Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Mescid-i AKSA'da 55 yıl nöbet tutan ADAM!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bardak" data-source="post: 141485" data-attributes="member: 1298"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: navy"><strong>Mevki Kudüs. Mekân Mescid-i Aksa, tarih 21 Mayıs 1972 Cuma. Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Said Terzioğlu, İsrail Dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu mübarek makamı dolaşıyoruz.</strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy"><img src="http://www.islamisohbet.com/resimler/data/502/kudus-cuma.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Kudüs Kapalı Çarşısı'nda rüzgar gibi dolanan entarili kahvecilerin ellerindeki askılara çarpmadan biraz yürüdünüz mü, önünüze çıkan kapı sizi Mescid-i Aksa'nın önüne kavuşturur. Mirac mucizesinin soluklanıldığı ilk Kıble'mize yani... Hemen oracıkta, ilk avlu vardır ki, hâlâ bizim lâkabımızla anılır. "12 bin şamdanlı avlu" derler oraya. Yavuz Selim 30 Aralık 1517 Salı günü Kudüs'ü devlete katmıştır da, ortalık kararmıştır. Yatsı namazını o avluda kılar. Kendisi ve bütün ordu beraber. Şamdanları yakarlar. Tam 12 bin şamdan... O isim oradan kalmadır. Sekiz on basamaklı geniş merdiveni adımladınız mı, o mukaddes Mescid'in bağdaş kurduğu ikinci avluya ulaşırsınız.</span></span></span></strong></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Onu o merdivenin başında gördüm. İki metreye yakın bir boy... İskeletleşmiş vücudu üzerinde bir garip giysi... Palto?.. Hayır, kaput, pardösü veya kaftan?.. Değil. Öyle bir şey işte.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Başındaki kalpak mı, takke mi, fes mi? Hiçbirisi değil. Oraya dimdik, dikilmiş.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Yüzüne baktım da, ürktüm. Hasadı yeni kaldırılmış kıraç toprak gibi. Yüz binlerce çizgi, kırışık ve kavruk bir deri kalıntısı.</span></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Yanımda İsrail Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Yusuf var. Bizim eski vatandaşımız. İstanbullu. "Kim bu adam?" dedim.</span></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Lâkaydi ile omuz silkti. "Bilmem." diye cevap verdi. "Bir meczup işte.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Ben bildim bileli, yıllardır burada dururmuş. Çakılı gibi, hâlâ duruyor ya... Kimseye bir şey sormaz. Kimseye bakmaz, kimseyi görmez."</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Kan mı çekti nedir?</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Nasıl, neden, niçin halâ bilmiyorum. Yanına vardım. Türkçe "Selâmün Aleyküm baba." dedim.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Torbalanmış göz kapaklarının ardında sütrelenmiş gibi jiletle çizilmişçesine donuk gözlerini araladı. Yüzü gerildi. Bana, bizim o canım Anadolu Türkçemizle cevap verdi:</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">-Aleykümüsselam oğul... Donakaldım. Ellerine sarıldım, öptüm öptüm...</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">-Kimsin sen, baba? dedim.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Anlattı ki, bende size anlatacağım.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Ama evvelâ biliniz. O canım Devlet çökerken, biz Kudüs'ü 401 yıl 3 ay 6 günlük bir hakimiyetten sonra bırakırız. Günlerden 9 Aralık 1917 Pazar günüdür. Tutmaya imkân yok. Ordu bozulmuş, çekiliyor, Devlet, zevalin kapısında. İngiliz girinceye kadar geçen zaman içinde yağmalanmasın diye oraya bir artçı bölük bırakırız. Âdet odur ki, kenti zapteden galip, asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmaz.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Anlattı, dedim ya. Gerisini tamamlayayım.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">-Ben, dedi, Kudüs'ü kaybettiğimiz gün buraya bırakılan artçı bölüğün-</span></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">den...</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Sustu. Sonra, elindeki silahın namlusuna sürdüğü fişekleri ateşler gibi zımbaladı:</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">-Ben, o gün buraya bırakılmış 20. Kolordu, 36. Tabur, 8. Bölük, 11. Ağır Makineli Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasan'ım...</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Yarabbi. Baktım, bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başı, öpülesi sancak gibiydi...</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Ellerine bir kerre daha uzandım. Gürler gibi mırıldandı:</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">-Sana, bir emanetim var oğul. Nice yıldır saklarım. Emaneti yerine teslim eden mi?</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">-Elbette, dedim, buyur hele...</span></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Konuştu:</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">-Memlekete avdetinde yolun Tokat Sancağı'na düşerse... Git, burayı bana emanet eden kumandanım Kolağası (Önyüzbaşı) Musa efendi'yi bul. Ellerinden benim için bus et (öp). Ona de ki...</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Sonra, kumandanı olduğu takımın makinelisi gibi gürledi:</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">-O'na de ki, gönül komasın. Ona de ki, "11. Makineli Takım Komutanı</span></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Iğdırlı Onbaşı Hasan, o günden bu yana, bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Tekmilim tamamdır kumandanım. dedi" dersin.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Öleyazdım.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">Sonra yine dineldi. Taş kesildi. Bir kez daha baktım. Kapalı gözleri ardından, dört bin yıllık Peygamber Ocağı ordumuzun serhat nöbetçisi gibiydi. Ufukları gözlüyordu. Nöbetinin başında idi. Tam 55 yıl kendisini unutuşumuzdaki nadanlığımıza rağmen devletine küsmemişti.</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy">************************************************** *******</span></span></span></strong></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkorange">Merhum İlhan Bardakçı bu hatırasını, Tv'de anlattığında zamanın Genelkurmay başkanı onu arar ve bu aziz askeri bulmak için aracı olmasını ister. Bardakçı sonra şunları yazar "Hasan Onbaşı bizdendi... O halde unutulmak kaderi idi. Öyle de oldu zaten. Aramadık ki, bulalım.Bulunamazdı zaten. O ki, göklere baş vermiş bir ulu selvi idi. Ve bizler ki, başımızı kaldırmış olsak bile, uzandığı feza ufkuna yetişemeyecek cılız otlara dönüşmüştük. Biz, sadece unuturduk. Unuttuğumuz diğerleri gibi... O nöbet noktasındaki elmas manâyı da unuşmuştuk</span></span></span></span></span></span></strong></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy"></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy"></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy"></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: navy"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: deepskyblue"><strong>İ. Bardakçı</strong></span></span></strong></p><p></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bardak, post: 141485, member: 1298"] [CENTER][FONT=Arial Narrow][SIZE=4][COLOR=navy][B]Mevki Kudüs. Mekân Mescid-i Aksa, tarih 21 Mayıs 1972 Cuma. Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Said Terzioğlu, İsrail Dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu mübarek makamı dolaşıyoruz.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy][IMG]http://www.islamisohbet.com/resimler/data/502/kudus-cuma.jpg[/IMG][/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Kudüs Kapalı Çarşısı'nda rüzgar gibi dolanan entarili kahvecilerin ellerindeki askılara çarpmadan biraz yürüdünüz mü, önünüze çıkan kapı sizi Mescid-i Aksa'nın önüne kavuşturur. Mirac mucizesinin soluklanıldığı ilk Kıble'mize yani... Hemen oracıkta, ilk avlu vardır ki, hâlâ bizim lâkabımızla anılır. "12 bin şamdanlı avlu" derler oraya. Yavuz Selim 30 Aralık 1517 Salı günü Kudüs'ü devlete katmıştır da, ortalık kararmıştır. Yatsı namazını o avluda kılar. Kendisi ve bütün ordu beraber. Şamdanları yakarlar. Tam 12 bin şamdan... O isim oradan kalmadır. Sekiz on basamaklı geniş merdiveni adımladınız mı, o mukaddes Mescid'in bağdaş kurduğu ikinci avluya ulaşırsınız.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Onu o merdivenin başında gördüm. İki metreye yakın bir boy... İskeletleşmiş vücudu üzerinde bir garip giysi... Palto?.. Hayır, kaput, pardösü veya kaftan?.. Değil. Öyle bir şey işte.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Başındaki kalpak mı, takke mi, fes mi? Hiçbirisi değil. Oraya dimdik, dikilmiş.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Yüzüne baktım da, ürktüm. Hasadı yeni kaldırılmış kıraç toprak gibi. Yüz binlerce çizgi, kırışık ve kavruk bir deri kalıntısı.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Yanımda İsrail Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Yusuf var. Bizim eski vatandaşımız. İstanbullu. "Kim bu adam?" dedim.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Lâkaydi ile omuz silkti. "Bilmem." diye cevap verdi. "Bir meczup işte.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Ben bildim bileli, yıllardır burada dururmuş. Çakılı gibi, hâlâ duruyor ya... Kimseye bir şey sormaz. Kimseye bakmaz, kimseyi görmez."[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Kan mı çekti nedir?[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Nasıl, neden, niçin halâ bilmiyorum. Yanına vardım. Türkçe "Selâmün Aleyküm baba." dedim.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Torbalanmış göz kapaklarının ardında sütrelenmiş gibi jiletle çizilmişçesine donuk gözlerini araladı. Yüzü gerildi. Bana, bizim o canım Anadolu Türkçemizle cevap verdi:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]-Aleykümüsselam oğul... Donakaldım. Ellerine sarıldım, öptüm öptüm...[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]-Kimsin sen, baba? dedim.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Anlattı ki, bende size anlatacağım.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Ama evvelâ biliniz. O canım Devlet çökerken, biz Kudüs'ü 401 yıl 3 ay 6 günlük bir hakimiyetten sonra bırakırız. Günlerden 9 Aralık 1917 Pazar günüdür. Tutmaya imkân yok. Ordu bozulmuş, çekiliyor, Devlet, zevalin kapısında. İngiliz girinceye kadar geçen zaman içinde yağmalanmasın diye oraya bir artçı bölük bırakırız. Âdet odur ki, kenti zapteden galip, asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmaz.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Anlattı, dedim ya. Gerisini tamamlayayım.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]-Ben, dedi, Kudüs'ü kaybettiğimiz gün buraya bırakılan artçı bölüğün-[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]den...[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Sustu. Sonra, elindeki silahın namlusuna sürdüğü fişekleri ateşler gibi zımbaladı:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]-Ben, o gün buraya bırakılmış 20. Kolordu, 36. Tabur, 8. Bölük, 11. Ağır Makineli Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasan'ım...[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Yarabbi. Baktım, bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başı, öpülesi sancak gibiydi...[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Ellerine bir kerre daha uzandım. Gürler gibi mırıldandı:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]-Sana, bir emanetim var oğul. Nice yıldır saklarım. Emaneti yerine teslim eden mi?[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]-Elbette, dedim, buyur hele...[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Konuştu:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]-Memlekete avdetinde yolun Tokat Sancağı'na düşerse... Git, burayı bana emanet eden kumandanım Kolağası (Önyüzbaşı) Musa efendi'yi bul. Ellerinden benim için bus et (öp). Ona de ki...[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Sonra, kumandanı olduğu takımın makinelisi gibi gürledi:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]-O'na de ki, gönül komasın. Ona de ki, "11. Makineli Takım Komutanı[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Iğdırlı Onbaşı Hasan, o günden bu yana, bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Tekmilim tamamdır kumandanım. dedi" dersin.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Öleyazdım.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]Sonra yine dineldi. Taş kesildi. Bir kez daha baktım. Kapalı gözleri ardından, dört bin yıllık Peygamber Ocağı ordumuzun serhat nöbetçisi gibiydi. Ufukları gözlüyordu. Nöbetinin başında idi. Tam 55 yıl kendisini unutuşumuzdaki nadanlığımıza rağmen devletine küsmemişti.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy]************************************************** *******[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/CENTER] [CENTER][B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=darkorange]Merhum İlhan Bardakçı bu hatırasını, Tv'de anlattığında zamanın Genelkurmay başkanı onu arar ve bu aziz askeri bulmak için aracı olmasını ister. Bardakçı sonra şunları yazar "Hasan Onbaşı bizdendi... O halde unutulmak kaderi idi. Öyle de oldu zaten. Aramadık ki, bulalım.Bulunamazdı zaten. O ki, göklere baş vermiş bir ulu selvi idi. Ve bizler ki, başımızı kaldırmış olsak bile, uzandığı feza ufkuna yetişemeyecek cılız otlara dönüşmüştük. Biz, sadece unuturduk. Unuttuğumuz diğerleri gibi... O nöbet noktasındaki elmas manâyı da unuşmuştuk[/COLOR][/SIZE][/FONT][/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy][/COLOR][/FONT][/SIZE][/CENTER][SIZE=4][FONT=Arial Narrow][COLOR=navy] [CENTER][B][SIZE=2][COLOR=deepskyblue][B]İ. Bardakçı[/B][/COLOR][/SIZE][/B][/CENTER] [/COLOR][/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Mescid-i AKSA'da 55 yıl nöbet tutan ADAM!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst