Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
Mesneviden
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="hakka_yolcu" data-source="post: 218573" data-attributes="member: 1006633"><p>Çok eski zamanlarda bir padişah vardı. En son aldığı cariyeye aşık olmuştu. Ancak, gel gelelim cariye hastalanmasın mı? Bütün hekimler seferber olup, “Kolay, hallederiz” dediler. Hiçbiri “Allah isterse” demediği için, cariye bir türlü iyileşmedi. Bilakis günden güne, hastalığı daha da arttı.</p><p>Padişah hekimlerin başarısızlıklarını görünce, ağlayarak Allah’a yalvarmaya başladı: “Yarabbim, sen varken tuttuk bir ölümlü cariyeye gönül verdik. Hastalandı, medeti senden değil, hekimlerden bekledik, bağışla beni…”</p><p>Bu yalvarma, Allah’a hoş geldi. Gece padişah uyurken, rüyasında ak sakallı bir ihtiyar göründü ve, “Yarın yanına bir garip kişi gelecek. Bu ki o bizdendir. Hastanı iyileştirecek.” dedi.</p><p>Ertesi gün, beklenen kişi gelince, padişah herkesten Önce koşup, kapıyı açtı. İzzet, ikramda bulundu. Sonra, kişi hastayı muayene etti. Anladı kî, kızın derdi, gönül derdidir. Bulmak için, kızın nabzım tutup, hayat hikâyesini anlattırmaya başladı. Niyeti, hangi isim geçtiğinde, kızın nabzının atışı artıyorsa, böylelikle sevdiği kişiyi öğrenmekti. Kız anlattı, hekim dinledi. Ta ki, kişiyi Öğrenmekti. Klz anlattı, hekim dinledi. Ta ki, Semerkand’a gelinceye kadar. Sonunda, kızın Semerkand’lı bir kuyumcuya aşık olduğunu öğrendi. Kızı muayene eden hekim, kızı bu üzüntüden kurtarmak için, kuyumcuyu bulmaya karar verdi. Yalnız, kızdan bundan sonra neşelenip gülmesini, padişaha da bir şey söylememesini tembih etti. Sonra da padişahın huzuruna çıkıp, “Kızın iyileşmesi İçin, bu kuyumcunun bulunması gerekir’ dedi.</p><p>Padişah, kuyumcuyu buldurtup, sarayına getirtti. Onu Kuyumcubaşı yaptı. Cariyeyi de kuyumcuya verdi. Aradan altı ay geçmeden, cariye sapasağlam oldu. Bu sefer, bizim hekim bir şurup yapıp kuyumcuya içirdi. Çok geçmeden kuyumcu eriyip solmaya başladı. Bu çirkin halini gören kız ondan soğudu. Bir müddet sonra da kuyumcu Öldü. Ölmeden önce de şunları söyledi: “Bu dünya bir dağa benzer. Yaptıklarımız dağa seslenmek gibidir. Sesimiz, güzel de olsa çirkin de olsa, dağa çarpıp geri dönerek, gelir bizi bulur.”</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="hakka_yolcu, post: 218573, member: 1006633"] Çok eski zamanlarda bir padişah vardı. En son aldığı cariyeye aşık olmuştu. Ancak, gel gelelim cariye hastalanmasın mı? Bütün hekimler seferber olup, “Kolay, hallederiz” dediler. Hiçbiri “Allah isterse” demediği için, cariye bir türlü iyileşmedi. Bilakis günden güne, hastalığı daha da arttı. Padişah hekimlerin başarısızlıklarını görünce, ağlayarak Allah’a yalvarmaya başladı: “Yarabbim, sen varken tuttuk bir ölümlü cariyeye gönül verdik. Hastalandı, medeti senden değil, hekimlerden bekledik, bağışla beni…” Bu yalvarma, Allah’a hoş geldi. Gece padişah uyurken, rüyasında ak sakallı bir ihtiyar göründü ve, “Yarın yanına bir garip kişi gelecek. Bu ki o bizdendir. Hastanı iyileştirecek.” dedi. Ertesi gün, beklenen kişi gelince, padişah herkesten Önce koşup, kapıyı açtı. İzzet, ikramda bulundu. Sonra, kişi hastayı muayene etti. Anladı kî, kızın derdi, gönül derdidir. Bulmak için, kızın nabzım tutup, hayat hikâyesini anlattırmaya başladı. Niyeti, hangi isim geçtiğinde, kızın nabzının atışı artıyorsa, böylelikle sevdiği kişiyi öğrenmekti. Kız anlattı, hekim dinledi. Ta ki, kişiyi Öğrenmekti. Klz anlattı, hekim dinledi. Ta ki, Semerkand’a gelinceye kadar. Sonunda, kızın Semerkand’lı bir kuyumcuya aşık olduğunu öğrendi. Kızı muayene eden hekim, kızı bu üzüntüden kurtarmak için, kuyumcuyu bulmaya karar verdi. Yalnız, kızdan bundan sonra neşelenip gülmesini, padişaha da bir şey söylememesini tembih etti. Sonra da padişahın huzuruna çıkıp, “Kızın iyileşmesi İçin, bu kuyumcunun bulunması gerekir’ dedi. Padişah, kuyumcuyu buldurtup, sarayına getirtti. Onu Kuyumcubaşı yaptı. Cariyeyi de kuyumcuya verdi. Aradan altı ay geçmeden, cariye sapasağlam oldu. Bu sefer, bizim hekim bir şurup yapıp kuyumcuya içirdi. Çok geçmeden kuyumcu eriyip solmaya başladı. Bu çirkin halini gören kız ondan soğudu. Bir müddet sonra da kuyumcu Öldü. Ölmeden önce de şunları söyledi: “Bu dünya bir dağa benzer. Yaptıklarımız dağa seslenmek gibidir. Sesimiz, güzel de olsa çirkin de olsa, dağa çarpıp geri dönerek, gelir bizi bulur.” [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
Mesneviden
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst