Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Maksat Bilmek Değil, İlmin Hakkını Vermektir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 269553" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: brown">Maksat Bilmek Değil, İlmin Hakkını Vermektir</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">İlim dünyada en faziletli ve en şerefli bir sıfattır. Bununla birlikte sorumluluğu en ağır bir emanettir. Onun hakkını verenler, Yüce Allah’ın rızasına ererler. İlmin hakkı hedefine uygun kullanılmasıdır.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">İlmin hedefi, Allahu Teala’nın varlığını ispat ve rızasına ulaşmaktır. İlmin Allah için okunması ve rızasına giden yolda kullanılması şarttır. Yoksa ilim rahmet değil, zahmet olur.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Farz olan ilimden kaçana cehaletinin hesabı, kendisine ilim verilen kimseye ise, ilminin hakkı sorulacaktır. Sevgili Peygamberimizin şu uyarısı her insanı yakından ilgilendirmektedir:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">“İnsan şu dört şeyden hesaba çekilmedikçe, kıyamet günü hesap yerinden ayrılamayacaktır:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">1-Ömrünü nerede harcadığı</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">2-İlmiyle ne yaptığı</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">3-Malını nereden kazanıp nereye sarf ettiği</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">4-Bedenini nerede eskittiği." 201</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">İlmin faydalı olmayanı da vardır. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz böylesi bir yükten korkarak, Yüce Allah’a şöyle sığınmıştır:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">“Allahım! Fayda vermeyen ilimden sana sığınırım.”</span>202</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Allahu Teala, ilim ehlinden takva istemektedir. Çünkü takva ancak ilimle elde edilir. Bu hususta ayeti kerime meali şöyledir:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“Allah’tan, kulları içinde ancak ilim ehli olanlar korkar.”</span>203</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Şu halde takva sahibi olmayan kimse, gerçek âlim değildir. Yüce Allah’ı tanıyan ve O’na isyan etmekten korkana cahil denemez.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Rasulullah (s.a.v) Efendimizin belirttiği gibi, Allah rızası unutulup sırf dünyalık elde etmek için kullanılan bir ilim, kendisini taşıyana Cennetin kokusunu koklatmayacaktır.204</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">İlim bazen gizli bir perde ve çetin bir imtihan olup sahibini Allah’tan uzaklaştırabilir. Bu konuda, Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz hepimizi şöyle uyarır:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">“Şeytan çok defa sizi, ilimle oyalayarak aldatır.” Ashab:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">‘Ey Allah’ın Rasulü!..şeytan bizi ilimle nasıl aldatır?, diye sorduklarında Allah Rasulü (s.a.v)şu cevabı vermiştir:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">“Şeytan size ‘Sen ilim öğrenmeye bak, iyice öğreninceye kadar amele bakma!’ der. İnsan da şeytanın bu sözüne aldanır. İlmî konularda durmadan konuşur durur, ameli hep sonraya bırakır ve nihayet amel edemeden ölür gider.”205</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Ashabtan İbnu Mesud (r.a) Efendimiz şöyle der:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">“İlim çok şeyler öğrenip nakletmek değildir. İlim Allah’tan gereği gibi korkmaktır.”</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Hasan el-Basrî (rah.) ise şöyle demiştir:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">“İstediğiniz kadar ilim öğrenin. Vallâhi, öğrendiklerinizle amel etmedikçe, Allah size sevap vermez. Aklı zayıf kimselerin bütün gayreti, sırf ilim nakletmekle meşgul olmak; gerçek âlimlerin gayreti ise, amel ederek ilmin hakkını korumaktır.”206</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Hasan el-Basrî Hazretleri de şöyle diyor:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">“Allahu Teala, sırf ilim nakleden kişiye önem vermez. Ancak ilmi, güzel anlayan ve hükmü gereğince yaşayana kıymet verir.”207</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Arifler şöyle demişlerdir:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bütün varlıkların yaratılması ve ilimlerin okunması kulları, Lâ ilâhe illallah tevhidinin hakikatine ulaştırmak içindir. En faziletli ilim yakîn ilmidir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu ilmin ilme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîn dereceleri vardır. Ama hepsinin sonu, müşâhede ve ihsan makamıdır. Hadis-i şerifte belirtildiği gibi:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">“İhsan Allahu Teala’yı görüyormuş gibi O’na kulluk yapmaktır.”</span>208</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Canlı-cansız bütün varlıklarda ilâhi bir tecelli ve ilim gizlidir. Bu sırları okuyanlar ve anlayanlar oldukça azdır. Bu durumu büyük veli Sehl et-Tüsterî şöyle dile getirir:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: brown">“Nice insanlar vardır: Bir ömür boyu bu alemin içinde ilâhi ilim ve tecellilerle iç içe yaşar. Geceyi gündüzü görür, yerin ve göğün nimetlerini kullanır: Ne yazık ki bütün bunları sevk eden ve ihsan eden Yüce Allah’ı hiç tanımadan cahil ve gafil bir halde ölür gider.”</span>209</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Şu herkesin kabul ettiği bir gerçek değil mi?</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bugün Allah Rasulünden (s.a.v) bize miras kalan marifet ve ahlak ilminin gerçek varisleri çok azdır. Ancak her dönem var olmuştur. Bu vârisler, mukarrebun makamına çıkmış kamil müminlerdir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu kamillerin bir kısmı, Cenab-ı Hakk’ın yardım ve tercihi ile velâyet mertebelerini kat etmiş ve hidayet yolunda kendilerine tâbi olunma sıfatını elde etmiştir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">İşte bu tür kamil müminlerin işi kulları irşat etmektir. Çünkü Allahu Teala kendilerini özel bir şekilde desteklemiştir. Onlar vasıtasıyla kalpleri ihya etmiştir. Onlar Yüce Yaratıcının varlığına ve birliğine en canlı şahittirler. Yüce Mevla gerçek alimleri, melekleriyle birlikte varlığına şahit tutmuştur.210</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu ilim ehli velilere Rabbânî alim de denir. Onun yüzüne bakılsa Allah’ı hatırlatır. Ahlâkî özellikleri Hz. Rasulullah’ın ahlakını aksettirir. Bir bakışı kalpte Allah sevgisini meydana getirir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Allah’ın dostluğu gerçek hâliyle onlarda zuhur ettiğinden, Ümmet-i Muhammed onlara bakıp peygamberlerin geliş gayesini, dinin hakikatini, Kur’an-ı Hakim’in sırrını, ibadetin tadını, kulluğun aslını, güzel ahlakı, kainatın ve varlığın sebebini kavrayabilir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Ariflerde ilim amele, amel hikmete, hikmet marifete, marifet ilâhi muhabbete dönüşür. Kamil insan yeryüzünde Allahu Teala’nın halifesi olduğundan, kendilerine, kullar ve kalpler üzerinde tasarruf yetkisi verilmiştir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Arifler Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin özel tecellilerine mazhar olmuşlardır. Bu sayede özel bir ilme, farklı bir kalbe, ayrı bir şahsiyete sahiptirler.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu yüzden gerçek ilim onlarla ayakta durur. Din onların hayatında yaşanır, isteyenlere hayat olarak sunulur. Bir insan, samimi olarak onların halkasına girse ve sadece kendilerini taklit etse bile, bu sayede pek çok ilim ve edep kazanır.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu kamil mürşitler içinde Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) pâk neslinden gelip, hem nesebine hem de edebine vâris olan seyyid mürşitler de vardır.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onlar tarih boyunca bu ümmetin yüz akı, medarı iftiharı ve feyz kaynağı olmuşlardır.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Seyyid olan alim ve mürşitlerin yaratılışlarındaki Muhammed î nur, daha hızlı inkişaf ettiğinden onlar, bu dini ve ilmi en mükemmel şekliyle temsil ve tatbik etmektedirler.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onların hânesi, ilâhi edep ve sünneti yaşamada diğer bütün müminlere örnek olmuştur.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onları görenler ve candan sevenler, sanki Rasulullah (s.a.v) Efendimiz ile karşılaşmış ve tanışmış gibi huzur duyarlar.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onların meclisine girenler, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) saadetli yüzüne nazar etmiş gibi haz alırlar.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onların elinden tutanlar, Rasulullah Efendimizin (s.a.v) mübarek elinden tutmuş ve onu öpmüş gibi olurlar.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onlar her devirde ümmetin önünde edep önderi, takva imamı, irşat kutbu olmuştur.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Seyyid olan mürşitlerin, müminlerin kalbinde ayrı bir sevgisi olmuştur. Onlar imanlı ve samimi kalpler tarafından kolayca sevilmiş, rahatça kabul edilmişlerdir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Ümmeti Muhammed onlar sayesinde nispeten Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) hasretini gidermiştir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Seyyid Abdulkâdir Geylânî (k.s)</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Seyyid Muhammed Bahâüddin Nakşıbend (k.s)</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Seyyid Ahmed şehîd (k.s)</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Seyyid Abdülhakim el-Hüseynî (k.s)</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Seyyid Muhammed Râşid el-Bilvânisî (k.s)...</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Ve...Daha niceleri...</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu büyükler gibi her devri süsleyen nice Muhammed î güller vardır. O güller, temiz gönüllere koku verirler. Onlar Yüce Allah’ın boyası ile boyanmışlardır.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onların gönlü ilâhi aşk ile doludur. O güllerin dallarından sevgi balları akar, hepsi dışa süzülmüş özdeki sevgiyi yayar.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onlar dinin gerçek alimi ve Cenab-ı Hakkın şahididir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onlar Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin halifesi ve varisidir. Onun ümmetinin ise göz aydınlığıdır. Herkes için rahmet kapısı, muhabbet kaynağıdır.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onlar insanlığın önünde ve kulluk mihrabında, her beşer adına Yüce Allah’ı tesbih ve takdis ederler.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Onlar Ümmet-i Muhammedi kendilerinden bir parça olarak görür ve Allah için onları çok severler.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Zira onlar, gözlerimizin nuru Hz. Fatıma (r.a) Validemiz ile kâinata yayılan nurlu silsilenin evlatlarıdır.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Ve...Onlar, Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimizin nübüvvet bahçesinin solmayan gülleridir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Yüce Allah, Habibi hürmetine bizleri dünya ve ahirette o güllerden ayırmasın...</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Amin.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span>201) Tirmizî, Kıyâme, 1.</p><p>202) Müslim, Zikr, 73; Ebû Dâvud, Vitr, 32; Tirmizî, Deavât, 68.</p><p>203) Fâtır 53/28.</p><p>204) Ebû Dâvud. İlim, 12;, İbnu Mâce, Mukaddime, 23; Ahmed, Müsned, II, 338.</p><p>205) Hatib el-Bağdâdî, el-Câmi’ li Ahlâki’r-Râvî, I, 132; el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb, I, 130; Zebîdî, İthâfu’s-Sâde, I, 616.</p><p>206) el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb, I, 133.</p><p>207) Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, 48.</p><p>208) el-Mekkî, Kûtul’-Kulûb, I, 131-138; Gazzâlî, İhyâ, I, 107-113; Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, 49-53.</p><p>209) Sülemî, Tabakâtu’s-Sûfiyye, 207.</p><p>210) Âl-i İmrân 3/18.</p><p></p><p></p><p>Dr.Dilaver Selvi</p><p>Kaynaklarıyla Tasavvuf</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 269553, member: 1004566"] [SIZE=3][COLOR=brown]Maksat Bilmek Değil, İlmin Hakkını Vermektir[/COLOR] İlim dünyada en faziletli ve en şerefli bir sıfattır. Bununla birlikte sorumluluğu en ağır bir emanettir. Onun hakkını verenler, Yüce Allah’ın rızasına ererler. İlmin hakkı hedefine uygun kullanılmasıdır. İlmin hedefi, Allahu Teala’nın varlığını ispat ve rızasına ulaşmaktır. İlmin Allah için okunması ve rızasına giden yolda kullanılması şarttır. Yoksa ilim rahmet değil, zahmet olur. Farz olan ilimden kaçana cehaletinin hesabı, kendisine ilim verilen kimseye ise, ilminin hakkı sorulacaktır. Sevgili Peygamberimizin şu uyarısı her insanı yakından ilgilendirmektedir: “İnsan şu dört şeyden hesaba çekilmedikçe, kıyamet günü hesap yerinden ayrılamayacaktır: 1-Ömrünü nerede harcadığı 2-İlmiyle ne yaptığı 3-Malını nereden kazanıp nereye sarf ettiği 4-Bedenini nerede eskittiği." 201 İlmin faydalı olmayanı da vardır. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz böylesi bir yükten korkarak, Yüce Allah’a şöyle sığınmıştır: [COLOR=green]“Allahım! Fayda vermeyen ilimden sana sığınırım.”[/COLOR]202 Allahu Teala, ilim ehlinden takva istemektedir. Çünkü takva ancak ilimle elde edilir. Bu hususta ayeti kerime meali şöyledir: [COLOR=red]“Allah’tan, kulları içinde ancak ilim ehli olanlar korkar.”[/COLOR]203 Şu halde takva sahibi olmayan kimse, gerçek âlim değildir. Yüce Allah’ı tanıyan ve O’na isyan etmekten korkana cahil denemez. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin belirttiği gibi, Allah rızası unutulup sırf dünyalık elde etmek için kullanılan bir ilim, kendisini taşıyana Cennetin kokusunu koklatmayacaktır.204 İlim bazen gizli bir perde ve çetin bir imtihan olup sahibini Allah’tan uzaklaştırabilir. Bu konuda, Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz hepimizi şöyle uyarır: “Şeytan çok defa sizi, ilimle oyalayarak aldatır.” Ashab: ‘Ey Allah’ın Rasulü!..şeytan bizi ilimle nasıl aldatır?, diye sorduklarında Allah Rasulü (s.a.v)şu cevabı vermiştir: “Şeytan size ‘Sen ilim öğrenmeye bak, iyice öğreninceye kadar amele bakma!’ der. İnsan da şeytanın bu sözüne aldanır. İlmî konularda durmadan konuşur durur, ameli hep sonraya bırakır ve nihayet amel edemeden ölür gider.”205 Ashabtan İbnu Mesud (r.a) Efendimiz şöyle der: “İlim çok şeyler öğrenip nakletmek değildir. İlim Allah’tan gereği gibi korkmaktır.” Hasan el-Basrî (rah.) ise şöyle demiştir: “İstediğiniz kadar ilim öğrenin. Vallâhi, öğrendiklerinizle amel etmedikçe, Allah size sevap vermez. Aklı zayıf kimselerin bütün gayreti, sırf ilim nakletmekle meşgul olmak; gerçek âlimlerin gayreti ise, amel ederek ilmin hakkını korumaktır.”206 Hasan el-Basrî Hazretleri de şöyle diyor: “Allahu Teala, sırf ilim nakleden kişiye önem vermez. Ancak ilmi, güzel anlayan ve hükmü gereğince yaşayana kıymet verir.”207 Arifler şöyle demişlerdir: Bütün varlıkların yaratılması ve ilimlerin okunması kulları, Lâ ilâhe illallah tevhidinin hakikatine ulaştırmak içindir. En faziletli ilim yakîn ilmidir. Bu ilmin ilme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîn dereceleri vardır. Ama hepsinin sonu, müşâhede ve ihsan makamıdır. Hadis-i şerifte belirtildiği gibi: [COLOR=green]“İhsan Allahu Teala’yı görüyormuş gibi O’na kulluk yapmaktır.”[/COLOR]208 Canlı-cansız bütün varlıklarda ilâhi bir tecelli ve ilim gizlidir. Bu sırları okuyanlar ve anlayanlar oldukça azdır. Bu durumu büyük veli Sehl et-Tüsterî şöyle dile getirir: [COLOR=brown]“Nice insanlar vardır: Bir ömür boyu bu alemin içinde ilâhi ilim ve tecellilerle iç içe yaşar. Geceyi gündüzü görür, yerin ve göğün nimetlerini kullanır: Ne yazık ki bütün bunları sevk eden ve ihsan eden Yüce Allah’ı hiç tanımadan cahil ve gafil bir halde ölür gider.”[/COLOR]209 Şu herkesin kabul ettiği bir gerçek değil mi? Bugün Allah Rasulünden (s.a.v) bize miras kalan marifet ve ahlak ilminin gerçek varisleri çok azdır. Ancak her dönem var olmuştur. Bu vârisler, mukarrebun makamına çıkmış kamil müminlerdir. Bu kamillerin bir kısmı, Cenab-ı Hakk’ın yardım ve tercihi ile velâyet mertebelerini kat etmiş ve hidayet yolunda kendilerine tâbi olunma sıfatını elde etmiştir. İşte bu tür kamil müminlerin işi kulları irşat etmektir. Çünkü Allahu Teala kendilerini özel bir şekilde desteklemiştir. Onlar vasıtasıyla kalpleri ihya etmiştir. Onlar Yüce Yaratıcının varlığına ve birliğine en canlı şahittirler. Yüce Mevla gerçek alimleri, melekleriyle birlikte varlığına şahit tutmuştur.210 Bu ilim ehli velilere Rabbânî alim de denir. Onun yüzüne bakılsa Allah’ı hatırlatır. Ahlâkî özellikleri Hz. Rasulullah’ın ahlakını aksettirir. Bir bakışı kalpte Allah sevgisini meydana getirir. Allah’ın dostluğu gerçek hâliyle onlarda zuhur ettiğinden, Ümmet-i Muhammed onlara bakıp peygamberlerin geliş gayesini, dinin hakikatini, Kur’an-ı Hakim’in sırrını, ibadetin tadını, kulluğun aslını, güzel ahlakı, kainatın ve varlığın sebebini kavrayabilir. Ariflerde ilim amele, amel hikmete, hikmet marifete, marifet ilâhi muhabbete dönüşür. Kamil insan yeryüzünde Allahu Teala’nın halifesi olduğundan, kendilerine, kullar ve kalpler üzerinde tasarruf yetkisi verilmiştir. Arifler Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin özel tecellilerine mazhar olmuşlardır. Bu sayede özel bir ilme, farklı bir kalbe, ayrı bir şahsiyete sahiptirler. Bu yüzden gerçek ilim onlarla ayakta durur. Din onların hayatında yaşanır, isteyenlere hayat olarak sunulur. Bir insan, samimi olarak onların halkasına girse ve sadece kendilerini taklit etse bile, bu sayede pek çok ilim ve edep kazanır. Bu kamil mürşitler içinde Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) pâk neslinden gelip, hem nesebine hem de edebine vâris olan seyyid mürşitler de vardır. Onlar tarih boyunca bu ümmetin yüz akı, medarı iftiharı ve feyz kaynağı olmuşlardır. Seyyid olan alim ve mürşitlerin yaratılışlarındaki Muhammed î nur, daha hızlı inkişaf ettiğinden onlar, bu dini ve ilmi en mükemmel şekliyle temsil ve tatbik etmektedirler. Onların hânesi, ilâhi edep ve sünneti yaşamada diğer bütün müminlere örnek olmuştur. Onları görenler ve candan sevenler, sanki Rasulullah (s.a.v) Efendimiz ile karşılaşmış ve tanışmış gibi huzur duyarlar. Onların meclisine girenler, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) saadetli yüzüne nazar etmiş gibi haz alırlar. Onların elinden tutanlar, Rasulullah Efendimizin (s.a.v) mübarek elinden tutmuş ve onu öpmüş gibi olurlar. Onlar her devirde ümmetin önünde edep önderi, takva imamı, irşat kutbu olmuştur. Seyyid olan mürşitlerin, müminlerin kalbinde ayrı bir sevgisi olmuştur. Onlar imanlı ve samimi kalpler tarafından kolayca sevilmiş, rahatça kabul edilmişlerdir. Ümmeti Muhammed onlar sayesinde nispeten Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) hasretini gidermiştir. Seyyid Abdulkâdir Geylânî (k.s) Seyyid Muhammed Bahâüddin Nakşıbend (k.s) Seyyid Ahmed şehîd (k.s) Seyyid Abdülhakim el-Hüseynî (k.s) Seyyid Muhammed Râşid el-Bilvânisî (k.s)... Ve...Daha niceleri... Bu büyükler gibi her devri süsleyen nice Muhammed î güller vardır. O güller, temiz gönüllere koku verirler. Onlar Yüce Allah’ın boyası ile boyanmışlardır. Onların gönlü ilâhi aşk ile doludur. O güllerin dallarından sevgi balları akar, hepsi dışa süzülmüş özdeki sevgiyi yayar. Onlar dinin gerçek alimi ve Cenab-ı Hakkın şahididir. Onlar Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin halifesi ve varisidir. Onun ümmetinin ise göz aydınlığıdır. Herkes için rahmet kapısı, muhabbet kaynağıdır. Onlar insanlığın önünde ve kulluk mihrabında, her beşer adına Yüce Allah’ı tesbih ve takdis ederler. Onlar Ümmet-i Muhammedi kendilerinden bir parça olarak görür ve Allah için onları çok severler. Zira onlar, gözlerimizin nuru Hz. Fatıma (r.a) Validemiz ile kâinata yayılan nurlu silsilenin evlatlarıdır. Ve...Onlar, Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimizin nübüvvet bahçesinin solmayan gülleridir. Yüce Allah, Habibi hürmetine bizleri dünya ve ahirette o güllerden ayırmasın... Amin. [/SIZE]201) Tirmizî, Kıyâme, 1. 202) Müslim, Zikr, 73; Ebû Dâvud, Vitr, 32; Tirmizî, Deavât, 68. 203) Fâtır 53/28. 204) Ebû Dâvud. İlim, 12;, İbnu Mâce, Mukaddime, 23; Ahmed, Müsned, II, 338. 205) Hatib el-Bağdâdî, el-Câmi’ li Ahlâki’r-Râvî, I, 132; el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb, I, 130; Zebîdî, İthâfu’s-Sâde, I, 616. 206) el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb, I, 133. 207) Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, 48. 208) el-Mekkî, Kûtul’-Kulûb, I, 131-138; Gazzâlî, İhyâ, I, 107-113; Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, 49-53. 209) Sülemî, Tabakâtu’s-Sûfiyye, 207. 210) Âl-i İmrân 3/18. Dr.Dilaver Selvi Kaynaklarıyla Tasavvuf [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Maksat Bilmek Değil, İlmin Hakkını Vermektir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst