Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
mesneviden Aşkın Gücü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="hakka_yolcu" data-source="post: 235945" data-attributes="member: 1006633"><p><span style="color: #ff0000"><strong>Aşkın Gücü</strong></span></p><p><span style="color: #ff0000"></span></p><p><span style="color: #ff0000"></span>21.02.05 - 06:18<img src="http://hikayeler.ihya.org/rsm/dugme.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />[FONT=Verdana,arial]<span style="color: #000000"> <span style="font-size: 10px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: red"> Uzun ama güzel bir hikaye...Tavsiye ederim...Hikayeyi okurken şunları göz önüne alarak okuyun : </span></span></strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: red"> Buradaki Padişah : <span style="color: green">Ruhu</span></span></span></strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: red"> Cariye : <span style="color: green">Nefsi</span></span></span></strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: red"> Cariyeyi tedavi edemeyen hekimler : <span style="color: green">Sahte Şeyhleri</span></span></span></strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: red"> Cariyeyi tedavi eden hekim ise : <span style="color: green">Mürşid-i Kamili</span></span></span></strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: red"> Kuyumcu ise : <span style="color: green">İnsandaki heva ve heves (boş ve lüzumsuz arzular) gibi şeyleri temsil ediyor..</span></span></span></strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><strong></strong><p style="text-align: center"><img src="http://hikayeler.ihya.org/b1.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Zamanın birinde bir padişah vardı. Padişah bir gün adamlarıyla ava giderken yolda güzel bir cariye görüp ona aşık oldu.</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Onu alıp sarayına getirdi. Fakat bir müddet sonra o güzel cariye hastalandı. Günden güne eriyip tükenmeye başladı. Memleketin en iyi hekimleri cariyenin hastalığına bir çare bulamadılar. Padişah bunu görünce çok üzüldü, günlerce çareler aradı, sağa koştu, sola gitti olmadı. Sonunda bir mescide gidip el açarak dua etti, secdeye kapanarak ağladı. Cariyenin iyileşmesi için yalvardı. Bu sırada uykuya daldı. Rüyasında bir pir gördü; pir ona :</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> - "Artık üzülme duan kabul oldu. Yarın şehrinize bir yabancı gelecek o bizdendir. Onun yapacağı tedaviyle cariyen iyileşecek." dedi.</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Sabah olup güneş doğunca padişah pencereye koşup rüyasında gördüğü piri beklemeye başladı. Uzaktan onun geldiğini görünce kendisi sarayın kapısına koşarak kapıyı açıp piri içeriye aldı. Konuşup görüştükten sonra, padişah pire hastanın hastalığını anlattı. Daha sonra onu hastanın yanına götürdüler...</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Hekim önce hastanın yüzüne baktı sonra nabzını saydı. Hastalığın belirtilerini sorup sebeplerini dinledi...</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> - "Diğer hekimlerin tedavileri iyileştirmek yerine büsbütün harap etmiş hastayı." dedi. Sonra şöyle devam etti.</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> - "Onların içerden haberleri yok, onun için de hepsinin aklı fikri işin dış yüzünde." dedi.</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Hekim hastalığın ne olduğunu anlamıştı, fakat bunu padişaha söylemedi. </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Hastanın halinden inlemesinden onun gönül hastası olduğunu hemencecik anlayıverdi. Çünkü hiçbir hastalık gönül derdi gibi değildir.</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Hekim durumu anlayınca : "Padişahım, dedi. Herkesi uzaklaştır köşede bucakta kimseler kalmasın ki ben hastayla baş başa kalıp rahat rahat çalışayım, hastanın hastalığını anlayıp ona göre bir tedbir düşüneyim."</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Padişah emretti oda boşaltıldı, hastayla hekimden başka kimse kalmadı. </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Hekim yaklaşıp hastanın başucuna geldi yumuşak ve tatlı bir sesle : </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> - "Memleketin neresi, nerelisin? Bana söyle , çünkü her memleketin halkının ilacı başka başkadır. Memleketinde yakın akrabandan kimler var, kime yakınsın? diye sordu. </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Hekim elini kızın nabzına koymuştu. Hem soruyor hem de nabzını kontrol ediyordu. </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Kız yavaş yavaş hekime bütün olanları anlatıyor, başından ne geçtiyse söylüyordu. </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Hekim kızın nabzını tutmuştu ve : </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> - "Bu kız kimin adını söylediğinde eğer heyecanlanır, nabzı hızlanırsa demekki sevdiği, uğruna hasta olup yataklara düşerek mum gibi eridiği odur." diye düşünüyordu.</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Kız önce doğup büyüdüğü memleketi ve oradaki dostlarını sayıp döktü. Fakat nabzında bir değişiklik olmadı. </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Hekim : "Doğduğun yerlerden ayrılınca hangi memlekete gittin?" diye sordu. </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Bunun üzerine kız bir şehir ismi söyleyip geçti ama ne yüzünün rengi ne de nabzının atışı değişti. Daha sonra sırasıyla götürüldüğü yerleri, şehirleri , görüşüp tanıştığı insanları birer birer sayıp döktü. Lakin halinde bir değişiklik olmadı. Ta ki hekim Semerkant şehrini soruncaya kadar...</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Semerkant'ın adı geçince kızın nabzı hızlandı, yüzü ve yanakları kızardı. Çünkü o Semerkant'ta bir kuyuncuya aşıktı ve ondan ayrılmış olmanın ızdırabıyla yanıp tutuşuyordu.</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Bunu öğrenen hekim kuyumcunun Semerkant'ın hangi semtinde ve hangi mahallesinde olduğunu sorup öğrendi. Sonra kıza : </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> - "Ben senin hastalığını ve bu derdin çaresinin ne olduğunu çok iyi anladım. Fakat sen bu bana anlattıklarını sakin başkasına söyleme, hele hele padişaha hiç anlatma..." diyerek tembih etti.</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Hastanın yanından ayrılan hekim doğruca padişaha gelip durumu anlattı : "Bu kızcağızın iyileşmesi için o kuyumcuyu getirmekten başka çare yok." dedi.</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Bunu duyan padişah hekimin nasihatini canu gönülden kabul etti. Hiç zaman geçirmeden kuyumcuyu davet etmek üzere bir elçi gönderdi... Elçi Semerkand'a varınca doğruca gidip kuyumcuyu buldu. Padişahın gönderdiği hediyeleri takdim eti ve padişahın onu davet ettiğini, eğer gelirse padişahın en yakın adamlarından olacağını çok büyük ihsanlara ve iltifatlara mazhar olacağını söyleyince, kuyumcu zaman kaybetmeden yola koyulup padişahın sarayına en kısa zamanda ulaştı. </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Saraya gelen kuyumcuyu hekim alıp padişahın huzuruna götürdü. Padişah kuyumcuya iltifatlar yağdırıp ihsanlarda bulundu. Hazinesini ona teslim etti : </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Hekim bunun üzerine : "Ey padişah o cariyeyi bu kuyumcuya ver ki hastalıktan tamamen kurtulup iyileşsin." dedi... </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Padişah o ay yüzlü güzeli kendi eliyle kuyumcuya verdi, altı ay murat alıp murat verdiler. Böylece kız tamamen iyileşmiş oldu. </span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Ondan sonra hekim kuyumcuya bir ilaç hazırladı. İlacı içen kuyumcu hastalanarak günden güne çirkinleşip erimeye başladı. Eski güzelliğinden eser kalmadı.</span></span> </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"> Kuyumcu böyle günden güne eriyip çirkinleşince kızın gönlü de ondan soğudu, aşkı günden güne azaldı. Bir müddet sonra kuyumcu öldü. Ölünce de kızın aşkı tamamen sona erdi. Böylece o güzeller güzeli o aşktan ve hastalıktan arınıp tertemiz oldu...</span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: red"> Bu cihan bir dağdır, bizim yaptıklarımız ise ses, seslerin aksi yine dönüp bize gelir.</span></span></strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 10px"></span></span></p><p><span style="color: #000000"></span>[/FONT]</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="hakka_yolcu, post: 235945, member: 1006633"] [COLOR=#ff0000][B]Aşkın Gücü[/B] [/COLOR]21.02.05 - 06:18[IMG]http://hikayeler.ihya.org/rsm/dugme.gif[/IMG][FONT=Verdana,arial][COLOR=#000000] [SIZE=2][B][SIZE=2][COLOR=red] Uzun ama güzel bir hikaye...Tavsiye ederim...Hikayeyi okurken şunları göz önüne alarak okuyun : Buradaki Padişah : [COLOR=green]Ruhu[/COLOR] Cariye : [COLOR=green]Nefsi[/COLOR] Cariyeyi tedavi edemeyen hekimler : [COLOR=green]Sahte Şeyhleri[/COLOR] Cariyeyi tedavi eden hekim ise : [COLOR=green]Mürşid-i Kamili[/COLOR] Kuyumcu ise : [COLOR=green]İnsandaki heva ve heves (boş ve lüzumsuz arzular) gibi şeyleri temsil ediyor..[/COLOR][/COLOR][/SIZE] [/B][CENTER][IMG]http://hikayeler.ihya.org/b1.gif[/IMG][/CENTER] [SIZE=2][COLOR=black] Zamanın birinde bir padişah vardı. Padişah bir gün adamlarıyla ava giderken yolda güzel bir cariye görüp ona aşık oldu.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Onu alıp sarayına getirdi. Fakat bir müddet sonra o güzel cariye hastalandı. Günden güne eriyip tükenmeye başladı. Memleketin en iyi hekimleri cariyenin hastalığına bir çare bulamadılar. Padişah bunu görünce çok üzüldü, günlerce çareler aradı, sağa koştu, sola gitti olmadı. Sonunda bir mescide gidip el açarak dua etti, secdeye kapanarak ağladı. Cariyenin iyileşmesi için yalvardı. Bu sırada uykuya daldı. Rüyasında bir pir gördü; pir ona :[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] - "Artık üzülme duan kabul oldu. Yarın şehrinize bir yabancı gelecek o bizdendir. Onun yapacağı tedaviyle cariyen iyileşecek." dedi.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Sabah olup güneş doğunca padişah pencereye koşup rüyasında gördüğü piri beklemeye başladı. Uzaktan onun geldiğini görünce kendisi sarayın kapısına koşarak kapıyı açıp piri içeriye aldı. Konuşup görüştükten sonra, padişah pire hastanın hastalığını anlattı. Daha sonra onu hastanın yanına götürdüler...[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Hekim önce hastanın yüzüne baktı sonra nabzını saydı. Hastalığın belirtilerini sorup sebeplerini dinledi...[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] - "Diğer hekimlerin tedavileri iyileştirmek yerine büsbütün harap etmiş hastayı." dedi. Sonra şöyle devam etti.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] - "Onların içerden haberleri yok, onun için de hepsinin aklı fikri işin dış yüzünde." dedi.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Hekim hastalığın ne olduğunu anlamıştı, fakat bunu padişaha söylemedi. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Hastanın halinden inlemesinden onun gönül hastası olduğunu hemencecik anlayıverdi. Çünkü hiçbir hastalık gönül derdi gibi değildir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Hekim durumu anlayınca : "Padişahım, dedi. Herkesi uzaklaştır köşede bucakta kimseler kalmasın ki ben hastayla baş başa kalıp rahat rahat çalışayım, hastanın hastalığını anlayıp ona göre bir tedbir düşüneyim."[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Padişah emretti oda boşaltıldı, hastayla hekimden başka kimse kalmadı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Hekim yaklaşıp hastanın başucuna geldi yumuşak ve tatlı bir sesle : [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] - "Memleketin neresi, nerelisin? Bana söyle , çünkü her memleketin halkının ilacı başka başkadır. Memleketinde yakın akrabandan kimler var, kime yakınsın? diye sordu. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Hekim elini kızın nabzına koymuştu. Hem soruyor hem de nabzını kontrol ediyordu. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Kız yavaş yavaş hekime bütün olanları anlatıyor, başından ne geçtiyse söylüyordu. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Hekim kızın nabzını tutmuştu ve : [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] - "Bu kız kimin adını söylediğinde eğer heyecanlanır, nabzı hızlanırsa demekki sevdiği, uğruna hasta olup yataklara düşerek mum gibi eridiği odur." diye düşünüyordu.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Kız önce doğup büyüdüğü memleketi ve oradaki dostlarını sayıp döktü. Fakat nabzında bir değişiklik olmadı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Hekim : "Doğduğun yerlerden ayrılınca hangi memlekete gittin?" diye sordu. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Bunun üzerine kız bir şehir ismi söyleyip geçti ama ne yüzünün rengi ne de nabzının atışı değişti. Daha sonra sırasıyla götürüldüğü yerleri, şehirleri , görüşüp tanıştığı insanları birer birer sayıp döktü. Lakin halinde bir değişiklik olmadı. Ta ki hekim Semerkant şehrini soruncaya kadar...[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Semerkant'ın adı geçince kızın nabzı hızlandı, yüzü ve yanakları kızardı. Çünkü o Semerkant'ta bir kuyuncuya aşıktı ve ondan ayrılmış olmanın ızdırabıyla yanıp tutuşuyordu.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Bunu öğrenen hekim kuyumcunun Semerkant'ın hangi semtinde ve hangi mahallesinde olduğunu sorup öğrendi. Sonra kıza : [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] - "Ben senin hastalığını ve bu derdin çaresinin ne olduğunu çok iyi anladım. Fakat sen bu bana anlattıklarını sakin başkasına söyleme, hele hele padişaha hiç anlatma..." diyerek tembih etti.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Hastanın yanından ayrılan hekim doğruca padişaha gelip durumu anlattı : "Bu kızcağızın iyileşmesi için o kuyumcuyu getirmekten başka çare yok." dedi.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Bunu duyan padişah hekimin nasihatini canu gönülden kabul etti. Hiç zaman geçirmeden kuyumcuyu davet etmek üzere bir elçi gönderdi... Elçi Semerkand'a varınca doğruca gidip kuyumcuyu buldu. Padişahın gönderdiği hediyeleri takdim eti ve padişahın onu davet ettiğini, eğer gelirse padişahın en yakın adamlarından olacağını çok büyük ihsanlara ve iltifatlara mazhar olacağını söyleyince, kuyumcu zaman kaybetmeden yola koyulup padişahın sarayına en kısa zamanda ulaştı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Saraya gelen kuyumcuyu hekim alıp padişahın huzuruna götürdü. Padişah kuyumcuya iltifatlar yağdırıp ihsanlarda bulundu. Hazinesini ona teslim etti : [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Hekim bunun üzerine : "Ey padişah o cariyeyi bu kuyumcuya ver ki hastalıktan tamamen kurtulup iyileşsin." dedi... [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Padişah o ay yüzlü güzeli kendi eliyle kuyumcuya verdi, altı ay murat alıp murat verdiler. Böylece kız tamamen iyileşmiş oldu. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Ondan sonra hekim kuyumcuya bir ilaç hazırladı. İlacı içen kuyumcu hastalanarak günden güne çirkinleşip erimeye başladı. Eski güzelliğinden eser kalmadı.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=black] Kuyumcu böyle günden güne eriyip çirkinleşince kızın gönlü de ondan soğudu, aşkı günden güne azaldı. Bir müddet sonra kuyumcu öldü. Ölünce de kızın aşkı tamamen sona erdi. Böylece o güzeller güzeli o aşktan ve hastalıktan arınıp tertemiz oldu...[/COLOR][/SIZE] [B][SIZE=2][COLOR=red] Bu cihan bir dağdır, bizim yaptıklarımız ise ses, seslerin aksi yine dönüp bize gelir.[/COLOR][/SIZE] [/B] [/SIZE] [/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
mesneviden Aşkın Gücü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst