Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Laiklik
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Hamiyetkar" data-source="post: 16506" data-attributes="member: 597"><p><span style="font-size: 22px"><strong>Laiklik Kavramı</strong></span> </p><p> </p><p>Laik harfi Yunanca laos ismi ve laikos sıfatından gelir, Latincesi laicus’tur. Laos: halk, kalabalık, kitle demektir ve zıddı kleros’tur. Laikos: halka ait, ruhban olmayan demektir (Sinanoğlu: 1, 2). Laicus: dinsel olmayan, demektir ve Osmanlıcada bu terim ladini ile karşılanmış fakat bu tutmamış, Fransızca laik kelimesi Türkçeye girmiştir (Altındal, 1986: 25). Laos/kleros karşıtlığı MÖ 3. yüzyılda, <span style="color: #0000ff">şeriat</span> yönetimlerindeki iki sınıfı belirtmek üzere kullanılmıştır. <span style="color: #0000ff">Hıristiyanlığın</span> ilk yüzyılından itibaren kilise adamlarına klerikoi (Latince clerici), bunların dışında kalanlara laikoi (Latince laici) denilmiştir. Bu adlandırma, ruhani ve cismani bir ikiliğe de işaret eder. Yeniçağda laik terimi, felsefi ve hukuki, siyasal bir anlamla genişleyerek <span style="color: #0000ff">devlet</span> ve <span style="color: #0000ff">din</span> ilişkilerine ait bir tarzı ifade etmeye başlamıştır (Özek: 1-5). <span style="color: #0000ff">Fransa</span>’da 3. cumhuriyette laicisme kelimesi dile girmiştir (Poroy, Laiklik I). İngilizcede, papazdan başka bütün halka lay, laity denir ve laic, secular kelimeleri de cismaniliği ifade eder. Latince saecularis’ten gelen secular, özellikle İngiliz ve Alman toplumunda kullanılır.</p><p> </p><p>Kavramı felsefi açıdan tanımlayanlara göre laiklik “insana, insan aklına, beşerin ebedi tekamülüne iman getirmektir.” Buna göre, laik devletin dine karşı oluşu ile tarafsız olması arasında bir fark görmeyenler, dinle ilgisi olmayan anlamının hepsini dinsizlik olarak tanımlamışlardır (Bayur, Laiklik I). Bazı düşünürler insan eylemlerini dinli, dinsiz, dindışı şeklinde üçe ayırmışlar, buna örnek olarak ibadet etmeyi dinli, dindarları hor görmeyi dinsiz, yürümek konuşmak gibi eylemleri dindışı olarak görmüşlerdir.</p><p> </p><p>Siyasi anlamı üzerindeki tartışmalarda ise laiklik, <span style="color: #0000ff">liberalizmin</span> dini kaynağı sayılır ve siyasi kudretin dini kudretten ayrılmasını ifade eder. <span style="color: #0000ff">Teokratik</span> devletten <span style="color: #0000ff">demokrasiye</span> geçerken devlet otoritesiyle din otoritesi sınırlandırılmış, laiklik klasik demokrasinin gerekliliğinin bir icabı olmuştur. Buna göre kavram, <span style="color: #0000ff">çağdaşlaşma</span> ve insan hakları ile yakın bağlantılıdır. Buna mukabil, <span style="color: #0000ff">İsrail</span> gibi bir din devletinde de <span style="color: #0000ff">demokrasi</span> <span style="color: #0000ff">1948</span> senesinden beri hiçbir <span style="color: #0000ff">askeri darbe</span> ile kesintiye uğramadan başarıyla uygulanmaktadır.</p><p>Hukuki tanımlara göreyse en yaygın tanım, devlet ile din işlerinin ayrılmasıdır. Devlet, bir dine inanıp inanmama meselesini özel bir problem sayar, fertlerinin sadece maddi yönüyle ilgilenir, kendisi devlet olarak hiçbir dini taşımaz, hiçbir dini ayine iştirak etmez, fakat fertlerin her türlü dini serbestliklerini kabul eder. Devlet, dini esaslara dayanan kanunlar yapamayacağı gibi, bütün dinlere eşit mesafede durur ve hiçbir şekilde dinlerin ibadet hüküm ve kurallarına müdahale edemez. Bununla birlikte dinlerin amme düzenini bozacak davranışlarını da önlemekle yükümlüdür (Başgil: 5, Onar: 563).</p><p> </p><p>Kavramın tarihsel gelişimi <span style="color: #0000ff">Katolik</span> Avrupa ile <span style="color: #0000ff">Anglosakson</span> Avrupa arasında bir nüans yaratmıştır. Katolik ülkeler laik, diğerleri sekülerdir. Laik ülkelerde daha çok din devletin denetimi altındadır; buna mukabil seküler ülkelerde din ile devlet özerk iki alandır (Altındal, 1986: 26). <span style="color: #0000ff">Protestan</span> ve <span style="color: #0000ff">Anglikan</span> ülkelerdeki <span style="color: #0000ff">sekülarizm</span>, günlük hayatı belirleyen dünyevi bir yaşama tarzını ifade eder ve dünyevi işlerde dini dışarda bırakmak anlamını edinir. Bu ülkelerde milli kiliselerin Roma Kilisesinden ayrılmışlığı, Kraldan ayrı özerk kurum oluşu da kavrama etkinlik kazandırmıştır. Bu aynı zamanda uluslaşma ve burjuvazinin ortaya çıkışıyla da ilgilidir. Laikliğin Bizans sezaropapismine ve elitist hakimiyete, sekülarizmin ise Roma paganlığına ve vicdan özgürlüğüne yakın olduğu belirtilmiştir (Altındal, age).</p><p> </p><p>Devlet ve din arasındaki ilişkilere bir temel sağlayan laiklik, bu ilişkiler açısından üç özellik gösterir: Devlet dine bağlıdır (teokrasi, <span style="color: #0000ff">Tibet</span>); din devlete bağlıdır (imparatorluk, <span style="color: #0000ff">Bizans</span>, <span style="color: #0000ff">Osmanlı</span>, <span style="color: #0000ff">İngiltere</span>, <span style="color: #0000ff">Rusya</span>); ikisi de özerktir (demokrasi, <span style="color: #0000ff">ABD</span>, <span style="color: #0000ff">Avustralya</span>, <span style="color: #0000ff">Belçika</span>) (Poroy, 1951). Laik devleti Duguit şöyle tanımlar: “Din konusunda kendisi tarafsız olup, mensupları bir dini taşımakla birlikte kendisi devlet olmakla hiçbir dini özellik göstermeyen ve hiçbir din ayini yapmayan ve kendi namına yaptırmayan devlet.” (Poroy, aynı yer, 20). Bugün bütün dünyada, cismani ve ruhani ayrılık anlamındaki temel ilkeler kabul görmekle birlikte, her devletin toplumuna ve kültürüne has özellikler de kavrama girmiştir. <span style="color: #0000ff">Türkiye</span>’de laik devlet ile Müslüman toplum arasında cumhuriyetin kuruluşundan beri bir gerilim vardır ve devletin özel siyasal bir kavramı olan <span style="color: #0000ff">irtica</span> kavramı, laiklikle birlikte anılır olmuştur. Devlete göre irtica, dinin sahtesi ve taassuptur (Daver, 1955: 10). İrtica kavramının hukuki mi ideolojik mi olduğu tartışmalıdır. <span style="color: #0000ff">Atatürk</span>’e göre “her faydalı ve yeni şeye karşı çıkmak irticadır” (Aydemir, 3). İrtica, devletin laikleşmesiyle ilgili olarak kanun koyucunun hukuki normlarına aykırı hareketler, devletin dayandığı ana değerlere aykırı görüşleri bu açıdan etiketlemesi şeklinde tanımlanmakla beraber, dini kamuoyundaki dini vecibeleri yerine getirme davranışları ile bu anlayış sıklıkla karıştırılmakta, hatta seçimle işbaşına gelse dahi eğer bu aykırılık görülürse devlet en başta ordu kurumu olmak üzere müdahale edebilmektedir. Burada devlet, demokratik açıdan her türlü düşünceye geçit verse bile, bu düşüncelerin dine dayanıp dayanmadığı noktasında laikliğe aykırı hareketler kapsamında irticayı temel terim olarak benimsemiştir (Batuhan, 1959). Felsefi açıdan ise laikliğe karşı <span style="color: #0000ff">taassup</span> (yobazlık) kavramı, bir fikir ve inanç tekelciliğini ifade eder. Taassup bir kimsenin, bir kurumun, bir zümrenin kendi mutlak sandığı dar görüşlü düşünce ve inançlarını başkalarına kabul ettirmek istemesi, hatta zor kullanmasıdır.</p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 22px">Tarihçesi </span></strong></p><p> </p><p>Eskiçağlardan beri din, insanların, günlük yaşamında, toplumsal düzende ve devlet yönetiminde etkili oldu. Özellikle <span style="color: #0000ff">Hıristiyanlık</span> Avrupa'da ortaçağ sonlarına kadar her alanda söz sahibiydi. <span style="color: #0000ff">Papalar</span> krallara hükmedebiliyor, papaz, rahip, ya da keşiş gibi din adamları Hıristiyan dininin kurallarına göre insanların yaşamını yönlendiriyorlardı.</p><p>Zamanla değişen ve gelişen ticaret ilişkileri, kentlerin zenginleşmeye başlaması, Hıristiyan olmakla birlikte ayrı mezheplerden olanların çoğalması gibi etkenler Hıristiyan dininin dönemin yeni koşullarına göre gözden geçirilmesini gerektirdi. 16. yüzyılda dinde <span style="color: #0000ff">Reform</span> hareketi oldu. Edebiyat, sanat ve bilimde <span style="color: #0000ff">Rönesans</span> diye adlandırılan canlanma ve atılım dönemi de 15. ve 16. yüzyıllarda gerçekleşti. Böylece Hıristiyan dünyasında din, yaşamın birçok alanında etkisini yitirmeye başladı. Özellikle eğitim ve öğretim alanında yenileşmeler oldu. Din kurallarına uygun eğitim yapan kurumların yani sıra özgür düşünceye ve inanç özgürlügüne dayanan eğitim kurumları devlet tarafından açılmaya başlandı. 1789 <span style="color: #0000ff">Fransız Devrimi</span>'nden sonra laiklik yavaş yavaş devletin bütün kurumlarında ve toplumda kendini kabul ettirdi.</p><p>En son <span style="color: #0000ff">2008</span>'de Türkiye'de parti kapatma davalarıyla ilgili olarak <span style="color: #0000ff">Avrupa Birliği</span>, <span style="color: #0000ff">jakoben</span> laiklik yerine <span style="color: #0000ff">demokratik</span> laiklik kavramını tercih ettiğini belirtmiştir.<span style="color: #800080">[2]</span>,<span style="color: #800080">[3]</span></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 22px">Laik Devletler </span></strong></p><p></p><ul> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">Amerika Birleşik Devletleri</span> (1791 Anayasası'nın 1. Değişikliği)</li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">Fransa</span> (1958 Anayasası'nın 1. Maddesi)</li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">Hindistan</span></li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">Japonya</span> (1946 Anayasası'nın 20. Maddesi) Ancak hükûmette dinî parti mevcuttur.</li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">Küba</span></li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">Meksika</span> (1917 Anayasası'nın 3. Maddesi)</li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">Portekiz</span> (1976 Anayasası'nın 41. Maddesi)</li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">Türkiye</span> (1982 Anayasası'nın 2. Maddesi)</li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">İrlanda</span></li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">Avustralya</span></li> </ul><p>Fransa ve Portekiz <span style="color: #0000ff">Avrupa Birliği</span>'ne üye olan ve laikliği benimseyen ülkelerdir. Türkiye ise dünyada sayılı, İslam ülkeleri arasında ise <span style="color: #0000ff">Endonezya</span>, <span style="color: #0000ff">Senegal</span>, <span style="color: #0000ff">Azerbaycan</span> ve <span style="color: #0000ff">Mali</span> ile birlikte birkaç devletten biridir.</p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 22px">Laik Olmayan Din/İdeoloji Devletleri </span></strong></p><p></p><ul> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">İsrail</span></li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">İran</span></li> <li data-xf-list-type="ul"><span style="color: #0000ff">Suudi Arabistan</span></li> </ul></blockquote><p></p>
[QUOTE="Hamiyetkar, post: 16506, member: 597"] [SIZE=6][B]Laiklik Kavramı[/B][/SIZE] Laik harfi Yunanca laos ismi ve laikos sıfatından gelir, Latincesi laicus’tur. Laos: halk, kalabalık, kitle demektir ve zıddı kleros’tur. Laikos: halka ait, ruhban olmayan demektir (Sinanoğlu: 1, 2). Laicus: dinsel olmayan, demektir ve Osmanlıcada bu terim ladini ile karşılanmış fakat bu tutmamış, Fransızca laik kelimesi Türkçeye girmiştir (Altındal, 1986: 25). Laos/kleros karşıtlığı MÖ 3. yüzyılda, [COLOR=#0000ff]şeriat[/COLOR] yönetimlerindeki iki sınıfı belirtmek üzere kullanılmıştır. [COLOR=#0000ff]Hıristiyanlığın[/COLOR] ilk yüzyılından itibaren kilise adamlarına klerikoi (Latince clerici), bunların dışında kalanlara laikoi (Latince laici) denilmiştir. Bu adlandırma, ruhani ve cismani bir ikiliğe de işaret eder. Yeniçağda laik terimi, felsefi ve hukuki, siyasal bir anlamla genişleyerek [COLOR=#0000ff]devlet[/COLOR] ve [COLOR=#0000ff]din[/COLOR] ilişkilerine ait bir tarzı ifade etmeye başlamıştır (Özek: 1-5). [COLOR=#0000ff]Fransa[/COLOR]’da 3. cumhuriyette laicisme kelimesi dile girmiştir (Poroy, Laiklik I). İngilizcede, papazdan başka bütün halka lay, laity denir ve laic, secular kelimeleri de cismaniliği ifade eder. Latince saecularis’ten gelen secular, özellikle İngiliz ve Alman toplumunda kullanılır. Kavramı felsefi açıdan tanımlayanlara göre laiklik “insana, insan aklına, beşerin ebedi tekamülüne iman getirmektir.” Buna göre, laik devletin dine karşı oluşu ile tarafsız olması arasında bir fark görmeyenler, dinle ilgisi olmayan anlamının hepsini dinsizlik olarak tanımlamışlardır (Bayur, Laiklik I). Bazı düşünürler insan eylemlerini dinli, dinsiz, dindışı şeklinde üçe ayırmışlar, buna örnek olarak ibadet etmeyi dinli, dindarları hor görmeyi dinsiz, yürümek konuşmak gibi eylemleri dindışı olarak görmüşlerdir. Siyasi anlamı üzerindeki tartışmalarda ise laiklik, [COLOR=#0000ff]liberalizmin[/COLOR] dini kaynağı sayılır ve siyasi kudretin dini kudretten ayrılmasını ifade eder. [COLOR=#0000ff]Teokratik[/COLOR] devletten [COLOR=#0000ff]demokrasiye[/COLOR] geçerken devlet otoritesiyle din otoritesi sınırlandırılmış, laiklik klasik demokrasinin gerekliliğinin bir icabı olmuştur. Buna göre kavram, [COLOR=#0000ff]çağdaşlaşma[/COLOR] ve insan hakları ile yakın bağlantılıdır. Buna mukabil, [COLOR=#0000ff]İsrail[/COLOR] gibi bir din devletinde de [COLOR=#0000ff]demokrasi[/COLOR] [COLOR=#0000ff]1948[/COLOR] senesinden beri hiçbir [COLOR=#0000ff]askeri darbe[/COLOR] ile kesintiye uğramadan başarıyla uygulanmaktadır. Hukuki tanımlara göreyse en yaygın tanım, devlet ile din işlerinin ayrılmasıdır. Devlet, bir dine inanıp inanmama meselesini özel bir problem sayar, fertlerinin sadece maddi yönüyle ilgilenir, kendisi devlet olarak hiçbir dini taşımaz, hiçbir dini ayine iştirak etmez, fakat fertlerin her türlü dini serbestliklerini kabul eder. Devlet, dini esaslara dayanan kanunlar yapamayacağı gibi, bütün dinlere eşit mesafede durur ve hiçbir şekilde dinlerin ibadet hüküm ve kurallarına müdahale edemez. Bununla birlikte dinlerin amme düzenini bozacak davranışlarını da önlemekle yükümlüdür (Başgil: 5, Onar: 563). Kavramın tarihsel gelişimi [COLOR=#0000ff]Katolik[/COLOR] Avrupa ile [COLOR=#0000ff]Anglosakson[/COLOR] Avrupa arasında bir nüans yaratmıştır. Katolik ülkeler laik, diğerleri sekülerdir. Laik ülkelerde daha çok din devletin denetimi altındadır; buna mukabil seküler ülkelerde din ile devlet özerk iki alandır (Altındal, 1986: 26). [COLOR=#0000ff]Protestan[/COLOR] ve [COLOR=#0000ff]Anglikan[/COLOR] ülkelerdeki [COLOR=#0000ff]sekülarizm[/COLOR], günlük hayatı belirleyen dünyevi bir yaşama tarzını ifade eder ve dünyevi işlerde dini dışarda bırakmak anlamını edinir. Bu ülkelerde milli kiliselerin Roma Kilisesinden ayrılmışlığı, Kraldan ayrı özerk kurum oluşu da kavrama etkinlik kazandırmıştır. Bu aynı zamanda uluslaşma ve burjuvazinin ortaya çıkışıyla da ilgilidir. Laikliğin Bizans sezaropapismine ve elitist hakimiyete, sekülarizmin ise Roma paganlığına ve vicdan özgürlüğüne yakın olduğu belirtilmiştir (Altındal, age). Devlet ve din arasındaki ilişkilere bir temel sağlayan laiklik, bu ilişkiler açısından üç özellik gösterir: Devlet dine bağlıdır (teokrasi, [COLOR=#0000ff]Tibet[/COLOR]); din devlete bağlıdır (imparatorluk, [COLOR=#0000ff]Bizans[/COLOR], [COLOR=#0000ff]Osmanlı[/COLOR], [COLOR=#0000ff]İngiltere[/COLOR], [COLOR=#0000ff]Rusya[/COLOR]); ikisi de özerktir (demokrasi, [COLOR=#0000ff]ABD[/COLOR], [COLOR=#0000ff]Avustralya[/COLOR], [COLOR=#0000ff]Belçika[/COLOR]) (Poroy, 1951). Laik devleti Duguit şöyle tanımlar: “Din konusunda kendisi tarafsız olup, mensupları bir dini taşımakla birlikte kendisi devlet olmakla hiçbir dini özellik göstermeyen ve hiçbir din ayini yapmayan ve kendi namına yaptırmayan devlet.” (Poroy, aynı yer, 20). Bugün bütün dünyada, cismani ve ruhani ayrılık anlamındaki temel ilkeler kabul görmekle birlikte, her devletin toplumuna ve kültürüne has özellikler de kavrama girmiştir. [COLOR=#0000ff]Türkiye[/COLOR]’de laik devlet ile Müslüman toplum arasında cumhuriyetin kuruluşundan beri bir gerilim vardır ve devletin özel siyasal bir kavramı olan [COLOR=#0000ff]irtica[/COLOR] kavramı, laiklikle birlikte anılır olmuştur. Devlete göre irtica, dinin sahtesi ve taassuptur (Daver, 1955: 10). İrtica kavramının hukuki mi ideolojik mi olduğu tartışmalıdır. [COLOR=#0000ff]Atatürk[/COLOR]’e göre “her faydalı ve yeni şeye karşı çıkmak irticadır” (Aydemir, 3). İrtica, devletin laikleşmesiyle ilgili olarak kanun koyucunun hukuki normlarına aykırı hareketler, devletin dayandığı ana değerlere aykırı görüşleri bu açıdan etiketlemesi şeklinde tanımlanmakla beraber, dini kamuoyundaki dini vecibeleri yerine getirme davranışları ile bu anlayış sıklıkla karıştırılmakta, hatta seçimle işbaşına gelse dahi eğer bu aykırılık görülürse devlet en başta ordu kurumu olmak üzere müdahale edebilmektedir. Burada devlet, demokratik açıdan her türlü düşünceye geçit verse bile, bu düşüncelerin dine dayanıp dayanmadığı noktasında laikliğe aykırı hareketler kapsamında irticayı temel terim olarak benimsemiştir (Batuhan, 1959). Felsefi açıdan ise laikliğe karşı [COLOR=#0000ff]taassup[/COLOR] (yobazlık) kavramı, bir fikir ve inanç tekelciliğini ifade eder. Taassup bir kimsenin, bir kurumun, bir zümrenin kendi mutlak sandığı dar görüşlü düşünce ve inançlarını başkalarına kabul ettirmek istemesi, hatta zor kullanmasıdır. [B][SIZE=6]Tarihçesi [/SIZE][/B] Eskiçağlardan beri din, insanların, günlük yaşamında, toplumsal düzende ve devlet yönetiminde etkili oldu. Özellikle [COLOR=#0000ff]Hıristiyanlık[/COLOR] Avrupa'da ortaçağ sonlarına kadar her alanda söz sahibiydi. [COLOR=#0000ff]Papalar[/COLOR] krallara hükmedebiliyor, papaz, rahip, ya da keşiş gibi din adamları Hıristiyan dininin kurallarına göre insanların yaşamını yönlendiriyorlardı. Zamanla değişen ve gelişen ticaret ilişkileri, kentlerin zenginleşmeye başlaması, Hıristiyan olmakla birlikte ayrı mezheplerden olanların çoğalması gibi etkenler Hıristiyan dininin dönemin yeni koşullarına göre gözden geçirilmesini gerektirdi. 16. yüzyılda dinde [COLOR=#0000ff]Reform[/COLOR] hareketi oldu. Edebiyat, sanat ve bilimde [COLOR=#0000ff]Rönesans[/COLOR] diye adlandırılan canlanma ve atılım dönemi de 15. ve 16. yüzyıllarda gerçekleşti. Böylece Hıristiyan dünyasında din, yaşamın birçok alanında etkisini yitirmeye başladı. Özellikle eğitim ve öğretim alanında yenileşmeler oldu. Din kurallarına uygun eğitim yapan kurumların yani sıra özgür düşünceye ve inanç özgürlügüne dayanan eğitim kurumları devlet tarafından açılmaya başlandı. 1789 [COLOR=#0000ff]Fransız Devrimi[/COLOR]'nden sonra laiklik yavaş yavaş devletin bütün kurumlarında ve toplumda kendini kabul ettirdi. En son [COLOR=#0000ff]2008[/COLOR]'de Türkiye'de parti kapatma davalarıyla ilgili olarak [COLOR=#0000ff]Avrupa Birliği[/COLOR], [COLOR=#0000ff]jakoben[/COLOR] laiklik yerine [COLOR=#0000ff]demokratik[/COLOR] laiklik kavramını tercih ettiğini belirtmiştir.[COLOR=#800080][2][/COLOR],[COLOR=#800080][3][/COLOR] [B][SIZE=6]Laik Devletler [/SIZE][/B] [LIST] [*][COLOR=#0000ff]Amerika Birleşik Devletleri[/COLOR] (1791 Anayasası'nın 1. Değişikliği) [*][COLOR=#0000ff]Fransa[/COLOR] (1958 Anayasası'nın 1. Maddesi) [*][COLOR=#0000ff]Hindistan[/COLOR] [*][COLOR=#0000ff]Japonya[/COLOR] (1946 Anayasası'nın 20. Maddesi) Ancak hükûmette dinî parti mevcuttur. [*][COLOR=#0000ff]Küba[/COLOR] [*][COLOR=#0000ff]Meksika[/COLOR] (1917 Anayasası'nın 3. Maddesi) [*][COLOR=#0000ff]Portekiz[/COLOR] (1976 Anayasası'nın 41. Maddesi) [*][COLOR=#0000ff]Türkiye[/COLOR] (1982 Anayasası'nın 2. Maddesi) [*][COLOR=#0000ff]İrlanda[/COLOR] [*][COLOR=#0000ff]Avustralya[/COLOR] [/LIST]Fransa ve Portekiz [COLOR=#0000ff]Avrupa Birliği[/COLOR]'ne üye olan ve laikliği benimseyen ülkelerdir. Türkiye ise dünyada sayılı, İslam ülkeleri arasında ise [COLOR=#0000ff]Endonezya[/COLOR], [COLOR=#0000ff]Senegal[/COLOR], [COLOR=#0000ff]Azerbaycan[/COLOR] ve [COLOR=#0000ff]Mali[/COLOR] ile birlikte birkaç devletten biridir. [B][SIZE=6]Laik Olmayan Din/İdeoloji Devletleri [/SIZE][/B] [LIST] [*][COLOR=#0000ff]İsrail[/COLOR] [*][COLOR=#0000ff]İran[/COLOR] [*][COLOR=#0000ff]Suudi Arabistan[/COLOR] [/LIST] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Laiklik
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst