Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Menkıbeler ve Kıssadan Hisseler..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 490639" data-attributes="member: 1004566"><p>KALE ANAHTARINI SAHİBİNE VER</p><p></p><p>Meczub İbrahim...</p><p>Şeyh.... Lakabı: Ebulihaf</p><p></p><p>İlk zamanlarda, Cebel kalesi burcunda kalırdı. Yirmi yıl kadar orada yaşadı. Çerkez devletinin (Memluklerin) zevali yaklaşınca, Sultan Gavri'ye şöyle bir haber yolladı:</p><p></p><p>- Artık değiş, kale anahtarlarını da sahibine ver.</p><p></p><p> Ne varki . Gavri, onun bu sözüne aldırmadı ve:</p><p> </p><p> - Bu meczubun biridir, dedi.</p><p></p><p> Bundan sonra Meczub İbrahim, Kale'den Mısır'a indi. Çerkez devleti de düştü.</p><p></p><p> Ve kendisi de ölünceye kadar Mısır'da kaldı.</p><p></p><p> KANLI ELBİSELER!</p><p></p><p>Seyyid Abdurrahmân, ihsân sâhibiydi. Mal ve canını Allahü teâlânın dînini yaymak için sarf etti. Zamânının kutbu olduğu için uzak yerlerde Allah yolunda, O'nun dînini yaymak için savaşanların yardımına koşardı. Hanımı şöyle anlattı: </p><p></p><p>Efendim, arada-sırada silâhlarını kuşanır, evden çıkar, sabahtan önce yine eve gelirdi. Geldiğinde üstünde-başında kan lekeleri olurdu. Elbiselerini yıkar sesimi çıkarmazdım. Yine elbiseleri kan içinde kaldığı bir gün kendisine; </p><p></p><p>-Efendi! Sık sık gidip, sabaha bu vaziyette geliyorsun. Nereye gidiyorsun ve elbisen niçin kan içinde dönüyorsun?" diye sordum. </p><p></p><p> O da; </p><p></p><p>-Hanım, sağlığımda iken kimseye söylemezsen, bu sırrı sana söylerim." dedi. </p><p></p><p> Ben de; </p><p></p><p>-Söylemem,dedim. </p><p></p><p> Bunun üzerine; </p><p></p><p>-Biz vazîfemiz îcâbı zaman zaman dünyânın neresinde müslümanlarla kâfirlerin harbi varsa oraya gideriz. Müslümanlara yardım eder, küffâr ile harbederiz. Ayrıca darda kalmış müslümanların da yardımına yetişiriz." buyurdu.</p><p></p><p> Ben bu sırrı o vefât edinceye kadar kimseye söylemedim, sakladım.</p><p></p><p>KARANIN BİTTİĞİ YER </p><p></p><p>Hz. Muaviye r.a. zamanında İfrîkıyye (Kuzey Afrika) valiliği yapmış olan ve Tunus'ta Kayrevan şehrini inşa eden meşhur mücahid Ukbe b. Nafi, Yezid'in halifeliğinin ilk yıllarında ikinci defa Kuzey Afrika valiliğine tayin edilmişti (62/682). Ukbe, Kayrevan'a varır varmaz ordusunu toparlayıp müslümanlarla sürekli savaş halinde olan Bizanslılarla şiddetli çarpışmalara girişti. Cihad harekâtını kesintisiz sürdüren Ukbe b. Nafi', batıya doğru ilerleyerek Tanca civarında Atlas Okyanusu'na dayandı. İşte o zaman şu tarihi sözünü söyledi: </p><p></p><p>- Ya Rabbi! Eğer önüme çıkan şu deniz olmasaydı, senin yolunda cihad ederek daha ileri giderdim! </p><p></p><p>Ukbe b. Nafi, karanın bittiği yerden geri döndü. Bizanslılar ve yardımcıları olan Berberîler, ondan korkarak yolundan kaçtılar. Dönüş sırasında 'Maü'l-Feres' diye anılan yerde konaklama yapıldı. Meğer bu bölge susuz bir yermiş. Herkes susuzluktan neredeyse ölecek duruma gelmiş. Ukbe b. Nafi iki rekat namaz kıldı, suya kavuşmak için Allah'a dua etti. </p><p></p><p>O sırada Ukbe'nin atı ön ayaklarıyla yeri eşelemeye başladı. Ortaya çıkan bir kaya parçasının yanında sular fışkırıverdi. Ukbe herkesi suya çağırdı. Durumu görenler çevredeki kumluklarda eşmeler kazıp birçok su kaynağı buldu. Kana kana su içtiler. Buraya 'atın suyu' anlamında 'Maü'l-Feres' denildi. </p><p></p><p>Ukbe, bu dönüş yolunda Tunus'un merkezi Kayrevan'a yaklaşmış, sekiz günlük bir mesafe kalmıştı. Ortada kendisine karşı koyacak bir düşman gücü kalmadığını zannederek, ordusunun büyük kısmını serbest bırakıp ileri taraflara gönderdi. Kendisi de az bir askerle Tehuze şehrine gitti. Bizanslılar da yanındaki askerlerin azlığını görünce, ona karşı savaşa başladılar. </p><p></p><p>Berberîler içinde müslüman olmuş, çevresinde sözü dinlenen ve çok saygı gösterilen Küseyle isminde bir adam vardı. Ukbe Vali olarak gelince o adamın muhtemelen aşırı hırslı olduğunu düşünerek, yapılan uyarıları dinlemeden onu koyun kesip yüzmeye mecbur bırakmıştı. Maksadı, adamın halk nazarındaki itibarını düşürmekti. O zaman eline bulaşan kanı sakalına süren Küseyle, ilk fırsatta isyan etmeye karar vermişti. Bu adam nihayet sayıca hayli çok olan adamlarını toparlayıp Bizanslıların da desteğiyle ayaklandı. Kahraman Ukbe ve arkadaşları şehit edildi. Ukbe'nin son arzusu da şehit olmaktı.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 490639, member: 1004566"] KALE ANAHTARINI SAHİBİNE VER Meczub İbrahim... Şeyh.... Lakabı: Ebulihaf İlk zamanlarda, Cebel kalesi burcunda kalırdı. Yirmi yıl kadar orada yaşadı. Çerkez devletinin (Memluklerin) zevali yaklaşınca, Sultan Gavri'ye şöyle bir haber yolladı: - Artık değiş, kale anahtarlarını da sahibine ver. Ne varki . Gavri, onun bu sözüne aldırmadı ve: - Bu meczubun biridir, dedi. Bundan sonra Meczub İbrahim, Kale'den Mısır'a indi. Çerkez devleti de düştü. Ve kendisi de ölünceye kadar Mısır'da kaldı. KANLI ELBİSELER! Seyyid Abdurrahmân, ihsân sâhibiydi. Mal ve canını Allahü teâlânın dînini yaymak için sarf etti. Zamânının kutbu olduğu için uzak yerlerde Allah yolunda, O'nun dînini yaymak için savaşanların yardımına koşardı. Hanımı şöyle anlattı: Efendim, arada-sırada silâhlarını kuşanır, evden çıkar, sabahtan önce yine eve gelirdi. Geldiğinde üstünde-başında kan lekeleri olurdu. Elbiselerini yıkar sesimi çıkarmazdım. Yine elbiseleri kan içinde kaldığı bir gün kendisine; -Efendi! Sık sık gidip, sabaha bu vaziyette geliyorsun. Nereye gidiyorsun ve elbisen niçin kan içinde dönüyorsun?" diye sordum. O da; -Hanım, sağlığımda iken kimseye söylemezsen, bu sırrı sana söylerim." dedi. Ben de; -Söylemem,dedim. Bunun üzerine; -Biz vazîfemiz îcâbı zaman zaman dünyânın neresinde müslümanlarla kâfirlerin harbi varsa oraya gideriz. Müslümanlara yardım eder, küffâr ile harbederiz. Ayrıca darda kalmış müslümanların da yardımına yetişiriz." buyurdu. Ben bu sırrı o vefât edinceye kadar kimseye söylemedim, sakladım. KARANIN BİTTİĞİ YER Hz. Muaviye r.a. zamanında İfrîkıyye (Kuzey Afrika) valiliği yapmış olan ve Tunus'ta Kayrevan şehrini inşa eden meşhur mücahid Ukbe b. Nafi, Yezid'in halifeliğinin ilk yıllarında ikinci defa Kuzey Afrika valiliğine tayin edilmişti (62/682). Ukbe, Kayrevan'a varır varmaz ordusunu toparlayıp müslümanlarla sürekli savaş halinde olan Bizanslılarla şiddetli çarpışmalara girişti. Cihad harekâtını kesintisiz sürdüren Ukbe b. Nafi', batıya doğru ilerleyerek Tanca civarında Atlas Okyanusu'na dayandı. İşte o zaman şu tarihi sözünü söyledi: - Ya Rabbi! Eğer önüme çıkan şu deniz olmasaydı, senin yolunda cihad ederek daha ileri giderdim! Ukbe b. Nafi, karanın bittiği yerden geri döndü. Bizanslılar ve yardımcıları olan Berberîler, ondan korkarak yolundan kaçtılar. Dönüş sırasında 'Maü'l-Feres' diye anılan yerde konaklama yapıldı. Meğer bu bölge susuz bir yermiş. Herkes susuzluktan neredeyse ölecek duruma gelmiş. Ukbe b. Nafi iki rekat namaz kıldı, suya kavuşmak için Allah'a dua etti. O sırada Ukbe'nin atı ön ayaklarıyla yeri eşelemeye başladı. Ortaya çıkan bir kaya parçasının yanında sular fışkırıverdi. Ukbe herkesi suya çağırdı. Durumu görenler çevredeki kumluklarda eşmeler kazıp birçok su kaynağı buldu. Kana kana su içtiler. Buraya 'atın suyu' anlamında 'Maü'l-Feres' denildi. Ukbe, bu dönüş yolunda Tunus'un merkezi Kayrevan'a yaklaşmış, sekiz günlük bir mesafe kalmıştı. Ortada kendisine karşı koyacak bir düşman gücü kalmadığını zannederek, ordusunun büyük kısmını serbest bırakıp ileri taraflara gönderdi. Kendisi de az bir askerle Tehuze şehrine gitti. Bizanslılar da yanındaki askerlerin azlığını görünce, ona karşı savaşa başladılar. Berberîler içinde müslüman olmuş, çevresinde sözü dinlenen ve çok saygı gösterilen Küseyle isminde bir adam vardı. Ukbe Vali olarak gelince o adamın muhtemelen aşırı hırslı olduğunu düşünerek, yapılan uyarıları dinlemeden onu koyun kesip yüzmeye mecbur bırakmıştı. Maksadı, adamın halk nazarındaki itibarını düşürmekti. O zaman eline bulaşan kanı sakalına süren Küseyle, ilk fırsatta isyan etmeye karar vermişti. Bu adam nihayet sayıca hayli çok olan adamlarını toparlayıp Bizanslıların da desteğiyle ayaklandı. Kahraman Ukbe ve arkadaşları şehit edildi. Ukbe'nin son arzusu da şehit olmaktı. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Menkıbeler ve Kıssadan Hisseler..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst