Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Lemeât
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 330119" data-attributes="member: 1"><p><strong>Lemeât - Sayfa 996</strong></p><p></p><p>Ki o lisan-ı gaybdır; şehadet âlemiyle bizzat odur konuşur. Şu unsurdan bu çıkar: Harika tazeliği bir ihata-i ummânî.Te’nis-i ezhan için akl-ı beşere karşı İlâhî tenezzülât. Tenzilin üslûbunda tenevvüü,mûnisliğidir mahbub-u ins ü cânı.</p><p></p><p>Beşinci menba ise, nakil ve hikâyâtında, ihbar-ı sadıkada, esasî noktalardan hazırmüşahit gibi bir üslûb-u bedî-i pür-maânîNaklederek beşeri onunla ikaz eder. Menkulâtı şunlardır: İhbar-ı evvelîni, ahvâl-i âhirîni, esrar-ı Cehennem ve Cinânı,</p><p></p><p>Hakaik-i gaybiye, hem esrar-ı şehadet, serâir-i İlâhî, revâbıt-ı kevnîye dair hikâyâtıdırhikâyet-i ayânîKi ne vâki reddeylemiş, ne mantık tekzip etmiş. Mantık kabul etmezse, red de bile edemez. Semâvî kitapların ki matmah-ı cihanîİttifakî noktalarda musaddıkane nakleder. İhtilâfî yerlerinde musahhihâne bahseder. Böyle naklî umurlar bir ümmîden suduru harika-i zamanî.</p><p></p><p>Altıncı unsur ise: Mutazammın ve müessis olmuş din-i İslâma. İslâmiyet misline nemazi muktedirdir, ne müstakbel muktedir; araştırsan zaman ile mekânı.</p><p></p><p>Arzımızı senevî, yevmî dairesinde şu hayt-ı semâvîdir, tutmuş da döndürüyor. Küreye ağır basmış, hem dahi ona binmiş; bırakmıyor isyanı.</p><p>Yedinci menba ise, şu altı menbadan çıkan envâr-ı sitte, birden eder imtizaç. Ondan çıkar bir hüsün, bundan gelir bir hads, vasıta-i nuranî,</p><p></p><p>Şundan çıkan bir zevktir. Zevk-i i’caz bilinir; tabirine lisanımız yetişmez. Fikir dahikàsırdır; görünür de tutulmaz o nücum-u âsümânî.</p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong>ahvâl-i âhirîn: gelecekte yaşayacak olanların halleri (bk. e-ḫ-r)</strong></td><td><strong>akl-ı beşer: insan aklı</strong></td></tr><tr><td><strong>beşer: insanlık</strong></td><td><strong>din-i İslâm: İslâm dini (bk. s-l-m)</strong></td></tr><tr><td><strong>envâr-ı sitte: altı nur (bk. n-v-r)</strong></td><td><strong>esasî: esasla ilgili</strong></td></tr><tr><td><strong>esrar-ı Cehennem ve Cinân: Cehennem ve Cennetin sırları</strong></td><td><strong>esrar-ı şehadet: görünen âlemin sırları (bk. ş-h-d)</strong></td></tr><tr><td><strong>hads: güçlü sezgi, seziş (bk. ḥ-d-s̱)</strong></td><td><strong>hakaik-i gaybiye: bilinmeyen ve görünmeyen âlemlere ait gerçekler (bk. ḥ-ḳ-ḳ; ğ-y-b)</strong></td></tr><tr><td><strong>harika-i zamanî: zamanın harikası, eşsiz olanı</strong></td><td><strong>hayt-ı semâvî: gökten inen bağ (bk. s-m-v)</strong></td></tr><tr><td><strong>hikâyet-i ayânî: görür gibi hikâye etme, anlatma</strong></td><td><strong>hikâyât: hikâyeler, olaylar</strong></td></tr><tr><td><strong>hüsün: güzellik (bk. ḥ-s-n)</strong></td><td><strong>ihata-i ummânî: deniz gibi geniş bir şekilde kuşatma</strong></td></tr><tr><td><strong>ihbar-ı evvelîn: geçmişte yaşamış topluluklar hakkında haber verme</strong></td><td><strong>ihbar-ı sadıka: doğru haber verme (bk. ṣ-d-ḳ)</strong></td></tr><tr><td><strong>ihtilâfî yerler: üzerinde görüş birliğine varılmayan yerler</strong></td><td><strong>imtizaç: kaynaşma, uyuşma</strong></td></tr><tr><td><strong>ittifakî noktalar: üzerinde görüş birliğine varılan noktalar</strong></td><td><strong>kàsır: kısa</strong></td></tr><tr><td><strong>küre: dünya</strong></td><td><strong>lisan: dil</strong></td></tr><tr><td><strong>lisan-ı gayb: bilinmeyen ve görünmeyen âlemin dili (bk. ğ-y-b)</strong></td><td><strong>mahbub-u ins ü cân: cinlerin ve insanların sevgilisi (bk. ḥ-b-b)</strong></td></tr><tr><td><strong>matmah-ı cihanî: dünyanın beklediği ve çok arzuladığı şey</strong></td><td><strong>mazi: geçmiş zaman</strong></td></tr><tr><td><strong>menba: kaynak</strong></td><td><strong>menkulât: nakledilen, aktarılan şeyler</strong></td></tr><tr><td><strong>misil: benzer (bk. m-s̱-l)</strong></td><td><strong>muktedir: güç ve iktidar sahibi (bk. ḳ-d-r)</strong></td></tr><tr><td><strong>musaddıkane: doğruluğunu onaylar bir şekilde (bk. ṣ-d-ḳ)</strong></td><td><strong>musahhihâne: tashih eder, yanlışları düzeltir bir şekilde</strong></td></tr><tr><td><strong>mutazammın: içine alan, kapsayan</strong></td><td><strong>mûnis: canayakın, dost</strong></td></tr><tr><td><strong>müessis: tesis edici, kurucu</strong></td><td><strong>müstakbel: gelecek zaman</strong></td></tr><tr><td><strong>müşahit: gören, şahit olan (bk. ş-h-d)</strong></td><td><strong>nakil: aktarma, anlatma</strong></td></tr><tr><td><strong>naklî: nakille ilgili</strong></td><td><strong>nücum-u âsümânî: göklerdeki yıldızlar</strong></td></tr><tr><td><strong>revâbıt-ı kevnîye: kâinatla olan irtibatlar, bağlar (bk. k-v-n)</strong></td><td><strong>semâvî: İlâhî, vahiyle gelen (bk. s-m-v)</strong></td></tr><tr><td><strong>senevî: yıllık</strong></td><td><strong>serâir-i İlâhî: İlâhî sırlar (bk. e-l-h)</strong></td></tr><tr><td><strong>sudur: çıkma</strong></td><td><strong>tekzip: yalanlama</strong></td></tr><tr><td><strong>tenevvü: çeşitlilik</strong></td><td><strong>tenezzülât: eğilmeler, seviyeye inmeler (bk. n-z-l)</strong></td></tr><tr><td><strong>tenzil: indirme (bk. n-z-l)</strong></td><td><strong>te’nis-i ezhan: zihinleri okşama, alıştırma</strong></td></tr><tr><td><strong>umur: emirler</strong></td><td><strong>vasıta-i nuranî: nurlu, parlak vasıta (bk. n-v-r)</strong></td></tr><tr><td><strong>vâki: olmuş, meydana gelmiş</strong></td><td><strong>yevmî: günlük</strong></td></tr><tr><td><strong>zevk-i i’caz: mu’cizelik zevki (bk. a-c-z)</strong></td><td><strong>âlem: dünya (bk. a-l-m)</strong></td></tr><tr><td><strong>ümmî: okuma yazma bilmeyen, tahsil görmemiş</strong></td><td><strong>üslûb: ifade tarzı</strong></td></tr><tr><td><strong>üslûb-u bedî-i pür-maânî: çok mânâları bulunan güzel ifade tarzı (bk. b-d-a)</strong></td><td><strong>şehadet âlemi: görünen âlem, dünya (bk. ş-h-d)</strong></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 330119, member: 1"] [b]Lemeât - Sayfa 996[/b] Ki o lisan-ı gaybdır; şehadet âlemiyle bizzat odur konuşur. Şu unsurdan bu çıkar: Harika tazeliği bir ihata-i ummânî.Te’nis-i ezhan için akl-ı beşere karşı İlâhî tenezzülât. Tenzilin üslûbunda tenevvüü,mûnisliğidir mahbub-u ins ü cânı. Beşinci menba ise, nakil ve hikâyâtında, ihbar-ı sadıkada, esasî noktalardan hazırmüşahit gibi bir üslûb-u bedî-i pür-maânîNaklederek beşeri onunla ikaz eder. Menkulâtı şunlardır: İhbar-ı evvelîni, ahvâl-i âhirîni, esrar-ı Cehennem ve Cinânı, Hakaik-i gaybiye, hem esrar-ı şehadet, serâir-i İlâhî, revâbıt-ı kevnîye dair hikâyâtıdırhikâyet-i ayânîKi ne vâki reddeylemiş, ne mantık tekzip etmiş. Mantık kabul etmezse, red de bile edemez. Semâvî kitapların ki matmah-ı cihanîİttifakî noktalarda musaddıkane nakleder. İhtilâfî yerlerinde musahhihâne bahseder. Böyle naklî umurlar bir ümmîden suduru harika-i zamanî. Altıncı unsur ise: Mutazammın ve müessis olmuş din-i İslâma. İslâmiyet misline nemazi muktedirdir, ne müstakbel muktedir; araştırsan zaman ile mekânı. Arzımızı senevî, yevmî dairesinde şu hayt-ı semâvîdir, tutmuş da döndürüyor. Küreye ağır basmış, hem dahi ona binmiş; bırakmıyor isyanı. Yedinci menba ise, şu altı menbadan çıkan envâr-ı sitte, birden eder imtizaç. Ondan çıkar bir hüsün, bundan gelir bir hads, vasıta-i nuranî, Şundan çıkan bir zevktir. Zevk-i i’caz bilinir; tabirine lisanımız yetişmez. Fikir dahikàsırdır; görünür de tutulmaz o nücum-u âsümânî. [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B]ahvâl-i âhirîn: gelecekte yaşayacak olanların halleri (bk. e-ḫ-r)[/B][/TD] [TD][B]akl-ı beşer: insan aklı[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]beşer: insanlık[/B][/TD] [TD][B]din-i İslâm: İslâm dini (bk. s-l-m)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]envâr-ı sitte: altı nur (bk. n-v-r)[/B][/TD] [TD][B]esasî: esasla ilgili[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]esrar-ı Cehennem ve Cinân: Cehennem ve Cennetin sırları[/B][/TD] [TD][B]esrar-ı şehadet: görünen âlemin sırları (bk. ş-h-d)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hads: güçlü sezgi, seziş (bk. ḥ-d-s̱)[/B][/TD] [TD][B]hakaik-i gaybiye: bilinmeyen ve görünmeyen âlemlere ait gerçekler (bk. ḥ-ḳ-ḳ; ğ-y-b)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]harika-i zamanî: zamanın harikası, eşsiz olanı[/B][/TD] [TD][B]hayt-ı semâvî: gökten inen bağ (bk. s-m-v)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hikâyet-i ayânî: görür gibi hikâye etme, anlatma[/B][/TD] [TD][B]hikâyât: hikâyeler, olaylar[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hüsün: güzellik (bk. ḥ-s-n)[/B][/TD] [TD][B]ihata-i ummânî: deniz gibi geniş bir şekilde kuşatma[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ihbar-ı evvelîn: geçmişte yaşamış topluluklar hakkında haber verme[/B][/TD] [TD][B]ihbar-ı sadıka: doğru haber verme (bk. ṣ-d-ḳ)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ihtilâfî yerler: üzerinde görüş birliğine varılmayan yerler[/B][/TD] [TD][B]imtizaç: kaynaşma, uyuşma[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ittifakî noktalar: üzerinde görüş birliğine varılan noktalar[/B][/TD] [TD][B]kàsır: kısa[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]küre: dünya[/B][/TD] [TD][B]lisan: dil[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]lisan-ı gayb: bilinmeyen ve görünmeyen âlemin dili (bk. ğ-y-b)[/B][/TD] [TD][B]mahbub-u ins ü cân: cinlerin ve insanların sevgilisi (bk. ḥ-b-b)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]matmah-ı cihanî: dünyanın beklediği ve çok arzuladığı şey[/B][/TD] [TD][B]mazi: geçmiş zaman[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]menba: kaynak[/B][/TD] [TD][B]menkulât: nakledilen, aktarılan şeyler[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]misil: benzer (bk. m-s̱-l)[/B][/TD] [TD][B]muktedir: güç ve iktidar sahibi (bk. ḳ-d-r)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]musaddıkane: doğruluğunu onaylar bir şekilde (bk. ṣ-d-ḳ)[/B][/TD] [TD][B]musahhihâne: tashih eder, yanlışları düzeltir bir şekilde[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mutazammın: içine alan, kapsayan[/B][/TD] [TD][B]mûnis: canayakın, dost[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]müessis: tesis edici, kurucu[/B][/TD] [TD][B]müstakbel: gelecek zaman[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]müşahit: gören, şahit olan (bk. ş-h-d)[/B][/TD] [TD][B]nakil: aktarma, anlatma[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]naklî: nakille ilgili[/B][/TD] [TD][B]nücum-u âsümânî: göklerdeki yıldızlar[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]revâbıt-ı kevnîye: kâinatla olan irtibatlar, bağlar (bk. k-v-n)[/B][/TD] [TD][B]semâvî: İlâhî, vahiyle gelen (bk. s-m-v)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]senevî: yıllık[/B][/TD] [TD][B]serâir-i İlâhî: İlâhî sırlar (bk. e-l-h)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]sudur: çıkma[/B][/TD] [TD][B]tekzip: yalanlama[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tenevvü: çeşitlilik[/B][/TD] [TD][B]tenezzülât: eğilmeler, seviyeye inmeler (bk. n-z-l)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tenzil: indirme (bk. n-z-l)[/B][/TD] [TD][B]te’nis-i ezhan: zihinleri okşama, alıştırma[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]umur: emirler[/B][/TD] [TD][B]vasıta-i nuranî: nurlu, parlak vasıta (bk. n-v-r)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]vâki: olmuş, meydana gelmiş[/B][/TD] [TD][B]yevmî: günlük[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]zevk-i i’caz: mu’cizelik zevki (bk. a-c-z)[/B][/TD] [TD][B]âlem: dünya (bk. a-l-m)[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ümmî: okuma yazma bilmeyen, tahsil görmemiş[/B][/TD] [TD][B]üslûb: ifade tarzı[/B][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]üslûb-u bedî-i pür-maânî: çok mânâları bulunan güzel ifade tarzı (bk. b-d-a)[/B][/TD] [TD][B]şehadet âlemi: görünen âlem, dünya (bk. ş-h-d)[/B][/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Lemeât
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst