Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Tefsir, Kur’an’ın Fazileti
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 171973" data-attributes="member: 5987"><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">KEHF SURESİ</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">691 - Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Kim Kehf sûresinin başından -bir rivayette; sonundan- on âyet ezberlerse Mesih Deccâl'in şerrinden emin olur."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Müslim, Salatu'l-Müsâfirin 257, (809); Ebu Davud, Melahim 14, (4323); Tirmizi, Fedailu'l-Kur'ân 6, (2888).</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">692 - İbnu'l-Müseyyeb diyorki: "Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Ama bâki kalacak faydalı işler, sevap olarak da, emel olarak da Rabbinin katında daha hayırlıdır" (Kehf, 46) ayetinde geçen "baki kalacak faydalı işler", kulun sarfedeceği "Allahu ekber", "Sübhanallah", "Elhamdulillah", "Lailahe illallah", "Lâ-havle ve-lâ kuvvete illa billâh" sözlerdir."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Muvatta, Kur'ân 22, (1, 210).</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">693 - Said İbnu Cübeyr anlatıyor:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">"İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'a dedim ki: "Nevf el-Bekkâli, İsrailoğullarının peygamberi olan Hz. Musa (aleyhisselam), Hızır'ın arkadaşı olan Musa olmadığını zannediyor."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Bana şu cevabı verdi: "Allah'ın düşmanı yalan söylüyor. Ben Übeyy İbnu Ka'b (radıyallahu anh)'ı dinledim. Demişti ki: "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'tan işittim, şunu anlattı:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">"Musa (aleyhisselam) Beni İsrail'e hutbe irad etmek üzere ayağa kalktı. Kendisine, "insanların en bilgini kimdir?" diye soruldu: I: "Benim" diye cevap verdi. Cenab-ı Hak, "Allahu a'lem (yani en iyi bilen Allah'tır)" demediği için Musa'yı azarladı. Ve: "İki denizin birleştiği yerde bulunan bir kulum senden daha alimdir" diye ona vahyetti.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Hz. Musa (aleyhisselam):</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Ey Rabbim ben onu nasıl bulabilirim? diye sordu. Kendisine:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Bir zenbile bir balık koy, onu sırtına al. Balığı nerede yitirirsen o zat oradadır" dendi.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Dendiği gibi yaparak yola çıktı. Kendisiyle beraber, hizmetçisi olan Yuşa İbnu Nûn da yola çıktı. Beraberce yürüyerek bir kayanın yanına geldiler. Hz. Musa ve hizmetçisi dinlenmek üzere orada yattılar. Balık kımıldayarak zenbilden çıkıp denize kaydı. Allah ondan suyun akıntısını tuttu. Öyle ki su kemer gibi oldu. Balık için bir kanal meydana gelmişti. Hz. Musa (aleyhisselam) ve hizmetçisi (balık için olduğunu bilmeksizin) bu manzaraya şaşırdılar. Günlerinin geri kalan kısmı ile o gece boyu da yürüdüler. Musa'nın arkadaşı ona, balığın gitmesini haber vermeyi unutmuştu. Sabah olunca Hz. Musa (aleyhisselam) hizmetcisine: "Hele sabah kahvaltımızı getir. Biz bu yolculukta yorulduk" dedi. Ama emrolunduğu yere gelinceye kadar yorulmamıştı. Hizmetçi:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Hani bir kayanın yanına gelmiş yatmıştık ya! Ben balığı orada unuttum. Onu hatırlatmayı, bana mutlaka şeytan unutturdu. Balık denize şaşılacak şekilde sıvışıp gitmişti" dedi.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Musa (aleyhisselam): "Bizim aradığımız orasıydı" dedi ve hemen izlerinin üzerine geri döndüler.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">İzlerini takiben yürüyerek kayaya kadar geldiler. Musa (aleyhisselam) orada örtüsüne bürünmüş bir adam gördü ve ona selam verdi. Hızır aleyhisselam ona:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Senin bu yerinde selâm ne gezer!"</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Ben Musa'yım."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Benû İsrail'in Musa'sı mı?"</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Evet."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Sen, Allah'ın sana öğrettiği bir ilmi bilmektesin ki ben onu bilmem. Ben de Allah'ın bana öğrettiği bir ilmi bilmekteyim ki, onu da sen bilemezsin."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Allah'ın sana öğrettiği hakkı bana öğretmen şartıyla sana uymamı kabul eder misin?"</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Sen benimle beraber olmak sabrını gösteremezsin. Mahiyet ve hikmetini bilmediğin şeye nasıl sabredeceksin ki?"</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"İnşallah sen beni çok sabırlı bulacaksın. Hem ben senin hiç bir emrine karşı gelmeyeceğim."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Öyleyse gel. Ancak, madem bana tabi olacaksın, ben sana haber vermedikçe bana hiç bir şey sormayacaksın!" dedi. Hz. Musa (aleyhisselam):</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Tamam!" dedi.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Hz. Musa ve Hz. Hızır (aleyhisselam) beraberce gittiler. Deniz kıyısında yürüyorlardı. Bir gemiye rastladılar. Kendilerin gemiye almalarını söylediler. Gemi sahipleri Hızır (aleyhisselam)'ı tanıdılar. Ve ücret istemeksizin onları gemiye aldılar.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Hızır (aleyhisselam), gidip, geminin tahtalarından birini deldi. Hz. Musa (aleyhisselam) ona:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Bak, bunlar bizi bedava gemilerine aldılar, sen gidip gemilerini deldin, adamları boğacaksın. Hiç de yakışık almayan bir iş yaptın!" dedi.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Hızır:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Ben sana, "benimle bulunmaya sabredemezsin" demedim mi?" dedi.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Hz. Musa:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Unuttuğum şey sebebiyle beni sigaya çekme. Bu iş sebebiyle bana zorluk çıkarma!" ricasında bulundu.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Sonra bunlar gemiden indiler. Sahil boyu yürürken, çocuklarla oynayan bir yavrucak gördüler. Hızır (aleyhisselam) yavrucağı yakaladığı gibi eliyle başını kopararak çocuğu öldürdü. Musa (aleyhisselam):</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Masum bir çocuğu kısas hakkın olmaksızın niye öldürdün. Bu çok yadırganacak bir iş!" dedi.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Ben sana demedim mi, sen benim beraberliğime sabredemezsin!" diye Hızır (aleyhisselam), Musa'ya çıkıştı. Hz. Musa:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Ama bu birinciden de şiddetli idi" dedi ve ilave etti: "Bundan sonra sana bir şey sorarsam, beni arkadaş etme, nazarımda bu hususta haklı sayılacaksın" dedi.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Yola devam ettiler. Bir köye geldiler. Halktan yiyecek birşeyler istediler. Ama kimse onları ağırlamadı. Köyde yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar. Hızır (aleyhisselam) eliyle şöyle göstererek: "Eğilmiş" diyordu. Onu doğrulttu. Hz. Musa (aleyhisselam) ona:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Bir cemaat ki, kendilerine geliyoruz, bize ilgi gösterip, ağırlamıyorlar, yiyecek vermiyorlar. Sen onlara bedava iş yapıyorsun, dilesen ücret alabilirdin!" dedi.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Hızır (aleyhisselam), Hz. Musa'ya:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Artık birbirimizden ayrılma zamanı geldi. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin te'vilini haber vereceğim" dedi.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu ara ilave etti:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Allah Musa'ya rahmet buyursun. Keşke, Hz. Hızır'la beraberliğe sabretseydi de maceralarını bize nakletseydi, bunu ne kadar isterdim!"</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Ravi devam ediyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Birinci (soru)su Musa'nın bir unutması idi. Bir serçe gelerek geminin kenarına kondu. Sonra denizden gagasıyla su aldı. Hz. Hızır bunu göstererek Hz. Musa'ya, "Bak, dedi. Benim ve senin ilmin ve diğer mahlukatın ilmi, Allah'ın ilminden, şu kuşun denizden eksilttiği kadar eksiltir."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Buhari, Tefsir, Kehf 2, 3, 4, İlm 16, 19, 44, İcare 7, Şurût 12, Bed'u'l-Halk 11, Enbiya 27, Tevhid 31; Müslim, Fedail 170, (2380); Tirmizi, Tefsir, Kehf, (3148); Ebu Davud, Sünnet 17, (4705, 4706, 4707).</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">694 - Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), "duvarın altında onların bir hazinesi vardı" (Kehf, 82) âyetini açıkladı ve: "O hazine altın ve gümüştendi" buyurdu.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Tefsir, (3153).</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">695 - Zeyneb Bintu Cahş (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün korkulu bir vaziyette odaya girdi. Şöyle diyordu: "Lâ ilâhe illallâh, yaklaşan bir belâdan Arabın vay hâline. Bugün, Ye'cüc ve Me'cüc'ün seddinden şöyle bir gedik açıldı." baş parmağı ile şehâdet parmağını halka yaparak gösterdi. Ben:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Ey Allah'ın Resulü, yani içimizde sâlih kimseler olduğu halde toptan helâk mı olacağız?" dedim.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Evet, dedi, fenalıklar artarsa öyle olur."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Buhârî, Enbiyâ 7, Menâkıb 20, Fiten 4, 28; Müslim, Fiten 1, (2880); Tirmizi, Fiten 23, (2188).</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">696 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), (Zülkarneyn'in inşa ettiği) sed hakkında buyurdular ki: "(Ye'cüc ve Me'cüc) onu hergün oyuyorlar. Tam delecekleri sırada başlarında bulunan reis: "Bırakın artık, delme işini yarın yaparsınız" der. (Onlar bırakıp gidince) Allah, seddi, daha sağlam olacak şekilde eski hâline iâde eder. Böylece günler geçer, kendilerine takdir edilen müddet dolar ve onların insanlara musallat olmalarını Allah'ın arzu ettiği vakit gelir. O zaman başlarındaki reis: "Haydi dönün, yarın inşaallah bunu deleceksiniz" der -ve ilk defa inşaallah tabirini kullanır-."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devamla der ki: "Dönüp giderler. Ertesi gün geldikleri vakit seddi ne halde bırakmışlarsa öyle bulurlar ve (o günkü çalışma sonunda) derler. Açılan delikten insanların üzerine boşanırlar. (Önlerine çıkan) suları içip kuruturlar. İnsanlar onlardan korkup kaçar.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Ye'cüc ve Mecüc göğe bir ok atar. Bu ok kana bulanmış olarak kendilerine geri döner. Şöyle derler: "Arzda olanları ezim ezim ezdik, semâda olanları da alçaltıp alt ettik."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Allah onları enselerinden yakalayacak bir kurt gönderir. Bu kurt onları toptan helâk edip, herbirini parçalanmış halde yere serer."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sözünü şöyle tamamladı: "Muhammed'in nefsini elinde tutan Zât'a kasem olsun, yeryüzündeki bütün hayvanlar, onların etinden yiyerek canlanır, sütlenir ve semirir."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Tefsir, Kehf, (3151); İbnu Mâce, Fiten 33, (4080).</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">697 - Mus'ab İbnu Sa'd anlatıyor: "Babama şu ayet hakkında sordum: "Ey Muhammed! "Size amelce en çok zararlı olanları haber verelim mi?" de..." (Kehf, 103) ve dedim ki: "Burada kastedilenler Harûrîler midir?" Bana:</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">-"Hayır, onlar Yahudiler ve Hıristiyanlar'dır. Çünkü Yahudiler, Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'i tekzib ettiler. Hıristiyanlar ise cenneti tekzib ettiler ve: "Cennette ne yiyecek ne de içecek vardır" dediler."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Buhari, Tefsir, Kehf 5.</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">698 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) haber veriyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kıyamet günü, şişman, iri bir adam mizana getirilip tartılır da, Allah indinde sinek kanadı kadar ağırlığı olmadığı görülür." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ilave etti: "Dilerseniz şu ayeti okuyun: "Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa gitmiştir. Kıyamet günü biz onlar için hiçbir tartıda bulunmayacağız" (Kehf, 105).</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Buhari, Tefsir, Kehf 6; Müslim, Kıyame 18, (2785).</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">699 - Ebu Sa'd İbnu Fadâle (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı işittim şöyle demiştir: "Allah geleceği kesin olan mahşer gününde insanları topladığı zaman bir kimse şiyle bir duyuruda bulunur: "Kim işlediği bir amelde Allah'a birini ortak koşmuş ise sevâbını ondan istesin. Zirâ Allah, şirkin her çeşidine en müstağni olan Zât'tır."</span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><span style="font-size: 15px">Tirmizi, Tefsir, Kehf, (3152).</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 171973, member: 5987"] [COLOR="DarkOliveGreen"][SIZE="4"]KEHF SURESİ 691 - Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Kim Kehf sûresinin başından -bir rivayette; sonundan- on âyet ezberlerse Mesih Deccâl'in şerrinden emin olur." Müslim, Salatu'l-Müsâfirin 257, (809); Ebu Davud, Melahim 14, (4323); Tirmizi, Fedailu'l-Kur'ân 6, (2888). 692 - İbnu'l-Müseyyeb diyorki: "Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Ama bâki kalacak faydalı işler, sevap olarak da, emel olarak da Rabbinin katında daha hayırlıdır" (Kehf, 46) ayetinde geçen "baki kalacak faydalı işler", kulun sarfedeceği "Allahu ekber", "Sübhanallah", "Elhamdulillah", "Lailahe illallah", "Lâ-havle ve-lâ kuvvete illa billâh" sözlerdir." Muvatta, Kur'ân 22, (1, 210). 693 - Said İbnu Cübeyr anlatıyor: "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'a dedim ki: "Nevf el-Bekkâli, İsrailoğullarının peygamberi olan Hz. Musa (aleyhisselam), Hızır'ın arkadaşı olan Musa olmadığını zannediyor." Bana şu cevabı verdi: "Allah'ın düşmanı yalan söylüyor. Ben Übeyy İbnu Ka'b (radıyallahu anh)'ı dinledim. Demişti ki: "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'tan işittim, şunu anlattı: "Musa (aleyhisselam) Beni İsrail'e hutbe irad etmek üzere ayağa kalktı. Kendisine, "insanların en bilgini kimdir?" diye soruldu: I: "Benim" diye cevap verdi. Cenab-ı Hak, "Allahu a'lem (yani en iyi bilen Allah'tır)" demediği için Musa'yı azarladı. Ve: "İki denizin birleştiği yerde bulunan bir kulum senden daha alimdir" diye ona vahyetti. Hz. Musa (aleyhisselam): -"Ey Rabbim ben onu nasıl bulabilirim? diye sordu. Kendisine: -"Bir zenbile bir balık koy, onu sırtına al. Balığı nerede yitirirsen o zat oradadır" dendi. Dendiği gibi yaparak yola çıktı. Kendisiyle beraber, hizmetçisi olan Yuşa İbnu Nûn da yola çıktı. Beraberce yürüyerek bir kayanın yanına geldiler. Hz. Musa ve hizmetçisi dinlenmek üzere orada yattılar. Balık kımıldayarak zenbilden çıkıp denize kaydı. Allah ondan suyun akıntısını tuttu. Öyle ki su kemer gibi oldu. Balık için bir kanal meydana gelmişti. Hz. Musa (aleyhisselam) ve hizmetçisi (balık için olduğunu bilmeksizin) bu manzaraya şaşırdılar. Günlerinin geri kalan kısmı ile o gece boyu da yürüdüler. Musa'nın arkadaşı ona, balığın gitmesini haber vermeyi unutmuştu. Sabah olunca Hz. Musa (aleyhisselam) hizmetcisine: "Hele sabah kahvaltımızı getir. Biz bu yolculukta yorulduk" dedi. Ama emrolunduğu yere gelinceye kadar yorulmamıştı. Hizmetçi: -"Hani bir kayanın yanına gelmiş yatmıştık ya! Ben balığı orada unuttum. Onu hatırlatmayı, bana mutlaka şeytan unutturdu. Balık denize şaşılacak şekilde sıvışıp gitmişti" dedi. Musa (aleyhisselam): "Bizim aradığımız orasıydı" dedi ve hemen izlerinin üzerine geri döndüler. İzlerini takiben yürüyerek kayaya kadar geldiler. Musa (aleyhisselam) orada örtüsüne bürünmüş bir adam gördü ve ona selam verdi. Hızır aleyhisselam ona: -"Senin bu yerinde selâm ne gezer!" -"Ben Musa'yım." -"Benû İsrail'in Musa'sı mı?" -"Evet." -"Sen, Allah'ın sana öğrettiği bir ilmi bilmektesin ki ben onu bilmem. Ben de Allah'ın bana öğrettiği bir ilmi bilmekteyim ki, onu da sen bilemezsin." -"Allah'ın sana öğrettiği hakkı bana öğretmen şartıyla sana uymamı kabul eder misin?" -"Sen benimle beraber olmak sabrını gösteremezsin. Mahiyet ve hikmetini bilmediğin şeye nasıl sabredeceksin ki?" -"İnşallah sen beni çok sabırlı bulacaksın. Hem ben senin hiç bir emrine karşı gelmeyeceğim." -"Öyleyse gel. Ancak, madem bana tabi olacaksın, ben sana haber vermedikçe bana hiç bir şey sormayacaksın!" dedi. Hz. Musa (aleyhisselam): -"Tamam!" dedi. Hz. Musa ve Hz. Hızır (aleyhisselam) beraberce gittiler. Deniz kıyısında yürüyorlardı. Bir gemiye rastladılar. Kendilerin gemiye almalarını söylediler. Gemi sahipleri Hızır (aleyhisselam)'ı tanıdılar. Ve ücret istemeksizin onları gemiye aldılar. Hızır (aleyhisselam), gidip, geminin tahtalarından birini deldi. Hz. Musa (aleyhisselam) ona: -"Bak, bunlar bizi bedava gemilerine aldılar, sen gidip gemilerini deldin, adamları boğacaksın. Hiç de yakışık almayan bir iş yaptın!" dedi. Hızır: -"Ben sana, "benimle bulunmaya sabredemezsin" demedim mi?" dedi. Hz. Musa: -"Unuttuğum şey sebebiyle beni sigaya çekme. Bu iş sebebiyle bana zorluk çıkarma!" ricasında bulundu. Sonra bunlar gemiden indiler. Sahil boyu yürürken, çocuklarla oynayan bir yavrucak gördüler. Hızır (aleyhisselam) yavrucağı yakaladığı gibi eliyle başını kopararak çocuğu öldürdü. Musa (aleyhisselam): -"Masum bir çocuğu kısas hakkın olmaksızın niye öldürdün. Bu çok yadırganacak bir iş!" dedi. -"Ben sana demedim mi, sen benim beraberliğime sabredemezsin!" diye Hızır (aleyhisselam), Musa'ya çıkıştı. Hz. Musa: -"Ama bu birinciden de şiddetli idi" dedi ve ilave etti: "Bundan sonra sana bir şey sorarsam, beni arkadaş etme, nazarımda bu hususta haklı sayılacaksın" dedi. Yola devam ettiler. Bir köye geldiler. Halktan yiyecek birşeyler istediler. Ama kimse onları ağırlamadı. Köyde yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar. Hızır (aleyhisselam) eliyle şöyle göstererek: "Eğilmiş" diyordu. Onu doğrulttu. Hz. Musa (aleyhisselam) ona: -"Bir cemaat ki, kendilerine geliyoruz, bize ilgi gösterip, ağırlamıyorlar, yiyecek vermiyorlar. Sen onlara bedava iş yapıyorsun, dilesen ücret alabilirdin!" dedi. Hızır (aleyhisselam), Hz. Musa'ya: -"Artık birbirimizden ayrılma zamanı geldi. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin te'vilini haber vereceğim" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu ara ilave etti: -"Allah Musa'ya rahmet buyursun. Keşke, Hz. Hızır'la beraberliğe sabretseydi de maceralarını bize nakletseydi, bunu ne kadar isterdim!" Ravi devam ediyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Birinci (soru)su Musa'nın bir unutması idi. Bir serçe gelerek geminin kenarına kondu. Sonra denizden gagasıyla su aldı. Hz. Hızır bunu göstererek Hz. Musa'ya, "Bak, dedi. Benim ve senin ilmin ve diğer mahlukatın ilmi, Allah'ın ilminden, şu kuşun denizden eksilttiği kadar eksiltir." Buhari, Tefsir, Kehf 2, 3, 4, İlm 16, 19, 44, İcare 7, Şurût 12, Bed'u'l-Halk 11, Enbiya 27, Tevhid 31; Müslim, Fedail 170, (2380); Tirmizi, Tefsir, Kehf, (3148); Ebu Davud, Sünnet 17, (4705, 4706, 4707). 694 - Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), "duvarın altında onların bir hazinesi vardı" (Kehf, 82) âyetini açıkladı ve: "O hazine altın ve gümüştendi" buyurdu. Tirmizi, Tefsir, (3153). 695 - Zeyneb Bintu Cahş (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün korkulu bir vaziyette odaya girdi. Şöyle diyordu: "Lâ ilâhe illallâh, yaklaşan bir belâdan Arabın vay hâline. Bugün, Ye'cüc ve Me'cüc'ün seddinden şöyle bir gedik açıldı." baş parmağı ile şehâdet parmağını halka yaparak gösterdi. Ben: -"Ey Allah'ın Resulü, yani içimizde sâlih kimseler olduğu halde toptan helâk mı olacağız?" dedim. -"Evet, dedi, fenalıklar artarsa öyle olur." Buhârî, Enbiyâ 7, Menâkıb 20, Fiten 4, 28; Müslim, Fiten 1, (2880); Tirmizi, Fiten 23, (2188). 696 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), (Zülkarneyn'in inşa ettiği) sed hakkında buyurdular ki: "(Ye'cüc ve Me'cüc) onu hergün oyuyorlar. Tam delecekleri sırada başlarında bulunan reis: "Bırakın artık, delme işini yarın yaparsınız" der. (Onlar bırakıp gidince) Allah, seddi, daha sağlam olacak şekilde eski hâline iâde eder. Böylece günler geçer, kendilerine takdir edilen müddet dolar ve onların insanlara musallat olmalarını Allah'ın arzu ettiği vakit gelir. O zaman başlarındaki reis: "Haydi dönün, yarın inşaallah bunu deleceksiniz" der -ve ilk defa inşaallah tabirini kullanır-." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devamla der ki: "Dönüp giderler. Ertesi gün geldikleri vakit seddi ne halde bırakmışlarsa öyle bulurlar ve (o günkü çalışma sonunda) derler. Açılan delikten insanların üzerine boşanırlar. (Önlerine çıkan) suları içip kuruturlar. İnsanlar onlardan korkup kaçar. Ye'cüc ve Mecüc göğe bir ok atar. Bu ok kana bulanmış olarak kendilerine geri döner. Şöyle derler: "Arzda olanları ezim ezim ezdik, semâda olanları da alçaltıp alt ettik." Allah onları enselerinden yakalayacak bir kurt gönderir. Bu kurt onları toptan helâk edip, herbirini parçalanmış halde yere serer." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sözünü şöyle tamamladı: "Muhammed'in nefsini elinde tutan Zât'a kasem olsun, yeryüzündeki bütün hayvanlar, onların etinden yiyerek canlanır, sütlenir ve semirir." Tirmizi, Tefsir, Kehf, (3151); İbnu Mâce, Fiten 33, (4080). 697 - Mus'ab İbnu Sa'd anlatıyor: "Babama şu ayet hakkında sordum: "Ey Muhammed! "Size amelce en çok zararlı olanları haber verelim mi?" de..." (Kehf, 103) ve dedim ki: "Burada kastedilenler Harûrîler midir?" Bana: -"Hayır, onlar Yahudiler ve Hıristiyanlar'dır. Çünkü Yahudiler, Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'i tekzib ettiler. Hıristiyanlar ise cenneti tekzib ettiler ve: "Cennette ne yiyecek ne de içecek vardır" dediler." Buhari, Tefsir, Kehf 5. 698 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) haber veriyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kıyamet günü, şişman, iri bir adam mizana getirilip tartılır da, Allah indinde sinek kanadı kadar ağırlığı olmadığı görülür." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ilave etti: "Dilerseniz şu ayeti okuyun: "Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa gitmiştir. Kıyamet günü biz onlar için hiçbir tartıda bulunmayacağız" (Kehf, 105). Buhari, Tefsir, Kehf 6; Müslim, Kıyame 18, (2785). 699 - Ebu Sa'd İbnu Fadâle (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı işittim şöyle demiştir: "Allah geleceği kesin olan mahşer gününde insanları topladığı zaman bir kimse şiyle bir duyuruda bulunur: "Kim işlediği bir amelde Allah'a birini ortak koşmuş ise sevâbını ondan istesin. Zirâ Allah, şirkin her çeşidine en müstağni olan Zât'tır." Tirmizi, Tefsir, Kehf, (3152).[/SIZE][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Kütüb- ü sitte- Tefsir, Kur’an’ın Fazileti
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst