Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Mesnevİ-İ nurİye derslerİ 4.13.reŞhalar(devami) onİkİncİ reŞha(devami)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 278552" data-attributes="member: 1016557"><p><span style="color: red">Said Nursi'nin talebesinin ifadesi dehşet verici</span></p><p> 02 Aralık 2011 / 13:42</p><p> Cıvaoğlu, Yahyagil'in "Dersim için imha emri gelmişti" sözlerini "dehşet veriyor" şeklinde değerlendirdi</p><p> </p><p> <span style="color: #00f"><u><strong>Risale Haber-Haber Merkezi</strong></u></span></p><p> Milliyet yazarı Güneri Cıvaoğlu, Said Nursi'nin talebesi Hulusi Yahyagil'in "Dersim için imha emri gelmişti" sözlerini "dehşet veriyor" şeklinde değerlendirdi.</p><p> Önce Rota Haber'de ardından Radikal gazetesinde yayınlanan sözlere yer veren Cıvaoğlu, "Vicdanı olan hiç kimse Dersim’de olanları içine sindiremez. Hâlâ sızlayan derin yaradır. Cemal Uşşak’ın, “Said-i Nursi’nin yakın talebesi” referansıyla güvenirliğini ifade ettiği Albay Hulusi Bey’in anlattıkları ve özellikle “imha emri gelmişti” iddiası “dehşet” veriyor" dedi.</p><p> Cıvaoğlu, yazısının sonunda "Ankara neden İMHA emri verir?" sorusunun cevabını aradı.</p><p>Said-i Nursi talebesinden Dersim</p><p> 02 Aralık 2011 Cuma 06:43</p><p> Radikal'de Eyüp Can dünkü yazısında bir “tanığın” ifadesiyle Dersim dramını yansıtıyor.</p><p> Yazının bütünündeki özü korumaya özen göstererek satırlarını -bazılarını atlayarak- sunuyorum:</p><p> “Olay gerçekten, iddia edildiği anlamda bir ‘isyan’ mıydı ve Seyit Rıza da bir ‘şaki’ yani eşkıya mıydı?”</p><p> Geçen ay Ezgi Başaran’a verdiği söyleşide “Biz dindarlar Kürtlerin ıstırabını hissetmedik” dediği için hem PKK hem de İslami camia tarafından eleştirilmişti.</p><p> Ama o geri adım atmadı.</p><p> Radikal’e “Biz dindarların Kürt Sorunu ile sınavı sürüyor” başlıklı bir yazı daha gönderdi.</p><p> Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşşak, rotahaber’de bu kez Dersim tartışmalarına ilişkin hayli ilginç bir tanıklık yazısı kaleme almış.</p><p> Dersim’de yaşanan korkunç katliamları onca bilgi ve belgeden sonra hâlâ “isyan” diyerek meşrulaştırmaya çalışanlar var.</p><p> Oysa Uşşak “Emir tek kelime idi: İmha” diyor.</p><p> Neden mi?</p><p> * * *</p><p> Buyurun bu kez de “öteki mahallenin” vicdanlı kalemi Cemal Uşşak’tan okuyun:</p><p> CHP sözcülerinin, Dersim katliamı karşısında yarım ağız söyledikleri, “Orada bir isyan vardı. Ordu isyanı bastırmak için harekât yaptı. Ancak bu arada bazı aşırılıklar olmuş olabilir. Ayrıca Seyit Rıza da ‘şekavetten’ dolayı idam edildi” sözüne karşı benim de bir tanığın beyanları üzerinden söyleyeceklerim var.</p><p> Bediüzzaman Said Nursi’nin yakın talebesi, Albay Hulusi Bey (o dönemde binbaşı) hatıralarında şöyle diyor: “1938’de bizi Dersim isyanını önlemeye ve bastırmaya memur etmişlerdi. İsyan dedikleri şey de; bazı dağ köyleri o yıl vergi verememişti. Bize verilen emir tek kelime idi: İMHA. Canlı bir şey bırakmayınız; genç, ihtiyar; çocuk, kadın vs.”</p><p> Ellerini öpmekle bahtiyar olduğum, doğruluk timsali olan Albay Hulusi Yahyagil, sıradan birisi değildir ve tanıklığı çok önemlidir. İki bakımdan...</p><p> Birincisi, bölgede görev yapması; aslen Elazığlı olup, bölgenin hususiyetlerini iyi bilmesi. İkincisi, Said Nursi’nin en yakın talebesi oluşu.</p><p> Sözlerinin ağırlığını ona göre tartmak gerekiyor. İsnat edilen suç neymiş? </p><p> Vergi verememek. Haydi, başka kaynaklarda yer aldığına göre, çocuklarını askere gönderememeyi de buna ekleyelim.</p><p> Verilen ceza ise tek kelime ile imha.</p><p> Üstelik çoluk çocuk, genç, ihtiyar canlı hiçbir şey bırakmamacasına.</p><p> Bunun adı, kesinlikle “eşkıyalığı önleme” olamaz, bu doğrudan doğruya bir katliamdır.</p><p> Ucu nereye dayanırsa dayansın, emir ve talimatı kim vermiş olursa olsun, işin vahametini ortadan kaldırmaz.</p><p> Öyle sanıyorum ki, o yıllarda ülkenin başka yerlerinde de, “vergi verememe” veya “askere evladını gönderememe” durumları vardı.</p><p> Verilen cevap ise asla kitlesel değil, suçun muhatapları ile sınırlı idi.</p><p> Yani asker kaçakları takip edilip bulunur; askere alınır; vergi cezaları ise gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir; bu da yapılamıyorsa, borçlu vatandaş yol inşaatlarında çalıştırılırdı.</p><p> Ancak söz konusu Dersim olunca, bir kitlesel imhadan bahsedebiliyorsak, bunun adı asla “şekavetle mücadele” değil, dönem yöneticilerinin ifadesiyle te’dip’tir. </p><p> Bu arada Hulusi Yahyagil aldığı bu emir ve talimattan dolayı çok mustariptir. Elinin kana bulaşma ihtimali bile kendisini perişan etmiştir.</p><p> Ancak, yönetimindeki piyade birliğinin bölgeden çekilmesi ve yerini topçu birliklerinin alması sayesinde elini kana bulamamıştır.</p><p> DERSİM’İN ŞİFRESİ</p><p> Vicdanı olan hiç kimse Dersim’de olanları içine sindiremez.</p><p> Hâlâ sızlayan derin yaradır.</p><p> Cemal Uşşak’ın, “Said-i Nursi’nin yakın talebesi” referansıyla güvenirliğini ifade ettiği Albay Hulusi Bey’in anlattıkları ve özellikle “imha emri gelmişti” iddiası “dehşet” veriyor.</p><p> Ancak...</p><p> Aydınlanması gereken önemli bir soru işareti cevapsız.</p><p> Yazıyı okuduktan sonra şöyle düşündüm:</p><p> Dersim’de isyan yokmuş. Sadece birkaç dağ köyünden vergi alınamamış. Bazı köylerde askere de gidilmiyormuş. Bunun üzerine Ankara’dan İMHA emri gelmiş. Genç, ihtiyar, kadın, çocuk ayırmadan İMHA. Oysa... O tarihte Türkiye’nin başka bazı yerlerinde de hiç kuşkusuz vergi veremeyenler, askere gitmeyenler varmış ama onların şahıslarına hukuki takip yapılmış, aynı durumdaki Dersim’e ise İMHA...</p><p> Peki...</p><p> Aradaki bu fark neden?</p><p> Dersim’de her şey yolunda idiyse, birkaç dağ köylüsünden vergi alınamadı, askere gitmeyenler oldu diye Ankara neden İMHA emri verir?</p><p> İMHA emri tutunuz ki bir gerçek ama neden Dersim?</p><p> Cumhuriyet’in ve kurucularının Dersim’den bir kuyruk acısı da yok.</p><p> Tam tersine Atatürk’ün Dersim’e gönül yakınlığı vardı.</p><p> Elazığ Valisi Galip Bey, Dersim’in güçlü isimlerinden Haydar Ağa’yı “Atatürk’ü öldürmesi için para vermişti. Haydar Ağa Atatürk’ün otomobilinin önünü keserek bu parayı milli mücadelede kullanması için sunmuştu. Atatürk de Haydar Ağa’nın kardeşi Diyap Ağa’yı Dersim milletvekili yapmıştı. Onu yanında bulundururdu. Yani Dersim’e özerk bir olumsuz algılaması olamaz.”</p><p> O halde soru hâlâ cevapsız:</p><p> “Neden...”</p><p> <strong>Milliyet</strong></p><p></p><p></p><p>Risale-i Nur şakirtleri, müminlere cesaret veriyor</p><p> 02 Aralık 2011 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi</p><p> </p><p> <em>Bismillahirrahmanirrahim</em></p><p> SEKİZİNCİ REMİZ</p><p> Suâl: Bütün kıymettar kitaplar içinde Risâle-i Nur, Kur'ân'ın işaretine ve iltifâtına ve Hazret-i İmâm-ı Ali Radıyallâhü Anhın takdir ve tahsînine ve Gavs-ı Âzamın (k.s.) teveccüh ve tebşîrine vech-i ihtisâsı nedir? O iki zâtın kerâmetle Risâle-i Nur'a bu kadar kıymet ve ehemmiyet vermesinin hikmeti nedir?</p><p> Elcevap: Mâlûmdur ki, bâzı vakit olur bir dakika, bir saat ve belki bir gün, belki seneler kadar; ve bir saat, bir sene, belki bir ömür kadar netice verir ve ehemmiyetli olur. Meselâ, bir dakikada şehit olan bir adam, bir velâyet kazanır; ve soğuğun şiddetinden incimâd etmek zamanında ve düşmanın dehşet-i hücumunda bir saat nöbet, bir sene ibâdet hükmüne geçebilir. İşte aynen öyle de, Risâle-i Nur'a verilen ehemmiyet dahi, zamanın ehemmiyetinden, hem bu asrın Şeriat-ı Muhammediyeye (a.s.m.) ve şeâir-i Ahmediyeye (a.s.m.) ettiği tahribâtın dehşetinden, hem bu âhirzamanın fitnesinden eski zamandan beri bütün ümmet istiâze etmesi cihetinden, hem o fitnelerin savletinden mü'minlerin îmanlarını kurtarması noktasından Risâle-i Nur öyle bir ehemmiyet kesb etmiş ki; Kur'ân, ona kuvvetli işaretle iltifat etmiş ve Hazret-i İmâm-ı Ali Radıyallâhü Anh üç kerâmetle ona beşâret vermiş ve Gavs-ı Âzam (k.s.) kerâmetkârâne ondan haber verip, tercümanını teşcî etmiş. Evet, bu asrın dehşetine karşı taklidî olan îtikâdın istinad kal'aları sarsılmış ve uzaklaşmış ve perdelenmiş olduğundan, her mü'min, tek başıyla dalâletin cemaatle hücumuna mukâvemet ettirecek gâyet kuvvetli bir îmân-ı tahkîki lâzımdır ki dayanabilsin. Risâle-i Nur bu vazifeyi en dehşetli bir zamanda ve en lüzûmlu nâzik bir vakitte, herkesin anlayacağı bir tarzda, hakâik-ı Kur'âniye ve îmâniyenin en derin ve en gizlilerini, gâyet kuvvetli bürhanlar ile ispat ederek; <span style="color: #f00"><strong>o îmân-ı tahkîkiyi taşıyan hâlis ve sâdık şâkirtleri dahi, bulundukları kasaba ve karye ve şehirlerde, hizmet-i îmâniye îtibariyle âdetâ birer gizli kutub gibi,</strong></span> <span style="color: #00f"><strong>mü'minlerin mânevî birer nokta-i istinâdı olarak, bilinmedikleri ve görünmedikleri ve görüşülmedikleri halde,</strong></span> <span style="color: #008000"><strong>kuvve-i mâneviye-i îtikadlan cesur birer zâbit gibi, kuvvet-i mâneviyeyi ehl-i îmânın kalblerine verip, mü'minlere mânen mukâvemet ve cesâret veriyorlar. </strong></span>[Mektubat]</p><p> <em>Bediüzzaman Said Nursi</em></p><p> <u><strong>Sözlük:</strong></u></p><p> TEBŞİR : Müjdelemek.</p><p> VECH-İ İHTİSAS : İhtisas yönü</p><p> İNCİMÂD : Donma, buzlanma, katılaşmak</p><p> MUKAVEMET : Dayanma, karşı koyma, direnme, direnç.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 278552, member: 1016557"] [COLOR=red]Said Nursi'nin talebesinin ifadesi dehşet verici[/COLOR] 02 Aralık 2011 / 13:42 Cıvaoğlu, Yahyagil'in "Dersim için imha emri gelmişti" sözlerini "dehşet veriyor" şeklinde değerlendirdi [COLOR=#00f][U][B]Risale Haber-Haber Merkezi[/B][/U][/COLOR] Milliyet yazarı Güneri Cıvaoğlu, Said Nursi'nin talebesi Hulusi Yahyagil'in "Dersim için imha emri gelmişti" sözlerini "dehşet veriyor" şeklinde değerlendirdi. Önce Rota Haber'de ardından Radikal gazetesinde yayınlanan sözlere yer veren Cıvaoğlu, "Vicdanı olan hiç kimse Dersim’de olanları içine sindiremez. Hâlâ sızlayan derin yaradır. Cemal Uşşak’ın, “Said-i Nursi’nin yakın talebesi” referansıyla güvenirliğini ifade ettiği Albay Hulusi Bey’in anlattıkları ve özellikle “imha emri gelmişti” iddiası “dehşet” veriyor" dedi. Cıvaoğlu, yazısının sonunda "Ankara neden İMHA emri verir?" sorusunun cevabını aradı. Said-i Nursi talebesinden Dersim 02 Aralık 2011 Cuma 06:43 Radikal'de Eyüp Can dünkü yazısında bir “tanığın” ifadesiyle Dersim dramını yansıtıyor. Yazının bütünündeki özü korumaya özen göstererek satırlarını -bazılarını atlayarak- sunuyorum: “Olay gerçekten, iddia edildiği anlamda bir ‘isyan’ mıydı ve Seyit Rıza da bir ‘şaki’ yani eşkıya mıydı?” Geçen ay Ezgi Başaran’a verdiği söyleşide “Biz dindarlar Kürtlerin ıstırabını hissetmedik” dediği için hem PKK hem de İslami camia tarafından eleştirilmişti. Ama o geri adım atmadı. Radikal’e “Biz dindarların Kürt Sorunu ile sınavı sürüyor” başlıklı bir yazı daha gönderdi. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşşak, rotahaber’de bu kez Dersim tartışmalarına ilişkin hayli ilginç bir tanıklık yazısı kaleme almış. Dersim’de yaşanan korkunç katliamları onca bilgi ve belgeden sonra hâlâ “isyan” diyerek meşrulaştırmaya çalışanlar var. Oysa Uşşak “Emir tek kelime idi: İmha” diyor. Neden mi? * * * Buyurun bu kez de “öteki mahallenin” vicdanlı kalemi Cemal Uşşak’tan okuyun: CHP sözcülerinin, Dersim katliamı karşısında yarım ağız söyledikleri, “Orada bir isyan vardı. Ordu isyanı bastırmak için harekât yaptı. Ancak bu arada bazı aşırılıklar olmuş olabilir. Ayrıca Seyit Rıza da ‘şekavetten’ dolayı idam edildi” sözüne karşı benim de bir tanığın beyanları üzerinden söyleyeceklerim var. Bediüzzaman Said Nursi’nin yakın talebesi, Albay Hulusi Bey (o dönemde binbaşı) hatıralarında şöyle diyor: “1938’de bizi Dersim isyanını önlemeye ve bastırmaya memur etmişlerdi. İsyan dedikleri şey de; bazı dağ köyleri o yıl vergi verememişti. Bize verilen emir tek kelime idi: İMHA. Canlı bir şey bırakmayınız; genç, ihtiyar; çocuk, kadın vs.” Ellerini öpmekle bahtiyar olduğum, doğruluk timsali olan Albay Hulusi Yahyagil, sıradan birisi değildir ve tanıklığı çok önemlidir. İki bakımdan... Birincisi, bölgede görev yapması; aslen Elazığlı olup, bölgenin hususiyetlerini iyi bilmesi. İkincisi, Said Nursi’nin en yakın talebesi oluşu. Sözlerinin ağırlığını ona göre tartmak gerekiyor. İsnat edilen suç neymiş? Vergi verememek. Haydi, başka kaynaklarda yer aldığına göre, çocuklarını askere gönderememeyi de buna ekleyelim. Verilen ceza ise tek kelime ile imha. Üstelik çoluk çocuk, genç, ihtiyar canlı hiçbir şey bırakmamacasına. Bunun adı, kesinlikle “eşkıyalığı önleme” olamaz, bu doğrudan doğruya bir katliamdır. Ucu nereye dayanırsa dayansın, emir ve talimatı kim vermiş olursa olsun, işin vahametini ortadan kaldırmaz. Öyle sanıyorum ki, o yıllarda ülkenin başka yerlerinde de, “vergi verememe” veya “askere evladını gönderememe” durumları vardı. Verilen cevap ise asla kitlesel değil, suçun muhatapları ile sınırlı idi. Yani asker kaçakları takip edilip bulunur; askere alınır; vergi cezaları ise gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir; bu da yapılamıyorsa, borçlu vatandaş yol inşaatlarında çalıştırılırdı. Ancak söz konusu Dersim olunca, bir kitlesel imhadan bahsedebiliyorsak, bunun adı asla “şekavetle mücadele” değil, dönem yöneticilerinin ifadesiyle te’dip’tir. Bu arada Hulusi Yahyagil aldığı bu emir ve talimattan dolayı çok mustariptir. Elinin kana bulaşma ihtimali bile kendisini perişan etmiştir. Ancak, yönetimindeki piyade birliğinin bölgeden çekilmesi ve yerini topçu birliklerinin alması sayesinde elini kana bulamamıştır. DERSİM’İN ŞİFRESİ Vicdanı olan hiç kimse Dersim’de olanları içine sindiremez. Hâlâ sızlayan derin yaradır. Cemal Uşşak’ın, “Said-i Nursi’nin yakın talebesi” referansıyla güvenirliğini ifade ettiği Albay Hulusi Bey’in anlattıkları ve özellikle “imha emri gelmişti” iddiası “dehşet” veriyor. Ancak... Aydınlanması gereken önemli bir soru işareti cevapsız. Yazıyı okuduktan sonra şöyle düşündüm: Dersim’de isyan yokmuş. Sadece birkaç dağ köyünden vergi alınamamış. Bazı köylerde askere de gidilmiyormuş. Bunun üzerine Ankara’dan İMHA emri gelmiş. Genç, ihtiyar, kadın, çocuk ayırmadan İMHA. Oysa... O tarihte Türkiye’nin başka bazı yerlerinde de hiç kuşkusuz vergi veremeyenler, askere gitmeyenler varmış ama onların şahıslarına hukuki takip yapılmış, aynı durumdaki Dersim’e ise İMHA... Peki... Aradaki bu fark neden? Dersim’de her şey yolunda idiyse, birkaç dağ köylüsünden vergi alınamadı, askere gitmeyenler oldu diye Ankara neden İMHA emri verir? İMHA emri tutunuz ki bir gerçek ama neden Dersim? Cumhuriyet’in ve kurucularının Dersim’den bir kuyruk acısı da yok. Tam tersine Atatürk’ün Dersim’e gönül yakınlığı vardı. Elazığ Valisi Galip Bey, Dersim’in güçlü isimlerinden Haydar Ağa’yı “Atatürk’ü öldürmesi için para vermişti. Haydar Ağa Atatürk’ün otomobilinin önünü keserek bu parayı milli mücadelede kullanması için sunmuştu. Atatürk de Haydar Ağa’nın kardeşi Diyap Ağa’yı Dersim milletvekili yapmıştı. Onu yanında bulundururdu. Yani Dersim’e özerk bir olumsuz algılaması olamaz.” O halde soru hâlâ cevapsız: “Neden...” [B]Milliyet[/B] Risale-i Nur şakirtleri, müminlere cesaret veriyor 02 Aralık 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi [I]Bismillahirrahmanirrahim[/I] SEKİZİNCİ REMİZ Suâl: Bütün kıymettar kitaplar içinde Risâle-i Nur, Kur'ân'ın işaretine ve iltifâtına ve Hazret-i İmâm-ı Ali Radıyallâhü Anhın takdir ve tahsînine ve Gavs-ı Âzamın (k.s.) teveccüh ve tebşîrine vech-i ihtisâsı nedir? O iki zâtın kerâmetle Risâle-i Nur'a bu kadar kıymet ve ehemmiyet vermesinin hikmeti nedir? Elcevap: Mâlûmdur ki, bâzı vakit olur bir dakika, bir saat ve belki bir gün, belki seneler kadar; ve bir saat, bir sene, belki bir ömür kadar netice verir ve ehemmiyetli olur. Meselâ, bir dakikada şehit olan bir adam, bir velâyet kazanır; ve soğuğun şiddetinden incimâd etmek zamanında ve düşmanın dehşet-i hücumunda bir saat nöbet, bir sene ibâdet hükmüne geçebilir. İşte aynen öyle de, Risâle-i Nur'a verilen ehemmiyet dahi, zamanın ehemmiyetinden, hem bu asrın Şeriat-ı Muhammediyeye (a.s.m.) ve şeâir-i Ahmediyeye (a.s.m.) ettiği tahribâtın dehşetinden, hem bu âhirzamanın fitnesinden eski zamandan beri bütün ümmet istiâze etmesi cihetinden, hem o fitnelerin savletinden mü'minlerin îmanlarını kurtarması noktasından Risâle-i Nur öyle bir ehemmiyet kesb etmiş ki; Kur'ân, ona kuvvetli işaretle iltifat etmiş ve Hazret-i İmâm-ı Ali Radıyallâhü Anh üç kerâmetle ona beşâret vermiş ve Gavs-ı Âzam (k.s.) kerâmetkârâne ondan haber verip, tercümanını teşcî etmiş. Evet, bu asrın dehşetine karşı taklidî olan îtikâdın istinad kal'aları sarsılmış ve uzaklaşmış ve perdelenmiş olduğundan, her mü'min, tek başıyla dalâletin cemaatle hücumuna mukâvemet ettirecek gâyet kuvvetli bir îmân-ı tahkîki lâzımdır ki dayanabilsin. Risâle-i Nur bu vazifeyi en dehşetli bir zamanda ve en lüzûmlu nâzik bir vakitte, herkesin anlayacağı bir tarzda, hakâik-ı Kur'âniye ve îmâniyenin en derin ve en gizlilerini, gâyet kuvvetli bürhanlar ile ispat ederek; [COLOR=#f00][B]o îmân-ı tahkîkiyi taşıyan hâlis ve sâdık şâkirtleri dahi, bulundukları kasaba ve karye ve şehirlerde, hizmet-i îmâniye îtibariyle âdetâ birer gizli kutub gibi,[/B][/COLOR] [COLOR=#00f][B]mü'minlerin mânevî birer nokta-i istinâdı olarak, bilinmedikleri ve görünmedikleri ve görüşülmedikleri halde,[/B][/COLOR] [COLOR=#008000][B]kuvve-i mâneviye-i îtikadlan cesur birer zâbit gibi, kuvvet-i mâneviyeyi ehl-i îmânın kalblerine verip, mü'minlere mânen mukâvemet ve cesâret veriyorlar. [/B][/COLOR][Mektubat] [I]Bediüzzaman Said Nursi[/I] [U][B]Sözlük:[/B][/U] TEBŞİR : Müjdelemek. VECH-İ İHTİSAS : İhtisas yönü İNCİMÂD : Donma, buzlanma, katılaşmak MUKAVEMET : Dayanma, karşı koyma, direnme, direnç. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Mesnevİ-İ nurİye derslerİ 4.13.reŞhalar(devami) onİkİncİ reŞha(devami)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst