Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Maturidi itikad mezhebi İmam Maturidi hazretleri ilgili konular
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ashabulyemin" data-source="post: 187955" data-attributes="member: 12602"><p><strong>2- Maturidi itikad mezhebi İmam Maturidi hazretleri ilgili konular</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bunun i'tikadda mezheb olduğunu söyleyip, kitaplarında yazmışlardır. Halbuki İslâmiyette "Selefiyye mezhebi" diye bir şey yoktur. Ehl-i sünnet âlimleri böyle bir şey bildirmemişler ve kitaplarında asla yazmamışlardır, İslâmiyette "Selef-i salihîn" mezhebi, yani Ehl-i sünnet mezhebi vardır. Selef-i salihîn; hadîs-i şerif ile medh edilen, övülen ilk iki asrın müslümanlarıdır. Yani Selef-i salihîn, Eshab-ı kiram ve Tabiîne verilen isimdir. Bu şerefli insanların i'tikadına "Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebi" denir. Bu mezheb, îman, inanç mezhebidir. Eshab-ı kiramın ve Tabiîni i'zamın îmanları hep aynı idi. înançları arasında hiç bir fark yoktu.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmam-ı Gazali hazretleri îlcam-ül-avam kitabında; "Bu kitapta i'tikad fırkaların</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">dan. Selef mezhebinin hak olduğunu bildireceğim. Bu mezhebden ayrılanların bid'at sahibi olduklarını anlatacağım. Selef mezhebi demek, Esbabın ve Tabiînin i'tikadları demektir..." buyurarak Selef mezhebi demenin, Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebi demek olduğunu açıkça bildirmiştir. </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Mısır'daki Ezher Üniversitesi'nden mezun üstad îbn-i Halife Alîvî "Akıdet-üs-selef-i vel-halef" adlı kitabında şöyle yazmıştır: "Ebü Zehra (Tarih-ül-mezahib-ül-îslamiyye) kitabında yazdığı gibi, hicretin dördüncü asrında, Hanbelî mezhebinden ayrılan bazı kimseler, kendilerine (Selefiyîn) ismini verdiler. Hanbelî mezhebi âlimlerinden Ebü'l-Ferec îbn-i Cevzî ve diğer âlimler bu selefilerin, Selef-i salihînin yolunda olmadıklarını, bid'at ehli, mücessime fırkasından olduklarını bildirerek, bu fitnenin yayılmasını önlediler. Daha sonra yedinci asırda, îbn-i Teymiyye el-Harranî bu fitneyi tekrar alevlendirdi. Kendilerine (Selefiyye) ismini takanlar, îbn-i Teymiyye selefılerin büyük imamı dediler.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İbn-i Teymiyye, Hanbelî mezhebinde olarak yetişti. Yani Ehl-i sünnet idi. Fakat sonradan kendi aklına uyarak, sapık görüşler ortaya attı. Ehl-i sünnet i'tikadından ve dolayısı ile Hanbelî mezhebinden ayrılıp uzaklaştı.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kendi başına ayrı bir yol tutup, tuttuğu bu sapık yolda sürüklenip gitti. Kendine tabi olanları da saptırdı. Ona tabi olanlar onun bu yoluna selefiyye dediler. Bu hususu derinlemesine araştırıp, incelememiş ve kaynakları iyi anlayamamış olan bazıları Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarındaki "Selef ve "Selef-i salihin" ifadelerini değiştirerek, "Selefiyye" şeklinde nakletmişler ve yazmışlardır, î'tıkadda Selefiyye diye bir mezheb yoktur. Peygamber efendimizin hadîs-i şerifte firka-i naciye, kurtuluş fırkası olarak bildirdiği tek bir i'tikad mezhebi vardır. O da Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebidir, İmam-ı Matüridî ve İmam-ı Eş'ari bu mezhebde iki i'tikad imamıdır ve bu mezhebi yaymışlardır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmam-ı Matüridî ve İmam-ı Eş'ari ayrı bir mezheb kurmamışlar, Eshab-ı kiramın, Tabiînin, dört mezheb imamının ve sonra Ehl-i sünnet âlimlerinin nakil ve tevatür yolu ile bildirdikleri îman ve i'tikad bilgilerini açıklamışlar, anlaşılmasını kolaylaştırmak için kısımlara bölmüşler ve herkesin anlayabileceği şekilde yaymışlardır. Bunlardan İmam-ı Eş'ari, İmam-ı Şafiî'nin talebe zincirinde bulunmaktadır. İmam-ı Matüridî ise İmam-ı a'zamın talebe zincirindedir.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ehl-i sünnet i'tikadının açıklamasında bu iki imam meşhur olmuş, yaşadıkları zamanlarda i'tikadda doğru yoldan ayrılmış sapıkların ve yunan felsefesinin bataklıklarına saplanmış maddecilerin bozuk düşüncelerine karşı Ehl-i sünnet vel-cemaat i'tikadını izah etmekte, bazı bakımlardan farklı usuller takib etmişlerdir. Daha sonraki asırlarda gelen Ehl-i sünnet âlimleri, bu iki imamın koyduğu usullere uyarak, Ehl-i sünnet i'tikadını nakletmişlerdir.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmam-ı Matürüdî'nin naklen bildirdiği Ehli sünnet i'tikadının başlıca esasları şunlardır:</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Allahü teâlâ kadîm olan zatı ile vardır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Herşeyi, O yaratmıştır. Birdir. İbadete hakkı olan da O'dur. O'ndan başka hiçbir şey, ibadet olunmaya layık değildir. Kamil sıfatları vardır. Bu sıfatları; hayat, ilim, semi', basar, kudret, irade, kelâm ve tekvîn' dir. Bu sıfatları da ezelîdir. Allahü teâlânın isimleri tevkifidir, yani dînimizde bildirilen isimleri söylemek uygun olup, bunlardan başkasını söylemek yasak edilmiştir.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kur'an-ı kerim Allah kelâmıdır, O'nun sözüdür. Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimi harf ve kelime olarak gönderdi. Bu harfler mahluktur. Bu harf ve kelimelerin manası, Kelâm-ı ilahiyi taşımaktadır. Bu harflere, kelimelere Kur'an denir. Bu harf ve kelime kalıpları içinde Kelâm-ı ilahi olan Kur'an mahluk değildir. Allahü teâlânın öteki sıfatları gibi ezelîdir, ebedîdir.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Allahü teâlâyı mü'minler Cennette, cihetsiz olarak ve karşısında bulunmayarak ve nasıl olduğu anlaşılmayarak ve ihatasız, yani şekli olmıyarak görecektir.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Nasıl görüleceği düşünülemez. Çünkü O'nu görmeyi akıl anlıyamaz. Allahü teâlâ, dünyada görülemez. Bu dünya ve insanın bu dünyadaki yapılışı O'nu görmek ni'metine kavuşmaya elverişli değildir. Dünyada görülür diyen yalancıdır. Hz. Musa, peygamber olduğu halde bu dünyada göremedi. Peygamberimiz mi'rac gecesinde gördü ise de, bu dünyada değildi. Dünyadan çıktı, ahırete karıştı. Cennete girdi ve orada gördü.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Allahü teâlâ, insanları yarattığı gibi, insanların işlerini de, O yaratıyor. İyi ve kötü işlerin hepsi O'nun takdiri, dilemesi iledir. Fakat iyi işlerden razıdır, fenalardan razı değildir, insanın yaptığı işde, kendi kuvveti de tesir eder. Bu tesire "kesb" denir.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Peygamberler Allahü teâlâ tarafından seçilmiş, gönderilmiş insanlardır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Onların Allahü teâlâdan getirdiği her haber doğrudur, yanlışlık yoktur. </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kabir azabı, kabrin sıkması, kabirde Münker ve Nekir denilen meleklerin soru sorması, kıyamette herşeyin yok olacağı, göklerin yarılacağı, yıldızların yollarından çıkıp dağılacakları, yer küresinin, dağların parçalanması ve herkesin mezardan çıkması, mahşer yerinde toplanması, yani ruhların cesetlere gelmesi, kıyamet gününün zelzelesi, o günün dehşeti, korkuşu ve kıyamette sual ve hesap, iyiliklerin ve günahların oraya mahsus bir terazi ile tartılması, Cehennem üzerinde sırat köprüsünün bulunması vardır. Bunların hepsi olacaktır. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Mü'minlere mükafat ve nimet için hazırlanmış olan Cennet, kâfirlere azap için hazırlanmış Cehennem şimdi vardır.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Her ikisini de Allahü teâlâ yoktan var etmiştir. Cennet ve Cehennem ebedî, sonsuz kalınılacak yerdir. Zerre kadar îmanı olan ve bu îman ile ahırete göçen Cehennemde ebedî (sonsuz) kalmıyacaktır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İbadetler îmana dahil değildir. Farzların farz olduğuna inanıp, tembellikle yapmayan ka'fir olmaz. Mü'min ne kadar büyük günah işlerse işlesin îmanı gitmez.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ancak farzlara ve haramlara, olduğu gibi inanmak lazımdır. Emir ve yasaklardan herhangi birine inanmamak veya hafife almak veya alay etmek, değiştirmeye kalkışmak îmanı giderir ve sonsuz olarak Cehennemde yanmağa sebep olur.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Halifelikten konuşmak, dînin esas bilgilerinden değildir. Dört halifenin yüksekliği halifelik sıralarına göredir. Eshab-ı kiramın hepsini istisnasız sevmek ve hürmet etmek lazımdır. Hepsi adil ve din ilimlerinde müctehid idiler. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Muhammed aleyhisselama îman edenler, başka peygamberlerin ümmetinden daha üstündür.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Matem tutmak, dinde yoktur. Üzülmek başka, matem tutmak başkadır. Hadîs-i şerîfte Peygamberimiz: (İki şey vardır ki, insanı küfre (îmanın gitmesine) sürükler. Birisi, bir kimsenin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır) buyurdu.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Resulullaha, Eshab-ı kirama, Tabiîne ve evliyaya tevessül ederek, yani onları vesîle ederek dua etmek, duanın kabülüne sebep olur.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Dîni deliller müctehidler için dörttür Kitap, Sünnet, îcma-i ümmet, Kıyası fukaha. Avamın delili müctehidin fetvasıdır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Tenasühe, yani ölen insanın ruhunun başka bir çocuğa geçerek, tekrar dünyaya gelmesine inanmak, dîne aykırıdır. Böyle inananın îmanı gider.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kıyamet günü Allahü teâlânın izni ile iyiler kötülere şefaat edecek, araya girecektir. Peygamberimiz, "Şefaatim ümmetimden günahı büyük olanlaradır" buyurdu.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Peygamberin mu'cizesi, evliyanın kerameti ve salih mü'minlerin firaseti haktır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Evliyanın kerameti, vefatından sonra da devam eder.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Her bid'at dalalettir, sapıklıktır. Bid'at, dinde sonradan yapılan şey demektir. Peygamberimiz ve dört halifesinin zamanlarında bulunmayıp da, onlardan sonra dinde meydana çıkarılan, i'tikad ve ibadet olarak yapılmaya başlanan değişikliklerdir ve büyük felakettir.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Mest denilen ayakkabı üzerine mesh ederek (ıslak el ile dokunarak) abdest alınır. Çıplak ayak üzerine mesh edilmez.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ebü Mensür-i Matürîdî hazretleri, irade-i cüz'iyye hakkında buyurdu ki: irade-i cüz'iyye, bir varlık değildir. Var olmıyan şey, yaratılmış olmaz, irade-i cüz'iyye, kullarda bir haldir. Kuvveti, birşeyi yapmak ve yapmamakta kullanmaktır. Kullar, irade-i cüz'iyyelerini kullanmakta serbesttir. Mecbur değildir. Bu mezhebe göre şeytana: îrade, bende bir haldir, iyiliğe kullanırsam Allahü teâlâ iyiliği yaratır. Kötülüğe sarf edersem, onu yaratır. Eğer sarf etmezsem, ikisini de yaratmaz, diye cevap verilir.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Allahü teâlânın, kul irade etmeden de, yaratması caiz ise de, ihtiyari olan işleri yaratmaya, kulların iradelerini sebep kılmıştır. İrade-i cüz'iyyemizin sebep olması da, Allahü teâlânın iradesi iledir. Kul, bir iş yapmak irade edince, Allahü teâlâ da, o işi irade öderse, o işi yaratır. Kul irade etmezse, ihtiyarî olan o işi yaratmaz. Şu halde, kul irade-i cüz'iyyesini ibadete sarf ederse, Allahü teâlâ, ibadeti yaratır. Eğer günahlara sarf ederse, günahları yaratır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">O zaman kul, dünyada fena olur, ahırette azap görür. Böyle olduğunu bilen bir kimseye, şeytan birşey diyemez.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Siz, ancak Allahü teâlânın dilediğini arzu edersiniz!" mealindeki ayeti kerimenin ma'nasını, Ebü Mensür-i Matürîdî hazretleri şöyle açıklıyor "İhtiyari işleriniz, yalnız sizin iradenizle olmaz. Sizin iradenizden sonra, Allahü teâlâ da, o işi irade edip yaratır. </span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><a href="http://irsadforum.net/forum/islam-dini-fikih-mezhebleri/maturidi-itikad-mezhebi-imam-maturidi-hazretleri-ilgili-konular/" target="_blank">http://irsadforum.net/forum/islam-dini-fikih-mezhebleri/maturidi-itikad-mezhebi-imam-maturidi-hazretleri-ilgili-konular/</a></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ashabulyemin, post: 187955, member: 12602"] [b]2- Maturidi itikad mezhebi İmam Maturidi hazretleri ilgili konular[/b] [FONT=Trebuchet MS]Bunun i'tikadda mezheb olduğunu söyleyip, kitaplarında yazmışlardır. Halbuki İslâmiyette "Selefiyye mezhebi" diye bir şey yoktur. Ehl-i sünnet âlimleri böyle bir şey bildirmemişler ve kitaplarında asla yazmamışlardır, İslâmiyette "Selef-i salihîn" mezhebi, yani Ehl-i sünnet mezhebi vardır. Selef-i salihîn; hadîs-i şerif ile medh edilen, övülen ilk iki asrın müslümanlarıdır. Yani Selef-i salihîn, Eshab-ı kiram ve Tabiîne verilen isimdir. Bu şerefli insanların i'tikadına "Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebi" denir. Bu mezheb, îman, inanç mezhebidir. Eshab-ı kiramın ve Tabiîni i'zamın îmanları hep aynı idi. înançları arasında hiç bir fark yoktu.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]İmam-ı Gazali hazretleri îlcam-ül-avam kitabında; "Bu kitapta i'tikad fırkaların[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]dan. Selef mezhebinin hak olduğunu bildireceğim. Bu mezhebden ayrılanların bid'at sahibi olduklarını anlatacağım. Selef mezhebi demek, Esbabın ve Tabiînin i'tikadları demektir..." buyurarak Selef mezhebi demenin, Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebi demek olduğunu açıkça bildirmiştir. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Mısır'daki Ezher Üniversitesi'nden mezun üstad îbn-i Halife Alîvî "Akıdet-üs-selef-i vel-halef" adlı kitabında şöyle yazmıştır: "Ebü Zehra (Tarih-ül-mezahib-ül-îslamiyye) kitabında yazdığı gibi, hicretin dördüncü asrında, Hanbelî mezhebinden ayrılan bazı kimseler, kendilerine (Selefiyîn) ismini verdiler. Hanbelî mezhebi âlimlerinden Ebü'l-Ferec îbn-i Cevzî ve diğer âlimler bu selefilerin, Selef-i salihînin yolunda olmadıklarını, bid'at ehli, mücessime fırkasından olduklarını bildirerek, bu fitnenin yayılmasını önlediler. Daha sonra yedinci asırda, îbn-i Teymiyye el-Harranî bu fitneyi tekrar alevlendirdi. Kendilerine (Selefiyye) ismini takanlar, îbn-i Teymiyye selefılerin büyük imamı dediler.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]İbn-i Teymiyye, Hanbelî mezhebinde olarak yetişti. Yani Ehl-i sünnet idi. Fakat sonradan kendi aklına uyarak, sapık görüşler ortaya attı. Ehl-i sünnet i'tikadından ve dolayısı ile Hanbelî mezhebinden ayrılıp uzaklaştı.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Kendi başına ayrı bir yol tutup, tuttuğu bu sapık yolda sürüklenip gitti. Kendine tabi olanları da saptırdı. Ona tabi olanlar onun bu yoluna selefiyye dediler. Bu hususu derinlemesine araştırıp, incelememiş ve kaynakları iyi anlayamamış olan bazıları Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarındaki "Selef ve "Selef-i salihin" ifadelerini değiştirerek, "Selefiyye" şeklinde nakletmişler ve yazmışlardır, î'tıkadda Selefiyye diye bir mezheb yoktur. Peygamber efendimizin hadîs-i şerifte firka-i naciye, kurtuluş fırkası olarak bildirdiği tek bir i'tikad mezhebi vardır. O da Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebidir, İmam-ı Matüridî ve İmam-ı Eş'ari bu mezhebde iki i'tikad imamıdır ve bu mezhebi yaymışlardır.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]İmam-ı Matüridî ve İmam-ı Eş'ari ayrı bir mezheb kurmamışlar, Eshab-ı kiramın, Tabiînin, dört mezheb imamının ve sonra Ehl-i sünnet âlimlerinin nakil ve tevatür yolu ile bildirdikleri îman ve i'tikad bilgilerini açıklamışlar, anlaşılmasını kolaylaştırmak için kısımlara bölmüşler ve herkesin anlayabileceği şekilde yaymışlardır. Bunlardan İmam-ı Eş'ari, İmam-ı Şafiî'nin talebe zincirinde bulunmaktadır. İmam-ı Matüridî ise İmam-ı a'zamın talebe zincirindedir.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Ehl-i sünnet i'tikadının açıklamasında bu iki imam meşhur olmuş, yaşadıkları zamanlarda i'tikadda doğru yoldan ayrılmış sapıkların ve yunan felsefesinin bataklıklarına saplanmış maddecilerin bozuk düşüncelerine karşı Ehl-i sünnet vel-cemaat i'tikadını izah etmekte, bazı bakımlardan farklı usuller takib etmişlerdir. Daha sonraki asırlarda gelen Ehl-i sünnet âlimleri, bu iki imamın koyduğu usullere uyarak, Ehl-i sünnet i'tikadını nakletmişlerdir.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]İmam-ı Matürüdî'nin naklen bildirdiği Ehli sünnet i'tikadının başlıca esasları şunlardır:[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Allahü teâlâ kadîm olan zatı ile vardır.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Herşeyi, O yaratmıştır. Birdir. İbadete hakkı olan da O'dur. O'ndan başka hiçbir şey, ibadet olunmaya layık değildir. Kamil sıfatları vardır. Bu sıfatları; hayat, ilim, semi', basar, kudret, irade, kelâm ve tekvîn' dir. Bu sıfatları da ezelîdir. Allahü teâlânın isimleri tevkifidir, yani dînimizde bildirilen isimleri söylemek uygun olup, bunlardan başkasını söylemek yasak edilmiştir.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Kur'an-ı kerim Allah kelâmıdır, O'nun sözüdür. Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimi harf ve kelime olarak gönderdi. Bu harfler mahluktur. Bu harf ve kelimelerin manası, Kelâm-ı ilahiyi taşımaktadır. Bu harflere, kelimelere Kur'an denir. Bu harf ve kelime kalıpları içinde Kelâm-ı ilahi olan Kur'an mahluk değildir. Allahü teâlânın öteki sıfatları gibi ezelîdir, ebedîdir.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Allahü teâlâyı mü'minler Cennette, cihetsiz olarak ve karşısında bulunmayarak ve nasıl olduğu anlaşılmayarak ve ihatasız, yani şekli olmıyarak görecektir.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Nasıl görüleceği düşünülemez. Çünkü O'nu görmeyi akıl anlıyamaz. Allahü teâlâ, dünyada görülemez. Bu dünya ve insanın bu dünyadaki yapılışı O'nu görmek ni'metine kavuşmaya elverişli değildir. Dünyada görülür diyen yalancıdır. Hz. Musa, peygamber olduğu halde bu dünyada göremedi. Peygamberimiz mi'rac gecesinde gördü ise de, bu dünyada değildi. Dünyadan çıktı, ahırete karıştı. Cennete girdi ve orada gördü.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Allahü teâlâ, insanları yarattığı gibi, insanların işlerini de, O yaratıyor. İyi ve kötü işlerin hepsi O'nun takdiri, dilemesi iledir. Fakat iyi işlerden razıdır, fenalardan razı değildir, insanın yaptığı işde, kendi kuvveti de tesir eder. Bu tesire "kesb" denir.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Peygamberler Allahü teâlâ tarafından seçilmiş, gönderilmiş insanlardır.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Onların Allahü teâlâdan getirdiği her haber doğrudur, yanlışlık yoktur. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Kabir azabı, kabrin sıkması, kabirde Münker ve Nekir denilen meleklerin soru sorması, kıyamette herşeyin yok olacağı, göklerin yarılacağı, yıldızların yollarından çıkıp dağılacakları, yer küresinin, dağların parçalanması ve herkesin mezardan çıkması, mahşer yerinde toplanması, yani ruhların cesetlere gelmesi, kıyamet gününün zelzelesi, o günün dehşeti, korkuşu ve kıyamette sual ve hesap, iyiliklerin ve günahların oraya mahsus bir terazi ile tartılması, Cehennem üzerinde sırat köprüsünün bulunması vardır. Bunların hepsi olacaktır. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Mü'minlere mükafat ve nimet için hazırlanmış olan Cennet, kâfirlere azap için hazırlanmış Cehennem şimdi vardır.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Her ikisini de Allahü teâlâ yoktan var etmiştir. Cennet ve Cehennem ebedî, sonsuz kalınılacak yerdir. Zerre kadar îmanı olan ve bu îman ile ahırete göçen Cehennemde ebedî (sonsuz) kalmıyacaktır.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]İbadetler îmana dahil değildir. Farzların farz olduğuna inanıp, tembellikle yapmayan ka'fir olmaz. Mü'min ne kadar büyük günah işlerse işlesin îmanı gitmez.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Ancak farzlara ve haramlara, olduğu gibi inanmak lazımdır. Emir ve yasaklardan herhangi birine inanmamak veya hafife almak veya alay etmek, değiştirmeye kalkışmak îmanı giderir ve sonsuz olarak Cehennemde yanmağa sebep olur.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Halifelikten konuşmak, dînin esas bilgilerinden değildir. Dört halifenin yüksekliği halifelik sıralarına göredir. Eshab-ı kiramın hepsini istisnasız sevmek ve hürmet etmek lazımdır. Hepsi adil ve din ilimlerinde müctehid idiler. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Muhammed aleyhisselama îman edenler, başka peygamberlerin ümmetinden daha üstündür.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Matem tutmak, dinde yoktur. Üzülmek başka, matem tutmak başkadır. Hadîs-i şerîfte Peygamberimiz: (İki şey vardır ki, insanı küfre (îmanın gitmesine) sürükler. Birisi, bir kimsenin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır) buyurdu.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Resulullaha, Eshab-ı kirama, Tabiîne ve evliyaya tevessül ederek, yani onları vesîle ederek dua etmek, duanın kabülüne sebep olur.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Dîni deliller müctehidler için dörttür Kitap, Sünnet, îcma-i ümmet, Kıyası fukaha. Avamın delili müctehidin fetvasıdır.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Tenasühe, yani ölen insanın ruhunun başka bir çocuğa geçerek, tekrar dünyaya gelmesine inanmak, dîne aykırıdır. Böyle inananın îmanı gider.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Kıyamet günü Allahü teâlânın izni ile iyiler kötülere şefaat edecek, araya girecektir. Peygamberimiz, "Şefaatim ümmetimden günahı büyük olanlaradır" buyurdu.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Peygamberin mu'cizesi, evliyanın kerameti ve salih mü'minlerin firaseti haktır.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Evliyanın kerameti, vefatından sonra da devam eder.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Her bid'at dalalettir, sapıklıktır. Bid'at, dinde sonradan yapılan şey demektir. Peygamberimiz ve dört halifesinin zamanlarında bulunmayıp da, onlardan sonra dinde meydana çıkarılan, i'tikad ve ibadet olarak yapılmaya başlanan değişikliklerdir ve büyük felakettir.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Mest denilen ayakkabı üzerine mesh ederek (ıslak el ile dokunarak) abdest alınır. Çıplak ayak üzerine mesh edilmez.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Ebü Mensür-i Matürîdî hazretleri, irade-i cüz'iyye hakkında buyurdu ki: irade-i cüz'iyye, bir varlık değildir. Var olmıyan şey, yaratılmış olmaz, irade-i cüz'iyye, kullarda bir haldir. Kuvveti, birşeyi yapmak ve yapmamakta kullanmaktır. Kullar, irade-i cüz'iyyelerini kullanmakta serbesttir. Mecbur değildir. Bu mezhebe göre şeytana: îrade, bende bir haldir, iyiliğe kullanırsam Allahü teâlâ iyiliği yaratır. Kötülüğe sarf edersem, onu yaratır. Eğer sarf etmezsem, ikisini de yaratmaz, diye cevap verilir.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Allahü teâlânın, kul irade etmeden de, yaratması caiz ise de, ihtiyari olan işleri yaratmaya, kulların iradelerini sebep kılmıştır. İrade-i cüz'iyyemizin sebep olması da, Allahü teâlânın iradesi iledir. Kul, bir iş yapmak irade edince, Allahü teâlâ da, o işi irade öderse, o işi yaratır. Kul irade etmezse, ihtiyarî olan o işi yaratmaz. Şu halde, kul irade-i cüz'iyyesini ibadete sarf ederse, Allahü teâlâ, ibadeti yaratır. Eğer günahlara sarf ederse, günahları yaratır.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]O zaman kul, dünyada fena olur, ahırette azap görür. Böyle olduğunu bilen bir kimseye, şeytan birşey diyemez.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]"Siz, ancak Allahü teâlânın dilediğini arzu edersiniz!" mealindeki ayeti kerimenin ma'nasını, Ebü Mensür-i Matürîdî hazretleri şöyle açıklıyor "İhtiyari işleriniz, yalnız sizin iradenizle olmaz. Sizin iradenizden sonra, Allahü teâlâ da, o işi irade edip yaratır. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS][URL="http://irsadforum.net/forum/islam-dini-fikih-mezhebleri/maturidi-itikad-mezhebi-imam-maturidi-hazretleri-ilgili-konular/"][/URL][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Maturidi itikad mezhebi İmam Maturidi hazretleri ilgili konular
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst