Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Maturidi itikad mezhebi İmam Maturidi hazretleri ilgili konular
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ashabulyemin" data-source="post: 187954" data-attributes="member: 12602"><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><img src="http://www.irsadforum.net/forum/Smileys/default/414196.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="color: green">Imam-i Matüridi </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">S.a </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">ihvan</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">itikad mezhebimiz maturudiliğin kurucusu imam maturudi hazretlerini rahmetle anıyoruz </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ehl-i sünnetin iki i'tikad imamından birincisi. İsmi, Muhammed bin Muhammed Matürîdî'dir. Künyesi, Ebü Mensür'dur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekte olup, 238 (m. 862) yılın da doğduğu tahmin edilmiştir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Doğum yeri Semerkand'ın Matürid nahiyesidir. 333 (m. 944) de Semerkand'da vefat etti. Ebü Eyyüb Halid bin Zeyd el-Ensarî'nin soyundan olduğu bazı tarihçiler tarafından kaydedilmiştir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmam-ı Matürîdî, İmam-ı a'zam Ebü Hanîfe'nin naklen bildirdiği ve yazdığı Ehl-i sünnet i'tikadının, kelâm bilgilerini, ondan nakledenler vasıtasıyla kitaplara geçirdi, izah ve isbat etti. Kelâm ilminde, akaidde müctehid olan İmam-ı Matürîdî, kelâm ve fıkıh ilmini Ebü Nasr İyad'dan öğrendi.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İlimde çok iyi yetişen İmam-ı Matürîdî, çeşitli kitaplar yazmak ve talebe yetiştirmek suretiyle Ehl-i sünnet i'tikadını yaymıştır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Yetiştirdiği talebelerden el-Hakîm es-Semerkandî adıyla meşhur Ebü'l-Kasım îshak bin Muhammed, Ebü Muhammed Abdülkerim bin Musa el-Pezdevî, Ebü'l-Leys el-Buhari ve Ebü'l-Hasen bin Sa'îd gibi ilim ve takva yönünden yükselmiş olan büyük âlimler başta gelmektedir. Böylece, İmam-ı a'zam hazretlerinden gelen i'tikad bilgilerini nakleden İmam-ı Matürîdî'den sonra da, talebeleri ve talebelerinin talebeleri bu hususta binlerce kitap yazarak, Peygamber efendimizin gösterdiği doğru yol olan Ehl-i sünnet i'tikadını yaymışlardır.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmam-ı Matüridî'nin yaşadığı devir, Abbasî Devleti'nin zayıflamaya başladığı ve yeni İslâm devletlerinin kurulduğu, çeşitli siyasî güçler ve i'tikadî firkalar arasında mücadelenin arttığı bir zamana rastlar. İmam-ı Matüridî de diğer İslâm âlimleri gibi, kendi zamanında Ehl-i sünnet i'tikadını müdafaa etmiş, açık bir şekilde izah ederek yaymış ve müslümanların bu doğru i'tikada uymalarını sağlamıştır. Bu hususta takip ettiği usul, İmam-ı a'zamın el-fikh-ül-ekber, er-Risale, el-fikh-ül-ebsat, el-Âlim vel müteallim ve el-Vasiyye gibi i'tikadla ilgili kitaplarında bildirilen i'tikad bilgilerini, aklî ve naklî delillerle açıklıyarak tasnif etmek olmuştur. Böylece Matüridî hazretleri, Ehl-i sünnet i'tikadında müctehid imam oldu.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Eserleri: Hayatını ilme ve Ehl-i sünnet i'tikadını yaymaya hasreden ve bu hususta büyük hizmetler veren Matüridî hazretleri, benzerine rastlanmayacak ölçüde değerli eserler yazmıştır. Başlıca eserleri şunlardır </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">1- Kitab-üt-tevhîd: Bu kitapta sapık fırkaların sözlerinin yanlış olduğunu isbat edip, doğru i'tikad olan Ehl-i sünnet i'tikadını çok mükemmel bir şekilde açıklamıştır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">2- Te'vilat-ül-Kur'an: Tefsîre dair benzeri az bulunan bir eserdir. Semerkandî bu esere büyük bir şerh yazmıştır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">3- Reddü Evaili'l-Edille lil Ka'bi ve Beyanü vehmi'l Mu'tezile: Mu'tezileyi reddeden ve çürüten bir eserdir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">4- Er-Reddü ala usül'il Karamita: Karamita fırkasını reddeden bir eserdir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">5- Reddu kitab-ül-imame li Ba'zir-Revafiza: Eshab-ı kirama düşman olanları reddeden bir eseridir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">6- Kitab-ül-makalat fil-kelâm: Kelâm ilmine dair bir eseridir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">7- Me'haz-üş-şeriyye: Fıkıh ilmine dairdir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">8- Kitab-ül-cedel: Usül-ü fıkıh ilmine dair olan bu eserinden başka kitapları da vardır.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Taşköprüzade şöyle yazmıştır "Ehl-i sünnet vel-cemaatın kelâm ilmindeki reisleri iki zattır. Bunlardan birisi Hanefi, diğeri Şafiî'dir. Hanefi olanı, Ebü Mensur Matürîdî, Şafiî olanı ise Ebü'l Hasen el-Eş'ari'dir." Bazı kitaplarda, Eşariyye mezhebi, Matüridiyye mezhebi diye yazılı ise de, bu kendi çalışmalarına verilen isimdir, ayrı mezhep değildir. Her ikisi de Ehl-i sünnet itikadını anlatmıştır. Aralarında ictihad farkları vardır. Bu ayrılıklar temelde ayrılık olmadığı için, ikisi de Ehli sünnettir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Zebidî de şöyle demiştir: "Ehl-i sünnet vel-cemaat ismi geçince, Eş'arîler ve Matüridîler kastedilir."</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmam-ı Matürîdî ve İmam-ı Eş'arî, Ehl-i sünnetin i'tikadda iki imamıdır. Ehl-i sünnetin reisi ise, İmam-ı a'zam Ebü Hanîfe'dir. İmam-ı a'zam Ebü Hanîfe fıkıh bilgilerini toplayarak, kısımlara, kollara ayırdığı ve usuller, metodlar koyduğu gibi, Resulullahın ve Eshab-ı kiramın bildirdiği i'tikad, îman bilgilerini de topladı. Yüzlerce talebesine bildirdi. Talebesinden, ilm-i kelâm, yani iman bilgileri mütehassısları yetişti. Bunlardan İmam-ı a'zamın talebesi olan İmam-ı Muhammed Şeybanî'nin yetiştirdiği talebelerinden, Ebü Bekr Cürcanî dünyaca meşhur oldu. Bunun talebesinden olan, Ebü Nasır-ı Iyad da, kelâm ilminde Ebü Mensür-i Matüridî'yi yetiştirdi. İmam-ı Matüridî, İmam-ı a'zamdan gelen kelâm bilgilerini kitaplara yazdı. Doğru yoldan sapmış olanlarla mücadele ederek, ehl-i sünnet i'tikadını kuvvetlendirdi ve her tarafa yaydı.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmam-ı Eş'arî de, İmam-ı Şafiî'nin talebesi zincirinde bulunmaktadır. Bu iki büyük imam, Eshab-ı kiram, Tabiîn ve Tebe-i tabiînin bildirdiği i'tikad, îman, bilgilerini açıklamışlar, kısımlara ayırmışlar ve herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatmışlardır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bu iki imamın ve hocalarının, amelde dört hak mezheb imamlarının ve onlara tabi olanların; îmanda, i'ikadda tek bir mezhebi vardır. Bu mezheb Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebidir. Çünkü İslâmiyet, bütün insanlara yalnız bir tek îmanı ve i'tikadı emretmektedir. Bu îmanın esaslarını ve nasıl i'tikad edileceğini, bizzat Peygamberimiz Muhammed aleyhis-selam tebliğ etmiştir. İnsanlara, kendilerini ve herşeyi yaratan Allahü teâlâyı haber veren Peygamberimiz, Allahü teâlâya, O'nun yarattıklarına ve O'nun emir ve yasaklarına îmanın nasıl olacağını da bildirmiştir. Muhammed aleyhisselâma ve O'nun bildirdiklerine, temiz, dürüst ve hakîkî bir îman, ancak O'nun bildirdiğine tam ve hiç şüphesiz kabul edip inanmakla mümkün olur. Bu hususta çok az, kıl kadar da olsa bir ayrılığın, O'ndan ayrılmak olacağı meydandadır. Böyle bir ayrılığa düşenlerin kendilerini haklı çıkarmak için öne sürecekleri dînî, siyâsî, beşerî, içtimaî, fennî.. v.s. gibi sebeblerin hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü İslâmiyet her ne suret ve sebeble olursa olsun, îmanda ve i'tikadda ayrılığa asla izin vermemekte, yasaklamaktadır.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Eshab-ı kiramın îman ve i'tikadda hiçbir ayrılıkları olmadı. Eshâbdan olmayanlar ve daha sonraki asırlarda gelenler arasında ise zamanla îmanda, i'tikadda bazı ayrılıklar ortaya çıkarıldı ve bid'at fırkalarının sayısı yetmişikiye ulaştı. Bu ayrılıkları çıkaranların ve bunların sözlerine inanarak bozuk düşüncelerini benimseyenlerin ileri sürdükleri sebepler çok çeşitli ve herbirine göre farklı olmakla beraber, esas sebepler "Münafık ve başka dinden olanların çıkardıkları fitneler, Kur'an-ı kerimin müteşabih ayetlerini kendi anlayışlarına göre te'vil etmeye kalkışmaları, eski Hind ve Yunan felsefesi ile, Mecüsî inançlarının İslâmiyete sokulma çabaları, Eshab-ı kiramın maslahata (huzurun, dirliğin, iyiliğin teminine) ait konulardaki ictihad ayrılıklarını anlayamama ve bunları kendi nefsanî arzularına, siyasî maksat ve ihtiraslarına perde veya alet etme, kısa zamanda çok geniş ülkelere yayılan İslâmiyetin henüz yeni müslüman olmuş büyük kitlelerce tam anlaşılmadan birtakım insanların eski din ve inançlarına ait bazı unsurları tamamen terk edememeleri ve bunları islamiyetten sayma yanlışına düşmeleri" şeklinde özetlenebilir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ancak, îslam tarihinde görülen 72 sapık fırkanın ortak vasfı; siyasî ve dünyevî menfaat ve saiklerle ortaya çıkmış olmalarına rağmen, hemen hepsi Kur'an-ı kerîmdeki muhkem ve bilhassa müteşabih ayet-i kerimeleri kendi akıllarına göre tefsir yoluna gitmişler, böylece felsefe yaparak ve bu ayetleri, iddiaları istikametinde te'vil ederek kendilerine Kur'an-ı kerimden deliller bulduklarını ileri sürmüşlerdir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Mesela, Kur'an-ı kerimde geçen, Allahın eli, yüzü vb. sıfatlarını gösteren ifadeleri, kendi düşüncelerine ve konuşma dilindeki ma'nalarıyla kabul ederek, Allahü teâlâyı zatı ve sıfatlarıyla tecsim eden, yani cisim ve insan şeklinde düşünen bu sapık fırkalar, Kur'an-ı kerîmin doğru manası olan murad-ı ilahiyi anlayamamışlar, doğrusunu anlatan Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamalarını kabul etmedikleri gibi, ayrıca onlara fikren ve fiilen saldırmışlardır.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İslamiyette ilk i'tikad ayrılıkları, Hz. Osman'ın şehid edilmesi hadisesinden sonra, Abdullah ibni Sebe adındaki münafık olan bir Yahudinin ortaya çıkması ile başlamıştır. Müslümanların saf ve berrak îmanlarını bozmak gayesiyle i'tikaddaki birlik ve beraberliklerini parçalamak için çıkarılan ilk fitne hareketi budur. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Abdullah ibni Sebe, Hz. Ali'nin halifelik mes'elesini bahane ederek, müslümanları bölmek gayretine düştü. Kendisine taraftar toplamak ve onlara görüşlerini kabul ettirmek için, "Hz. Ali'nin Peygamber olduğundan, Allahü teâlânın ona hulul ettiğine" varıncaya kadar pek çok şeyler uydurdu. Bir kısım insanları aldattı. Abdullah ibni Sebe'ye aldananların içinde siyasî hırs ve gayret ile hareket edenler çoktu. Böylece Hz. Ali taraftarıyız diyerek, îslam dînine bozuk inançlar karıştırdılar. Zamanla hilafet, Hz. Ali'nin hakkıdır diye ve bu inanca sahip olanlara "Şia" Şiî denildi. Şiîler, zamanla başka konularda da Ehl-i sünnetten ayrılıp, kendi içlerinde çeşitli kollara bölündüler.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Hz. Ali'nin hilafeti, hakem ta'yini yoluyla Hz. Muaviye'ye bırakmasını beğenmeyip, Hz. Ali'ye ve Hz. Muaviye'ye karşı çıkıp ayrılanlara ise "Haricî" ismi verildi.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Haricîler'den bir kısmı Kur'an-ı kerimin bazı bölümlerini kabul etmezler. Bir kısmı da sapıklıklarında, yeni bir peygamber geleceğine inanacak kadar ileri gitmişlerdir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bozuk fırkalardan biri olan Mu'tezile ise, Hasen-i Basrî'nin derslerinde bulunan Vasıl bin Ata tarafından ortaya çıkarılmıştır. Büyük Ehl-i sünnet âlimi ve velî bir zat olan Hasen-i Basrî, "Büyük günah işleyen ne mü'mindir ne de kâfirdir" diyerek Ehl-i sünnetten ayrılan Vasıl bin Ata için, "I'tezele anna Vasıl", ya'nî "Vasıl bizden ayrıldı" buyurmuştu. Buradaki itezele=ayrıldı" kelimesinden dolayı Vasıl'a ve onun yolunu tutanlara "Mu'tezile" ismi verilmiştir. Sonraki yıllarda bilhassa felsefe eğitimi yapmış ve felsefeye meraklı kişiler. Vasıl bin Ata'nın yolundan yürüyerek, Allahü teâlânın zatı ve sıfatları ile, kader, amellerle (ibadetlerle, muamelatla..) îman arasındaki münasebet ve diğer konularda îslam dininin sınırlarını zorlayacak kadar ileri derecelere varan ayrılıklara düşmüşlerdir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ayrıca Mürcie, Kaderiyye, İbahiye, Mücessime, Cebriyye gibi birçok bozuk fırkalar, İslâm tarihi boyunca çeşitli yerlerde ortaya çıkmış, kendi içlerinde de sayılamayacak kadar çok kollara ayrılarak bir müddet yaşayıp, sonra unutulup gitmişlerdir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ancak son asırlarda zuhur eden Vehhabîlik, bilhassa Arabistan'da yayılmış ve bugün de, çeşitli İslâm ülkelerindeki müslümanların arasında yayılması için çalışılmaktadır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Diğer bozuk fırkalar tarih içinde kaybolup gitmişlerdir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ehl-i sünnet vel-cemaatin mevcudu her devirde çok olmuşdur. İslâmiyet; îman, i'tikad, amel ve ahlak esasları olarak Ehl-i sünnet âlimleri tarafından her asırda, aslı üzere müdafaa ve muhafaza edilerek, bugüne ulaştırılmıştır. Bugün dünyadaki müslümanların yarıdan çoğu, Ehl-i sünnet vel-cemaat i'tikadı üzeredirler.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerifler, îmanda parçalanmanın, fırkalara ayrılmanın kötü olduğunu bildiriyor. Allahü teâlâ Nisa süresi 114'ncü ayetinde mealen; "Hidayeti (kurtuluş yolunu) öğrendikten sonra, Peygambere uymayıp, mü'minlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fena olan Cehenneme atarız" ve Al-i îmran süresi 103'ncü ayetinde de mealen; "Hepiniz Allahın ipine (Kur'an-ı kerime} sımsıkı sarılınız. Fırkalara bölünmeyiniz" buyurmaktadır. Peygamberimiz de, müslümanlar arasında îmanda ve i'tikadda ayrılıkların felaket olduğunu bildirerek, meşhur olan bir hadîs-i şerîfinde: "Beni İsrail (yahudiler), yetmişbir fırkaya ayrılmıştı. Bunlardan yetmişi Cehenneme gidip, ancak bir firkası kurtulmuştur. Nasara (hıristiyanlar) da, yetmişiki fırkaya ayrılmıştı. Yetmişbiri Cehenneme gitmiştir. Bir zaman sonra benim ümmetim de yetmişüç fırkaya ayrılır. Bunlardan yetmişikisi Cehenneme gidip, yalnız bir fırka kurtulur" buyurmaktadır. Eshab-ı kiram bu bir fırkanın kimler olduğunu sorduğunda; "Cehennemden kurtulan fırka, benim ve Eshabımın gittiği yolda gidenlerdir" buyurdu.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bir başka hadîs-i şerifte; "Ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan bir fırka kurtulacak, diğerleri helak olacaktır" buyurduğunda Eshab-ı kiram; "Kurtulan fırka hangisidir?" diye sorunca, "Ehl-i sünnet vel-cemaattir" buyurdu. Eshab-ı kiram bu defa "Ehl-i sünnet vel-cemaat nedir?" diye sordular. "Bugün benim ve Eshabımın bulunduğu yolda olanlardır" buyurdu.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ehl-i sünnet i'tikadını ortaya koyan Resulullahdır. Eshab-ı kiram îman bilgilerini bu kaynaktan aldılar. Tabiîn-i i'zam da bu bilgileri, Eshab-ı kiramdan öğrendiler. Daha sonra gelenler, bunlardan öğrendiler. Böylece Ehl-i sünnet bilgileri bizlere nakil ve tevatür yoluyla geldi.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bu bilgiler akıl ile bulunamaz. Akıl bunları değiştiremez. Akıl, bunları anlamaya yardımcı olur. Yani, bunları anlamak, doğruluklarını ve kıymetlerini kavramak için akıl lazımdır. Hadîs âlimlerinin hepsi, Ehl-i sünnet i'tikadında idiler. Amelde dört mezhebin imamları da bu mezhebde idi. İ'tikadda mezhebimizin iki imamı olan Matürîdî ve Eş'arî de Ehl-i sünnet mezhebinde idi. Her iki imam, hep bu mezhebi yaydılar. Sapıklara karşı ve eski yunan felsefesinin bataklıklarına saplanmış olan maddecilere karşı bu tek mezhebi savundular. Bu iki büyük Ehl-i sünnet âliminin zamanları aynı ise de, bulundukları yerler birbirinden ayrı ve karşılarındaki saldırganların düşünüş ve davranışları başka olduğundan, savunma metodları ve tenkidleri birbirinden farklı olmuş ise de, bu hal, mezheblerinin ayrı olduğunu göstermez.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bunlardan sonra gelen binlerce derin âlim ve velî, bu iki yüce imamın kitaplarını inceliyerek ikisinin de, Ehl-i sünnet mezhebinde olduklarını söz birliği ile bildirmişlerdir. Ehl-i sünnet âlimleri, nasları, zahirleri üzere almışlardır. Yani, ayet-i kerîmelere ve hadîs-i şerîflere açık olan manalar vermişler, zaruret olmadıkça, nasları te'vîl etmemişler, bu manaları değiştirmemişlerdir. Kendi bilgileri ve görüşleri ile bir değişiklik hiç yapmamışlardır. Sapık firkalardan olanlar ve mezhebsizler ise, yunan felsefecilerinden ve din düşmanı olan fen taklidcilerinden işittiklerine uyarak, îman bilgilerinde ve ibadetlerinde değişiklik yapmaktan çekinmemişlerdir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Son asırlarda Ehl-i sünnet i'tikadından ayrılan bazı din adamları "Selefiyye" adını verdikleri sapık bir yol tutmuşlardır. </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ashabulyemin, post: 187954, member: 12602"] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][IMG]http://www.irsadforum.net/forum/Smileys/default/414196.gif[/IMG][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS][COLOR=green]Imam-i Matüridi [/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]S.a [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]ihvan[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]itikad mezhebimiz maturudiliğin kurucusu imam maturudi hazretlerini rahmetle anıyoruz [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Ehl-i sünnetin iki i'tikad imamından birincisi. İsmi, Muhammed bin Muhammed Matürîdî'dir. Künyesi, Ebü Mensür'dur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekte olup, 238 (m. 862) yılın da doğduğu tahmin edilmiştir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Doğum yeri Semerkand'ın Matürid nahiyesidir. 333 (m. 944) de Semerkand'da vefat etti. Ebü Eyyüb Halid bin Zeyd el-Ensarî'nin soyundan olduğu bazı tarihçiler tarafından kaydedilmiştir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]İmam-ı Matürîdî, İmam-ı a'zam Ebü Hanîfe'nin naklen bildirdiği ve yazdığı Ehl-i sünnet i'tikadının, kelâm bilgilerini, ondan nakledenler vasıtasıyla kitaplara geçirdi, izah ve isbat etti. Kelâm ilminde, akaidde müctehid olan İmam-ı Matürîdî, kelâm ve fıkıh ilmini Ebü Nasr İyad'dan öğrendi.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]İlimde çok iyi yetişen İmam-ı Matürîdî, çeşitli kitaplar yazmak ve talebe yetiştirmek suretiyle Ehl-i sünnet i'tikadını yaymıştır.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Yetiştirdiği talebelerden el-Hakîm es-Semerkandî adıyla meşhur Ebü'l-Kasım îshak bin Muhammed, Ebü Muhammed Abdülkerim bin Musa el-Pezdevî, Ebü'l-Leys el-Buhari ve Ebü'l-Hasen bin Sa'îd gibi ilim ve takva yönünden yükselmiş olan büyük âlimler başta gelmektedir. Böylece, İmam-ı a'zam hazretlerinden gelen i'tikad bilgilerini nakleden İmam-ı Matürîdî'den sonra da, talebeleri ve talebelerinin talebeleri bu hususta binlerce kitap yazarak, Peygamber efendimizin gösterdiği doğru yol olan Ehl-i sünnet i'tikadını yaymışlardır.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]İmam-ı Matüridî'nin yaşadığı devir, Abbasî Devleti'nin zayıflamaya başladığı ve yeni İslâm devletlerinin kurulduğu, çeşitli siyasî güçler ve i'tikadî firkalar arasında mücadelenin arttığı bir zamana rastlar. İmam-ı Matüridî de diğer İslâm âlimleri gibi, kendi zamanında Ehl-i sünnet i'tikadını müdafaa etmiş, açık bir şekilde izah ederek yaymış ve müslümanların bu doğru i'tikada uymalarını sağlamıştır. Bu hususta takip ettiği usul, İmam-ı a'zamın el-fikh-ül-ekber, er-Risale, el-fikh-ül-ebsat, el-Âlim vel müteallim ve el-Vasiyye gibi i'tikadla ilgili kitaplarında bildirilen i'tikad bilgilerini, aklî ve naklî delillerle açıklıyarak tasnif etmek olmuştur. Böylece Matüridî hazretleri, Ehl-i sünnet i'tikadında müctehid imam oldu.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Eserleri: Hayatını ilme ve Ehl-i sünnet i'tikadını yaymaya hasreden ve bu hususta büyük hizmetler veren Matüridî hazretleri, benzerine rastlanmayacak ölçüde değerli eserler yazmıştır. Başlıca eserleri şunlardır [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]1- Kitab-üt-tevhîd: Bu kitapta sapık fırkaların sözlerinin yanlış olduğunu isbat edip, doğru i'tikad olan Ehl-i sünnet i'tikadını çok mükemmel bir şekilde açıklamıştır.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]2- Te'vilat-ül-Kur'an: Tefsîre dair benzeri az bulunan bir eserdir. Semerkandî bu esere büyük bir şerh yazmıştır.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]3- Reddü Evaili'l-Edille lil Ka'bi ve Beyanü vehmi'l Mu'tezile: Mu'tezileyi reddeden ve çürüten bir eserdir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]4- Er-Reddü ala usül'il Karamita: Karamita fırkasını reddeden bir eserdir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]5- Reddu kitab-ül-imame li Ba'zir-Revafiza: Eshab-ı kirama düşman olanları reddeden bir eseridir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]6- Kitab-ül-makalat fil-kelâm: Kelâm ilmine dair bir eseridir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]7- Me'haz-üş-şeriyye: Fıkıh ilmine dairdir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]8- Kitab-ül-cedel: Usül-ü fıkıh ilmine dair olan bu eserinden başka kitapları da vardır.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Taşköprüzade şöyle yazmıştır "Ehl-i sünnet vel-cemaatın kelâm ilmindeki reisleri iki zattır. Bunlardan birisi Hanefi, diğeri Şafiî'dir. Hanefi olanı, Ebü Mensur Matürîdî, Şafiî olanı ise Ebü'l Hasen el-Eş'ari'dir." Bazı kitaplarda, Eşariyye mezhebi, Matüridiyye mezhebi diye yazılı ise de, bu kendi çalışmalarına verilen isimdir, ayrı mezhep değildir. Her ikisi de Ehl-i sünnet itikadını anlatmıştır. Aralarında ictihad farkları vardır. Bu ayrılıklar temelde ayrılık olmadığı için, ikisi de Ehli sünnettir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Zebidî de şöyle demiştir: "Ehl-i sünnet vel-cemaat ismi geçince, Eş'arîler ve Matüridîler kastedilir."[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]İmam-ı Matürîdî ve İmam-ı Eş'arî, Ehl-i sünnetin i'tikadda iki imamıdır. Ehl-i sünnetin reisi ise, İmam-ı a'zam Ebü Hanîfe'dir. İmam-ı a'zam Ebü Hanîfe fıkıh bilgilerini toplayarak, kısımlara, kollara ayırdığı ve usuller, metodlar koyduğu gibi, Resulullahın ve Eshab-ı kiramın bildirdiği i'tikad, îman bilgilerini de topladı. Yüzlerce talebesine bildirdi. Talebesinden, ilm-i kelâm, yani iman bilgileri mütehassısları yetişti. Bunlardan İmam-ı a'zamın talebesi olan İmam-ı Muhammed Şeybanî'nin yetiştirdiği talebelerinden, Ebü Bekr Cürcanî dünyaca meşhur oldu. Bunun talebesinden olan, Ebü Nasır-ı Iyad da, kelâm ilminde Ebü Mensür-i Matüridî'yi yetiştirdi. İmam-ı Matüridî, İmam-ı a'zamdan gelen kelâm bilgilerini kitaplara yazdı. Doğru yoldan sapmış olanlarla mücadele ederek, ehl-i sünnet i'tikadını kuvvetlendirdi ve her tarafa yaydı.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]İmam-ı Eş'arî de, İmam-ı Şafiî'nin talebesi zincirinde bulunmaktadır. Bu iki büyük imam, Eshab-ı kiram, Tabiîn ve Tebe-i tabiînin bildirdiği i'tikad, îman, bilgilerini açıklamışlar, kısımlara ayırmışlar ve herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatmışlardır.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Bu iki imamın ve hocalarının, amelde dört hak mezheb imamlarının ve onlara tabi olanların; îmanda, i'ikadda tek bir mezhebi vardır. Bu mezheb Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebidir. Çünkü İslâmiyet, bütün insanlara yalnız bir tek îmanı ve i'tikadı emretmektedir. Bu îmanın esaslarını ve nasıl i'tikad edileceğini, bizzat Peygamberimiz Muhammed aleyhis-selam tebliğ etmiştir. İnsanlara, kendilerini ve herşeyi yaratan Allahü teâlâyı haber veren Peygamberimiz, Allahü teâlâya, O'nun yarattıklarına ve O'nun emir ve yasaklarına îmanın nasıl olacağını da bildirmiştir. Muhammed aleyhisselâma ve O'nun bildirdiklerine, temiz, dürüst ve hakîkî bir îman, ancak O'nun bildirdiğine tam ve hiç şüphesiz kabul edip inanmakla mümkün olur. Bu hususta çok az, kıl kadar da olsa bir ayrılığın, O'ndan ayrılmak olacağı meydandadır. Böyle bir ayrılığa düşenlerin kendilerini haklı çıkarmak için öne sürecekleri dînî, siyâsî, beşerî, içtimaî, fennî.. v.s. gibi sebeblerin hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü İslâmiyet her ne suret ve sebeble olursa olsun, îmanda ve i'tikadda ayrılığa asla izin vermemekte, yasaklamaktadır.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Eshab-ı kiramın îman ve i'tikadda hiçbir ayrılıkları olmadı. Eshâbdan olmayanlar ve daha sonraki asırlarda gelenler arasında ise zamanla îmanda, i'tikadda bazı ayrılıklar ortaya çıkarıldı ve bid'at fırkalarının sayısı yetmişikiye ulaştı. Bu ayrılıkları çıkaranların ve bunların sözlerine inanarak bozuk düşüncelerini benimseyenlerin ileri sürdükleri sebepler çok çeşitli ve herbirine göre farklı olmakla beraber, esas sebepler "Münafık ve başka dinden olanların çıkardıkları fitneler, Kur'an-ı kerimin müteşabih ayetlerini kendi anlayışlarına göre te'vil etmeye kalkışmaları, eski Hind ve Yunan felsefesi ile, Mecüsî inançlarının İslâmiyete sokulma çabaları, Eshab-ı kiramın maslahata (huzurun, dirliğin, iyiliğin teminine) ait konulardaki ictihad ayrılıklarını anlayamama ve bunları kendi nefsanî arzularına, siyasî maksat ve ihtiraslarına perde veya alet etme, kısa zamanda çok geniş ülkelere yayılan İslâmiyetin henüz yeni müslüman olmuş büyük kitlelerce tam anlaşılmadan birtakım insanların eski din ve inançlarına ait bazı unsurları tamamen terk edememeleri ve bunları islamiyetten sayma yanlışına düşmeleri" şeklinde özetlenebilir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Ancak, îslam tarihinde görülen 72 sapık fırkanın ortak vasfı; siyasî ve dünyevî menfaat ve saiklerle ortaya çıkmış olmalarına rağmen, hemen hepsi Kur'an-ı kerîmdeki muhkem ve bilhassa müteşabih ayet-i kerimeleri kendi akıllarına göre tefsir yoluna gitmişler, böylece felsefe yaparak ve bu ayetleri, iddiaları istikametinde te'vil ederek kendilerine Kur'an-ı kerimden deliller bulduklarını ileri sürmüşlerdir. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Mesela, Kur'an-ı kerimde geçen, Allahın eli, yüzü vb. sıfatlarını gösteren ifadeleri, kendi düşüncelerine ve konuşma dilindeki ma'nalarıyla kabul ederek, Allahü teâlâyı zatı ve sıfatlarıyla tecsim eden, yani cisim ve insan şeklinde düşünen bu sapık fırkalar, Kur'an-ı kerîmin doğru manası olan murad-ı ilahiyi anlayamamışlar, doğrusunu anlatan Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamalarını kabul etmedikleri gibi, ayrıca onlara fikren ve fiilen saldırmışlardır.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]İslamiyette ilk i'tikad ayrılıkları, Hz. Osman'ın şehid edilmesi hadisesinden sonra, Abdullah ibni Sebe adındaki münafık olan bir Yahudinin ortaya çıkması ile başlamıştır. Müslümanların saf ve berrak îmanlarını bozmak gayesiyle i'tikaddaki birlik ve beraberliklerini parçalamak için çıkarılan ilk fitne hareketi budur. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Abdullah ibni Sebe, Hz. Ali'nin halifelik mes'elesini bahane ederek, müslümanları bölmek gayretine düştü. Kendisine taraftar toplamak ve onlara görüşlerini kabul ettirmek için, "Hz. Ali'nin Peygamber olduğundan, Allahü teâlânın ona hulul ettiğine" varıncaya kadar pek çok şeyler uydurdu. Bir kısım insanları aldattı. Abdullah ibni Sebe'ye aldananların içinde siyasî hırs ve gayret ile hareket edenler çoktu. Böylece Hz. Ali taraftarıyız diyerek, îslam dînine bozuk inançlar karıştırdılar. Zamanla hilafet, Hz. Ali'nin hakkıdır diye ve bu inanca sahip olanlara "Şia" Şiî denildi. Şiîler, zamanla başka konularda da Ehl-i sünnetten ayrılıp, kendi içlerinde çeşitli kollara bölündüler.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Hz. Ali'nin hilafeti, hakem ta'yini yoluyla Hz. Muaviye'ye bırakmasını beğenmeyip, Hz. Ali'ye ve Hz. Muaviye'ye karşı çıkıp ayrılanlara ise "Haricî" ismi verildi.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Haricîler'den bir kısmı Kur'an-ı kerimin bazı bölümlerini kabul etmezler. Bir kısmı da sapıklıklarında, yeni bir peygamber geleceğine inanacak kadar ileri gitmişlerdir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Bozuk fırkalardan biri olan Mu'tezile ise, Hasen-i Basrî'nin derslerinde bulunan Vasıl bin Ata tarafından ortaya çıkarılmıştır. Büyük Ehl-i sünnet âlimi ve velî bir zat olan Hasen-i Basrî, "Büyük günah işleyen ne mü'mindir ne de kâfirdir" diyerek Ehl-i sünnetten ayrılan Vasıl bin Ata için, "I'tezele anna Vasıl", ya'nî "Vasıl bizden ayrıldı" buyurmuştu. Buradaki itezele=ayrıldı" kelimesinden dolayı Vasıl'a ve onun yolunu tutanlara "Mu'tezile" ismi verilmiştir. Sonraki yıllarda bilhassa felsefe eğitimi yapmış ve felsefeye meraklı kişiler. Vasıl bin Ata'nın yolundan yürüyerek, Allahü teâlânın zatı ve sıfatları ile, kader, amellerle (ibadetlerle, muamelatla..) îman arasındaki münasebet ve diğer konularda îslam dininin sınırlarını zorlayacak kadar ileri derecelere varan ayrılıklara düşmüşlerdir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Ayrıca Mürcie, Kaderiyye, İbahiye, Mücessime, Cebriyye gibi birçok bozuk fırkalar, İslâm tarihi boyunca çeşitli yerlerde ortaya çıkmış, kendi içlerinde de sayılamayacak kadar çok kollara ayrılarak bir müddet yaşayıp, sonra unutulup gitmişlerdir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Ancak son asırlarda zuhur eden Vehhabîlik, bilhassa Arabistan'da yayılmış ve bugün de, çeşitli İslâm ülkelerindeki müslümanların arasında yayılması için çalışılmaktadır.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Diğer bozuk fırkalar tarih içinde kaybolup gitmişlerdir. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Ehl-i sünnet vel-cemaatin mevcudu her devirde çok olmuşdur. İslâmiyet; îman, i'tikad, amel ve ahlak esasları olarak Ehl-i sünnet âlimleri tarafından her asırda, aslı üzere müdafaa ve muhafaza edilerek, bugüne ulaştırılmıştır. Bugün dünyadaki müslümanların yarıdan çoğu, Ehl-i sünnet vel-cemaat i'tikadı üzeredirler.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerifler, îmanda parçalanmanın, fırkalara ayrılmanın kötü olduğunu bildiriyor. Allahü teâlâ Nisa süresi 114'ncü ayetinde mealen; "Hidayeti (kurtuluş yolunu) öğrendikten sonra, Peygambere uymayıp, mü'minlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fena olan Cehenneme atarız" ve Al-i îmran süresi 103'ncü ayetinde de mealen; "Hepiniz Allahın ipine (Kur'an-ı kerime} sımsıkı sarılınız. Fırkalara bölünmeyiniz" buyurmaktadır. Peygamberimiz de, müslümanlar arasında îmanda ve i'tikadda ayrılıkların felaket olduğunu bildirerek, meşhur olan bir hadîs-i şerîfinde: "Beni İsrail (yahudiler), yetmişbir fırkaya ayrılmıştı. Bunlardan yetmişi Cehenneme gidip, ancak bir firkası kurtulmuştur. Nasara (hıristiyanlar) da, yetmişiki fırkaya ayrılmıştı. Yetmişbiri Cehenneme gitmiştir. Bir zaman sonra benim ümmetim de yetmişüç fırkaya ayrılır. Bunlardan yetmişikisi Cehenneme gidip, yalnız bir fırka kurtulur" buyurmaktadır. Eshab-ı kiram bu bir fırkanın kimler olduğunu sorduğunda; "Cehennemden kurtulan fırka, benim ve Eshabımın gittiği yolda gidenlerdir" buyurdu.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Bir başka hadîs-i şerifte; "Ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan bir fırka kurtulacak, diğerleri helak olacaktır" buyurduğunda Eshab-ı kiram; "Kurtulan fırka hangisidir?" diye sorunca, "Ehl-i sünnet vel-cemaattir" buyurdu. Eshab-ı kiram bu defa "Ehl-i sünnet vel-cemaat nedir?" diye sordular. "Bugün benim ve Eshabımın bulunduğu yolda olanlardır" buyurdu.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Ehl-i sünnet i'tikadını ortaya koyan Resulullahdır. Eshab-ı kiram îman bilgilerini bu kaynaktan aldılar. Tabiîn-i i'zam da bu bilgileri, Eshab-ı kiramdan öğrendiler. Daha sonra gelenler, bunlardan öğrendiler. Böylece Ehl-i sünnet bilgileri bizlere nakil ve tevatür yoluyla geldi.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Bu bilgiler akıl ile bulunamaz. Akıl bunları değiştiremez. Akıl, bunları anlamaya yardımcı olur. Yani, bunları anlamak, doğruluklarını ve kıymetlerini kavramak için akıl lazımdır. Hadîs âlimlerinin hepsi, Ehl-i sünnet i'tikadında idiler. Amelde dört mezhebin imamları da bu mezhebde idi. İ'tikadda mezhebimizin iki imamı olan Matürîdî ve Eş'arî de Ehl-i sünnet mezhebinde idi. Her iki imam, hep bu mezhebi yaydılar. Sapıklara karşı ve eski yunan felsefesinin bataklıklarına saplanmış olan maddecilere karşı bu tek mezhebi savundular. Bu iki büyük Ehl-i sünnet âliminin zamanları aynı ise de, bulundukları yerler birbirinden ayrı ve karşılarındaki saldırganların düşünüş ve davranışları başka olduğundan, savunma metodları ve tenkidleri birbirinden farklı olmuş ise de, bu hal, mezheblerinin ayrı olduğunu göstermez.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Bunlardan sonra gelen binlerce derin âlim ve velî, bu iki yüce imamın kitaplarını inceliyerek ikisinin de, Ehl-i sünnet mezhebinde olduklarını söz birliği ile bildirmişlerdir. Ehl-i sünnet âlimleri, nasları, zahirleri üzere almışlardır. Yani, ayet-i kerîmelere ve hadîs-i şerîflere açık olan manalar vermişler, zaruret olmadıkça, nasları te'vîl etmemişler, bu manaları değiştirmemişlerdir. Kendi bilgileri ve görüşleri ile bir değişiklik hiç yapmamışlardır. Sapık firkalardan olanlar ve mezhebsizler ise, yunan felsefecilerinden ve din düşmanı olan fen taklidcilerinden işittiklerine uyarak, îman bilgilerinde ve ibadetlerinde değişiklik yapmaktan çekinmemişlerdir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Son asırlarda Ehl-i sünnet i'tikadından ayrılan bazı din adamları "Selefiyye" adını verdikleri sapık bir yol tutmuşlardır. [/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Maturidi itikad mezhebi İmam Maturidi hazretleri ilgili konular
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst