Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Tefsir, Kur’an’ın Fazileti
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 171971" data-attributes="member: 5987"><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">RA'D SURESİ</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">663 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Cenâb-ı Hakk'ın: "Arzda birbirine komşu kıt'alar vardır, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki hepsi bir su ile sulanıyor. (Böyle iken) biz onlardan bazısını yemişlerinde (ve tadlarında), bazısından üstün kılıyoruz. İşte bunlarda da aklını kullanacak zümreler için elbette âyetler vardır" (Ra'd, 4). Kelâm-ı İlâhisinde geçen "üstünlük"ü şöyle açıkladılar: "Bu onların, kalitesiz, fârisi çeşitten tatlı ve ekşi oluşlarıdır."</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Tefsir, Ra'd, (3117).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">İBRAHİM (ALEYHİSSELAM) SURESİ</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">664 - Ebu Umame (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ardında cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir" (İbrahim 14, 16) ayeti hakkında şu açıklamayı yaptı: "İrin ağzına yaklaştırılır, ondan ikrah eder, iğrenir. Biraz daha yaklaştırılınca suratı yanar ve başının derisi dökülür. İrini içince kıçından çıkıncaya kadar, (geçtiği yerleri ve bu meyanda) bağırsaklarını param parça eder."</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Resûlullah bu açıklama üzerine şu ayetleri okudu: "...Ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimseler..." (Muhammed, 15).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">"...Onlar yardım istediklerinde erimiş mâden gibi, yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur" (Kehf, 29).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Cehennem, 4, (2586).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">665 - Enes İbnu Mâlik (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah'ın hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan -Rabbinin izniyle her zaman meyve veren- hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun?" (İbrahim, 24-25) ayetinde zikredilen ağaç hakkında: "O hurma ağacıdır" buyurdu. Ve müteakip ayette ifade edilen kötü ağacı da hanzale'ye (zakkum, Ebu Cehil karpuzu da denir, mercimek ağacıdır) benzetti. Ayet şöyle: "Çirkin bir söz de yerden koparılmış, hiç bir sebatı olmayan kötü bir ağaca benzer" (İbrahim, 26).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Tefsir, İbrahim (3118).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">666 - el-Berâ İbnu'l-Âzib (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Müslüman, kabirde suale maruz kalınca: "Allah'tan başka ilah bulunmadığı ve Muhammed'in O'nun kulu olduğuna şehadet eder". Bunun delili şu ayettir: "Allah inananları dünya hayatında ve ahirette sağlam bir söz üzerine tutar; zâlimleri de saptırır..." (İbrahim, 27).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Buhari, Cenaiz 87, Tefsir, İbrahim 2; Müslim, Sıfatu'l-Cenne, 13, (2871); Tirmizi, Tefsir, İbrahim (3119); Ebu Davud, Sünne 27, (4750); Nesai, Cenaiz 114, (4, 101); İbnu Mace, Zühd 32, (4269).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">667 - İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "Allah'ın verdiği nimetleri nankörlükle karşılayanları ve milletlerini helâk yurduna, yaslanacakları cehenneme götürenleri görmüyor musun?" (İbrahim, 27-28) ayetini açıklama sadedinde: "Onlar vallahi Kureyş kâfirleridir. Nankörlükle karşılanan nimet de Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'dir. "Helak yurduna... götürdüler"in manası, "Bedir günü ateşe ... götürdüler" demektir.</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Buhari, Megazi 7, Tefsir, İbrahim 3.</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">668 - Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e şu ayetten sordum: "Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah'ın huzuruna çıktıkları günde sakın, Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma..." (İbrahim, 47-48). Ve dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü, o gün insanlar nerede olacaklar?"</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">-"Sırat üzerinde" cevabını verdi.</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Müslim, Münafıkun 29, (2791); Tirmizi, Tefsir, İbrahim, (3120).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">HİCR SURESİ</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">669 - İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın arkasında çok güzel bir kadın namaz kılıyordu. Cemaatten bazıları onu görmemek için ön safa kaçıyor, (münafık ve cahil takımından) bazıları da en arka safa geliyor, rükuya vardığı zaman koltuğunun altından ona bakıyordu. Bu durum üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Andolsun, sizden öne geçenleri de biz biliriz, geri kalanları da biz biliriz" (Hicr, 24).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Nesai, İmamet (2, 118); Tirmizi Tefsir, Hicr, (3122).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">670 - Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Mü'minin ferasetinden kaçının, çünkü o Allahu Teâla'nın nuruyla bakar" buyurup sonra şu ayeti okudular: "Elbette bunda fikr u firaseti olanlar için ibretler vardır" (Hicr, 75)</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3125).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">671 - İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) demiştir ki: "Andolsun ki sana Seb'u'l-Mesâni'yi ve Kur'ân-ı Azim'i verdik" (Hicr 87) ayetinde geçen es-Seb'u'l-Mesânî, uzun sureler (tıvel)dir."</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Nesâî, Salat 26, (2, 139).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">672 - Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "Kur'ân'ı parçalayanlara da..." (Hicr, 91) ayetini açıklamak üzere: "Onlar Ehl-i Kitap'tır, yani Yahidi ve Hıristiyanlar. Bunlar onu parçalara bölerek bazı kısımlarına inandılar, bazı kısımlarına inanmadılar" buyurmuştur.</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Buhari, Tefsir, Hicr 4, Menâkibu'l-Ensar 52.</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">673 - Hz. Enes (radıyallahu anh), "Rablerine andolsun ki hepsini yaptıklarından sorumlu tutacağız" (Hicr, 92-93) ayeti ile ilgili olarak: "Onlar 'Lailahe illallah' demekten sorumlu olacaklar" demiştir.</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3126); Buhari, hadisi bab başlığı olarak kaydetmiştir.</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">NAHL SURESİ</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">674 - İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkâr edip, gönlünü kâfirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır, büyük azab da onlar içindir" (Nalh, 106) ayetindeki umumi hükümden şöyle bir istisna yaptı: "Rabbin, türlü eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, Allah uğrunda savaşan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin şüphesiz bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder." (Nahl, 110).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Burada kastedilen Abdullah İbnu Ebi Sarh'tır. Bu zat, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın vahiy kâtibi idi. Şeytan onu şaşırttı. Kâfirlere katılmasına sebep oldu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Fetih günü, onun öldürülmesini emretti. Araya Hz. Osman girerek affını diledi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da onu affetti."</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Nesâî, Tahrimu'd-Dem 15, (7, 107).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">675 - Übey İbnu Ka'b (radıyallahu anh) anlatıyor: "Uhud savaşında Ensar'dan altmış dört, Muhacirler'den de altı kişi şehid düştü (radıyallahu anhüm ecmain). Bu şehidlerden biri de Hz. Hamza (radıyallahu anh) idi. Bunların cesedlerinden bazı uzuvlarını kopararak hakaretlerde bulundular. Bunun üzerine Ensâr: "Bir gün beze de böyle bir fırsat düşerse, bu hakaretin daha fazlasını yapacağız" dediler.</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Mekke'nin fethi günü olunca şu ayet indi: "Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın ayniyle mukabele edin. Sabrederseniz andolsun ki bu sabredenler için daha iyidir." (Nahl, 126).</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Bir adam: Bugünden sonra Kureyş yok! dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Dört kişiden başka kimseye dokunmayın" diye emretti."</span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: Purple"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Tefsir, Nahl (3128).</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 171971, member: 5987"] [COLOR="Purple"][SIZE="4"]RA'D SURESİ 663 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Cenâb-ı Hakk'ın: "Arzda birbirine komşu kıt'alar vardır, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki hepsi bir su ile sulanıyor. (Böyle iken) biz onlardan bazısını yemişlerinde (ve tadlarında), bazısından üstün kılıyoruz. İşte bunlarda da aklını kullanacak zümreler için elbette âyetler vardır" (Ra'd, 4). Kelâm-ı İlâhisinde geçen "üstünlük"ü şöyle açıkladılar: "Bu onların, kalitesiz, fârisi çeşitten tatlı ve ekşi oluşlarıdır." Tirmizi, Tefsir, Ra'd, (3117). İBRAHİM (ALEYHİSSELAM) SURESİ 664 - Ebu Umame (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ardında cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir" (İbrahim 14, 16) ayeti hakkında şu açıklamayı yaptı: "İrin ağzına yaklaştırılır, ondan ikrah eder, iğrenir. Biraz daha yaklaştırılınca suratı yanar ve başının derisi dökülür. İrini içince kıçından çıkıncaya kadar, (geçtiği yerleri ve bu meyanda) bağırsaklarını param parça eder." Resûlullah bu açıklama üzerine şu ayetleri okudu: "...Ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimseler..." (Muhammed, 15). "...Onlar yardım istediklerinde erimiş mâden gibi, yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur" (Kehf, 29). Tirmizi, Cehennem, 4, (2586). 665 - Enes İbnu Mâlik (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah'ın hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan -Rabbinin izniyle her zaman meyve veren- hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun?" (İbrahim, 24-25) ayetinde zikredilen ağaç hakkında: "O hurma ağacıdır" buyurdu. Ve müteakip ayette ifade edilen kötü ağacı da hanzale'ye (zakkum, Ebu Cehil karpuzu da denir, mercimek ağacıdır) benzetti. Ayet şöyle: "Çirkin bir söz de yerden koparılmış, hiç bir sebatı olmayan kötü bir ağaca benzer" (İbrahim, 26). Tirmizi, Tefsir, İbrahim (3118). 666 - el-Berâ İbnu'l-Âzib (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Müslüman, kabirde suale maruz kalınca: "Allah'tan başka ilah bulunmadığı ve Muhammed'in O'nun kulu olduğuna şehadet eder". Bunun delili şu ayettir: "Allah inananları dünya hayatında ve ahirette sağlam bir söz üzerine tutar; zâlimleri de saptırır..." (İbrahim, 27). Buhari, Cenaiz 87, Tefsir, İbrahim 2; Müslim, Sıfatu'l-Cenne, 13, (2871); Tirmizi, Tefsir, İbrahim (3119); Ebu Davud, Sünne 27, (4750); Nesai, Cenaiz 114, (4, 101); İbnu Mace, Zühd 32, (4269). 667 - İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "Allah'ın verdiği nimetleri nankörlükle karşılayanları ve milletlerini helâk yurduna, yaslanacakları cehenneme götürenleri görmüyor musun?" (İbrahim, 27-28) ayetini açıklama sadedinde: "Onlar vallahi Kureyş kâfirleridir. Nankörlükle karşılanan nimet de Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'dir. "Helak yurduna... götürdüler"in manası, "Bedir günü ateşe ... götürdüler" demektir. Buhari, Megazi 7, Tefsir, İbrahim 3. 668 - Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e şu ayetten sordum: "Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah'ın huzuruna çıktıkları günde sakın, Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma..." (İbrahim, 47-48). Ve dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü, o gün insanlar nerede olacaklar?" -"Sırat üzerinde" cevabını verdi. Müslim, Münafıkun 29, (2791); Tirmizi, Tefsir, İbrahim, (3120). HİCR SURESİ 669 - İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın arkasında çok güzel bir kadın namaz kılıyordu. Cemaatten bazıları onu görmemek için ön safa kaçıyor, (münafık ve cahil takımından) bazıları da en arka safa geliyor, rükuya vardığı zaman koltuğunun altından ona bakıyordu. Bu durum üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Andolsun, sizden öne geçenleri de biz biliriz, geri kalanları da biz biliriz" (Hicr, 24). Nesai, İmamet (2, 118); Tirmizi Tefsir, Hicr, (3122). 670 - Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Mü'minin ferasetinden kaçının, çünkü o Allahu Teâla'nın nuruyla bakar" buyurup sonra şu ayeti okudular: "Elbette bunda fikr u firaseti olanlar için ibretler vardır" (Hicr, 75) Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3125). 671 - İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) demiştir ki: "Andolsun ki sana Seb'u'l-Mesâni'yi ve Kur'ân-ı Azim'i verdik" (Hicr 87) ayetinde geçen es-Seb'u'l-Mesânî, uzun sureler (tıvel)dir." Nesâî, Salat 26, (2, 139). 672 - Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "Kur'ân'ı parçalayanlara da..." (Hicr, 91) ayetini açıklamak üzere: "Onlar Ehl-i Kitap'tır, yani Yahidi ve Hıristiyanlar. Bunlar onu parçalara bölerek bazı kısımlarına inandılar, bazı kısımlarına inanmadılar" buyurmuştur. Buhari, Tefsir, Hicr 4, Menâkibu'l-Ensar 52. 673 - Hz. Enes (radıyallahu anh), "Rablerine andolsun ki hepsini yaptıklarından sorumlu tutacağız" (Hicr, 92-93) ayeti ile ilgili olarak: "Onlar 'Lailahe illallah' demekten sorumlu olacaklar" demiştir. Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3126); Buhari, hadisi bab başlığı olarak kaydetmiştir. NAHL SURESİ 674 - İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkâr edip, gönlünü kâfirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır, büyük azab da onlar içindir" (Nalh, 106) ayetindeki umumi hükümden şöyle bir istisna yaptı: "Rabbin, türlü eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, Allah uğrunda savaşan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin şüphesiz bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder." (Nahl, 110). Burada kastedilen Abdullah İbnu Ebi Sarh'tır. Bu zat, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın vahiy kâtibi idi. Şeytan onu şaşırttı. Kâfirlere katılmasına sebep oldu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Fetih günü, onun öldürülmesini emretti. Araya Hz. Osman girerek affını diledi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da onu affetti." Nesâî, Tahrimu'd-Dem 15, (7, 107). 675 - Übey İbnu Ka'b (radıyallahu anh) anlatıyor: "Uhud savaşında Ensar'dan altmış dört, Muhacirler'den de altı kişi şehid düştü (radıyallahu anhüm ecmain). Bu şehidlerden biri de Hz. Hamza (radıyallahu anh) idi. Bunların cesedlerinden bazı uzuvlarını kopararak hakaretlerde bulundular. Bunun üzerine Ensâr: "Bir gün beze de böyle bir fırsat düşerse, bu hakaretin daha fazlasını yapacağız" dediler. Mekke'nin fethi günü olunca şu ayet indi: "Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın ayniyle mukabele edin. Sabrederseniz andolsun ki bu sabredenler için daha iyidir." (Nahl, 126). Bir adam: Bugünden sonra Kureyş yok! dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Dört kişiden başka kimseye dokunmayın" diye emretti." Tirmizi, Tefsir, Nahl (3128).[/SIZE][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Tefsir, Kur’an’ın Fazileti
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst