Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
MEHDİLİK
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Sade ve Sadece" data-source="post: 76432" data-attributes="member: 3812"><p>"şurada hem fikiriz. Üstad mehdiliği kabul etmiyor." sözünü demişsiniz ama bir önceki mesajınızda risalelerde ustadın mehdi olduğu söleniyor demişdiniz. İlk mesajımda Ustad bediüzzamanın hadis-i şeriflerde bahsi edilen mehdi olmadığını ustadın ve risale-i nurun beyanı ile görmüş oluyoruz.</p><p></p><p>"üç kutlu vazife üç kutlu şahıs tarafından yapılacak" Bu sözünüzede risale-i nurda geçen cevabı dikkatinize sunmuşduk .Ustad şahısdan veya bir zattan bahsetmemiş bilakis bü üç vazifeyi bir cemaatin yapabileceğine işaret etmiş..</p><p></p><p></p><p></p><p><em>Ara fosilden bahsetmişsiniz Ustad Bediüzzaman mesnevi nuriyede ve sair kısımlarda sizin bahsini etmiş olduğunu fosil ve ara fosilin mahiyetini bildirmekde :</em> </p><p></p><p>_________________________________________________</p><p><span style="font-family: 'times new roman'"> <span style="color: #c40000"><strong>İkinci delil-i Kur'ani:</strong></span> Delil-i ihtiradır. </span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"> <strong>Hülasası:</strong>Mahlükatın her nevine, her ferdine ve o nev'e ve o ferde mürettep olan asar-ı mahsusasını müntiç ve istidad-ı kemaline münasip bir vücudun verilmesidir.</span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"> Hiçbir nevi müteselsil-i ezeli değildir. İmkan bırakmaz. İnkılab-ı hakikat olmaz. Mutavassıt nev'in silsilesi devam etmez. Tahavvül-ü esnaf inkılab-ı hakaikin gayrısıdır. Madde dedikleri şey, suret-i mütegayyire, hem harekat-ı mütehavvile-i hadiseden tecerrüd etmediğinden hudüsu muhakkaktır. Kuvvet ve suretler, a'raziyetleri cihetiyle envadaki mübayenet-i cevheriyeyi teşkil edemez. A'raz cevher olamaz. Demek envaının fasileleri ve umum a'razının havass-ı mümeyyizeleri bizzarure adem-i sırftan muhteradırlar. Silsilede tenasül, şerait-i adiye-i itibariyedendir.</span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'">Feya acaba! Vacibü'l-Vücudun lazime-i zaruriye-i beyyinesi olan ezeliyeti zihinlere sığıştıramayan, nasıl oluyor da, herbir cihetten ezeliyete münafi olan maddenin ezeliyetini zihinlerine sığıştırabilirler? Hem dest-i tasarruf-u kudrete karşı mukavemet edemeyen koca kainat, nasıl oldu da küçücük ve nazik zerratların (öyle dehşetli salabet bulmuş ki) kudret-i ezeliyenin yed-i idamına karşı dayanıyor? Hem nasıl oluyor ki, kudret-i ezeliyenin hassası olan ibda ve icadı, hiçbir münasebet-i makule olmadan en aciz ve en biçare esbaba isnad ediliyor?</span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"> İşte Kur'an-ı Kerim, şu delili, halk ve icaddan bahseden ayatı ile ezhanda tanzim ediyor. Müessir-i hakiki yalnız Allah'tır. Tesir-i hakiki esbabda yoktur. Esbab, izzet ve azamet-i kudretin perdesidir-ta ki, aklın nazar-ı zahirisinde, dest-i kudret umur-u hasise ile mübaşir görünmesin. Birşeyde iki cihet var:</span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"> <em>Biri mülk-aynanın mülevven vechi gibi, ezdat ona varid oluyor; çirkin olur, şer olur, hakir olur, azim olur, ilh. Esbab bu cihette vardır. İzhar-ı azamet ve izzet-i kudret öyle ister.</em></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><em></em></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><em> İkinci cihet, melekütiyet cihetidir: Aynanın şeffaf vechi gibi. şu cihet herşeyde güzeldir. şu cihette esbabın tesiri yoktur. Vahdet öyle ister. Hatta hayat ve ruh ve nur ve vücut, iki vecihleri şeffaf ve güzel olduğundan, mülken ve meleküten vasıtasız dest-i kudretten çıkıyorlar. </em></span></p><p style="text-align: right"><strong>Risale-i Nur Külliyatı - Mesnevi Nuriye - Bediüzzaman Said Nursi</strong></p><p>_________________________________________________</p><p></p><p>_________________________________________________</p><p></p><p></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: #c40000"><strong>İnkılâb-ı hakikat olmaz. Nev’i mütevassıtın silsilesi devam etmez. Tahavvül-ü esnaf, inkılâb-ı hakaikin gayrısıdır.</strong></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Her bir varlık, mahiyetiyle, suretiyle, sıfalarıyla Allah’ın ezelî ilminde takdir edilmiş ve o İlahi plan üzere yaratılmıştır. İnsanın, devenin, kuşun, balığın müstakil hakikatları vardır. Bunlardan birisi diğerinden meydana gelmiş değildir. İnsaniyet hakikatının, meselâ melek hakikatına, yahut hayvan hakikatının cin hakikatına dönüşmesi mahaldir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bir sınıf mahlukun tekamül ile bir başka sınıfa dönüşmesinde, mesela, su ve topraktan bir çiçeğin yaratılmasında tahavvül-ü esnaf söz konusudur. Suyun ve toprağın hakikatı yine aynıdır. Bu hakikatler değişmemiş, bu iki sınıf varlıktan bir başka sınıf varlık yaratılmıştır.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Nev’i mütevassıt için de bu kaide geçerlidir. Burada da yine hakikatler aynen kalmış, iki nevin birleşmesinden üçüncü bir varlık dünyaya gelmiştir. Buna misal olarak “katır” verilir. Katırın nesli devam etmez. Atın ve merkebin hakikatları da aynen devam ederler; katıra inkılap etmezler.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Her bir hayvanın ruhu müstakil yaratılmış, o ruha göre de bir beden giydirilmiştir. Tenasül yoluyla bir varlığın bir öncekilerden, yani çocuğun anne ve babadan, onların da kendi anne ve babalarından dünyaya gelmeleri İlahi bir kanundur. Ancak, hiç bir anne yahut baba çocuklarını kendileri yapmış değillerdir. Bunun aksini düşünmek bir vehm-i batıldır. Kaldı ki bu batıl vehmin ilk canlılarda hiç yeri yoktur. Yani her canlının ilk pederinin müstakillen yaratıldığı şüphesizdir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Üstadın bu ve benzeri ifadeleri evrim felsefesine karşı verilmiş kuvvetli cevaplardır.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p style="text-align: right"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>İlm-i Heyet - SorularlaRisaleiNur</strong></p><p></span></p><p></p><p>_________________________________________________</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Sade ve Sadece, post: 76432, member: 3812"] "şurada hem fikiriz. Üstad mehdiliği kabul etmiyor." sözünü demişsiniz ama bir önceki mesajınızda risalelerde ustadın mehdi olduğu söleniyor demişdiniz. İlk mesajımda Ustad bediüzzamanın hadis-i şeriflerde bahsi edilen mehdi olmadığını ustadın ve risale-i nurun beyanı ile görmüş oluyoruz. "üç kutlu vazife üç kutlu şahıs tarafından yapılacak" Bu sözünüzede risale-i nurda geçen cevabı dikkatinize sunmuşduk .Ustad şahısdan veya bir zattan bahsetmemiş bilakis bü üç vazifeyi bir cemaatin yapabileceğine işaret etmiş.. [i]Ara fosilden bahsetmişsiniz Ustad Bediüzzaman mesnevi nuriyede ve sair kısımlarda sizin bahsini etmiş olduğunu fosil ve ara fosilin mahiyetini bildirmekde :[/i] _________________________________________________ [font=times new roman] [color=#c40000][b]İkinci delil-i Kur'ani:[/b][/color] Delil-i ihtiradır. [b]Hülasası:[/b]Mahlükatın her nevine, her ferdine ve o nev'e ve o ferde mürettep olan asar-ı mahsusasını müntiç ve istidad-ı kemaline münasip bir vücudun verilmesidir. Hiçbir nevi müteselsil-i ezeli değildir. İmkan bırakmaz. İnkılab-ı hakikat olmaz. Mutavassıt nev'in silsilesi devam etmez. Tahavvül-ü esnaf inkılab-ı hakaikin gayrısıdır. Madde dedikleri şey, suret-i mütegayyire, hem harekat-ı mütehavvile-i hadiseden tecerrüd etmediğinden hudüsu muhakkaktır. Kuvvet ve suretler, a'raziyetleri cihetiyle envadaki mübayenet-i cevheriyeyi teşkil edemez. A'raz cevher olamaz. Demek envaının fasileleri ve umum a'razının havass-ı mümeyyizeleri bizzarure adem-i sırftan muhteradırlar. Silsilede tenasül, şerait-i adiye-i itibariyedendir. Feya acaba! Vacibü'l-Vücudun lazime-i zaruriye-i beyyinesi olan ezeliyeti zihinlere sığıştıramayan, nasıl oluyor da, herbir cihetten ezeliyete münafi olan maddenin ezeliyetini zihinlerine sığıştırabilirler? Hem dest-i tasarruf-u kudrete karşı mukavemet edemeyen koca kainat, nasıl oldu da küçücük ve nazik zerratların (öyle dehşetli salabet bulmuş ki) kudret-i ezeliyenin yed-i idamına karşı dayanıyor? Hem nasıl oluyor ki, kudret-i ezeliyenin hassası olan ibda ve icadı, hiçbir münasebet-i makule olmadan en aciz ve en biçare esbaba isnad ediliyor? İşte Kur'an-ı Kerim, şu delili, halk ve icaddan bahseden ayatı ile ezhanda tanzim ediyor. Müessir-i hakiki yalnız Allah'tır. Tesir-i hakiki esbabda yoktur. Esbab, izzet ve azamet-i kudretin perdesidir-ta ki, aklın nazar-ı zahirisinde, dest-i kudret umur-u hasise ile mübaşir görünmesin. Birşeyde iki cihet var: [i]Biri mülk-aynanın mülevven vechi gibi, ezdat ona varid oluyor; çirkin olur, şer olur, hakir olur, azim olur, ilh. Esbab bu cihette vardır. İzhar-ı azamet ve izzet-i kudret öyle ister. İkinci cihet, melekütiyet cihetidir: Aynanın şeffaf vechi gibi. şu cihet herşeyde güzeldir. şu cihette esbabın tesiri yoktur. Vahdet öyle ister. Hatta hayat ve ruh ve nur ve vücut, iki vecihleri şeffaf ve güzel olduğundan, mülken ve meleküten vasıtasız dest-i kudretten çıkıyorlar. [/i][/font] [right][b]Risale-i Nur Külliyatı - Mesnevi Nuriye - Bediüzzaman Said Nursi[/b][/right] _________________________________________________ _________________________________________________ [center][color=#c40000][b]İnkılâb-ı hakikat olmaz. Nev’i mütevassıtın silsilesi devam etmez. Tahavvül-ü esnaf, inkılâb-ı hakaikin gayrısıdır.[/b][/color][/center] [font=verdana]Her bir varlık, mahiyetiyle, suretiyle, sıfalarıyla Allah’ın ezelî ilminde takdir edilmiş ve o İlahi plan üzere yaratılmıştır. İnsanın, devenin, kuşun, balığın müstakil hakikatları vardır. Bunlardan birisi diğerinden meydana gelmiş değildir. İnsaniyet hakikatının, meselâ melek hakikatına, yahut hayvan hakikatının cin hakikatına dönüşmesi mahaldir. Bir sınıf mahlukun tekamül ile bir başka sınıfa dönüşmesinde, mesela, su ve topraktan bir çiçeğin yaratılmasında tahavvül-ü esnaf söz konusudur. Suyun ve toprağın hakikatı yine aynıdır. Bu hakikatler değişmemiş, bu iki sınıf varlıktan bir başka sınıf varlık yaratılmıştır. Nev’i mütevassıt için de bu kaide geçerlidir. Burada da yine hakikatler aynen kalmış, iki nevin birleşmesinden üçüncü bir varlık dünyaya gelmiştir. Buna misal olarak “katır” verilir. Katırın nesli devam etmez. Atın ve merkebin hakikatları da aynen devam ederler; katıra inkılap etmezler. Her bir hayvanın ruhu müstakil yaratılmış, o ruha göre de bir beden giydirilmiştir. Tenasül yoluyla bir varlığın bir öncekilerden, yani çocuğun anne ve babadan, onların da kendi anne ve babalarından dünyaya gelmeleri İlahi bir kanundur. Ancak, hiç bir anne yahut baba çocuklarını kendileri yapmış değillerdir. Bunun aksini düşünmek bir vehm-i batıldır. Kaldı ki bu batıl vehmin ilk canlılarda hiç yeri yoktur. Yani her canlının ilk pederinin müstakillen yaratıldığı şüphesizdir. Üstadın bu ve benzeri ifadeleri evrim felsefesine karşı verilmiş kuvvetli cevaplardır. [right][b]İlm-i Heyet - SorularlaRisaleiNur[/b][/right] [/font] _________________________________________________ [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
MEHDİLİK
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst