Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Meleklerle konuşan Sahâbî: İMRÂN BİN HUSAYN
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="genc_kalem" data-source="post: 154988" data-attributes="member: 15919"><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>İmrân bin Husayn, Hayber savaşında Müslüman oldu. Ondan sonraki bütün savaşlarda Peygamber efendimizin yanında ve hizmetinde bulunmakla şereflendi.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Peygamber efendimiz kendilerini çok severdi.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Eshâb-ı kirâm içinde çok faziletlere sahipti. Fikir ilminde üstün derecesi vardı.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Duâsı kabûl olunan seçilmişlerdendir. Mekke’nin fethinde Huzaa kabîlesinin sancağını taşıdı.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: teal"><strong><u><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: red">Daha hayırlı gelmedi</span> </span></span></u></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Hz. Ömer halîfe olunca, Basra halkına İslâmiyeti öğretmek için İmrân bin Husayn’i gönderdi.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Hasan-i Basrî hazretleri, kendisinden çok hadis-i şerif öğrenmiş ve yemin ederek demiştir ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'">- <span style="color: red">Basralılar için İmrân’dan daha hayırlı biri gelmemiştir.</span></span></span></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Abdullah bin Amr, İmrân’i Basra kâdılığına tayin etti. Kâdılı'ğı zamanında, iki kişi hüküm vermesi için kendisine geldi. Bunlardan birisi şâhidini getirdi, diğeri getiremedi. Hüküm şâhit getirenin lehine verildi. Şâhit getiremeyen kimse bunu kabûl etmeyip dedi ki: - Bu karar bâtıldır.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Hz. İmrân bunun üzerine, Abdullah bin Amr’dan azlını isteyerek istifa etti.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Yakalandığı hastalığı sebebiyle ne oturabilir, ne de ayakta durabilirdi. </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Kendisine hurma dallarından bir sedir yapmışlardı.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Orada günlerini geçirir, Rabbini zikrederdi. Otuz sene bu hâl devam etti.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Mutarrif bin Abdullah ile kardeşi A’lâ, ziyâretine gittiler. Mutarrif, onun bu hâlini görünce ağladı.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Hz. İmrân, ona sordu: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Niçin ağlıyorsunuz?</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>- Senin hâline ağlıyorum.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Hz. İmrân buyurdu ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Ağlama, ben ölünceye kadar da kimseye söyleme! Melekler benim ziyâretime gelip selâm veriyorlar.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Meleklerin selâmını alıyor, onlarla konuşuyorum. Onların bu ziyâretlerinden fazlasıyla memnun oluyor, hasta olduğumdan dolayı verilen bu nîmetlere şükrediyorum.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Böyle bir hastalık hâlinde Melekleri gören bir kimse, bu dertlere râzı olmaz mı?</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong><u>Yalnız Kur’andan söyle!</u></strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Bir gün İImrân bin Husayn’a birisi dedi ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Bize yalnız Kur’andan söyle!</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>- Ey ahmak! Kur’an-ı kerimde namazların kaç rekât olduğunu bulabilir misin?</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Böyle söyleyerek, hadis-i şeriflerin ve âlimlerin açıklamalarının da lâzım olduğunu bildirdi.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>İmrân bin Husayn 672 senesinde vefât etti. Resûlullah efendimizden 120 hadis-i şerif nakletmiştir.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Hz. İmrân bin Husayn, hasta yatağında bile ilim öğretirdi. Talebelerine şöyle anlattı:</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>“Peygamber efendimiz, merhametten ayrılmamakla beraber, harp meydanlarında din düşmanlarına karşı şiddetli olurdu. Huneyn cenginde, müşrikler onu kuşattığı zaman, atından inerek, “<span style="color: red"><em>Ben Peygamberim, yalan yok. Ben Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’in oğluyum” buyurarak, düşmana saldırdı. O gün, Ondan daha cesur ve daha metin kimse görmedim.”</em></span> </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong><u>Size müjde olsun!</u></strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Yine anlatır: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>"Birgün Peygamber efendimizin huzuruna Temim oğullarından bir grup gelmişti. Peygamberimiz onlara, <em><span style="color: red">“Ey Temim oğulları, size müjde olsun</span></em>” buyurduktan sonra, onlara, insanların yaratılışını ve kıyâmetin kopmasını anlattılar.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Temim oğulları, “Bizi müjdeledin. Fakat biz, devletin hazinesinden para istiyoruz” diyerek, îman etmediler. Sonra Yemen halkından bir grup ziyârete geldi. Peygamber efendimiz, Yemenlilere buyurdu ki:</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong><em>- Ey Yemenliler! Madem ki, Temim oğulları îman etmeyi kabûl etmediler. O hayır ve saadet müjdesini siz alınız!</em></strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Yemenliler de dediler ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Kabûl ettik yâ Resûlallah! Zaten biz huzurunuza îman etmek için gelmiştik.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Peygamber efendimiz, onlara da insanların yaratılışını ve kıyâmetin kopmasını anlattıkları sırada, bir kimse gelerek bana dedi ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Yâ İmrân! Bindiğin deve, yularını sıyırarak kaçtı.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Ben de devemi bulmak için, hemen çıkıp baktım. Keşke deveyi bıraksaydım da, Resûlullahın mübârek sözlerini dinlemek firsatını kaçırmasaydım.” </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Hz. İmrân bin Husayn, hastalığı sırasında namazlarını nasıl kılacağını Peygamber efendimize sordu. Resûlullah efendimiz de ona buyurdu ki:</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'">- <em><span style="color: red">Ayakta kıl! Gücün yetmezse, oturarak kıl! Buna da kudretin olmazsa, yan veya sırtüstü yatarak kıl!</span></em></span></span></strong></span></p><p> </p><p><span style="color: teal"><strong><u><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: red">Fakirlere verdik</span> </span></span></u></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Emîrlerden biri; İmrân bin Husayn’i zekât'ı toplamak üzere göndermişti. Dönünce, Emîr kendisine, topladığı malın nerede olduğunu sordu. Bunun üzerine buyurdu ki:</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'">- <span style="color: red">Mal için mi göndermiştin? Peygamber efendimiz zamanında aldığımız gibi aldık ve yine Onun zamanında dağıttığımız gibi dağıttık. Yâni zenginden zekâtını alıp, hak sahibi olan fakirlere verdik.</span></span></span></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Bir sohbetinde de talebelerine buyurdu ki, Resûlullah efendimiz, bizlere buyurdular ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong><em>(Ey Eshâbım! Kur’an-ı kerim okuyunuz! Kur’an-ı kerimin feyzi ile ihtiyaçlarınızı Allahu teâlânın ihsân deryasından isteyiniz! Sizden sonra bir sınıf Kur’an-ı kerim okuyucuları gelecektir ki, bunlar, Allahü teâlâdan değil, insanlardan menfaat sağlamak için Kur’an-ı kerim okuyacaklardır.) </em></strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Hz. İmrân bin Husayn şöyle anlatır: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Bir gün Peygamber efendimiz bana buyurdu ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong><em>- Yâ İmrân, sen de bilirsin ki, biz seni çok severiz. Kızım Fâtıma rahatsızmış. Eğer beraber gelirsen, onun ziyâretine ve hatırını sormaya gidelim.</em></strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Anam, babam, canım sana feda olsun yâ Resûlallah, gidelim.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong><u>Başka örtüm yok </u></strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Kalktım, beraberce Fâtımatüz Zehrâ’nin evine gittik. Peygamber efendimiz kapıyı çaldı ve, <span style="color: red">Esselâmü aleyküm yâ Ehle Beytî </span>diye selâm vererek içeri girdiler. Fâtımatüz Zehrâ da cevap verdi: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Ve aleyküm selâm, sevgili babam yâ Resûlallah! Buyurunuz!</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: teal"><strong><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'">-<span style="color: red"> Kızım, yanımda İmrân bin Husayn da vardır. Onunla beraber geldik, başını ört!</span></span></span></em></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Babacığım, seni hak Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, bu yün örtüden başka örtünecek bir şeyim yoktur.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Kızım, işte onunla örtün!</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Ey Babacığım! Başımı örtsem vücudum, vücudumu örtsem başım açık kalır.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong><em>- Bu örtüyü düz düzüne değil de, köşeleme, yâni uzunlamasına ört ki, vücudunun her tarafını kaplasın.</em></strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>İmrân bin Husayn diyor ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Ben dışardan bu konuşmaları işittikçe, gözlerimden yaş, ciğerlerimden kan geliyordu. Hz. Fâtima’nın dünyaya hiç bağlanmamasına gıpta ediyordum. Nihayet Hz. Fâtıma sevgili Peygamberimizin târifleri üzere güzelce başını bağlayıp örttükten sonra, içeri girmeme izin verdiler. İçeride Peygamber efendimizin arkasında oturdum.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Peygamberimiz, <span style="color: red"><em>“Kızım, nasılsın, rahatsızlığın nasıl oldu?” </em></span>diye hatırlarını sordular. O da dedi ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>- Babacığım, bu gece çok rahatsızdım. Sancıdan sabaha kadar uyuyamadım. Şimdi öyle bir hâldeyim ki, bir lokma ekmek yemeye bile takatım kalmadı. Açlıktan çok bitkinim.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong><u>Müjdeler olsun ey kızım!</u></strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Bu söz üzerine Allahü teâlânin habîbi, Resûl-i ekrem efendimizin mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Buyurdular ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong><em>- Kızım, sakın hâlinden şikâyet etme! Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben, yaratıkların en üstünü, Allahü teâlânın habîbi olduğum hâlde, üç gündür mideme bir lokma ekmek girmedi. Hâlbuki, Rabbimden istesem beni doyuncaya kadar yedirir. Fakat ümmetime ibret olması için geçici rızıkları, sonsuz rızıklar için feda ettim.</em></strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal"><strong>Resûlullah efendimiz, sonra mübârek elleriyle Hz. Fâtıma’nın omuzlarını tutarak buyurdu ki: </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong><em>- Müjdeler olsun ey kızım, sen Cennet kadınlarının hanım efendisisin!</em></strong></span></span></span></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: blue">*Eshab-ı Kiram'ın Örnek Hayatı isimli eserden alıntıdır.</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="genc_kalem, post: 154988, member: 15919"] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]İmrân bin Husayn, Hayber savaşında Müslüman oldu. Ondan sonraki bütün savaşlarda Peygamber efendimizin yanında ve hizmetinde bulunmakla şereflendi.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Peygamber efendimiz kendilerini çok severdi.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Eshâb-ı kirâm içinde çok faziletlere sahipti. Fikir ilminde üstün derecesi vardı.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Duâsı kabûl olunan seçilmişlerdendir. Mekke’nin fethinde Huzaa kabîlesinin sancağını taşıdı.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [COLOR=teal][B][U][SIZE=3][FONT=Book Antiqua][COLOR=red]Daha hayırlı gelmedi[/COLOR] [/FONT][/SIZE][/U][/B][/COLOR] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Hz. Ömer halîfe olunca, Basra halkına İslâmiyeti öğretmek için İmrân bin Husayn’i gönderdi.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Hasan-i Basrî hazretleri, kendisinden çok hadis-i şerif öğrenmiş ve yemin ederek demiştir ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [COLOR=teal][B][SIZE=3][FONT=Book Antiqua]- [COLOR=red]Basralılar için İmrân’dan daha hayırlı biri gelmemiştir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/COLOR] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Abdullah bin Amr, İmrân’i Basra kâdılığına tayin etti. Kâdılı'ğı zamanında, iki kişi hüküm vermesi için kendisine geldi. Bunlardan birisi şâhidini getirdi, diğeri getiremedi. Hüküm şâhit getirenin lehine verildi. Şâhit getiremeyen kimse bunu kabûl etmeyip dedi ki: - Bu karar bâtıldır.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Hz. İmrân bunun üzerine, Abdullah bin Amr’dan azlını isteyerek istifa etti.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Yakalandığı hastalığı sebebiyle ne oturabilir, ne de ayakta durabilirdi. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Kendisine hurma dallarından bir sedir yapmışlardı.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Orada günlerini geçirir, Rabbini zikrederdi. Otuz sene bu hâl devam etti.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Mutarrif bin Abdullah ile kardeşi A’lâ, ziyâretine gittiler. Mutarrif, onun bu hâlini görünce ağladı.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Hz. İmrân, ona sordu: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Niçin ağlıyorsunuz?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]- Senin hâline ağlıyorum.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Hz. İmrân buyurdu ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Ağlama, ben ölünceye kadar da kimseye söyleme! Melekler benim ziyâretime gelip selâm veriyorlar.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Meleklerin selâmını alıyor, onlarla konuşuyorum. Onların bu ziyâretlerinden fazlasıyla memnun oluyor, hasta olduğumdan dolayı verilen bu nîmetlere şükrediyorum.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Böyle bir hastalık hâlinde Melekleri gören bir kimse, bu dertlere râzı olmaz mı?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B][U]Yalnız Kur’andan söyle![/U][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Bir gün İImrân bin Husayn’a birisi dedi ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Bize yalnız Kur’andan söyle![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]- Ey ahmak! Kur’an-ı kerimde namazların kaç rekât olduğunu bulabilir misin?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Böyle söyleyerek, hadis-i şeriflerin ve âlimlerin açıklamalarının da lâzım olduğunu bildirdi.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]İmrân bin Husayn 672 senesinde vefât etti. Resûlullah efendimizden 120 hadis-i şerif nakletmiştir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Hz. İmrân bin Husayn, hasta yatağında bile ilim öğretirdi. Talebelerine şöyle anlattı:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]“Peygamber efendimiz, merhametten ayrılmamakla beraber, harp meydanlarında din düşmanlarına karşı şiddetli olurdu. Huneyn cenginde, müşrikler onu kuşattığı zaman, atından inerek, “[COLOR=red][I]Ben Peygamberim, yalan yok. Ben Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’in oğluyum” buyurarak, düşmana saldırdı. O gün, Ondan daha cesur ve daha metin kimse görmedim.”[/I][/COLOR] [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B][U]Size müjde olsun![/U][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Yine anlatır: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]"Birgün Peygamber efendimizin huzuruna Temim oğullarından bir grup gelmişti. Peygamberimiz onlara, [I][COLOR=red]“Ey Temim oğulları, size müjde olsun[/COLOR][/I]” buyurduktan sonra, onlara, insanların yaratılışını ve kıyâmetin kopmasını anlattılar.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Temim oğulları, “Bizi müjdeledin. Fakat biz, devletin hazinesinden para istiyoruz” diyerek, îman etmediler. Sonra Yemen halkından bir grup ziyârete geldi. Peygamber efendimiz, Yemenlilere buyurdu ki:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B][I]- Ey Yemenliler! Madem ki, Temim oğulları îman etmeyi kabûl etmediler. O hayır ve saadet müjdesini siz alınız![/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Yemenliler de dediler ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Kabûl ettik yâ Resûlallah! Zaten biz huzurunuza îman etmek için gelmiştik.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Peygamber efendimiz, onlara da insanların yaratılışını ve kıyâmetin kopmasını anlattıkları sırada, bir kimse gelerek bana dedi ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Yâ İmrân! Bindiğin deve, yularını sıyırarak kaçtı.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Ben de devemi bulmak için, hemen çıkıp baktım. Keşke deveyi bıraksaydım da, Resûlullahın mübârek sözlerini dinlemek firsatını kaçırmasaydım.” [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Hz. İmrân bin Husayn, hastalığı sırasında namazlarını nasıl kılacağını Peygamber efendimize sordu. Resûlullah efendimiz de ona buyurdu ki:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [COLOR=teal][B][SIZE=3][FONT=Book Antiqua]- [I][COLOR=red]Ayakta kıl! Gücün yetmezse, oturarak kıl! Buna da kudretin olmazsa, yan veya sırtüstü yatarak kıl![/COLOR][/I][/FONT][/SIZE][/B][/COLOR] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [COLOR=teal][B][U][SIZE=3][FONT=Book Antiqua][COLOR=red]Fakirlere verdik[/COLOR] [/FONT][/SIZE][/U][/B][/COLOR] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Emîrlerden biri; İmrân bin Husayn’i zekât'ı toplamak üzere göndermişti. Dönünce, Emîr kendisine, topladığı malın nerede olduğunu sordu. Bunun üzerine buyurdu ki:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [COLOR=teal][B][SIZE=3][FONT=Book Antiqua]- [COLOR=red]Mal için mi göndermiştin? Peygamber efendimiz zamanında aldığımız gibi aldık ve yine Onun zamanında dağıttığımız gibi dağıttık. Yâni zenginden zekâtını alıp, hak sahibi olan fakirlere verdik.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/COLOR] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Bir sohbetinde de talebelerine buyurdu ki, Resûlullah efendimiz, bizlere buyurdular ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B][I](Ey Eshâbım! Kur’an-ı kerim okuyunuz! Kur’an-ı kerimin feyzi ile ihtiyaçlarınızı Allahu teâlânın ihsân deryasından isteyiniz! Sizden sonra bir sınıf Kur’an-ı kerim okuyucuları gelecektir ki, bunlar, Allahü teâlâdan değil, insanlardan menfaat sağlamak için Kur’an-ı kerim okuyacaklardır.) [/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Hz. İmrân bin Husayn şöyle anlatır: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Bir gün Peygamber efendimiz bana buyurdu ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B][I]- Yâ İmrân, sen de bilirsin ki, biz seni çok severiz. Kızım Fâtıma rahatsızmış. Eğer beraber gelirsen, onun ziyâretine ve hatırını sormaya gidelim.[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Anam, babam, canım sana feda olsun yâ Resûlallah, gidelim.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B][U]Başka örtüm yok [/U][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Kalktım, beraberce Fâtımatüz Zehrâ’nin evine gittik. Peygamber efendimiz kapıyı çaldı ve, [COLOR=red]Esselâmü aleyküm yâ Ehle Beytî [/COLOR]diye selâm vererek içeri girdiler. Fâtımatüz Zehrâ da cevap verdi: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Ve aleyküm selâm, sevgili babam yâ Resûlallah! Buyurunuz![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [COLOR=teal][B][I][SIZE=3][FONT=Book Antiqua]-[COLOR=red] Kızım, yanımda İmrân bin Husayn da vardır. Onunla beraber geldik, başını ört![/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][/B][/COLOR] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Babacığım, seni hak Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, bu yün örtüden başka örtünecek bir şeyim yoktur.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Kızım, işte onunla örtün![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Ey Babacığım! Başımı örtsem vücudum, vücudumu örtsem başım açık kalır.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B][I]- Bu örtüyü düz düzüne değil de, köşeleme, yâni uzunlamasına ört ki, vücudunun her tarafını kaplasın.[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]İmrân bin Husayn diyor ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Ben dışardan bu konuşmaları işittikçe, gözlerimden yaş, ciğerlerimden kan geliyordu. Hz. Fâtima’nın dünyaya hiç bağlanmamasına gıpta ediyordum. Nihayet Hz. Fâtıma sevgili Peygamberimizin târifleri üzere güzelce başını bağlayıp örttükten sonra, içeri girmeme izin verdiler. İçeride Peygamber efendimizin arkasında oturdum.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Peygamberimiz, [COLOR=red][I]“Kızım, nasılsın, rahatsızlığın nasıl oldu?” [/I][/COLOR]diye hatırlarını sordular. O da dedi ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]- Babacığım, bu gece çok rahatsızdım. Sancıdan sabaha kadar uyuyamadım. Şimdi öyle bir hâldeyim ki, bir lokma ekmek yemeye bile takatım kalmadı. Açlıktan çok bitkinim.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B][U]Müjdeler olsun ey kızım![/U][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Bu söz üzerine Allahü teâlânin habîbi, Resûl-i ekrem efendimizin mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Buyurdular ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B][I]- Kızım, sakın hâlinden şikâyet etme! Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben, yaratıkların en üstünü, Allahü teâlânın habîbi olduğum hâlde, üç gündür mideme bir lokma ekmek girmedi. Hâlbuki, Rabbimden istesem beni doyuncaya kadar yedirir. Fakat ümmetime ibret olması için geçici rızıkları, sonsuz rızıklar için feda ettim.[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=teal][B]Resûlullah efendimiz, sonra mübârek elleriyle Hz. Fâtıma’nın omuzlarını tutarak buyurdu ki: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B][I]- Müjdeler olsun ey kızım, sen Cennet kadınlarının hanım efendisisin![/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [CENTER][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=blue]*Eshab-ı Kiram'ın Örnek Hayatı isimli eserden alıntıdır.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Meleklerle konuşan Sahâbî: İMRÂN BİN HUSAYN
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst