halbuki ben, bir işim için Hafsa radıyallahu anhâ'nın evinin damına çıkmıştım..'' Gerisi aynen devam eder.</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Müslim, Tahâret 61, (266).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3521 - Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Ben Resulullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraber idim. Bir kavmin küllüğüne gelince durup, ayakta küçük abdest bozdu.''</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3522 - Ebu Vâil'den şelen bir rivâyet şöyle: "Ebu Musa radıyallahu anh küçük abdest hususunda çok titiz davranır (üzerine sıçrantı değmemesi için âzami gayreti gösterirdi. O kadar ki,) küçük abdestini bir şişe içerisine bozar ve:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Beni İsrâil'den birinin bedenine sidik değecek olsa, adam kirlenen derisini bıçakla kazırdı" derdi.</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">(Bunu işiten) Huzeyfe radıyallahu anh dedi ki: "Arkadaşınızın titizliği bu kadar ileri götürmemesini tercih ederim. Ben, ResülulIah aleyhissalâtu vesselâm'la bir beraberliğimizi hatırlıyorum. Beraber yürüyorduk. Derken bir kavmin bir duvar gerisindeki küllüğüne rastladık. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, tıpkı sizden birinin ayakta bevletmesi gibi durup ayakta bevletti. Ben bu esnada kendilerinden uzaklaşmak istedim. Bana yakın durmamı işâret buyurdu. Geri gelip, hemen arkasında dikilip abdestini bozuncaya kadar bekledim.''</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Buhari, Vudü 62, 60, 61, Mezâlim 27; Müslim, Tahâret 73, 74, (273); Ebu Dâvud, Tahâret 12, (23); Tirmizi, Tahâret 9, (13); Nesâi, Tahâret 24, (3, 25).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3523 - Nâfi rahimehullah anlatıyor: "İbnu Ömer radıyallahu anh'ı ayakta bevlederken gördüm."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Muvatta, Tahâret 112, (1, 65).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3524 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Ben ayakta abdest bozarken, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm beni gördü ve:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Ey Ömer, ayakta akıtma" buyurdu. Ondan sonra hiç ayakta akıtmadım"</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3525 - Ubeydullah, Nâfi'den, o da Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'dan anlattığına göre, Hz. Ömer radıyallahu anh: "Ben müslüman olduğum zamandan beri ayakta abdest bozmadım!" demiştir."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Tahâret 8, (12).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Tirmizi: "Bu, Hz. Ömer'den daha sıhhatli olan rivayettir. Önceki rivâyet zayıftır'' der. Keza ilaveten der ki: "Ayakta abdest bozma yasağı te'dib içindir, tahrim için değil.'' Yine der ki: "İbnu Mes'ud radıyallahu anh'tan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Kişinin ayakta akıtması, nefsine karşı işlediği bir kabalıktır."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3526 - Hz. Aişe radıyallahu anh'dan rivâyete göre şöyle derdi: "Size kim, Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ın ayakta bevlettiğini söylerse, sakın onu tasdik etmeyin. O, daima çömelerek abdest bozardı."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Tahâret 8, (12); Nesâi, Tahâret 25, (1, 26).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3527 - Abdullah ibnu Ca'fer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Bir gün Resulullah aleyhissalâtu vesselâm beni, bineğinin terkisine bindirdi. Bana halktan kimseye söylemiyeceğim bir sözü sır olarak söyledi. Resülullah aleyhissâlatü vesselâm'ın kaza-yı hâcet için perdelendiği şeylerin O 'na en hoş geleni ya bir tümsek veya bir hurma kümesiydi."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Müslim, Hayz 79, (342); Ebu Dâvud, Cihâd 47, (2549).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3528 - Abdurrahman İbnu Hasene radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, elinde kalkan gibi bir şey olduğu halde bize doğru geldi ve onu yere bıraktı. Sonra onun gerisine çömelip ona doğru küçük abdest bozdu. Yanımızdakilerden biri: "(Resülullah'a) bakın, tıpkı kadınlar gibi abdest bozuyor" dedi. Aleyhissalatu vesselâm bu sözü işitmişti.</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Beni İsrâil'in arkadaşının başına geleni işitmedin mi" dedi ve devam etti: "Onlara idrar bulaşınca, bıçakla idrarın değdiği yeri kazıyorlardı. Arkadaşları onları bu tatbikattan yasakladı. Bu adam, yasaklaması sebebiyle kabrinde azaba uğradı."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 11, (22); Nesâi, Tahâret 26, (1, 26-28).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3529 - Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim, şöyle demişti: "İki kişi beraberce helaya gidip, avretleri açık kaza-yı hacet ederken konuşmasınlar. Zirâ Allah Teâla Hazretleri, bu hale gadab eder."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 7, (15).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3530 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kaza-yı hacette bulunmak istediği zaman yere yaklaşıncaya kadar elbisesini kaldırmazdı."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Taharet 6, (14); Tirmizi, Tahâret 10, (14).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3531 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Kim yüzüne sürme çekerse teklesin. Bu sözümü kim tutarsa işi en güzel şekilde yapmış olur, tutmayana bir mahzur yok. Kim abdest bozduktan sonra taş kullanarak temizlenirse teklesin. Kim böyle yaparsa güzel yapar, kim, de yapmazsa bir mahzur yok. Kim yemek yer ve dişlerinin arasından bir şey çıkarırsa onu dışarı atsın, kim de diliyle çıkarmışsa onu yesin. Kim bu söylediğimi yaparsa güzel yapar, kim de yapmazsa bir mahzur yok. Kim helaya giderse (imkân nisbetinde) tesettürde bulunsun, (kuytu bir yer) bulamazsa, hiç olmazsa kum (taş vs., den) bir tümsek yapıp ona arkasını dönsün, zira şeytan, insanoğlunun makadlarıyla (oturak kısmıyla) oynar. Kim bunu yaparsa en güzelini yapmış olur, yapamayana bir beis yok."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Taharet 19, (35).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3532 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm abdest bozmak isteyince, hiç kimsenin göremeyeceği kadar uzaklara giderdi."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 1, (2).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3533 - Hz. Selmân radıyallahu anh'ın anlattığına göre, müşrikler kendisine: "Sizin arkadaşınızın (Aleyhissalâtu vesselâm) sizlere helâda abdest bozmayı bile öğrettiğini görüyoruz'' demişlerdir. O da onlara Şöyle cevap vermiştir:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Evet, doğrudur. Resülümüz aleyhissalâtu vesselâm, bizi sağ elimizle istimca yapmaktan nehyetti, büyük veya küçük abdest bozarken, kıbleye yönelmekten de nehyetti. Abdest bozduktan sonra istinca ederken kurumuş hayvan mayısını veya kemiği kullanmamızı da nehyetti ve dedi ki:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Sizden kimse, üç taştan daha azı ile istinca etmesin.''</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Müslim, Tahâret 57, (262); Tirmizi, Tahâret 12, (16); Ebu Dâvud, Tahâret 4, (7); Nesâi, Tahâret 37, 42, (1, 38, 39, 43).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3534 - Yine Müslim'de Hz. Câbir'den gelen bir rivâyet şöyle:</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz istincada taş kullanırsa teklesin.''</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Müslim, Tahâret 24, (239).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3535 - Ebu Katâde radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz bevlederken zekerini sağ eliyle tutmasın, sağ eliyle istinca etmesin, (su içerken) kabın içine solumasın"</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Buhari, Vudü 18, 19, 25; Müslim, Tahâret 63, (267); Ebu Dâvud, Tahâret 18, (31); Tirmizi, Tahâret, 11, (15); Nesâi, Tahâret 23, 42, (1, 25, 43).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3536 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın sağ eli, suyuna ve yiyeceği (ne değmek) içindi. Sol eli de istinca ve kirletme hâsıl edecek şeyler içindi.''</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 18, (33).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3537 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Osman radıyallahu anh'ı işittim. Diyordu ki: "Resülullah'a biatta kullandığım sağ elle, müslüman olduğum o günden beri zekerime hiç değmedim.''</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Bu söz, "O, sağ eliyle hiç istincada bulunmamıştır'' şeklinde tefsir edilmiştir.</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Rezin tahriç etmiştir. İbnu Mâce, Tahâret 15, (311).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3538 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm helâya girince yüzüğünü çıkarırdı."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 10, (19); Tirmizi, Libâs 16, (1746); Nesâi, Zinet 54, (8, 178).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3539 - Yine Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm helâya girince: "Allahümme inni eüzü bike mine'I-hubsi ve'l-habâis. (Ya Rabbi! Pislikten ve pislenmekten sana sığınırım)" derdi."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 3, (4).</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">3540 - Bir rivâyette şöyle gelmiştir: "(Resülullah aleyhissalâtu vesselâm) buyurmuştur ki: "Şu kenefler, (cin ve şeytanların) hazır bulundukları yerlerdir. Öyleyse biriniz helâya girince: "Eüzu billahi mine'l-hubsi ve'I- habâis" (Pislikten ve pislenmekten Alllah'a sığınırım) desin."</span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><span style="font-size: 15px">Ebu Dâvud, Tahâret 3, (6).</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 171778, member: 5987"] [COLOR="DarkGreen"][SIZE="4"]İSTİNCANIN ADABI 3509 - Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Bir gün Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte idim. Aleyhissalâtu vesselâm küçük abdest bozmak ihtiyacını duymuştu. Hemen bir duvarın dibine, kumlu toprak bulunan bir noktaya gelip abdest bozdular. Sonra da: "Sizden biri, küçük abdest bozmak isteyince bevli için uygun bir yer arasın!" buyurdular." Ebu Dâvud, Tahâret 2, (3). 3510 - Mugire İbnu şu'be radıyallahu anh anlatıyor: "Resüllullah aleyhissalatü vesselâm kazayı hâcet için gidince, yoldan uzak olurdu." Ebu Dâvud, Tahâret 1, (1); Tirmizi, Tahâret 16, (20); Nesâi, Tahâret 16, (1, 18, 19). 3511 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm: "İki lânetten korkun!" buyurdular. Ashab: "İki lânet de nedir?" diye sorunca, açıkladılar: "İnsanların yollarına abdest bozanla, gölgelerine abdest bozanlardır!'' Müslim, Tahâret 68, (269); Ebu Dâvud, Tahâret 14, (25). 3512 - Yine Ebu Davud, Hz. Mu'âz radıyallahu anh'tan şu rivâyeti kaydetmiştir: "Lânete sebep olan üç yere abdest bozmaktan kaçının: Su yollarına, işlek yollara ve gölgeliklere." Ebu Dâvud, Tahâret 14, (26). 3513 - Abdullah İbnu Sercis radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm (yer üzerindeki haşerat) deliklerine akıtmayı yasakladı." Katâde'ye: "Bu deliklere akıtmak niye mekruh kılındı?" diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "Bunların cinlere ait meskenler olduğu söyleniyordu." Ebu Dâvud, Tahâret, 16, (29); Nesâi, Tahâret 30; (1, 33, 34). 3514 - Abdullah İbnu Mugaffel radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kimse hamam yaptığı yere akıtmasın. Zirâ vesveselerin çoğu bu yüzden hâsıl olur." Ebu Dâvud, Tahâret 15, (27); Tirmizi, Tahâret 17, (21); Nesâi, Tahâret 32, (1, 34). Ebu Dâvud'un rivâyetinde şu ziyâde var: "...sonra dönüp içinde yıkanacaktır." 3515 - Ümeyme Bintu Rukiyye radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın karyolasının altında bulundurduğu hurma küttüğünden bir çanağı vardı. Geceleyin ona küçük abdest bozardı.'' Ebu Dâvud, Tahâret 13, (24); Nesai, Tahâret 28, (1, 31). 3516 - Ebu Eyyub radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Helâya gittiğiniz vakit, (abdest bozarken) kıbleye ne önünüzü ne de arkanızı dönmeyin. Fakat yüzünüzü doğuya ve batıya dönderin." Ebu Eyyüb der ki: "Şam'a gelince helâların yönlerinin hep kıble cihetine inşa edildiğini gördük. Onları (kullanırken yönümüzü yan çeviriyor, ayrıca Allah'tan mağfiret de diliyorduk." Buhari, Vudü 11, Salât 29; Müslim, Tahâret 59, (264); Ebu Dâvud, Tahâret 4, (9) ; Tirmizi, Tahâret 6, (8); Nesâi, Tahâret 19, 20, 21, (1, 21, 22, 23). 3517 - İmam Mâlik'in bir rivâyeti şöyledir: "Ebu Eyyub radıyallahu anh Mısır'da iken demiştir ki: "Vallahi bu kiryas denen kenefleri nasıl kullanacağımı bilemiyorum. Zirâ Resülullah aleyhissalâtu vesselâm: "Biriniz büyük veya küçük abdest bozunca kıbleye yönelmesin, arka fercini de çevirmesin" demişti.'' Muvatta, Kıble 1, (1, 193). 3518 - Mervân el-Asgar anlatıyor: "İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'yı devesini kıble istikametine ıhtırmış, sonra onun duldasına çömelip deveye doğru yönelerek akıtıyorken gördüm. Kendisine: "Ey Ebu Abdirrahmân, bu tarz akıtmaktan nehyedilmedik mi?" dedim. "Evet, ama bundan, açık arazide nehyedildik. Seninle kıble arasında sana perde olan bir şey varsa bu durumda akıtmanda bir beis yok!" dedi.'' Ebu Dâvud, Tahâret 4, (11). 3519 - İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Bir ihtiyacım için, (bir gün kız kardeşim Hz.) Hafsa radıyallahu anhâ'nın evinin damına çıkmıştım. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ı, yüzünü Şam'a, arkasını da kıbleye çevirmiş olarak kaza-yı hâcet yapıyor gördüm." Buhari, Vudü 12, 14, Humus 4; Müslim, Tahâret 62, (266); Muvatta, Kıble 3, (1, 193, 194); Ebu Dâvud, Tahâret 5, (12); Tirmizi, Tahâret 7, (11); Nesâi, Tahâret 22, (1, 23). 3520 - Müslim'in bir diğer rivâyetinde şöyle gelmiştir: "Abdullah anlatıyor: "Halk: "Kaza- yı hâcet için çömelince ne kıbleye karşı ne de Mescid-i Aksa'ya yönelme'' demektedir. Halbuki ben, bir işim için Hafsa radıyallahu anhâ'nın evinin damına çıkmıştım..'' Gerisi aynen devam eder. Müslim, Tahâret 61, (266). 3521 - Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Ben Resulullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraber idim. Bir kavmin küllüğüne gelince durup, ayakta küçük abdest bozdu.'' 3522 - Ebu Vâil'den şelen bir rivâyet şöyle: "Ebu Musa radıyallahu anh küçük abdest hususunda çok titiz davranır (üzerine sıçrantı değmemesi için âzami gayreti gösterirdi. O kadar ki,) küçük abdestini bir şişe içerisine bozar ve: "Beni İsrâil'den birinin bedenine sidik değecek olsa, adam kirlenen derisini bıçakla kazırdı" derdi. (Bunu işiten) Huzeyfe radıyallahu anh dedi ki: "Arkadaşınızın titizliği bu kadar ileri götürmemesini tercih ederim. Ben, ResülulIah aleyhissalâtu vesselâm'la bir beraberliğimizi hatırlıyorum. Beraber yürüyorduk. Derken bir kavmin bir duvar gerisindeki küllüğüne rastladık. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, tıpkı sizden birinin ayakta bevletmesi gibi durup ayakta bevletti. Ben bu esnada kendilerinden uzaklaşmak istedim. Bana yakın durmamı işâret buyurdu. Geri gelip, hemen arkasında dikilip abdestini bozuncaya kadar bekledim.'' Buhari, Vudü 62, 60, 61, Mezâlim 27; Müslim, Tahâret 73, 74, (273); Ebu Dâvud, Tahâret 12, (23); Tirmizi, Tahâret 9, (13); Nesâi, Tahâret 24, (3, 25). 3523 - Nâfi rahimehullah anlatıyor: "İbnu Ömer radıyallahu anh'ı ayakta bevlederken gördüm." Muvatta, Tahâret 112, (1, 65). 3524 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Ben ayakta abdest bozarken, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm beni gördü ve: "Ey Ömer, ayakta akıtma" buyurdu. Ondan sonra hiç ayakta akıtmadım" 3525 - Ubeydullah, Nâfi'den, o da Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'dan anlattığına göre, Hz. Ömer radıyallahu anh: "Ben müslüman olduğum zamandan beri ayakta abdest bozmadım!" demiştir." Tirmizi, Tahâret 8, (12). Tirmizi: "Bu, Hz. Ömer'den daha sıhhatli olan rivayettir. Önceki rivâyet zayıftır'' der. Keza ilaveten der ki: "Ayakta abdest bozma yasağı te'dib içindir, tahrim için değil.'' Yine der ki: "İbnu Mes'ud radıyallahu anh'tan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Kişinin ayakta akıtması, nefsine karşı işlediği bir kabalıktır." 3526 - Hz. Aişe radıyallahu anh'dan rivâyete göre şöyle derdi: "Size kim, Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ın ayakta bevlettiğini söylerse, sakın onu tasdik etmeyin. O, daima çömelerek abdest bozardı." Tirmizi, Tahâret 8, (12); Nesâi, Tahâret 25, (1, 26). 3527 - Abdullah ibnu Ca'fer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Bir gün Resulullah aleyhissalâtu vesselâm beni, bineğinin terkisine bindirdi. Bana halktan kimseye söylemiyeceğim bir sözü sır olarak söyledi. Resülullah aleyhissâlatü vesselâm'ın kaza-yı hâcet için perdelendiği şeylerin O 'na en hoş geleni ya bir tümsek veya bir hurma kümesiydi." Müslim, Hayz 79, (342); Ebu Dâvud, Cihâd 47, (2549). 3528 - Abdurrahman İbnu Hasene radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, elinde kalkan gibi bir şey olduğu halde bize doğru geldi ve onu yere bıraktı. Sonra onun gerisine çömelip ona doğru küçük abdest bozdu. Yanımızdakilerden biri: "(Resülullah'a) bakın, tıpkı kadınlar gibi abdest bozuyor" dedi. Aleyhissalatu vesselâm bu sözü işitmişti. "Beni İsrâil'in arkadaşının başına geleni işitmedin mi" dedi ve devam etti: "Onlara idrar bulaşınca, bıçakla idrarın değdiği yeri kazıyorlardı. Arkadaşları onları bu tatbikattan yasakladı. Bu adam, yasaklaması sebebiyle kabrinde azaba uğradı." Ebu Dâvud, Tahâret 11, (22); Nesâi, Tahâret 26, (1, 26-28). 3529 - Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim, şöyle demişti: "İki kişi beraberce helaya gidip, avretleri açık kaza-yı hacet ederken konuşmasınlar. Zirâ Allah Teâla Hazretleri, bu hale gadab eder." Ebu Dâvud, Tahâret 7, (15). 3530 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kaza-yı hacette bulunmak istediği zaman yere yaklaşıncaya kadar elbisesini kaldırmazdı." Ebu Dâvud, Taharet 6, (14); Tirmizi, Tahâret 10, (14). 3531 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim yüzüne sürme çekerse teklesin. Bu sözümü kim tutarsa işi en güzel şekilde yapmış olur, tutmayana bir mahzur yok. Kim abdest bozduktan sonra taş kullanarak temizlenirse teklesin. Kim böyle yaparsa güzel yapar, kim, de yapmazsa bir mahzur yok. Kim yemek yer ve dişlerinin arasından bir şey çıkarırsa onu dışarı atsın, kim de diliyle çıkarmışsa onu yesin. Kim bu söylediğimi yaparsa güzel yapar, kim de yapmazsa bir mahzur yok. Kim helaya giderse (imkân nisbetinde) tesettürde bulunsun, (kuytu bir yer) bulamazsa, hiç olmazsa kum (taş vs., den) bir tümsek yapıp ona arkasını dönsün, zira şeytan, insanoğlunun makadlarıyla (oturak kısmıyla) oynar. Kim bunu yaparsa en güzelini yapmış olur, yapamayana bir beis yok." Ebu Dâvud, Taharet 19, (35). 3532 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm abdest bozmak isteyince, hiç kimsenin göremeyeceği kadar uzaklara giderdi." Ebu Dâvud, Tahâret 1, (2). 3533 - Hz. Selmân radıyallahu anh'ın anlattığına göre, müşrikler kendisine: "Sizin arkadaşınızın (Aleyhissalâtu vesselâm) sizlere helâda abdest bozmayı bile öğrettiğini görüyoruz'' demişlerdir. O da onlara Şöyle cevap vermiştir: "Evet, doğrudur. Resülümüz aleyhissalâtu vesselâm, bizi sağ elimizle istimca yapmaktan nehyetti, büyük veya küçük abdest bozarken, kıbleye yönelmekten de nehyetti. Abdest bozduktan sonra istinca ederken kurumuş hayvan mayısını veya kemiği kullanmamızı da nehyetti ve dedi ki: "Sizden kimse, üç taştan daha azı ile istinca etmesin.'' Müslim, Tahâret 57, (262); Tirmizi, Tahâret 12, (16); Ebu Dâvud, Tahâret 4, (7); Nesâi, Tahâret 37, 42, (1, 38, 39, 43). 3534 - Yine Müslim'de Hz. Câbir'den gelen bir rivâyet şöyle: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz istincada taş kullanırsa teklesin.'' Müslim, Tahâret 24, (239). 3535 - Ebu Katâde radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz bevlederken zekerini sağ eliyle tutmasın, sağ eliyle istinca etmesin, (su içerken) kabın içine solumasın" Buhari, Vudü 18, 19, 25; Müslim, Tahâret 63, (267); Ebu Dâvud, Tahâret 18, (31); Tirmizi, Tahâret, 11, (15); Nesâi, Tahâret 23, 42, (1, 25, 43). 3536 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın sağ eli, suyuna ve yiyeceği (ne değmek) içindi. Sol eli de istinca ve kirletme hâsıl edecek şeyler içindi.'' Ebu Dâvud, Tahâret 18, (33). 3537 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Osman radıyallahu anh'ı işittim. Diyordu ki: "Resülullah'a biatta kullandığım sağ elle, müslüman olduğum o günden beri zekerime hiç değmedim.'' Bu söz, "O, sağ eliyle hiç istincada bulunmamıştır'' şeklinde tefsir edilmiştir. Rezin tahriç etmiştir. İbnu Mâce, Tahâret 15, (311). 3538 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm helâya girince yüzüğünü çıkarırdı." Ebu Dâvud, Tahâret 10, (19); Tirmizi, Libâs 16, (1746); Nesâi, Zinet 54, (8, 178). 3539 - Yine Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm helâya girince: "Allahümme inni eüzü bike mine'I-hubsi ve'l-habâis. (Ya Rabbi! Pislikten ve pislenmekten sana sığınırım)" derdi." Ebu Dâvud, Tahâret 3, (4). 3540 - Bir rivâyette şöyle gelmiştir: "(Resülullah aleyhissalâtu vesselâm) buyurmuştur ki: "Şu kenefler, (cin ve şeytanların) hazır bulundukları yerlerdir. Öyleyse biriniz helâya girince: "Eüzu billahi mine'l-hubsi ve'I- habâis" (Pislikten ve pislenmekten Alllah'a sığınırım) desin." Ebu Dâvud, Tahâret 3, (6).[/SIZE][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Taharet
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst