Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
Mesneviden Hikaleerr..Sultan Kim?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="hakka_yolcu" data-source="post: 208981" data-attributes="member: 1006633"><p><span style="font-size: 10px">Bir zamanlar, uzak diyarlardan birinde bilge bir sultan yaşardı. Her hükümdar gibi onun da etrafı onlarca yağcıyla doluydu. Sarayında hangi odaya girse iltifatların, övgülerin bini bir paraydı: </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Siz gelmiş geçmiş en kudretli sultansınız, efendim!' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Sultanım! Kimsenin, hiçbir şeyin gücü sizinkiyle boy ölçüşemez.' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Sizin kudretinizin yetemeyeceği hiçbir şey olamaz,efendim.' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Siz sultanların sultanısınız ey aziz hükümdar. Kimse size itaatsizlik etmeye cesaret edemez.' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> Dediğimiz gibi, sultan aklı başında biriydi ve bu tür aptalca sözleri duymaktan bıkmış usanmıştı. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> Bir gün deniz kenarında yürürken, her zamanki gibi kendisine övgüler yağdıran saray ahalisine ve adamlarına bir ders vermek istedi. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Benim bu dünyadaki en büyük insan olduğumu söylüyorsunuz, öyle mi?' diye sormuş adamlarına. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Sultanımız!' diye atıldı hepsi bir ağızdan. 'Sizin kadar kudretli, sizin kadar büyük hiç kimse gelmedi bu dünyaya.' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Yani herşey bana itaat eder, diyorsunuz, öyle mi?' diye devam etti sorularına sultan. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Kesinlikle efendimiz' diye karşılık verdi saraylılar. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Dünya sizin önünüzde eğilir ve size ram olur.' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Demek öyle,' dedi sultan. 'O zaman bana tahtımı getirin ve kıyıya koyun.' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Derhal sultanımız.' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> Ve tahtını hemen getirip kumların üzerine yerleştirdiler. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Denize yaklaştırın,' diye seslendi sultan. 'Tam şuraya, kumsala koyun.' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> Sonra tahtına oturdu ve önündeki denize bakmaya başladı. Biraz sonra adamlarına sordu: </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Bir dalganın gelmekte olduğunu görüyorum. Sizce ona emir versem durur mu?' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> Sultanın adamları ne diyeceklerini bilemediler. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Hayır' demeye de cesaret edemediler. Sonunda, 'Siz emredin dalga size itaat edecektir Sultanım' demek zorunda kaldılar. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Pekala' dedi Sultan da. 'Ey dalga, sana emrediyorum: </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> Dur! Deniz, sana da emrediyorum: dalgalanmayı bırak!' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> Daha sonra, sessizce bekledi sultan. O arada, küçücük bir dalga geldi, sahile vurdu. Dalga onun ayağını da ıslatmıştı. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Bu ne cüret?' diye bağırdı ayağa kalkan sultan. 'Ey deniz! Derhal geri dön! Sana önümden çekilmeni emrediyorum. Bana itaat et!' </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> O daha bunları söylerken, bu defa daha büyük bir dalga gelip ayaklarını ıslattı. Uzaklardan geçen bir gemiden dolayı olsa gerek, dalgalar büyüdükçe büyüdü. Öyle ki, sultanın tahtı suların içinde kaldı. Sadece ayakları değil, elbisesinin etekleri de ıslandı. Bütün bu olup bitenleri hayretle izleyen saraylılar, fısıltıyla sultanlarının aklını kaçırıp kaçırmadığını soruyorlardı birbirlerine. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Evet, dostlarım' dedi sultan adamlarına dönüp. 'Öyle görünüyor ki, sizin inandığınız kadar kudretli birisi değilim ben. Bakın şu küçücük dalgalara bile sözüm geçmiyor. Nerede kaldı, denizlere, dağlara, dünyaya hükmedebileyim... </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"> 'Bu size ders olsun. Bundan böyle tek bir Sultan olduğunu, sadece Onun kudretinin herşeye yeteceğini, denize onun hükmettiğini, bütün denizlerin onun kudret elinde bulunduğunu hatırlarsınız umarım. Sultan da olsam, ben Onun aciz bir kuluyum. Dolayısıyla, bana yönelttiğiniz övgülerin ve iltifatların gerçek adresi ancak O olabilir.' </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="hakka_yolcu, post: 208981, member: 1006633"] [SIZE=2]Bir zamanlar, uzak diyarlardan birinde bilge bir sultan yaşardı. Her hükümdar gibi onun da etrafı onlarca yağcıyla doluydu. Sarayında hangi odaya girse iltifatların, övgülerin bini bir paraydı: 'Siz gelmiş geçmiş en kudretli sultansınız, efendim!' 'Sultanım! Kimsenin, hiçbir şeyin gücü sizinkiyle boy ölçüşemez.' 'Sizin kudretinizin yetemeyeceği hiçbir şey olamaz,efendim.' 'Siz sultanların sultanısınız ey aziz hükümdar. Kimse size itaatsizlik etmeye cesaret edemez.' Dediğimiz gibi, sultan aklı başında biriydi ve bu tür aptalca sözleri duymaktan bıkmış usanmıştı. Bir gün deniz kenarında yürürken, her zamanki gibi kendisine övgüler yağdıran saray ahalisine ve adamlarına bir ders vermek istedi. 'Benim bu dünyadaki en büyük insan olduğumu söylüyorsunuz, öyle mi?' diye sormuş adamlarına. 'Sultanımız!' diye atıldı hepsi bir ağızdan. 'Sizin kadar kudretli, sizin kadar büyük hiç kimse gelmedi bu dünyaya.' 'Yani herşey bana itaat eder, diyorsunuz, öyle mi?' diye devam etti sorularına sultan. 'Kesinlikle efendimiz' diye karşılık verdi saraylılar. 'Dünya sizin önünüzde eğilir ve size ram olur.' 'Demek öyle,' dedi sultan. 'O zaman bana tahtımı getirin ve kıyıya koyun.' 'Derhal sultanımız.' Ve tahtını hemen getirip kumların üzerine yerleştirdiler. 'Denize yaklaştırın,' diye seslendi sultan. 'Tam şuraya, kumsala koyun.' Sonra tahtına oturdu ve önündeki denize bakmaya başladı. Biraz sonra adamlarına sordu: 'Bir dalganın gelmekte olduğunu görüyorum. Sizce ona emir versem durur mu?' Sultanın adamları ne diyeceklerini bilemediler. 'Hayır' demeye de cesaret edemediler. Sonunda, 'Siz emredin dalga size itaat edecektir Sultanım' demek zorunda kaldılar. 'Pekala' dedi Sultan da. 'Ey dalga, sana emrediyorum: Dur! Deniz, sana da emrediyorum: dalgalanmayı bırak!' Daha sonra, sessizce bekledi sultan. O arada, küçücük bir dalga geldi, sahile vurdu. Dalga onun ayağını da ıslatmıştı. 'Bu ne cüret?' diye bağırdı ayağa kalkan sultan. 'Ey deniz! Derhal geri dön! Sana önümden çekilmeni emrediyorum. Bana itaat et!' O daha bunları söylerken, bu defa daha büyük bir dalga gelip ayaklarını ıslattı. Uzaklardan geçen bir gemiden dolayı olsa gerek, dalgalar büyüdükçe büyüdü. Öyle ki, sultanın tahtı suların içinde kaldı. Sadece ayakları değil, elbisesinin etekleri de ıslandı. Bütün bu olup bitenleri hayretle izleyen saraylılar, fısıltıyla sultanlarının aklını kaçırıp kaçırmadığını soruyorlardı birbirlerine. 'Evet, dostlarım' dedi sultan adamlarına dönüp. 'Öyle görünüyor ki, sizin inandığınız kadar kudretli birisi değilim ben. Bakın şu küçücük dalgalara bile sözüm geçmiyor. Nerede kaldı, denizlere, dağlara, dünyaya hükmedebileyim... 'Bu size ders olsun. Bundan böyle tek bir Sultan olduğunu, sadece Onun kudretinin herşeye yeteceğini, denize onun hükmettiğini, bütün denizlerin onun kudret elinde bulunduğunu hatırlarsınız umarım. Sultan da olsam, ben Onun aciz bir kuluyum. Dolayısıyla, bana yönelttiğiniz övgülerin ve iltifatların gerçek adresi ancak O olabilir.' [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
Mesneviden Hikaleerr..Sultan Kim?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst