Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Mana-i Harfi - Sağlık Bilimleri ve Risâle-i Nur
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 148794" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><span style="color: Blue"><u><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 18px">Mana-i Harfi</span></span></strong></u></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Blue"><u><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 18px">Sağlık Bilimleri ve Risâle-i Nur - I</span></span></strong></u></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"></p><p>Cenâb-ı Hakk'ın Hafiz ismi tüm genetik bilgileri, bu gözle görülemeyen nükleik asit parçacıklarına yükleyerek muhafaza etmiştir. Günümüz itibariyle yapılan tüm genetik çalışmalar bu şifreyi çözmeye yöneliktir. Yine insan nevinin çoğalmaya meyilli olduğu bilinmektedir. Tüm yaratılmışlar içerisinde yaratılış biçimi Kur'ân'da açık şekilde izah edilmiş olan bir yaratık olarak da insanın yeri ayrıdır. </p><p></p><p></p><p> <span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"><u><strong>1 - İNSAN </strong></u></span></span></span> </p><p> En güzel şekilde yaratıldığı Kur'ân'da ifade edilen insan, madde yönüyle ise diğer biyolojik canlılara benzer temel element ve hücrelerden meydana gelmiştir. İnsan ve diğer canlıların % 96'sı karbon, hidrojen, oksijen ve azot gibi temel elementlerden oluşmaktadır. İnsan nazik ve nazenin bir kudret mucizesi şeklinde yaratılmıştır. <span style="color: DarkRed"><strong>İnsan en güzel şekilde yaratıldığı ve geniş kabiliyetler verildiği için imtihanı da o ölçüde kritik olmaktadır.</strong></span> Yine insan, yaratılışın neticesi olarak ve oldukça san’atlı olarak yaratılmıştır. Buna karşın, geçmiş lezzetleri ve gelecek belâları düşünmek vasıtasıyla, hayvana nispeten kederli ve meşakkatli bir hayat geçiriyor.</p><p></p><p> İnsan biyolojik ve anatomik gelişim için zamana ihtiyaç duyar. Maddî olarak gelişmesi (doğarken konuşamaması, yürüyememesi vb.) için bir zamana ve öğrenmeye ihtiyacı olduğu kesindir. Yani "İnsan bu dünyaya taallümle tekemmül için gönderilmiştir." </p><p></p><p> Özel bir yeme-içme, barınma ve sıhhatli olma gibi temel hayat şartlarına ihtiyaç hissetmesi de insana ait bir özelliktir. Sağlığında en ufak bir bozulma onun neredeyse tüm fonksiyonlarını bozabilmektedir. Akıl, kalp ve ruh itibarıyla diğer yaratıklardan farklı olan insanda, bu üçü arasındaki denge ve intizamın, kâmil bir insan anlamına geleceği de gayet açıktır. Bu üç özellik itibariyle de diğer yaratıklardan farklıdır. Böylece analiz ve sentez gücüne sahip bir yaratık olma özelliğine sahip olur. </p><p></p><p> İnsanın, sosyal bir varlık olması itibariyle diğer bireylere de ihtiyacının olması, onu diğer yaratıklardan ayıran önemli bir özelliğidir. Diğer canlılardan insanı ayıran en önemli özelliklerden biri de, insanın bir ferdinin diğer canlıların bir türüne denk olacak donanımda olmasıdır. Bu konu Risâle-i Nur'da özetle şöyle izah edilmektedir: </p><p></p><p>"İnsanın bir ferdi, başka mahlûkatın bir nev'i gibidir. Zira insandaki o nur-ı fikir, emellerine, ruhuna öyle bir inkişaf, öyle bir inbisat vermiştir ki, bütün zamanları yutsa doymaz. </p><p><span style="color: DarkRed"><strong></strong></span></p><p><span style="color: DarkRed"><strong>Zira ondaki o yüksek fikir, </strong></span></p><p><span style="color: DarkRed"><strong></strong></span><span style="color: DarkRed"><strong>insanın mahiyetini ulvî, </strong></span></p><p><span style="color: DarkRed"><strong></strong></span><span style="color: DarkRed"><strong>kıymetini umumî, </strong></span></p><p><span style="color: DarkRed"><strong></strong></span><span style="color: DarkRed"><strong>nazarını küllî, </strong></span></p><p><span style="color: DarkRed"><strong></strong></span><span style="color: DarkRed"><strong>kemalini gayr-ı mahsur, </strong></span></p><p><span style="color: DarkRed"><strong></strong></span><span style="color: DarkRed"><strong>lezzet ve elemini daimî kılmıştır. </strong></span></p><p></p><p>Başka nevi'lerin fertleri ise, böyle değildir.</p><p> <strong><span style="color: Navy"></span></strong></p><p><strong><span style="color: Navy">Onların mahiyetleri cüz'î, </span></strong></p><p><strong><span style="color: Navy"></span></strong><strong><span style="color: Navy">kıymetleri şahsî, </span></strong></p><p><strong><span style="color: Navy"></span></strong><strong><span style="color: Navy">nazarları mahdud, </span></strong></p><p><strong><span style="color: Navy"></span></strong><strong><span style="color: Navy">kemalleri mahsur, </span></strong></p><p><strong><span style="color: Navy"></span></strong><strong><span style="color: Navy">lezzet ve elemleri ânîdir.</span></strong></p><p></p><p> Bundan anlaşılıyor ki, insanın bir ferdi, sair mahlûkatın bir nev'i hükmündedir. Binaenaleyh, o nevilerde görünen şu kıyametlerin ve haşir ve neşirlerin keyfiyetleri nasılsa, efrad-ı insaniye de öyledir." </p><p></p><p></p><p> <u><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"><strong>2- Risâle-i Nur perspektifiyle sağlık </strong></span></span></span></u> </p><p> Bediüzzaman, hastalıklara daha geniş bir perspektifle hem maddî, hem de mânevî hastalıklar nazarıyla bakmıştır. Bediüzzaman; </p><p></p><p><strong><span style="color: Navy">"Tıp bir fendir, hem bir san'attır. Onun da nihayeti ve hakikatı; Hakîm-i Mutlak'ın Şâfî ismine dayanıp, eczahane-i kübrası olan rûy-i zeminde rahîmane cilvelerini edviyelerde görmekle tıb kemalâtını bulur, hakikat olur."</span> </strong>der, Yine <span style="color: Navy"><strong>"Kur'ân, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın nasıl ahlâk-ı ulviyesine ittibaa beşeri sarihan teşvik eder. Öyle de, şu elindeki san'at-ı âliyeye ve tıbb-ı Rabbanîye, remzen tergib ediyor. İşte şu âyet işaret ediyor ki: En müzmin dertlere dahi derman bulunabilir. Öyle ise, ey insan ve ey musibetzede benî-Âdem! Me'yus olmayınız. Her dert, -ne olursa olsun- dermanı mümkündür. Arayınız, bulunuz. Hattâ ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür."</strong></span> diyerek hastalığı veren Allah'ın ona uygun çareyi de yarattığını, hatta ölüme bile geçici bir çare bulunması gibi nihayet noktasını bizlere hedef olarak göstermektedir. Tıp ilminin Cenâb-ı Hakkın Şafi ismine baktığını ifade etmektedir. </p><p></p><p> Hastalıkların mânevî bir uyarıcı olduğu, </p><p> hastalık olmadan sağlığın kıymetinin anlaşılamayacağı, </p><p> dünyanın ebedî olduğu tevehhüm edileceği, </p><p> ahiretin unutulacağı, </p><p> bu yönüyle de hastalığın aldatmaz nazik bir ikaz edici olduğu, </p><p> hastalıktan şikâyet değil, bu yönüyle ona teşekkür edilmesi gerektiği </p><p> ve eğer çok ağır geçerse hastalığa karşı sabır istemek gerektiği </p><p> Risâle-i Nur'un muhtelif yerlerinde ifade edilmiştir. </p><p></p><p> Bediüzzaman, her şeyde vasat olanı, yani orta yolu ihtiyar ederek marjinallikten kaçınmayı vurgulamış ve sünnet olan davranış tarzının da bu olduğunu beyan ederek insandaki bazı duyguları bu bağlamda izah etmiştir:</p><p></p><p> <span style="color: Navy"><strong>"Hem ahlâk-ı insaniyede en rahat, en faydalı, en kısa, en selâmetli yol ise, sırat-ı müstakîmde istikamettedir. Meselâ, kuvve-i akliye, hadd-i vasat olan hikmeti ve kolay, faydalı istikameti kaybetse, ifrat veya tefritle muzır bir cerbezeye ve belâlı bir belâhete düşer, uzun yollarında tehlikeleri çeker. </strong></span></p><p><span style="color: Navy"><strong></strong></span></p><p><span style="color: Navy"><strong></strong></span><span style="color: Navy"><strong>Ve insandaki kuvve-i şeheviye selâmetli istikameti ve iffeti zâyi etse, ifratla musibetli, rezaletli fücûra, fuhşa ve tefritle humûda, yani nimetlerdeki zevk ve lezzetten mahrum düşer ve o mânevî hastalığın azabını çeker.</strong></span></p><p></p><p><span style="color: Navy"><strong>İşte bunlara kıyasen, hayat-ı şahsiye ve hayat-ı içtimaiyede, bütün yollarında istikamet, en faydalı ve kolay ve kısadır. Ve sırat-ı müstakîmi kaybedilse, o yollar pek belâlı ve uzun ve zararlı olur. Sırat-ı müstakim; şecaat, iffet, hikmetin mezcinden ve hülâsasından hasıl olan adl ü adalete işarettir."</strong></span> diyerek bizleri her şeyin zararlısı olan hipo ve hiper hallerinden sakınmamızı, normali tercih etmemizi tavsiye etmektedir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 148794, member: 27"] [CENTER][COLOR=Blue][U][B][FONT=Century Gothic][SIZE=5]Mana-i Harfi[/SIZE][/FONT][/B][/U][/COLOR] [COLOR=Blue][U][B][FONT=Century Gothic][SIZE=5]Sağlık Bilimleri ve Risâle-i Nur - I[/SIZE][/FONT][/B][/U][/COLOR] [/CENTER] Cenâb-ı Hakk'ın Hafiz ismi tüm genetik bilgileri, bu gözle görülemeyen nükleik asit parçacıklarına yükleyerek muhafaza etmiştir. Günümüz itibariyle yapılan tüm genetik çalışmalar bu şifreyi çözmeye yöneliktir. Yine insan nevinin çoğalmaya meyilli olduğu bilinmektedir. Tüm yaratılmışlar içerisinde yaratılış biçimi Kur'ân'da açık şekilde izah edilmiş olan bir yaratık olarak da insanın yeri ayrıdır. [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=DarkRed][U][B]1 - İNSAN [/B][/U][/COLOR][/SIZE][/FONT] En güzel şekilde yaratıldığı Kur'ân'da ifade edilen insan, madde yönüyle ise diğer biyolojik canlılara benzer temel element ve hücrelerden meydana gelmiştir. İnsan ve diğer canlıların % 96'sı karbon, hidrojen, oksijen ve azot gibi temel elementlerden oluşmaktadır. İnsan nazik ve nazenin bir kudret mucizesi şeklinde yaratılmıştır. [COLOR=DarkRed][B]İnsan en güzel şekilde yaratıldığı ve geniş kabiliyetler verildiği için imtihanı da o ölçüde kritik olmaktadır.[/B][/COLOR] Yine insan, yaratılışın neticesi olarak ve oldukça san’atlı olarak yaratılmıştır. Buna karşın, geçmiş lezzetleri ve gelecek belâları düşünmek vasıtasıyla, hayvana nispeten kederli ve meşakkatli bir hayat geçiriyor. İnsan biyolojik ve anatomik gelişim için zamana ihtiyaç duyar. Maddî olarak gelişmesi (doğarken konuşamaması, yürüyememesi vb.) için bir zamana ve öğrenmeye ihtiyacı olduğu kesindir. Yani "İnsan bu dünyaya taallümle tekemmül için gönderilmiştir." Özel bir yeme-içme, barınma ve sıhhatli olma gibi temel hayat şartlarına ihtiyaç hissetmesi de insana ait bir özelliktir. Sağlığında en ufak bir bozulma onun neredeyse tüm fonksiyonlarını bozabilmektedir. Akıl, kalp ve ruh itibarıyla diğer yaratıklardan farklı olan insanda, bu üçü arasındaki denge ve intizamın, kâmil bir insan anlamına geleceği de gayet açıktır. Bu üç özellik itibariyle de diğer yaratıklardan farklıdır. Böylece analiz ve sentez gücüne sahip bir yaratık olma özelliğine sahip olur. İnsanın, sosyal bir varlık olması itibariyle diğer bireylere de ihtiyacının olması, onu diğer yaratıklardan ayıran önemli bir özelliğidir. Diğer canlılardan insanı ayıran en önemli özelliklerden biri de, insanın bir ferdinin diğer canlıların bir türüne denk olacak donanımda olmasıdır. Bu konu Risâle-i Nur'da özetle şöyle izah edilmektedir: "İnsanın bir ferdi, başka mahlûkatın bir nev'i gibidir. Zira insandaki o nur-ı fikir, emellerine, ruhuna öyle bir inkişaf, öyle bir inbisat vermiştir ki, bütün zamanları yutsa doymaz. [COLOR=DarkRed][B] Zira ondaki o yüksek fikir, [/B][/COLOR][COLOR=DarkRed][B]insanın mahiyetini ulvî, [/B][/COLOR][COLOR=DarkRed][B]kıymetini umumî, [/B][/COLOR][COLOR=DarkRed][B]nazarını küllî, [/B][/COLOR][COLOR=DarkRed][B]kemalini gayr-ı mahsur, [/B][/COLOR][COLOR=DarkRed][B]lezzet ve elemini daimî kılmıştır. [/B][/COLOR] Başka nevi'lerin fertleri ise, böyle değildir. [B][COLOR=Navy] Onların mahiyetleri cüz'î, [/COLOR][/B][B][COLOR=Navy]kıymetleri şahsî, [/COLOR][/B][B][COLOR=Navy]nazarları mahdud, [/COLOR][/B][B][COLOR=Navy]kemalleri mahsur, [/COLOR][/B][B][COLOR=Navy]lezzet ve elemleri ânîdir.[/COLOR][/B] Bundan anlaşılıyor ki, insanın bir ferdi, sair mahlûkatın bir nev'i hükmündedir. Binaenaleyh, o nevilerde görünen şu kıyametlerin ve haşir ve neşirlerin keyfiyetleri nasılsa, efrad-ı insaniye de öyledir." [U][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=DarkRed][B]2- Risâle-i Nur perspektifiyle sağlık [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/U] Bediüzzaman, hastalıklara daha geniş bir perspektifle hem maddî, hem de mânevî hastalıklar nazarıyla bakmıştır. Bediüzzaman; [B][COLOR=Navy]"Tıp bir fendir, hem bir san'attır. Onun da nihayeti ve hakikatı; Hakîm-i Mutlak'ın Şâfî ismine dayanıp, eczahane-i kübrası olan rûy-i zeminde rahîmane cilvelerini edviyelerde görmekle tıb kemalâtını bulur, hakikat olur."[/COLOR] [/B]der, Yine [COLOR=Navy][B]"Kur'ân, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın nasıl ahlâk-ı ulviyesine ittibaa beşeri sarihan teşvik eder. Öyle de, şu elindeki san'at-ı âliyeye ve tıbb-ı Rabbanîye, remzen tergib ediyor. İşte şu âyet işaret ediyor ki: En müzmin dertlere dahi derman bulunabilir. Öyle ise, ey insan ve ey musibetzede benî-Âdem! Me'yus olmayınız. Her dert, -ne olursa olsun- dermanı mümkündür. Arayınız, bulunuz. Hattâ ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür."[/B][/COLOR] diyerek hastalığı veren Allah'ın ona uygun çareyi de yarattığını, hatta ölüme bile geçici bir çare bulunması gibi nihayet noktasını bizlere hedef olarak göstermektedir. Tıp ilminin Cenâb-ı Hakkın Şafi ismine baktığını ifade etmektedir. Hastalıkların mânevî bir uyarıcı olduğu, hastalık olmadan sağlığın kıymetinin anlaşılamayacağı, dünyanın ebedî olduğu tevehhüm edileceği, ahiretin unutulacağı, bu yönüyle de hastalığın aldatmaz nazik bir ikaz edici olduğu, hastalıktan şikâyet değil, bu yönüyle ona teşekkür edilmesi gerektiği ve eğer çok ağır geçerse hastalığa karşı sabır istemek gerektiği Risâle-i Nur'un muhtelif yerlerinde ifade edilmiştir. Bediüzzaman, her şeyde vasat olanı, yani orta yolu ihtiyar ederek marjinallikten kaçınmayı vurgulamış ve sünnet olan davranış tarzının da bu olduğunu beyan ederek insandaki bazı duyguları bu bağlamda izah etmiştir: [COLOR=Navy][B]"Hem ahlâk-ı insaniyede en rahat, en faydalı, en kısa, en selâmetli yol ise, sırat-ı müstakîmde istikamettedir. Meselâ, kuvve-i akliye, hadd-i vasat olan hikmeti ve kolay, faydalı istikameti kaybetse, ifrat veya tefritle muzır bir cerbezeye ve belâlı bir belâhete düşer, uzun yollarında tehlikeleri çeker. [/B][/COLOR][COLOR=Navy][B]Ve insandaki kuvve-i şeheviye selâmetli istikameti ve iffeti zâyi etse, ifratla musibetli, rezaletli fücûra, fuhşa ve tefritle humûda, yani nimetlerdeki zevk ve lezzetten mahrum düşer ve o mânevî hastalığın azabını çeker.[/B][/COLOR] [COLOR=Navy][B]İşte bunlara kıyasen, hayat-ı şahsiye ve hayat-ı içtimaiyede, bütün yollarında istikamet, en faydalı ve kolay ve kısadır. Ve sırat-ı müstakîmi kaybedilse, o yollar pek belâlı ve uzun ve zararlı olur. Sırat-ı müstakim; şecaat, iffet, hikmetin mezcinden ve hülâsasından hasıl olan adl ü adalete işarettir."[/B][/COLOR] diyerek bizleri her şeyin zararlısı olan hipo ve hiper hallerinden sakınmamızı, normali tercih etmemizi tavsiye etmektedir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Mana-i Harfi - Sağlık Bilimleri ve Risâle-i Nur
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst