Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Mal mülk mezara nasıl girer
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 278543" data-attributes="member: 1016557"><p> <table style='width: 100%'><tr><td><p style="text-align: center"><p style="text-align: center"><strong><span style="color: white"><span style="font-family: inherit">Îmâ</span></span></strong><strong><span style="color: white"><span style="font-family: inherit">ile</span></span></strong><strong><span style="color: white"><span style="font-family: inherit">kılana</span></span></strong><strong><span style="color: white"><span style="font-family: inherit">uymak</span></span></strong></p> </p> </td></tr><tr><td></td></tr><tr><td><strong><span style="color: maroon"><span style="font-family: inherit">Sual: </span></span></strong><span style="color: maroon"><span style="font-family: inherit">S. Ebediyye’de, (Ayakta namaz kılan, oturarak kılana uyabilir) deniyor. Buradan îmâ ile kılana da uyabileceği, yani îmâ ile kılanın ayakta kılabilenlere imam olabileceği anlaşılır mı?</span></span><br /> <strong><span style="color: black"><span style="font-family: inherit">CEVAP</span></span></strong><br /> <span style="color: black"><span style="font-family: inherit">Hayır, oturup îmâ ile kılan yani rükû ve secde edemeyen kimse, ayakta kılan kimseye imam olamaz. Bu hususta fıkıh kitaplarında deniyor ki:</span></span><br /> <span style="color: black"><span style="font-family: inherit">Ayakta durarak namaz kılan kimse, oturduğu yerde rükû ve secde eden imama uyabilir, fakat rükû' ve secde ile namaz kılan kimse, îmâ ile namaz kılana uyamaz. <strong>(Fetava-i Hindiyye)</strong></span></span><br /> <span style="color: black"><span style="font-family: inherit">Oturanın, ayakta durana imam olması caizdir, fakat rükû ve secde ile namaz kılanın, îmâ ile namaz kılana uyması sahih değildir. <strong>(Mecmua-i Zühdiye)</strong></span></span><br /> <span style="color: black"><span style="font-family: inherit">Rükû ve secde eden, îmâ ile kılana uyamaz. <strong>(İbni</strong></span></span><strong><span style="font-family: inherit"> Âbidin<span style="color: black">)</span></span></strong><br /> <span style="color: black"><span style="font-family: inherit">Ayakta kılan oturarak kılana uyar. Îmâ ile kılan, îmâ ile kılana uyar. Ancak oturarak îmâ ile kılan, yatarak îmâ ile kılan imama uyamaz. Ayakta olan da uyamaz. <strong>(Dürer Gurer)</strong></span></span><br /> <span style="color: black"><span style="font-family: inherit">Hasta, namazın bir kısmını îmâ ile kılar, sonra ayağa kalkıp rükû ve secde ederek namaz kılmaya gücü yeterse, o kimsenin namazını iade etmesi gerekir. Çünkü namazı rükû ve secde ederek kılanın îmâ ile kılana uyması caiz olmadığı gibi, îmâ ile kılmaya başladığı namazı</span></span><span style="color: blue"><span style="font-family: inherit">,</span></span><span style="color: black"><span style="font-family: inherit"> rükû ve secde ederek tamamlaması caiz olmaz. <strong>(Halebi-yi sagir)</strong></span></span><br /> <span style="color: black"><span style="font-family: inherit">Rükû ve secde ile namaz kılanın, îmâ ile namaz kılana uyması caiz olmaz. <strong>(Nimet-i İslâm)</strong></span></span><br /> <span style="color: black"><span style="font-family: inherit">Hanefi’de, ayakta namaz kılanın, oturarak rükû ve secdeyi yapabilen imama uyması sahihtir. Rükû ve secdeyi yapmaktan âciz olana, ayakta kılanın uyması sahih olmaz. <strong>(El-fıkhü alel mezahibil-erbea)</strong></span></span></td></tr></table><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><p style="text-align: left">Sırat’tan geçemez</p> </td></tr><tr><td><p style="text-align: left"><br /> Namazını kılmayan,<br /> Sırat’tan nasıl geçer?<br /> Günahtan sıkılmayan,<br /> Sırat’tan nasıl geçer?<br /> <br /> Bozuk kitaplar yazan,<br /> Doğru inancı bozan,<br /> Dindara kuyu kazan,<br /> Sırat’tan nasıl geçer?<br /> <br /> Kişi oruç tutmazsa,<br /> Bir kez hacca gitmezse,<br /> Farzı eda etmezse,<br /> Sırat’tan nasıl geçer?<br /> <br /> Sapık hakkı görmezse,<br /> Doğru yola girmezse,<br /> Zengin zekât vermezse,<br /> Sırat’tan nasıl geçer?<br /> <br /> Vakıf malını çalan,<br /> Günah gölüne dalan,<br /> İçi fesatla dolan,<br /> Sırat’tan nasıl geçer?<br /> <br /> Mezhepsize uyanlar,<br /> Kadınları soyanlar,<br /> Rezaleti yayanlar,<br /> Sırat’tan nasıl geçer?<br /> <br /> Dini yıkan hocalar,<br /> Şirk içinde bocalar.<br /> Deyyus olan kocalar,<br /> Sırat’tan nasıl geçer?<br /> <br /> Sahabeye sövenler,<br /> Sapıkları övenler,<br /> Kâfirleri sevenler,<br /> Sırat’tan nasıl geçer?<br /> <br /> <strong>Hoca </strong>dini bilmeyen,<br /> Doğru yola gelmeyen,<br /> İman ile ölmeyen,<br /> Sırat’tan nasıl geçer?<br /> <br /> </p> </td></tr><tr><td> </td></tr></table><p><strong><span style="font-family: 'Calibri'"> <u>MESNEVİ-İ NURİYE DERSLERİ</u></span></strong> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'"><a href="http://4.13.re/" target="_blank">4.13.RE</a>ŞHALAR(DEVAMI)</span></u></strong></p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">ONİKİNCİ REŞHA(DEVAMI)</span></u></strong></p><table style='width: 100%'><tr><td> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">Ezcümle:</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> Kâinatta görünen hüsn-ü san’at dahi risalet-i Ahmediyeye (a.s.m.) delâlet ve şehadet eden kat’î bir delildir. Zira, şu ziynetli masnuatın cemâli, hüsn-i san’at ve ziyneti izhar eder. San’at ve suretin güzelliği, Sânide güzelleştirmek ve ziynetlendirmek isteği mevcut olduğuna delâlet eder. Güzelleştirmek ve zînetlendirmek sıfatları, Sâniin san’atına olan muhabbetine delâlet eder. Bu muhabbet ise, masnuatın en ekmeli insan olduğuna delildir. Çünkü o muhabbetin mazhar ve medarı insandır. İnsan dahi masnuatın en câmi ve en garibi olduğundan, şecere-i hilkate bir semere-i şuuriyedir. İnsan bir semere gibi olduğu cihetle kâinatın eczası arasında en câmi ve baîd bir cüzdür. İnsan zîşuur ve câmi olduğu cihetle, nazarı âmm, şuuru küllî olur. Nazarı âmm olduğundan şecere i hilkati tamamıyla görür, şuuru da küllî olduğundan, Sâniin makasıdını bilir. Öyleyse, insan Sâniin muhatab-ı hâssıdır.<br /> <br /> Evet, âmm ve şumullü olan nazar ve şuurunu Sâniin ibadetine ve muhabbetine sarf ve san’atını istihsan, takdir ve teşhirine tevcih ve nimetlerinin şükrüne istimal eden bir fert, verdiği nimetlere karşı şükür isteyen ve yarattığı mahlûkatı ibadete, şükre davet eden Sâniin has muhatap ve habibidir. <br /> <br /> <strong>Ey insanlar!</strong> Zikredilen ahval ve şuûnatla muttasıf olan Hazret-i Muhammed’in (a.s.m.), Sâniin o ferd-i ferid dediğimiz muhatab-ı hassı olmamasına imkân var mıdır? Ve tarihinizin gösterdiği nev-i beşerden en büyük insanlar arasında, bu makama daha lâyık diğer bir şahıs var mıdır?</span><br /> <br /> </td><td> <strong><u><span style="color: #990000"><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></span></u></strong><br /> <strong><span style="font-family: 'Calibri'">ahval</span></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> : haller, vaziyetler<br /> <strong>âmm</strong> : genel, kapsamlı<br /> <strong>baîd</strong> : uzak<br /> <strong>câmi</strong> : kapsamlı<br /> <strong>cemâl</strong> : güzellik<br /> <strong>cihet</strong> : yön, taraf<br /> <strong>cüz</strong> : kısım, parça<br /> <strong>delâlet etme</strong> : delil olma, gösterme<br /> <strong>ecza</strong> : parçalar, kısımlar<br /> <strong>ekmel</strong> : en mükemmel<br /> <strong>ezcümle</strong> : meselâ, örneğin<br /> <strong>ferd-i ferid</strong> : eşi-benzeri olmayan tek kişi<br /> <strong>garib</strong> : farklı, benzersiz<br /> <strong>habib</strong> : sevgili<br /> <strong>has</strong> : özel<br /> <strong>hüsn-ü san’at</strong> : sonsuz güzellikteki sanat<br /> <strong>istihsan</strong> : beğenme, güzel bulma<br /> <strong>istimal eden</strong> : kullanan<br /> <strong>izhar etmek</strong> : açıklamak, göstermek<br /> <strong>kâinat</strong> : evren<br /> <strong>kat'î</strong> : kesin, şüphesiz<br /> <strong>küllî</strong> : kapsamlı, geniş<br /> <strong>levha</strong> : görünen manzara; tablo<br /> <strong>mahlûkat</strong> : yaratılmışlar, varlıklar<br /> <strong>makasıd</strong> : gayeler, istenilen şeyler<br /> <strong>masnuat</strong> : san’at eseri varlıklar<br /> <strong>mazhar</strong> : bir şeye erişen; ayna olan<br /> <strong>medar</strong> : sebep, vesile<br /> <strong>mevcut</strong> : var<br /> <strong>muhabbet</strong> : sevgi<br /> <strong>muhatab-ı hâs</strong> : özel muhatap<br /> <strong>muhatap</strong> : hitap edilen<br /> <strong>muttasıf</strong> : bir nitelik ve özelliği üzerinde taşıyan<br /> <strong>nazar</strong> : bakış, görüş<br /> <strong>nev-i beşer</strong> : insanlık<br /> <strong>risalet-i Ahmediye</strong> : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği ve Allah’ın ona semâvî kitap göndermesi<br /> <strong>rububiyet</strong> : Rablık; Allah’ın her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması<br /> <strong>Sâni</strong> : her şeyi san’atla yaratan Allah<br /> <strong>sarf</strong> : kullanma<br /> <strong>semere</strong> : meyve<br /> <strong>semere-i şuuriye</strong> : şuurlu bir meyve; kâinat ağacının şuurlu meyvesi olan insan<br /> <strong>sıfat</strong> : nitelik, vasıf<br /> <strong>suret</strong> : biçim, şekil<br /> <strong>şecere-i hilkat</strong> : yaratılış ağacı; kâinattaki bütün varlıkların bir ağaç misali yaratılmaları<br /> <strong>şehadet eden</strong> : şahitlik eden<br /> <strong>şumul</strong> : geniş kapsamlı oluş, kuşatıcılık<br /> <strong>şuûnat</strong> : hâller, işler<br /> <strong>şuur</strong> : bilinç, anlayış<br /> <strong>şükür</strong> : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme<br /> <strong>takdir</strong> : övgü<br /> <strong>teşhir</strong> : ilân etme, sergileme<br /> <strong>tevcih</strong> : yöneltme<br /> <strong>ubudiyet</strong> : kulluk<br /> <strong>zikredilen</strong> : hatırlatılan, söylenen<br /> <strong>zira</strong> : çünkü<br /> <strong>zîşuur</strong> : akıl ve şuur sahibi<br /> <strong>ziynet</strong> : süs</span><br /> <span style="color: #888888"> <br /> </span></td></tr></table><p><span style="color: #888888"> </span></p><p> <span style="color: #888888"></span></p><p><span style="color: #888888"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 278543, member: 1016557"] [TABLE] [TR] [TD="colspan: 6"][CENTER][CENTER][B][COLOR=white][FONT='inherit']Îmâ[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=white][FONT='inherit']ile[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=white][FONT='inherit']kılana[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=white][FONT='inherit']uymak[/FONT][/COLOR][/B][/CENTER] [/CENTER] [/TD] [/TR] [TR] [TD="colspan: 6"][/TD] [/TR] [TR] [TD="width: 100%, colspan: 6"][B][COLOR=maroon][FONT='inherit']Sual: [/FONT][/COLOR][/B][COLOR=maroon][FONT='inherit']S. Ebediyye’de, (Ayakta namaz kılan, oturarak kılana uyabilir) deniyor. Buradan îmâ ile kılana da uyabileceği, yani îmâ ile kılanın ayakta kılabilenlere imam olabileceği anlaşılır mı?[/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT='inherit']CEVAP[/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=black][FONT='inherit']Hayır, oturup îmâ ile kılan yani rükû ve secde edemeyen kimse, ayakta kılan kimseye imam olamaz. Bu hususta fıkıh kitaplarında deniyor ki:[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT='inherit']Ayakta durarak namaz kılan kimse, oturduğu yerde rükû ve secde eden imama uyabilir, fakat rükû' ve secde ile namaz kılan kimse, îmâ ile namaz kılana uyamaz. [B](Fetava-i Hindiyye)[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT='inherit']Oturanın, ayakta durana imam olması caizdir, fakat rükû ve secde ile namaz kılanın, îmâ ile namaz kılana uyması sahih değildir. [B](Mecmua-i Zühdiye)[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT='inherit']Rükû ve secde eden, îmâ ile kılana uyamaz. [B](İbni[/B][/FONT][/COLOR][B][FONT='inherit'] Âbidin[COLOR=black])[/COLOR][/FONT][/B] [COLOR=black][FONT='inherit']Ayakta kılan oturarak kılana uyar. Îmâ ile kılan, îmâ ile kılana uyar. Ancak oturarak îmâ ile kılan, yatarak îmâ ile kılan imama uyamaz. Ayakta olan da uyamaz. [B](Dürer Gurer)[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT='inherit']Hasta, namazın bir kısmını îmâ ile kılar, sonra ayağa kalkıp rükû ve secde ederek namaz kılmaya gücü yeterse, o kimsenin namazını iade etmesi gerekir. Çünkü namazı rükû ve secde ederek kılanın îmâ ile kılana uyması caiz olmadığı gibi, îmâ ile kılmaya başladığı namazı[/FONT][/COLOR][COLOR=blue][FONT='inherit'],[/FONT][/COLOR][COLOR=black][FONT='inherit'] rükû ve secde ederek tamamlaması caiz olmaz. [B](Halebi-yi sagir)[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT='inherit']Rükû ve secde ile namaz kılanın, îmâ ile namaz kılana uyması caiz olmaz. [B](Nimet-i İslâm)[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT='inherit']Hanefi’de, ayakta namaz kılanın, oturarak rükû ve secdeyi yapabilen imama uyması sahihtir. Rükû ve secdeyi yapmaktan âciz olana, ayakta kılanın uyması sahih olmaz. [B](El-fıkhü alel mezahibil-erbea)[/B][/FONT][/COLOR][/TD] [/TR] [/TABLE] [TABLE="align: center"] [TR] [TD][LEFT]Sırat’tan geçemez[/LEFT] [/TD] [/TR] [TR] [TD][LEFT] Namazını kılmayan, Sırat’tan nasıl geçer? Günahtan sıkılmayan, Sırat’tan nasıl geçer? Bozuk kitaplar yazan, Doğru inancı bozan, Dindara kuyu kazan, Sırat’tan nasıl geçer? Kişi oruç tutmazsa, Bir kez hacca gitmezse, Farzı eda etmezse, Sırat’tan nasıl geçer? Sapık hakkı görmezse, Doğru yola girmezse, Zengin zekât vermezse, Sırat’tan nasıl geçer? Vakıf malını çalan, Günah gölüne dalan, İçi fesatla dolan, Sırat’tan nasıl geçer? Mezhepsize uyanlar, Kadınları soyanlar, Rezaleti yayanlar, Sırat’tan nasıl geçer? Dini yıkan hocalar, Şirk içinde bocalar. Deyyus olan kocalar, Sırat’tan nasıl geçer? Sahabeye sövenler, Sapıkları övenler, Kâfirleri sevenler, Sırat’tan nasıl geçer? [B]Hoca [/B]dini bilmeyen, Doğru yola gelmeyen, İman ile ölmeyen, Sırat’tan nasıl geçer? [/LEFT] [/TD] [/TR] [TR] [TD] [/TD] [/TR] [/TABLE] [B][FONT=Calibri] [U]MESNEVİ-İ NURİYE DERSLERİ[/U][/FONT][/B] [B][U][FONT=Calibri][URL="http://4.13.re/"]4.13.RE[/URL]ŞHALAR(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Calibri]ONİKİNCİ REŞHA(DEVAMI)[/FONT][/U][/B] [TABLE] [TR] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][FONT=Calibri]Ezcümle:[/FONT][/B][FONT=Calibri] Kâinatta görünen hüsn-ü san’at dahi risalet-i Ahmediyeye (a.s.m.) delâlet ve şehadet eden kat’î bir delildir. Zira, şu ziynetli masnuatın cemâli, hüsn-i san’at ve ziyneti izhar eder. San’at ve suretin güzelliği, Sânide güzelleştirmek ve ziynetlendirmek isteği mevcut olduğuna delâlet eder. Güzelleştirmek ve zînetlendirmek sıfatları, Sâniin san’atına olan muhabbetine delâlet eder. Bu muhabbet ise, masnuatın en ekmeli insan olduğuna delildir. Çünkü o muhabbetin mazhar ve medarı insandır. İnsan dahi masnuatın en câmi ve en garibi olduğundan, şecere-i hilkate bir semere-i şuuriyedir. İnsan bir semere gibi olduğu cihetle kâinatın eczası arasında en câmi ve baîd bir cüzdür. İnsan zîşuur ve câmi olduğu cihetle, nazarı âmm, şuuru küllî olur. Nazarı âmm olduğundan şecere i hilkati tamamıyla görür, şuuru da küllî olduğundan, Sâniin makasıdını bilir. Öyleyse, insan Sâniin muhatab-ı hâssıdır. Evet, âmm ve şumullü olan nazar ve şuurunu Sâniin ibadetine ve muhabbetine sarf ve san’atını istihsan, takdir ve teşhirine tevcih ve nimetlerinin şükrüne istimal eden bir fert, verdiği nimetlere karşı şükür isteyen ve yarattığı mahlûkatı ibadete, şükre davet eden Sâniin has muhatap ve habibidir. [B]Ey insanlar![/B] Zikredilen ahval ve şuûnatla muttasıf olan Hazret-i Muhammed’in (a.s.m.), Sâniin o ferd-i ferid dediğimiz muhatab-ı hassı olmamasına imkân var mıdır? Ve tarihinizin gösterdiği nev-i beşerden en büyük insanlar arasında, bu makama daha lâyık diğer bir şahıs var mıdır?[/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/TD] [TD="width: 307, bgcolor: transparent"] [B][U][COLOR=#990000][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/COLOR][/U][/B] [B][FONT=Calibri]ahval[/FONT][/B][FONT=Calibri] : haller, vaziyetler [B]âmm[/B] : genel, kapsamlı [B]baîd[/B] : uzak [B]câmi[/B] : kapsamlı [B]cemâl[/B] : güzellik [B]cihet[/B] : yön, taraf [B]cüz[/B] : kısım, parça [B]delâlet etme[/B] : delil olma, gösterme [B]ecza[/B] : parçalar, kısımlar [B]ekmel[/B] : en mükemmel [B]ezcümle[/B] : meselâ, örneğin [B]ferd-i ferid[/B] : eşi-benzeri olmayan tek kişi [B]garib[/B] : farklı, benzersiz [B]habib[/B] : sevgili [B]has[/B] : özel [B]hüsn-ü san’at[/B] : sonsuz güzellikteki sanat [B]istihsan[/B] : beğenme, güzel bulma [B]istimal eden[/B] : kullanan [B]izhar etmek[/B] : açıklamak, göstermek [B]kâinat[/B] : evren [B]kat'î[/B] : kesin, şüphesiz [B]küllî[/B] : kapsamlı, geniş [B]levha[/B] : görünen manzara; tablo [B]mahlûkat[/B] : yaratılmışlar, varlıklar [B]makasıd[/B] : gayeler, istenilen şeyler [B]masnuat[/B] : san’at eseri varlıklar [B]mazhar[/B] : bir şeye erişen; ayna olan [B]medar[/B] : sebep, vesile [B]mevcut[/B] : var [B]muhabbet[/B] : sevgi [B]muhatab-ı hâs[/B] : özel muhatap [B]muhatap[/B] : hitap edilen [B]muttasıf[/B] : bir nitelik ve özelliği üzerinde taşıyan [B]nazar[/B] : bakış, görüş [B]nev-i beşer[/B] : insanlık [B]risalet-i Ahmediye[/B] : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği ve Allah’ın ona semâvî kitap göndermesi [B]rububiyet[/B] : Rablık; Allah’ın her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması [B]Sâni[/B] : her şeyi san’atla yaratan Allah [B]sarf[/B] : kullanma [B]semere[/B] : meyve [B]semere-i şuuriye[/B] : şuurlu bir meyve; kâinat ağacının şuurlu meyvesi olan insan [B]sıfat[/B] : nitelik, vasıf [B]suret[/B] : biçim, şekil [B]şecere-i hilkat[/B] : yaratılış ağacı; kâinattaki bütün varlıkların bir ağaç misali yaratılmaları [B]şehadet eden[/B] : şahitlik eden [B]şumul[/B] : geniş kapsamlı oluş, kuşatıcılık [B]şuûnat[/B] : hâller, işler [B]şuur[/B] : bilinç, anlayış [B]şükür[/B] : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme [B]takdir[/B] : övgü [B]teşhir[/B] : ilân etme, sergileme [B]tevcih[/B] : yöneltme [B]ubudiyet[/B] : kulluk [B]zikredilen[/B] : hatırlatılan, söylenen [B]zira[/B] : çünkü [B]zîşuur[/B] : akıl ve şuur sahibi [B]ziynet[/B] : süs[/FONT] [COLOR=#888888] [FONT=Calibri] [/FONT] [/COLOR][/TD] [/TR] [/TABLE] [COLOR=#888888] [FONT=Calibri] [/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Mal mülk mezara nasıl girer
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst