Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Lahika Analizi 41: Kastamonu Lahikasi 23.Mektup
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="pendüender" data-source="post: 354492" data-attributes="member: 1023459"><p>"Belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen ... o geniş yaralarını, Kur’ân’ın ve imanın ilâçlarıyla tedavi etmeye çalışıyor." İzah eder misiniz, müfsit aletler ve dehşetli yaralar nelerdir?</p><p></p><p><span style="font-size: 12px">Onların eskileri ile sonrakileri arasında, hakîkate uzak ve yakın olmak bakımından büyük farklılıklar bulunmakla berâber, hepsi de küfr ve ilhâd damgasın taşırlar.</span></p><p><span style="font-size: 12px">FELSEFECİLERİN SINIFLARI VE KÜFR ÜZERE BULUNMALARI</span></p><p><span style="font-size: 12px">Felsefeciler, fırkalarının çeflidi çok olmasına rağmen, üç kısma ayrılırlar.</span></p><p><span style="font-size: 12px">1– Dehriyyûn,</span></p><p><span style="font-size: 12px">2– Tabî’iyyûn,</span></p><p><span style="font-size: 12px">3– İlâhiyyûn.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Dehriyyûn: Felsefecilerin en eski gurubudur. Kâinâtı idâre eden kudret ve ilm sâhibi bir yaratıcının varlığını, ya’nî Allah-ü Teâlâyı inkâr etmişlerdir.</span></p><p> <span style="font-size: 12px">Âlemin bir yaratıcı tarafından değil de, öteden beri kendiliğinden</span></p><p><span style="font-size: 12px">mevcûd olduğunu, canlının menîden, menînin de canlıdan meydâna geldiğini, böylece ebedî olarak devâm edeceğini iddi’â etmişlerdir. Bu kısım</span></p><p><span style="font-size: 12px">felsefeciler zındıkdırlar.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Tabî’iyyûn (Tabî’atcılar): Bunlar ekseriyyetle tabî’at âleminden,</span></p><p><span style="font-size: 12px">hayvanların ve bitkilerin şaşılacak hâllerinden bahs ederler. Canlıların organlarını inceleyen anatomi ilmiyle çok meşgûl olurlar. Canlıların yaratılışında, Allah-ü TeâlânIn kudretini ve eşsiz hikmetini görerek, şaşkınlıklarını gizleyemezler. Herşeyin gâye ve maksadına hâkim, hikmet ve kudret sâhibi olan Allah-ü Teâlâya inanmak mecbûriyyetinde kalırlar. Anatomi ilmiyle canlıların organlarının hayrete düşüren fâidelerini inceleyen herkes, hayvanların yapılarını böyle yaratan Allah-ü Teâlânın insan vücûdunu dahâ mükemmel yarattığı hakkında kesin bilgiye sâhib olur.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu kısm felsefeciler, dahâ çok tabî’atla alâkalı araştırma yapdıkları için, hayvânî kuvvetlerin düzgün ve mükemmel olmasında, mîzâcın</span></p><p><span style="font-size: 12px">uygunluk içinde olmasının büyük te’sîri bulunduğuna kanâ’at getirdiler.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Böylece insandaki idrâk ve akl kuvvetinin, insanın mîzâcına [tabî’atına yapısına] bağlı olduğunu zan etdiler. Mîzâcın (tabî’atın, yapısının) bozulmasıyla onun da yok olacağını kabûl etdiler. Yok olan şey, bir dahâ var olamaz dediler. Bu sebeble bunlar, nefs ölür, bir dahâ dönmez fikrine sâhib oldular ve âhiret yokdur, dediler. Cenneti, Cehennemi, kıyâmeti ve hesâbı inkâr etdiler. ibâdet için sevâb, günâhdan dolayı azâb olacağını kabûl etmediler. Gemsiz, başı boş kaldılar. Hayvanlar gibi şehvetlere daldılar. Bunlar da zındıkdırlar. Çünki, îmânın aslı, Allah-ü Teâlâya ve âhirete inanmakdır. Her ne kadar Allah-ü Teâlânın varlığına ve sıfatlarına inandılarsa da, âhireti inkâr etdiler.</span></p><p><span style="font-size: 12px">‹İlâhiyyûn: Bunlar dahâ sonra gelmiş olan felsefecilerdir. Bunlardan</span></p><p><span style="font-size: 12px">biri de Eflâtûnun hocası olan Sokratdır. Eflâtûn ise, Aristonun hocasıdır.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Aristo, mantık ilmini tertîb ederek, felsefe bilgilerini özetleyip, kolayca istifâde edilir hâle getirmişdir.</span></p><p><span style="font-size: 12px">İlâhiyyûn kısmında olan felsefeciler, dehriyyûn ve tabî’iyyûn sınıfından olan felsefecileri red etdiler. Onların bozuk fikrlerini, başkalarına</span></p><p><span style="font-size: 12px">söz bırakmayacak şeklde ortaya koymuşlardır.<u> Allah-ü Teâlâ onları birbiriyle çarpışdırdı. Kur’ân-ı Kerîmde, Ahzâb sûresi 25.ci âyet-i kerîmesinde, meâlen, (Allah, muhârebe yükünü mü’minlerden kaldırdı...) buyurulduğu gibi, mü’minlerin onları red etmek için uğraşmasına lüzûm kalmadı.</u></span></p><p><span style="font-size: 12px">Sonra Aristo, Eflâtûnun, Sokratın ve dahâ önce yaşamış olan ilâhiyyûn felsefecilerinin görüşlerini şiddetle red etdi. Onların hepsinden uzaklaşıp, ayrı bir yol tutdu. Buna rağmen, onların küfr ve bid’at olan ba’zı fikrlerini kabûl etdi. Kendini bu çeşid düşüncelerden kurtaramadı. Bu sebeble hem bunları, hem İbni Sînâ, Fârâbî ve başkalarI gibi, onlara uyan kimseleri tekfir etmek vâcib oldu. Şunu da ilâve edelim ki, Aristonun ilmini</span></p><p><span style="font-size: 12px">hiçbir felesof, İbni Sînâ ve Fârâbî kadar bize tam nakletmeye muvaffak olamamışdır. Diğerlerinin naklleri hep karışık ve hatâlıdır. Okuyanlar anlayamaz ve zihnleri karışır. Anlaşılmayan bir şey nasıl red veyâ kabûl edilebilir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">EL-MÜNKIZÜ</span></p><p><span style="font-size: 12px">MİN-EDDALÂL</span></p><p><span style="font-size: 12px">(Huccet-ül İslâm İmâm-ı Muhammed Gazâlî)</span></p><p><span style="font-size: 12px">“kuddise sirruh</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="pendüender, post: 354492, member: 1023459"] "Belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen ... o geniş yaralarını, Kur’ân’ın ve imanın ilâçlarıyla tedavi etmeye çalışıyor." İzah eder misiniz, müfsit aletler ve dehşetli yaralar nelerdir? [SIZE=3]Onların eskileri ile sonrakileri arasında, hakîkate uzak ve yakın olmak bakımından büyük farklılıklar bulunmakla berâber, hepsi de küfr ve ilhâd damgasın taşırlar. FELSEFECİLERİN SINIFLARI VE KÜFR ÜZERE BULUNMALARI Felsefeciler, fırkalarının çeflidi çok olmasına rağmen, üç kısma ayrılırlar. 1– Dehriyyûn, 2– Tabî’iyyûn, 3– İlâhiyyûn. Dehriyyûn: Felsefecilerin en eski gurubudur. Kâinâtı idâre eden kudret ve ilm sâhibi bir yaratıcının varlığını, ya’nî Allah-ü Teâlâyı inkâr etmişlerdir. Âlemin bir yaratıcı tarafından değil de, öteden beri kendiliğinden mevcûd olduğunu, canlının menîden, menînin de canlıdan meydâna geldiğini, böylece ebedî olarak devâm edeceğini iddi’â etmişlerdir. Bu kısım felsefeciler zındıkdırlar. Tabî’iyyûn (Tabî’atcılar): Bunlar ekseriyyetle tabî’at âleminden, hayvanların ve bitkilerin şaşılacak hâllerinden bahs ederler. Canlıların organlarını inceleyen anatomi ilmiyle çok meşgûl olurlar. Canlıların yaratılışında, Allah-ü TeâlânIn kudretini ve eşsiz hikmetini görerek, şaşkınlıklarını gizleyemezler. Herşeyin gâye ve maksadına hâkim, hikmet ve kudret sâhibi olan Allah-ü Teâlâya inanmak mecbûriyyetinde kalırlar. Anatomi ilmiyle canlıların organlarının hayrete düşüren fâidelerini inceleyen herkes, hayvanların yapılarını böyle yaratan Allah-ü Teâlânın insan vücûdunu dahâ mükemmel yarattığı hakkında kesin bilgiye sâhib olur. Bu kısm felsefeciler, dahâ çok tabî’atla alâkalı araştırma yapdıkları için, hayvânî kuvvetlerin düzgün ve mükemmel olmasında, mîzâcın uygunluk içinde olmasının büyük te’sîri bulunduğuna kanâ’at getirdiler. Böylece insandaki idrâk ve akl kuvvetinin, insanın mîzâcına [tabî’atına yapısına] bağlı olduğunu zan etdiler. Mîzâcın (tabî’atın, yapısının) bozulmasıyla onun da yok olacağını kabûl etdiler. Yok olan şey, bir dahâ var olamaz dediler. Bu sebeble bunlar, nefs ölür, bir dahâ dönmez fikrine sâhib oldular ve âhiret yokdur, dediler. Cenneti, Cehennemi, kıyâmeti ve hesâbı inkâr etdiler. ibâdet için sevâb, günâhdan dolayı azâb olacağını kabûl etmediler. Gemsiz, başı boş kaldılar. Hayvanlar gibi şehvetlere daldılar. Bunlar da zındıkdırlar. Çünki, îmânın aslı, Allah-ü Teâlâya ve âhirete inanmakdır. Her ne kadar Allah-ü Teâlânın varlığına ve sıfatlarına inandılarsa da, âhireti inkâr etdiler. ‹İlâhiyyûn: Bunlar dahâ sonra gelmiş olan felsefecilerdir. Bunlardan biri de Eflâtûnun hocası olan Sokratdır. Eflâtûn ise, Aristonun hocasıdır. Aristo, mantık ilmini tertîb ederek, felsefe bilgilerini özetleyip, kolayca istifâde edilir hâle getirmişdir. İlâhiyyûn kısmında olan felsefeciler, dehriyyûn ve tabî’iyyûn sınıfından olan felsefecileri red etdiler. Onların bozuk fikrlerini, başkalarına söz bırakmayacak şeklde ortaya koymuşlardır.[U] Allah-ü Teâlâ onları birbiriyle çarpışdırdı. Kur’ân-ı Kerîmde, Ahzâb sûresi 25.ci âyet-i kerîmesinde, meâlen, (Allah, muhârebe yükünü mü’minlerden kaldırdı...) buyurulduğu gibi, mü’minlerin onları red etmek için uğraşmasına lüzûm kalmadı.[/U] Sonra Aristo, Eflâtûnun, Sokratın ve dahâ önce yaşamış olan ilâhiyyûn felsefecilerinin görüşlerini şiddetle red etdi. Onların hepsinden uzaklaşıp, ayrı bir yol tutdu. Buna rağmen, onların küfr ve bid’at olan ba’zı fikrlerini kabûl etdi. Kendini bu çeşid düşüncelerden kurtaramadı. Bu sebeble hem bunları, hem İbni Sînâ, Fârâbî ve başkalarI gibi, onlara uyan kimseleri tekfir etmek vâcib oldu. Şunu da ilâve edelim ki, Aristonun ilmini hiçbir felesof, İbni Sînâ ve Fârâbî kadar bize tam nakletmeye muvaffak olamamışdır. Diğerlerinin naklleri hep karışık ve hatâlıdır. Okuyanlar anlayamaz ve zihnleri karışır. Anlaşılmayan bir şey nasıl red veyâ kabûl edilebilir. EL-MÜNKIZÜ MİN-EDDALÂL (Huccet-ül İslâm İmâm-ı Muhammed Gazâlî) “kuddise sirruh[/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Lahika Analizi
Lahika Analizi 41: Kastamonu Lahikasi 23.Mektup
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst