Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Mekke geceleri beyazdir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="vahdet1" data-source="post: 168275" data-attributes="member: 13481"><p style="text-align: center"><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Cidde havaalanından Mekke'ye karayoluyla gidiliyor. Yol boyu, telbiyelerle aradaki mesafeyi eritmeye çalışıyoruz. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>"Lebbeyk, Allâhümme Lebbeyk!" nidaları, sadece Mekke yolunu kısaltmıyor; "Nerdesin?" diye soran Rabbimizin hitabına bigâneliğimizi de eritiyor; Rabbimizden uzaklağımızi da kapatmaya vesile oluyorlar: "Buradayım Yâ Rabb', buyur." </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Bizi O'nun emrine icabet etmekten alıkoyan putları, duvarları aradan kaldırmaya çabalıyoruz: "Senin şerikin yok! " Herkes birbirinin şahidi ve şefaatçisi bu davada. Başkalara minnet etmenin yükünü omuzlarımızdan atıyoruz. Çünkü, "hamd Senin, ni'met Senin, mülk de Senin!" diye telkin ediyoruz birbirimize. İhramın hafifliği kalbimize sirayet ediyor öylece. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Netice-i kelâm, "Senin şerikin yok." Herkes bir ağızdan bağırıyor ama, emr-i İlâhiye "Lebbeyk..." demekte birer bireriz. Herkesin kendisinden başka sayısız şahidi var.</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black"><strong>Yol boyu güneşle kavrulan, boz, çıplak, azâmetli dağları süzüyorum. "Sen bu dağlari nasıl tebessüme getirdin yâ Resulullah?" diye soruyorum. "Sen bu yetim kâinatı nasıl gülücüklere boğdun?" İnsan buralarda Resûl-ü Ekrem'in (asm) gözünün değdiği bir şeyler arıyor. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Gözümüzü binalardan ve yollardan kaydırıp, dağ ve taş arıyorum hâlâ. Doğrusu, O'nun (asm) gözünün değdiği bir şeye bakmak, O'nunla göz göze gelmek gibi bir şey... </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><strong>Mekke'yi gösteren levhalardaki rakamlar küçüldükçe, telbiyelerin sayısı artıyor, kelimeler büyüyor büyüyor, nefesime sığmaz oluyor. Arasıra tekbirlerle süslüyoruz, telbiyelerimizi. Ne çare , tekbire eşlik edemiyorum, buralarda göz yaşları izinsiz ve sebepsiz terkediyor yuvasını.</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Mekke'ye çok sayıda tünelden geçerek dahil olunuyor. Mekke'nin eteklerine kadar biriken hasret her tünelin ucunda duvarını yıkmak istiyor. Ama tüneller tünelleri izledikçe hasret kendi içine katlanıyor, harlanıyor; kav gibi her an alevlenmeye hazır bir hâl alıyor. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Ne lâtif tevafuk ki, insan da Rabbine ve Resûlüne (asm) erişmek için böyle nice heva heves dağlarını delmek zorunda. Ömür boyu sürüp giden bu Ferhad-misal mücâdele, Kâbenin yanına yaklaştıkça tecessüm ediyor sanki. Garip ki, her tünel çıkışında karşımda hasretini duyduğum Kâbe manzarasının çıkacağını zannediyorum. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><strong>Delinecek daha çok dağlar olmali ki, bir tüneli diğeri takip ediyor. Sonunda Kâbeye böyle varılamayacağını anlıyorum. Önce ağırlıklarımızdan kurtulmamız gerekiyor; bagajlarımızı otele yerleştirdikten sonra güneşin batmasını bekliyoruz.</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Gece bir beyaz sel halinde taşıyoruz Mekke sokaklarına. Otobüste yerimizi alırken, İhsan Atasoy Ağabey, "Mekke geceleri beyazdır" diyor. Doğru ya, hayatımın en aydınlık gecesi bu. Gün solmuş, güneş batmış ne yazar... </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Az ileride bir yerde, gece kadar kara bir nokta beyaz gecemizin nurlu siyahlığını tamamlayacak. Beyazlara bürünmüş arzlıların tamamladığı halkanın orta yerinde, semâv', kara renkli göz bebeğim beni bekliyor. Ama yine daracık ve tıkalı tüneller.. Dağlara bakıyorum yine, O'nunla (asm) göz göze gelebilmek ümidiyle. Ama gözlerim doluyor... </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><strong>Gönlümde bu denli tutuşan ateşler çare olamayacağını bile bile, gözlerim yaşlar serpiyor. Neden bu kadar sevgilisin Yâ Resûl? Ağlamak kolay Mekke'de.. İklimin kuraklığına inat, gözler alabildiğine sulak.. Ve çorak çöl toprağı kulların göz yaşlarının değdiği yerde, ebed' baharlara beşiklik ediyor. Hem kimse kimseye neden ağladığını da sormuyor ya, ne güzel...</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><strong>Mekke'nin Kara Güneşi</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Gece kelimesi, insanda sessizliği ve karanlığı çağrıştırır. Mekke'de öyle değil, oysa. Güneşin renklerinin yeryüzünden çekilivermesi bir şeyi değiştirmiyor. Beyazlara bürünmüş milyonlarca insan, gecenin karanlığını her noktasından deliveriyor. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><strong>Diller dünya lakırtısından sıyrılmış, geceyi velveleye veriyor. Geceler, gündüzler kadar avazlı ve beyazlı Mekke'de. Mekke'nin kara güneşi hiç batmıyor çünkü. Güneşin batmasıyla birlikte, kalplerdeki yerini daha bir dolduruyor Kâbe. İnsan ruhundan yoğrulma beyaz seyyarelerini bir çekip, bir bırakıyor.</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Kara bir taşı andıran Beytullah'ın etrafındaki insan seli dinmiyor. Sanki bütün dünyanın mü'minleri denize koşan sular misâli başlarıni bu taşa vurdukça, beyaz beyaz köpürüyorlar, süzülüyorlar. Kâbe, insanin bütün hatiatını, kusurunu, ayıplarını emip yutuyor. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Menfaatini düşünen bir kimse göremezsiniz tavafta. Gözlerde ve gönüllerde sadece Kâbe var. Ubudiyetin yöneldiği makâmın temiz ve taşlaşmış temsili gibi herkesin merkezinde suskun, ağırbaşlı duruyor Kâbe. Herkes kendi hayatının manasının kendi nefsi dışında bir noktaya bağlı olduğunu açıkça ve net görüyor. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>İnsanlar, bir harf olduklarıni; kendi manâlarının kendi nefislerinde değil, nefislerinin ayinedârlığında olduğunu hissediyor. Herkes kendini değil, bir başkasını gösteriyor. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><strong>Herkes herkese, kendisini değil bir başkasını gösterdiğini gösteriyor. İnsan tüm dünyeviliğini sabun köpüğü gibi sıyırıyor elinden ve dilinden. İnsan âdeta durulanıyor, fakat insan seli durulmuyor. Köpük köpük af yağıyor Kâbe'den. Suların aktıkça saflaşması gibi, insanlar döndükçe temizleniyor.</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Tavaf halkasına dahil olmak anlatılmaz bir duygu. Kâbe'yi merkezinize alıp, yürümeye başlıyorsunuz. Kendi iradenizle başladığınız yolculuğun hemen başında, iradenizin hükümsüzlüğü ortaya çıkıyor. İnsan seline katıldıktan sonra, yürümek ve yürümemek arasındaki tercihiniz iptal oluyor. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Artık yürüyor değil, sürükleniyorsunuz; dönüyor değil akıyorsunuz. Ayaklarım Kâbe'nin etrafında, Kâbe'yi gözlerimin ortasına yerleştirip, yönümü ve yolumu irademin kontrolünden çıkardıktan sonra, kalp ve aklın bağlılıkları Kâbe'nin kara renginde soğruluyor. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><strong>Kâbe nefsimizin karasını emercesine, aydınlatıyor gaflet gecemizi. Beyazlara bürünmüş insanların orta yerinde bir kara güneş gibi yükseliyor; hiçbir göz kapağının uykusu olmamacasına.</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Kâbe'ye yakınlaştıkça, Kıble'ye yönelmenin anlamı da cisimleşiyor. Tevhid hakikati, tek bir yön, tek bir nokta önünde somutlaşıp, katılaştıkça, Bir'i göstermeyen herşeye yüz çevirmeyi, herşeyi TEK ve BİR adına bakmanın ağırlığını hissediyorum. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Öyle ki, Kâbe'yi TEK ve BİR olarak görmek, herşeyi bir kefesine alan bir terazinin diğer kefesinin birden ağması gibi anlık bir şaşkınlık getiriyor. Herşey hafifliyor, VAHDET ağırlaşıyor. VAHDET, Kâbe'nin cismi kadar yalın ve reddedilmez biçimde ortaya çıkınca, KESRETİ terketmekle zorlanıyor insan. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><strong>Öyle ki, gördüğüm bu Kâbe'nin herkesin, her zamanki Kâbe'si ile aynı olup olmadığından şüpheye düşüyorum. "Yoksa başka bir tane daha mı var?" Vehim ne kadar itiraz ederse etsin, terazinin VAHDET kefesi, hacıların nefesleri ve adımları sayısınca ağırlaşıp yerine oturuyor; KESRET kefesi bir daha inmemek üzere hafifliyor; boşalıyor. Zira, bunca kesretin böylesi somut ve katı bir VAHDETE yönelişini, göz gördükçe, akıl çaresiz kalıyor.</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><strong>Gözün görmeyen beyazı gibi akıp duran hacılar, gözün gören siyahlığında, Kâbe'de topluyorlar bakışlarını. Kara bir gözbebeği gibi VAHDETİ görüyor Kâbe, VAHDETİ gösteriyor. Günahlar ve kusurlarla dokunmuş kara lekeleri âyân ediyor.</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"><strong>Kara bir güneşi var Mekke'nin. Gece kimsenin aklına gelmiyor, gözler karanlığı unutuyor. Kara güneş sadece gözlerin değil, kalblerin sahahını da müjdeliyor....</strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="vahdet1, post: 168275, member: 13481"] [CENTER][COLOR=black][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][B]Cidde havaalanından Mekke'ye karayoluyla gidiliyor. Yol boyu, telbiyelerle aradaki mesafeyi eritmeye çalışıyoruz. [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [SIZE=4][COLOR=black][FONT=Comic Sans MS][B]"Lebbeyk, Allâhümme Lebbeyk!" nidaları, sadece Mekke yolunu kısaltmıyor; "Nerdesin?" diye soran Rabbimizin hitabına bigâneliğimizi de eritiyor; Rabbimizden uzaklağımızi da kapatmaya vesile oluyorlar: "Buradayım Yâ Rabb', buyur." [/B][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=black][FONT=Comic Sans MS][B]Bizi O'nun emrine icabet etmekten alıkoyan putları, duvarları aradan kaldırmaya çabalıyoruz: "Senin şerikin yok! " Herkes birbirinin şahidi ve şefaatçisi bu davada. Başkalara minnet etmenin yükünü omuzlarımızdan atıyoruz. Çünkü, "hamd Senin, ni'met Senin, mülk de Senin!" diye telkin ediyoruz birbirimize. İhramın hafifliği kalbimize sirayet ediyor öylece. [/B][/FONT][/COLOR][/SIZE] [COLOR=black][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][B]Netice-i kelâm, "Senin şerikin yok." Herkes bir ağızdan bağırıyor ama, emr-i İlâhiye "Lebbeyk..." demekte birer bireriz. Herkesin kendisinden başka sayısız şahidi var.[/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]Yol boyu güneşle kavrulan, boz, çıplak, azâmetli dağları süzüyorum. "Sen bu dağlari nasıl tebessüme getirdin yâ Resulullah?" diye soruyorum. "Sen bu yetim kâinatı nasıl gülücüklere boğdun?" İnsan buralarda Resûl-ü Ekrem'in (asm) gözünün değdiği bir şeyler arıyor. [/B][/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=black][FONT=Comic Sans MS][B]Gözümüzü binalardan ve yollardan kaydırıp, dağ ve taş arıyorum hâlâ. Doğrusu, O'nun (asm) gözünün değdiği bir şeye bakmak, O'nunla göz göze gelmek gibi bir şey... [/B][/FONT][/COLOR][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=black][B]Mekke'yi gösteren levhalardaki rakamlar küçüldükçe, telbiyelerin sayısı artıyor, kelimeler büyüyor büyüyor, nefesime sığmaz oluyor. Arasıra tekbirlerle süslüyoruz, telbiyelerimizi. Ne çare , tekbire eşlik edemiyorum, buralarda göz yaşları izinsiz ve sebepsiz terkediyor yuvasını.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=black][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][B]Mekke'ye çok sayıda tünelden geçerek dahil olunuyor. Mekke'nin eteklerine kadar biriken hasret her tünelin ucunda duvarını yıkmak istiyor. Ama tüneller tünelleri izledikçe hasret kendi içine katlanıyor, harlanıyor; kav gibi her an alevlenmeye hazır bir hâl alıyor. [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [SIZE=4][COLOR=black][FONT=Comic Sans MS][B]Ne lâtif tevafuk ki, insan da Rabbine ve Resûlüne (asm) erişmek için böyle nice heva heves dağlarını delmek zorunda. Ömür boyu sürüp giden bu Ferhad-misal mücâdele, Kâbenin yanına yaklaştıkça tecessüm ediyor sanki. Garip ki, her tünel çıkışında karşımda hasretini duyduğum Kâbe manzarasının çıkacağını zannediyorum. [/B][/FONT][/COLOR][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=black][B]Delinecek daha çok dağlar olmali ki, bir tüneli diğeri takip ediyor. Sonunda Kâbeye böyle varılamayacağını anlıyorum. Önce ağırlıklarımızdan kurtulmamız gerekiyor; bagajlarımızı otele yerleştirdikten sonra güneşin batmasını bekliyoruz.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=black][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][B]Gece bir beyaz sel halinde taşıyoruz Mekke sokaklarına. Otobüste yerimizi alırken, İhsan Atasoy Ağabey, "Mekke geceleri beyazdır" diyor. Doğru ya, hayatımın en aydınlık gecesi bu. Gün solmuş, güneş batmış ne yazar... [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [SIZE=4][COLOR=black][FONT=Comic Sans MS][B]Az ileride bir yerde, gece kadar kara bir nokta beyaz gecemizin nurlu siyahlığını tamamlayacak. Beyazlara bürünmüş arzlıların tamamladığı halkanın orta yerinde, semâv', kara renkli göz bebeğim beni bekliyor. Ama yine daracık ve tıkalı tüneller.. Dağlara bakıyorum yine, O'nunla (asm) göz göze gelebilmek ümidiyle. Ama gözlerim doluyor... [/B][/FONT][/COLOR][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=black][B]Gönlümde bu denli tutuşan ateşler çare olamayacağını bile bile, gözlerim yaşlar serpiyor. Neden bu kadar sevgilisin Yâ Resûl? Ağlamak kolay Mekke'de.. İklimin kuraklığına inat, gözler alabildiğine sulak.. Ve çorak çöl toprağı kulların göz yaşlarının değdiği yerde, ebed' baharlara beşiklik ediyor. Hem kimse kimseye neden ağladığını da sormuyor ya, ne güzel...[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=black][B]Mekke'nin Kara Güneşi[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=black][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][B]Gece kelimesi, insanda sessizliği ve karanlığı çağrıştırır. Mekke'de öyle değil, oysa. Güneşin renklerinin yeryüzünden çekilivermesi bir şeyi değiştirmiyor. Beyazlara bürünmüş milyonlarca insan, gecenin karanlığını her noktasından deliveriyor. [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=black][B]Diller dünya lakırtısından sıyrılmış, geceyi velveleye veriyor. Geceler, gündüzler kadar avazlı ve beyazlı Mekke'de. Mekke'nin kara güneşi hiç batmıyor çünkü. Güneşin batmasıyla birlikte, kalplerdeki yerini daha bir dolduruyor Kâbe. İnsan ruhundan yoğrulma beyaz seyyarelerini bir çekip, bir bırakıyor.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=black][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][B]Kara bir taşı andıran Beytullah'ın etrafındaki insan seli dinmiyor. Sanki bütün dünyanın mü'minleri denize koşan sular misâli başlarıni bu taşa vurdukça, beyaz beyaz köpürüyorlar, süzülüyorlar. Kâbe, insanin bütün hatiatını, kusurunu, ayıplarını emip yutuyor. [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [SIZE=4][COLOR=black][FONT=Comic Sans MS][B]Menfaatini düşünen bir kimse göremezsiniz tavafta. Gözlerde ve gönüllerde sadece Kâbe var. Ubudiyetin yöneldiği makâmın temiz ve taşlaşmış temsili gibi herkesin merkezinde suskun, ağırbaşlı duruyor Kâbe. Herkes kendi hayatının manasının kendi nefsi dışında bir noktaya bağlı olduğunu açıkça ve net görüyor. [/B][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=black][FONT=Comic Sans MS][B]İnsanlar, bir harf olduklarıni; kendi manâlarının kendi nefislerinde değil, nefislerinin ayinedârlığında olduğunu hissediyor. Herkes kendini değil, bir başkasını gösteriyor. [/B][/FONT][/COLOR][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=black][B]Herkes herkese, kendisini değil bir başkasını gösterdiğini gösteriyor. İnsan tüm dünyeviliğini sabun köpüğü gibi sıyırıyor elinden ve dilinden. İnsan âdeta durulanıyor, fakat insan seli durulmuyor. Köpük köpük af yağıyor Kâbe'den. Suların aktıkça saflaşması gibi, insanlar döndükçe temizleniyor.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=black][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][B]Tavaf halkasına dahil olmak anlatılmaz bir duygu. Kâbe'yi merkezinize alıp, yürümeye başlıyorsunuz. Kendi iradenizle başladığınız yolculuğun hemen başında, iradenizin hükümsüzlüğü ortaya çıkıyor. İnsan seline katıldıktan sonra, yürümek ve yürümemek arasındaki tercihiniz iptal oluyor. [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [SIZE=4][COLOR=black][FONT=Comic Sans MS][B]Artık yürüyor değil, sürükleniyorsunuz; dönüyor değil akıyorsunuz. Ayaklarım Kâbe'nin etrafında, Kâbe'yi gözlerimin ortasına yerleştirip, yönümü ve yolumu irademin kontrolünden çıkardıktan sonra, kalp ve aklın bağlılıkları Kâbe'nin kara renginde soğruluyor. [/B][/FONT][/COLOR][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=black][B]Kâbe nefsimizin karasını emercesine, aydınlatıyor gaflet gecemizi. Beyazlara bürünmüş insanların orta yerinde bir kara güneş gibi yükseliyor; hiçbir göz kapağının uykusu olmamacasına.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=black][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][B]Kâbe'ye yakınlaştıkça, Kıble'ye yönelmenin anlamı da cisimleşiyor. Tevhid hakikati, tek bir yön, tek bir nokta önünde somutlaşıp, katılaştıkça, Bir'i göstermeyen herşeye yüz çevirmeyi, herşeyi TEK ve BİR adına bakmanın ağırlığını hissediyorum. [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [SIZE=4][COLOR=black][FONT=Comic Sans MS][B]Öyle ki, Kâbe'yi TEK ve BİR olarak görmek, herşeyi bir kefesine alan bir terazinin diğer kefesinin birden ağması gibi anlık bir şaşkınlık getiriyor. Herşey hafifliyor, VAHDET ağırlaşıyor. VAHDET, Kâbe'nin cismi kadar yalın ve reddedilmez biçimde ortaya çıkınca, KESRETİ terketmekle zorlanıyor insan. [/B][/FONT][/COLOR][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=black][B]Öyle ki, gördüğüm bu Kâbe'nin herkesin, her zamanki Kâbe'si ile aynı olup olmadığından şüpheye düşüyorum. "Yoksa başka bir tane daha mı var?" Vehim ne kadar itiraz ederse etsin, terazinin VAHDET kefesi, hacıların nefesleri ve adımları sayısınca ağırlaşıp yerine oturuyor; KESRET kefesi bir daha inmemek üzere hafifliyor; boşalıyor. Zira, bunca kesretin böylesi somut ve katı bir VAHDETE yönelişini, göz gördükçe, akıl çaresiz kalıyor.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=black][B]Gözün görmeyen beyazı gibi akıp duran hacılar, gözün gören siyahlığında, Kâbe'de topluyorlar bakışlarını. Kara bir gözbebeği gibi VAHDETİ görüyor Kâbe, VAHDETİ gösteriyor. Günahlar ve kusurlarla dokunmuş kara lekeleri âyân ediyor.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=black][B]Kara bir güneşi var Mekke'nin. Gece kimsenin aklına gelmiyor, gözler karanlığı unutuyor. Kara güneş sadece gözlerin değil, kalblerin sahahını da müjdeliyor....[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Mekke geceleri beyazdir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst