Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Latif bir tabir : Lâtife-i Rabbâniye ..!!!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="isra.." data-source="post: 91709" data-attributes="member: 6135"><p><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Times New Roman'">LATİFE-İ RABBANİYE</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">= Lâtife-i Rabbâniye ve kalb..</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Kalbden maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir lâtife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, mâkes-i efkârı dimağdır. Binaenaleyh, o lâtife-i Rabbaniyeyi tazammun eden o et parçasına kalb tabirinden şöyle bir letafet çıkıyor ki, o lâtife-i Rabbaniyenin insanın maneviyatına yaptığı hizmet, cism-i sanevberînin cesede yaptığı hizmet gibidir.Evet, nasıl ki bütün aktar-ı bedene mâü'l-hayatı neşreden o cism-i sanevberî, bir makine-i hayattır ve maddî hayat onun işlemesiyle kaimdir; sekteye uğradığı zaman cesed de sukuta uğrar.Kezalik, o lâtife-i Rabbaniye a'mâl ve ahvâl ve mâneviyatın hey'et-i mecmuasını hakikî bir nur-u hayat ile canlandırır, ışıklandırır; nur-u imanın sönmesiyle, mahiyeti, meyyit-i gayr-ı müteharrik gibi bir heykelden ibaret kalır. (İşarat-ül İcaz)</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Kezalik, hakaik-i mahzâ ve mücerredat-ı sırfeden olan mâneviyatta, maddiyûnun hükümlerine müracaat ve fikirleriyle istişare etmek, âdetâ lâtife-i Rabbaniye denilen kalbin sektesini ve cevher-i nurânî olan aklın sekeratını ilân etmek demektir. (Muhakemat)</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Evet, kalb denilen avâlim-i gayba karşı olan penceresinde kurulmuş olan lâtife-i Rabbâniyenin fotoğrafıyla alınan timsal-i nurâniyle Sultan-ı Ezeli ilân eden harita-i nuraniyesidir ve tercüman-ı beliğidir. (Muhakemat)</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Emma ba'dü, ey hakikatin âşıkı! Eğer vicdanımı mütalâa etmekle hakikatleri rasad etmek istersen, kalb dedikleri lâtife-i Rabbaniyenin pası ve zengârı hükmünde olan arzu-yu hilâf ve iltizam-ı taraf-ı muhalif ve mâzur tutulmak için kendi evhamına bir hak vermek ve bir asla ircâ etmek ve mecmuun neticesini herbir fertten istemek ki, zaafiyeti sebebiyle neticenin reddine bir istidad-ı seyyie verilir. (Muhakemat)</span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Üçüncü bir daire içinde, hayret-engiz, zâhiren ve keyfiyeten küçük, hakikaten ve vazifeten ve kemiyeten büyük, bir küçük âlemi gördüm ki, zerrât-ı vücudiyemden tâ havâss-ı zâhiriyeme kadar, taife taife vazife-i ubudiyetle ve şükrâniye ile meşgul bir cemaat gördüm. Bu dairede, kalbimdeki lâtife-i Rabbâniyem </span><span style="font-size: 12px">o cemaat namına diyor. (29. Mektub)</span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Times New Roman'">=</span></span></strong><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Arial'">Namaz , latife-i rabbaniyenin hava-i nesimini cezb ve celbeder..</span></span></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Öyleyse hane-i cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası, ruhumun âb-ı hayatı ve lâtife-i Rabbâniyemin havâ-yı nesîmini cezb ve celb eden namaz dahi seni usandırmamak gerektir. (21. Söz)</span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">= Lâtife-i Rabbâniye , zinurdur ve teneffüse muhtaçtır..ve nasıl nefes alır??</span></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Evet, fıtraten ebediyeti isteyen ve ebed için halk olunan ve ezelî ve ebedî bir Zâtın aynası olan ve nihayetsiz derecede nazik ve letâfetli bulunan zîşuur bir sırr-ı insanî, zînur bir lâtife-i Rabbâniye, şu kasavetli, ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulümatlı ve boğucu olan ahvâl-i dünyeviye içinde, elbette teneffüse pek çok muhtaçtır ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir. (21.Söz)</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">= Ruh ve Lâtife-i Rabbâniye.. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">İnsanın nasıl ruhu bütün cesedine öyle bir münasebeti var ki, bütün âzâsını ve eczasını birbirine yardım ettirir. Yani, irade-i İlâhiye cilvesi olan evâmir-i tekvîniyeye ve o emirden vücud-u hâricî giydirilmiş bir kanun-u emrî ve lâtife-i Rabbâniye olan ruh, onların idaresinde, onların mânevî seslerini hissetmesinde ve hâcatlarını görmesinde birbirine mâni olmaz, ruhu şaşırtmaz. (33. Söz)</span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">= Lâtife-i Rabbâniye ve rüya-yı sadıka..</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Rüya üç nevidir…üçüncü kısım ki rüya-yı sadıkadır.O doğrudan doğruya mahiyet-i insaniyedeki lâtife-i Rabbâniye Âlem-i şehadetle bağlanan ve o Âlemde dolaşan duyguların kapanmasıyla ve durmasıyla Âlem-i gayba karşı bir münasebet bulur, bir menfez açar. ( 28. Mektub)</span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">= Lâtife-i Rabbâniye hiss-i kablelvuku ile hisseder..</span></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Hattâ, herkesin başında çok defa tekerrür ediyor ki, birisinden bahsediyorken, âni kapı açılarak, tahminin fevkinde, aynı adam gelir. Hattâ Kürtçe durub-u emsaldendir: </span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Arial'">Yani, "Kurdun bahsini ettiğin zaman topuzu hazırla, vur; çünkü kurt geliyor." Demek bir hiss-i kablelvuku ile </span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">lâtife-i Rabbâniye , icmâlen o adamın gelmesini hisseder. Fakat aklın şuuru ihata etmediği için, kasten değil, ihtiyarsız olarak bahsetmeye sevk eder. (28. Mektub)</span></strong></span></p><p> </p><p><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">= Lâtife-i Rabbâniye , avâlim-i gaybiyenin enmuzecidir..</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial'">Cemî zerrat-ı kâinat, birer birer, zat ve sıfât ve saire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddit iken, birden bire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşâ hikemi intaç ettiğinden, Sâniin vücub-u vücuduna şehadetle, avâlim-i gaybiyenin enmuzeci olan lâtife-i Rabbâniye içinde ilân-ı Sâni eden misbah-ı imanı ışıklandırıyorlar. (Mesnevi-i Nuriye , Nokta</span><span style="font-family: 'Times New Roman'">)</span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Arial'">= Lâtife-i Rabbâniye , vicdanın </span></span></strong><strong><span style="color: red"><span style="font-family: 'Arial'">anâsır-ı erbaasından ve ruhun dört havassından</span></span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> <span style="color: red">biridir.. Gayetü'l-gâyâtı nedir?</span></span></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Arial'">Vicdanın anâsır-ı erbaası ve ruhun dört havassı olan "irade, zihin, his </span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">lâtife-i Rabbâniye </span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">" her birinin bir gayetü'l-gâyâtı var:</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Arial'">İradenin ibadetullahtır. Zihnin, mârifetullahtır. Hissin, muhabbetullahtır. Lâtifenin, müşahedetullahtır. Takvâ denilen ibadet-i kâmile, dördünü tazammun eder. (Hutbe-i Şamiye)</span></strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="isra.., post: 91709, member: 6135"] [B][COLOR=red][FONT=Times New Roman]LATİFE-İ RABBANİYE[/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=red][FONT=Arial][SIZE=3]= Lâtife-i Rabbâniye ve kalb..[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3]Kalbden maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir lâtife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, mâkes-i efkârı dimağdır. Binaenaleyh, o lâtife-i Rabbaniyeyi tazammun eden o et parçasına kalb tabirinden şöyle bir letafet çıkıyor ki, o lâtife-i Rabbaniyenin insanın maneviyatına yaptığı hizmet, cism-i sanevberînin cesede yaptığı hizmet gibidir.Evet, nasıl ki bütün aktar-ı bedene mâü'l-hayatı neşreden o cism-i sanevberî, bir makine-i hayattır ve maddî hayat onun işlemesiyle kaimdir; sekteye uğradığı zaman cesed de sukuta uğrar.Kezalik, o lâtife-i Rabbaniye a'mâl ve ahvâl ve mâneviyatın hey'et-i mecmuasını hakikî bir nur-u hayat ile canlandırır, ışıklandırır; nur-u imanın sönmesiyle, mahiyeti, meyyit-i gayr-ı müteharrik gibi bir heykelden ibaret kalır. (İşarat-ül İcaz)[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3]Kezalik, hakaik-i mahzâ ve mücerredat-ı sırfeden olan mâneviyatta, maddiyûnun hükümlerine müracaat ve fikirleriyle istişare etmek, âdetâ lâtife-i Rabbaniye denilen kalbin sektesini ve cevher-i nurânî olan aklın sekeratını ilân etmek demektir. (Muhakemat)[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3]Evet, kalb denilen avâlim-i gayba karşı olan penceresinde kurulmuş olan lâtife-i Rabbâniyenin fotoğrafıyla alınan timsal-i nurâniyle Sultan-ı Ezeli ilân eden harita-i nuraniyesidir ve tercüman-ı beliğidir. (Muhakemat)[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3]Emma ba'dü, ey hakikatin âşıkı! Eğer vicdanımı mütalâa etmekle hakikatleri rasad etmek istersen, kalb dedikleri lâtife-i Rabbaniyenin pası ve zengârı hükmünde olan arzu-yu hilâf ve iltizam-ı taraf-ı muhalif ve mâzur tutulmak için kendi evhamına bir hak vermek ve bir asla ircâ etmek ve mecmuun neticesini herbir fertten istemek ki, zaafiyeti sebebiyle neticenin reddine bir istidad-ı seyyie verilir. (Muhakemat)[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3]Üçüncü bir daire içinde, hayret-engiz, zâhiren ve keyfiyeten küçük, hakikaten ve vazifeten ve kemiyeten büyük, bir küçük âlemi gördüm ki, zerrât-ı vücudiyemden tâ havâss-ı zâhiriyeme kadar, taife taife vazife-i ubudiyetle ve şükrâniye ile meşgul bir cemaat gördüm. Bu dairede, kalbimdeki lâtife-i Rabbâniyem [/SIZE][SIZE=3]o cemaat namına diyor. (29. Mektub)[/SIZE][/FONT][/B] [B][COLOR=red][FONT=Times New Roman]=[/FONT][/COLOR][/B][SIZE=3][B][COLOR=red][FONT=Arial]Namaz , latife-i rabbaniyenin hava-i nesimini cezb ve celbeder..[/FONT][/COLOR][/B][/SIZE] [B][FONT=Arial][SIZE=3]Öyleyse hane-i cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası, ruhumun âb-ı hayatı ve lâtife-i Rabbâniyemin havâ-yı nesîmini cezb ve celb eden namaz dahi seni usandırmamak gerektir. (21. Söz)[/SIZE][/FONT][/B] [B][COLOR=red][FONT=Arial][SIZE=3]= Lâtife-i Rabbâniye , zinurdur ve teneffüse muhtaçtır..ve nasıl nefes alır??[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3]Evet, fıtraten ebediyeti isteyen ve ebed için halk olunan ve ezelî ve ebedî bir Zâtın aynası olan ve nihayetsiz derecede nazik ve letâfetli bulunan zîşuur bir sırr-ı insanî, zînur bir lâtife-i Rabbâniye, şu kasavetli, ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulümatlı ve boğucu olan ahvâl-i dünyeviye içinde, elbette teneffüse pek çok muhtaçtır ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir. (21.Söz)[/SIZE][/FONT][/B] [B][COLOR=red][FONT=Arial][SIZE=3]= Ruh ve Lâtife-i Rabbâniye.. [/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3]İnsanın nasıl ruhu bütün cesedine öyle bir münasebeti var ki, bütün âzâsını ve eczasını birbirine yardım ettirir. Yani, irade-i İlâhiye cilvesi olan evâmir-i tekvîniyeye ve o emirden vücud-u hâricî giydirilmiş bir kanun-u emrî ve lâtife-i Rabbâniye olan ruh, onların idaresinde, onların mânevî seslerini hissetmesinde ve hâcatlarını görmesinde birbirine mâni olmaz, ruhu şaşırtmaz. (33. Söz)[/SIZE][/FONT][/B] [B][COLOR=red][FONT=Arial][SIZE=3]= Lâtife-i Rabbâniye ve rüya-yı sadıka..[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3]Rüya üç nevidir…üçüncü kısım ki rüya-yı sadıkadır.O doğrudan doğruya mahiyet-i insaniyedeki lâtife-i Rabbâniye Âlem-i şehadetle bağlanan ve o Âlemde dolaşan duyguların kapanmasıyla ve durmasıyla Âlem-i gayba karşı bir münasebet bulur, bir menfez açar. ( 28. Mektub)[/SIZE][/FONT][/B] [B][COLOR=red][FONT=Arial][SIZE=3]= Lâtife-i Rabbâniye hiss-i kablelvuku ile hisseder..[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3]Hattâ, herkesin başında çok defa tekerrür ediyor ki, birisinden bahsediyorken, âni kapı açılarak, tahminin fevkinde, aynı adam gelir. Hattâ Kürtçe durub-u emsaldendir: [/SIZE][/FONT][/B] [SIZE=3][B][FONT=Arial]Yani, "Kurdun bahsini ettiğin zaman topuzu hazırla, vur; çünkü kurt geliyor." Demek bir hiss-i kablelvuku ile [/FONT][/B][B][FONT=Arial]lâtife-i Rabbâniye , icmâlen o adamın gelmesini hisseder. Fakat aklın şuuru ihata etmediği için, kasten değil, ihtiyarsız olarak bahsetmeye sevk eder. (28. Mektub)[/FONT][/B][/SIZE] [B][COLOR=red][FONT=Arial][SIZE=3]= Lâtife-i Rabbâniye , avâlim-i gaybiyenin enmuzecidir..[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][SIZE=3][FONT=Arial]Cemî zerrat-ı kâinat, birer birer, zat ve sıfât ve saire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddit iken, birden bire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşâ hikemi intaç ettiğinden, Sâniin vücub-u vücuduna şehadetle, avâlim-i gaybiyenin enmuzeci olan lâtife-i Rabbâniye içinde ilân-ı Sâni eden misbah-ı imanı ışıklandırıyorlar. (Mesnevi-i Nuriye , Nokta[/FONT][FONT=Times New Roman])[/FONT][/SIZE][/B] [SIZE=3][B][COLOR=red][FONT=Arial]= Lâtife-i Rabbâniye , vicdanın [/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=red][FONT=Arial]anâsır-ı erbaasından ve ruhun dört havassından[/FONT][/COLOR][/B][B][FONT=Arial] [COLOR=red]biridir.. Gayetü'l-gâyâtı nedir?[/COLOR][/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=3][B][FONT=Arial]Vicdanın anâsır-ı erbaası ve ruhun dört havassı olan "irade, zihin, his [/FONT][/B][B][FONT=Arial]lâtife-i Rabbâniye [/FONT][/B][B][FONT=Arial]" her birinin bir gayetü'l-gâyâtı var:[/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=3][B][FONT=Arial]İradenin ibadetullahtır. Zihnin, mârifetullahtır. Hissin, muhabbetullahtır. Lâtifenin, müşahedetullahtır. Takvâ denilen ibadet-i kâmile, dördünü tazammun eder. (Hutbe-i Şamiye)[/FONT][/B][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Latif bir tabir : Lâtife-i Rabbâniye ..!!!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst