Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
İmanın Şartları
Meleklere İman
Mele-i Âla ve Muheyyemun Melekleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Kýrýk Testi" data-source="post: 246075" data-attributes="member: 358"><p><span style="font-size: 10px">Öyle anlaşılıyor ki, âyet ve hadislerin bize Mele-i âla hakkında söyledikleri malumat kapasitemizin dışında bulunmaktadır. Biz bunların keyfiyetlerini değil, sadece varlıklarını biliyor ve buna iman ediyoruz. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">Mesela; 'Mele-i âla (yüce topluluk) tartışırken aralarında neler geçtiği hakkında bir bilgim yoktu' (Sâd, 38/69) âyetinde görüldüğü gibi, Efendimizden, Mele-i âla'nın kendi aralarındaki tartışmadan haberi olmadığını söylemesi isteniyor. Halbuki, cihanın düzeni orada kararlaştırılıyor, kalemler orada oynuyor. Ama, bütün bunlar nasıl oluyor, biz bunları bilemiyoruz. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">Ve yine mesela, Müheyyemûn melekleri var. Sessiz, tamamen lâhut ve vücûb âleminde müstağrak bu melekler, kendilerinden geçmiş bir vaziyette kendilerinden bile haberleri olmayacak şekilde sadece Cenab-ı Hakk'ı düşünürler. Aşk derdiyle dertlidirler. Yeryüzündeki bütün aşk ve şevkleri, Vedûd isminin bir cilvesi olarak bu melekler temsil ederler. Bildikleri tek şey Allah'tır. Veli, seyr-i sülûkunda o âleme ulaştığı zaman, o âlemin atmosferinin tesiriyle vahdet-i vücud sırrını vicdanında hisseder. 'Sadece Allah var, başka şey yok' der. </span></p><p><span style="font-size: 10px">Mevlâna Mesnevi'sinde, insanın kendini de unuttuğunu ifade eden çok beyit vardır. Bu demde herşey birbirine karışır 'Ben' ve 'O' farkı ortadan kalkar. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">Azeri lehçesiyle söylenen şu mısralar bu hâlin ifadesidir: </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">'Öyle bilmezdim ben kendimi</span></p><p><span style="font-size: 10px">O ben miyim, ya ben o mi</span></p><p><span style="font-size: 10px">Aşıkların budur demi</span></p><p><span style="font-size: 10px">Yandıkça yandım bir su ver.' </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">Orada sağ-sola karışır, el-ayak birbirine girer, uzuvlar vazife değiştirir. Çünkü insan orada aslını idrâk eder, aslına ulaşır. Bu bir makamdır ve bu makamı Cenâb-ı Hakk'ın huzurunda Müheyyemûn melekleri temsil etmektedir. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">Cenâb-ı Hakk'ın arşının etrafında, emre âmade, O'nun cemâlini seyr aşkı ve iştiyakıyla yanıp tutuşan ve belki yaratıldıkları andan itibaren kendilerini dahi bilmeyen, bütün bilgilerini marifet-i İlâhî'ye teksif eden, bu mükerrem melekler hakkında da bizler, hadislerin anlattıklarından öte bir malumata sahip değiliz. Sadece bu meleklerin, bilginin son ufkuna ulaşmış olduklarını biliyoruz. Onlar ancak Allah'ı bilmekte ve O'nu tanımaktalar. Böylece de bizlere en önemli dersi vermektedirler. Keşke onlardan bu dersi istenen ölçüde alıp biz de sadece bilgimizi marifet-i İlâhî'ye hasredip O'nu bilmenin dışındaki bütün malumatın faydasız olduğu şuuruna uyanabilseydik. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">Evet, kâinatı bilmekten gaye, O'nu yaratanı bilmektir. Eğer malumatımız bizi bu neticeye götürüyorsa bir mânâsı vardır. Yoksa, bizi O'ndan uzaklaştıran her malumat, hakkımızda zarardır.</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Kýrýk Testi, post: 246075, member: 358"] [SIZE=2]Öyle anlaşılıyor ki, âyet ve hadislerin bize Mele-i âla hakkında söyledikleri malumat kapasitemizin dışında bulunmaktadır. Biz bunların keyfiyetlerini değil, sadece varlıklarını biliyor ve buna iman ediyoruz. [/SIZE] [SIZE=2][/SIZE] [SIZE=2]Mesela; 'Mele-i âla (yüce topluluk) tartışırken aralarında neler geçtiği hakkında bir bilgim yoktu' (Sâd, 38/69) âyetinde görüldüğü gibi, Efendimizden, Mele-i âla'nın kendi aralarındaki tartışmadan haberi olmadığını söylemesi isteniyor. Halbuki, cihanın düzeni orada kararlaştırılıyor, kalemler orada oynuyor. Ama, bütün bunlar nasıl oluyor, biz bunları bilemiyoruz. [/SIZE] [SIZE=2][/SIZE] [SIZE=2]Ve yine mesela, Müheyyemûn melekleri var. Sessiz, tamamen lâhut ve vücûb âleminde müstağrak bu melekler, kendilerinden geçmiş bir vaziyette kendilerinden bile haberleri olmayacak şekilde sadece Cenab-ı Hakk'ı düşünürler. Aşk derdiyle dertlidirler. Yeryüzündeki bütün aşk ve şevkleri, Vedûd isminin bir cilvesi olarak bu melekler temsil ederler. Bildikleri tek şey Allah'tır. Veli, seyr-i sülûkunda o âleme ulaştığı zaman, o âlemin atmosferinin tesiriyle vahdet-i vücud sırrını vicdanında hisseder. 'Sadece Allah var, başka şey yok' der. [/SIZE] [SIZE=2]Mevlâna Mesnevi'sinde, insanın kendini de unuttuğunu ifade eden çok beyit vardır. Bu demde herşey birbirine karışır 'Ben' ve 'O' farkı ortadan kalkar. [/SIZE] [SIZE=2][/SIZE] [SIZE=2]Azeri lehçesiyle söylenen şu mısralar bu hâlin ifadesidir: [/SIZE] [SIZE=2][/SIZE] [SIZE=2]'Öyle bilmezdim ben kendimi O ben miyim, ya ben o mi Aşıkların budur demi Yandıkça yandım bir su ver.' [/SIZE] [SIZE=2][/SIZE] [SIZE=2]Orada sağ-sola karışır, el-ayak birbirine girer, uzuvlar vazife değiştirir. Çünkü insan orada aslını idrâk eder, aslına ulaşır. Bu bir makamdır ve bu makamı Cenâb-ı Hakk'ın huzurunda Müheyyemûn melekleri temsil etmektedir. [/SIZE] [SIZE=2][/SIZE] [SIZE=2]Cenâb-ı Hakk'ın arşının etrafında, emre âmade, O'nun cemâlini seyr aşkı ve iştiyakıyla yanıp tutuşan ve belki yaratıldıkları andan itibaren kendilerini dahi bilmeyen, bütün bilgilerini marifet-i İlâhî'ye teksif eden, bu mükerrem melekler hakkında da bizler, hadislerin anlattıklarından öte bir malumata sahip değiliz. Sadece bu meleklerin, bilginin son ufkuna ulaşmış olduklarını biliyoruz. Onlar ancak Allah'ı bilmekte ve O'nu tanımaktalar. Böylece de bizlere en önemli dersi vermektedirler. Keşke onlardan bu dersi istenen ölçüde alıp biz de sadece bilgimizi marifet-i İlâhî'ye hasredip O'nu bilmenin dışındaki bütün malumatın faydasız olduğu şuuruna uyanabilseydik. [/SIZE] [SIZE=2][/SIZE] [SIZE=2]Evet, kâinatı bilmekten gaye, O'nu yaratanı bilmektir. Eğer malumatımız bizi bu neticeye götürüyorsa bir mânâsı vardır. Yoksa, bizi O'ndan uzaklaştıran her malumat, hakkımızda zarardır.[/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
İmanın Şartları
Meleklere İman
Mele-i Âla ve Muheyyemun Melekleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst