Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Lahika Analizi 2 : Müzakere neden bu kadar önemlidir?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Lemalar_" data-source="post: 251688" data-attributes="member: 1013797"><p><strong>Cevap: Lahika Analizi: Müzakere neden bu kadar önemlidir?</strong></p><p></p><p>Mûzakerenin önemini anlatan guzel bir makale okumanizi tavsiye ederim..</p><p></p><p>İLMÎ MÜZAKERELERİN ÖNEMİ </p><p></p><p> <strong><img src="http://www.osmaniyeguncel.com/wp-content/uploads/2008/05/polisten-imamlara-vaaz.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />M. Ali KAYA</strong></p><p><strong></strong></p><p> Peygamberimiz (sav) her müslümanın cuma günlerini dini meseleleri öğrenmek için ayırması gerektiğini tavsiye buyurmuşlardır. Cuma günü toplu olarak “Cuma Namazı” kılınması ve namaz öncesinde “Hutbe” okunarak “Vahy-i İlâhînin” tebliğinin yapılmasının hikmeti budur.</p><p></p><p> Hutbe makamı vahy-i ilâhinin tebliğ makamıdır. Allah’ın kitabı ve peygamberin hikmetli sözleri bu vesile ile Müslümanlara öğretilir.Peygamberimiz (sav) ayrıca <span style="color: red">“Her Cuma bütün vaktini diğer işlere hasrederek dinini öğrenmeye bir bölümünü ayırmayan ve dini öğrenmek için soru sormayana yazıklar olsun” </span>buyurarak bu günde hiç olmazsa bir saatini dinini öğrenmeye ayırması gerektiğini belirtir. </p><p></p><p>Bunu dikkate alan din adamları Cuma namazı öncesi yarım saat veya kırk dakika “vaaz” vererek peygamberimizin bu ikazını değerlendirmektedirler.</p><p></p><p>Nasıl ki gökten yağan yağmurlar kurumuş ve ölmüş olan yeryüzünü yeniden canlandırdığı ve tohumların canlanmasına sebep olduğu gibi, Allah için yapılan ilmî müzakereler de ölmüş istidatların ve sönmüş kabiliyetlerin yeniden hayatlanmasını ve canlanmasını netice verir. </p><p></p><p>Bir kutsî hadiste <strong><span style="color: red">“Kullarım arasındaki ilmî müzakereler benim emir ve yasaklarımla ilgili bir sonuca ulaştığı zaman ölü kalplerin canlanmasına neden olur”</span></strong> buyrulmuştur.</p><p></p><p> Muhammed Bakır (ra) “<span style="color: red">İlmi dirilten kula Allah rahmet etsin</span>” buyurmuştur. <span style="color: red">“İlmi dirilten nedir?”</span> sualine de <span style="color: red">“Dini konularda müzakereler yapmaktır” </span>şeklinde cevap vermiştir. </p><p></p><p>İslam bilginleri <span style="color: red">“Dini konuların konuşulması, imanî meselelerin müzakere edilmesi kalplerin cilasıdır. Kalpler de demir gibi paslanır. Nitekim yüce Allah “günahlar onların kalpleri üzerinde pas tutmuştur”</span> (Mutaffifîn, 83:14) buyurarak buna işaret etmiştir. </p><p></p><p></p><p>Kalplerin cilası ise imani meselelerin müzakere edilmesidir” demişlerdir. İ<span style="color: red">lmî meselelerin müzakere edilmesi nafile namaz ve oruçtan ve Allah yolunda savaştan hayırlıdır</span>.</p><p></p><p> Allah yolunda ilim öğrenmek ve Allah için bir hakikati öğretmek cihaddır ve savaştan daha önemlidir ve sevap bakımından daha üstündür. Zira hadiste “kıyamet günü âlimin mürekkebi ile şehitlerin kanı tartılır; alimin mürekkebi ağır gelir” buyrulmuştur.</p><p></p><p>İlim sahibi insanda aranması gereken en önemli özellik tevazu sahibi olmasıdır. Allah alime ilmi cahillere öğretmesi için söz almadan ona ilim vermemiştir. Nitekim yüce Allah “Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme. Yeryüzünde de böbürlenerek yürüme” (Lokman, 31:18) buyurmuştur.</p><p></p><p> Allah öğreten alim ile öğrenen talebeyi ecirde müsavi tutmuştur. Bu sebeple âlimin övünme hakkı yoktur, bilakis “ilim” nimetinin şükrünü ifa etme gibi bir sorumluluğu vardır ki bu da ilmi yaymak ve bilmeyene öğretmektir. Bunun da şartı ve metodu eşit statüde olmaktır. Böyle olunca cahiller kendi seviyelerine inen bir alimden ilim öğrenirken eziklik duymazlar, böyle olunca istifade karşılıklı olur. İlim sahibi de ilmini karşısındakini ezerek vermemesi gerekir.</p><p></p><p>İlmin zekâtı onu başkalarına öğretmektir. İlmi isteyene vermemek isteyene karşı büyük bir haksızlık olduğu gibi, layık olmayana ve istemeyene zorla vermeye çalışmak ta ilme karşı bir haksızlıktır. İnsanı helak eden iki durum vardır. Birincisi Allah’ın razı olmayacağı ve kabul etmeyeceği şekilde Allah’a ibadet etmek, ikincisi de bilgisi olmadığı halde fetva vermektir. Kim bilmediği halde fetva verirse, rahmet melekleri ve azap melekleri ona lanet okudukları gibi, ona uyanların günahı da onun amel defterine yazılır. </p><p></p><p></p><p>Bunun için bir şeyi bilen konuşmalı, bilmeyen de “bilmiyorum” demeli ve susmalıdır. Bilmiyorum demek ilimdir. Bilmediği halde biliyor gibi konuşmak ise cehaletin eseridir. Alim bildiğinin âlimidir bunu başkalarına öğretir ve doğruluğunu ispat eder. Bilmediğinin cahilidir, öğrenmeye çalışır. Peygamberimiz (sav) “Kişi öğrenmeye devam ettiği sürece âlimdir, öğrenmeyi bırakarak biliyorum’ derse cahildir” buyurarak bunu bize ders vermiştir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Lemalar_, post: 251688, member: 1013797"] [b]Cevap: Lahika Analizi: Müzakere neden bu kadar önemlidir?[/b] Mûzakerenin önemini anlatan guzel bir makale okumanizi tavsiye ederim.. İLMÎ MÜZAKERELERİN ÖNEMİ [B][IMG]http://www.osmaniyeguncel.com/wp-content/uploads/2008/05/polisten-imamlara-vaaz.jpg[/IMG]M. Ali KAYA [/B] Peygamberimiz (sav) her müslümanın cuma günlerini dini meseleleri öğrenmek için ayırması gerektiğini tavsiye buyurmuşlardır. Cuma günü toplu olarak “Cuma Namazı” kılınması ve namaz öncesinde “Hutbe” okunarak “Vahy-i İlâhînin” tebliğinin yapılmasının hikmeti budur. Hutbe makamı vahy-i ilâhinin tebliğ makamıdır. Allah’ın kitabı ve peygamberin hikmetli sözleri bu vesile ile Müslümanlara öğretilir.Peygamberimiz (sav) ayrıca [COLOR=red]“Her Cuma bütün vaktini diğer işlere hasrederek dinini öğrenmeye bir bölümünü ayırmayan ve dini öğrenmek için soru sormayana yazıklar olsun” [/COLOR]buyurarak bu günde hiç olmazsa bir saatini dinini öğrenmeye ayırması gerektiğini belirtir. Bunu dikkate alan din adamları Cuma namazı öncesi yarım saat veya kırk dakika “vaaz” vererek peygamberimizin bu ikazını değerlendirmektedirler. Nasıl ki gökten yağan yağmurlar kurumuş ve ölmüş olan yeryüzünü yeniden canlandırdığı ve tohumların canlanmasına sebep olduğu gibi, Allah için yapılan ilmî müzakereler de ölmüş istidatların ve sönmüş kabiliyetlerin yeniden hayatlanmasını ve canlanmasını netice verir. Bir kutsî hadiste [B][COLOR=red]“Kullarım arasındaki ilmî müzakereler benim emir ve yasaklarımla ilgili bir sonuca ulaştığı zaman ölü kalplerin canlanmasına neden olur”[/COLOR][/B] buyrulmuştur. Muhammed Bakır (ra) “[COLOR=red]İlmi dirilten kula Allah rahmet etsin[/COLOR]” buyurmuştur. [COLOR=red]“İlmi dirilten nedir?”[/COLOR] sualine de [COLOR=red]“Dini konularda müzakereler yapmaktır” [/COLOR]şeklinde cevap vermiştir. İslam bilginleri [COLOR=red]“Dini konuların konuşulması, imanî meselelerin müzakere edilmesi kalplerin cilasıdır. Kalpler de demir gibi paslanır. Nitekim yüce Allah “günahlar onların kalpleri üzerinde pas tutmuştur”[/COLOR] (Mutaffifîn, 83:14) buyurarak buna işaret etmiştir. Kalplerin cilası ise imani meselelerin müzakere edilmesidir” demişlerdir. İ[COLOR=red]lmî meselelerin müzakere edilmesi nafile namaz ve oruçtan ve Allah yolunda savaştan hayırlıdır[/COLOR]. Allah yolunda ilim öğrenmek ve Allah için bir hakikati öğretmek cihaddır ve savaştan daha önemlidir ve sevap bakımından daha üstündür. Zira hadiste “kıyamet günü âlimin mürekkebi ile şehitlerin kanı tartılır; alimin mürekkebi ağır gelir” buyrulmuştur. İlim sahibi insanda aranması gereken en önemli özellik tevazu sahibi olmasıdır. Allah alime ilmi cahillere öğretmesi için söz almadan ona ilim vermemiştir. Nitekim yüce Allah “Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme. Yeryüzünde de böbürlenerek yürüme” (Lokman, 31:18) buyurmuştur. Allah öğreten alim ile öğrenen talebeyi ecirde müsavi tutmuştur. Bu sebeple âlimin övünme hakkı yoktur, bilakis “ilim” nimetinin şükrünü ifa etme gibi bir sorumluluğu vardır ki bu da ilmi yaymak ve bilmeyene öğretmektir. Bunun da şartı ve metodu eşit statüde olmaktır. Böyle olunca cahiller kendi seviyelerine inen bir alimden ilim öğrenirken eziklik duymazlar, böyle olunca istifade karşılıklı olur. İlim sahibi de ilmini karşısındakini ezerek vermemesi gerekir. İlmin zekâtı onu başkalarına öğretmektir. İlmi isteyene vermemek isteyene karşı büyük bir haksızlık olduğu gibi, layık olmayana ve istemeyene zorla vermeye çalışmak ta ilme karşı bir haksızlıktır. İnsanı helak eden iki durum vardır. Birincisi Allah’ın razı olmayacağı ve kabul etmeyeceği şekilde Allah’a ibadet etmek, ikincisi de bilgisi olmadığı halde fetva vermektir. Kim bilmediği halde fetva verirse, rahmet melekleri ve azap melekleri ona lanet okudukları gibi, ona uyanların günahı da onun amel defterine yazılır. Bunun için bir şeyi bilen konuşmalı, bilmeyen de “bilmiyorum” demeli ve susmalıdır. Bilmiyorum demek ilimdir. Bilmediği halde biliyor gibi konuşmak ise cehaletin eseridir. Alim bildiğinin âlimidir bunu başkalarına öğretir ve doğruluğunu ispat eder. Bilmediğinin cahilidir, öğrenmeye çalışır. Peygamberimiz (sav) “Kişi öğrenmeye devam ettiği sürece âlimdir, öğrenmeyi bırakarak biliyorum’ derse cahildir” buyurarak bunu bize ders vermiştir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Lahika Analizi 2 : Müzakere neden bu kadar önemlidir?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst