Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
Mevlana, bugünün semazenlerine ne derdi?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 174286" data-attributes="member: 857"><p><strong><span style="font-family: 'Arial'">Prof. Dr. Cihan Okuyucu:</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Arial'">“Sema hoyratça tüketiliyor”</span></strong></p><p> <span style="color: Red"><em><span style="font-family: 'Arial'">Semanın geçmişiyle ilgili bize neler söylersiniz?</span></em></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Sema ve semanın tarihiyle ilgili Alman Şarkiyatçı Anna Marie Shinner’in kapsamlı bir araştırması vardır. Onun söylediğine göre sema Mevlana’yla başlayan bir ritüel değil. Mesela Hz. Mevlana’dan yaklaşık üç asır önce Bağdat’ta semahaneler mevcut. Semanın dinî bakımdan konumuyla ilgili çeşitli tartışmalar yaşanmış. Kütüphanelerde gerçekten birçok risaleye rastlarsınız ki işte bazıları risale-i tecviz-i sema, sema yapmaya izin veren risale; diğer bir kısmı da semayı reddeden risalelerdir. Bu tartışmalara Gazali de katılmış. </span></p><p> </p><p> <span style="color: Red"><em><span style="font-family: 'Arial'">Peki sema neden Mevlana’yla özdeşleşmiştir? </span></em></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Çünkü ondan önce daha lokal bir konumda olan sema, Mevlana’yla beraber geniş bir kullanım alanı kazanmıştır. Mevlana’nın hayatı ikiye ayrılıyor: Şems’ten önce, Şems’ten sonra. Şems’ten önce, yani 1243 tarihinden önce Hz. Mevlana daha çok bir medrese âlimi hüviyetinde… Gerçi babası hem âlim hem mutasavvıftı. Babasından sonra Seyyit </span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Burhanettin’den manevî ders görmüştü. Yani tasavvufla iç içeydi. Ama bu dönemde daha çok onda âlim hüviyeti ön plandaydı. Baş müderristi. Ama Şems-i Tebrizî gelip onunla tanıştıktan sonra tasavvuf tarafı, ilim tarafına galebe etti. Şems, kendisi sema yapan bir kişiydi. Mevlana’yı da semaya teşvik etti. Dolayısıyla Mevlana’nın hayatında bu ikinci dönemde sema vardı. Ama bu sema günümüzdekine göre şöyle bir farklılık taşıyordu.</span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Mevlana çok hassas bir mizaca sahipti. Mesela bir defasında kuyumcu çarşısından geçerken orada Selahattin Zerkub, tezgâhın üzerinde altın döverken çekiçlerden çıkan o ritmik ses bir anda Mevlana’nın yüreğini heyecanlandırıyor ve o heyecan onda beden dili olarak sema tarzında tecelli ediyor. </span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Başka bir yerde yine sohbette, sokakta giderken veya hamamda, herhangi bir ön hazırlığı veya özel kılık-kıyafeti olmaksızın cezbe anlarında cezbenin dışa vuruşu tarzında olan spontane, tabii bir sema söz konusu idi. Onun çevresinde bulunan, sohbetinde bulunanlar da o heyecanla o cezbeye iştirak ederdi. </span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'">Fakat sema o zaman günümüzdeki gibi bir ayin, erkânı belirlenmiş, kılığı-kıyafeti olan bir biçimde değil de sadece cezbenin tezahürü tarzında tabii bir hal idi. Kendisinin vefatından sonra sema, vârisi olan halifeler tarafından şekle çevrildi. Bu çok uzun bir süreç aldı. Merhum Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlevilik’le ilgili çalışmalarında anlattığına göre, semanın günümüzde bildiğimiz törensel şeklini alması, şekillenmesi 1453 ya da 1458 yıllarına kadar geliyor. Yani o zamana kadar yeni şeyler eklene eklene bugünkü şekline kadar geldi. </span></p><p> </p><p> <span style="color: Red"><em><span style="font-family: 'Arial'">Mevlana denince neden hemen akla sema geliyor? Onun eserleri, fikirleri daha önemli değil mi?</span></em></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Elbette Mevlana denince her şeyden önce onun eserleri, fikirleri önemlidir. Sema, Mevlevî kültürü içerisinde o kadar abartılacak bir paya sahip değil. Semaya yüklenen bir takım manevî yorumlar var; işte ellerin duruş biçimi, onların ifade ettiği manalar filan gibi... Ama her halükarda Mevlana demek, onun eserleri demektir; bilhassa Mesnevî demektir. </span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Şimdi neden Mevlana denince sema akla geliyor? Çünkü görsel bir dünyada yaşıyoruz, kitabî olandan çok, göze hitap edenler daha ziyade öne çıkıyor. Bir de semanın gerçekten göze hoş gelen bir icraat biçimi de var. Bütün bu güzellikler bir araya gelince, günümüzde sıradan bir insanın Mevlana’dan anladığı şey semadan ibaret kalıyor. </span></p><p> </p><p> <span style="color: Red"><em><span style="font-family: 'Arial'">Günümüzde folklorik ve şekilsel bir hale bürünen sema ve semazenliği nasıl değerlendiriyorsunuz?</span></em></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Tarikatlarda nasıl zikir varsa sema da Mevleviler’in zikridir. Semazen, semada her dönüşte içinden “Allah” der, tekrar eder. İbadetler, ayinler, zikirler şahsî şeylerdir. Sahnede sahne malzemesi olarak kullanılmaz. Yani sema, bir zikir formu olarak gösteriş için sergilenecek, teşhir edilecek bir şey olmamalıdır. </span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Sonuçta her şeyi paraya, metaa dönüştürme eğilimi maalesef ülkemizde yaygın... Otellerin lobilerinde filan, yerli yersiz ortamlarda sema hoyratça tüketiliyor. Bu yüzden Kültür Bakanlığı güzel değerleri koruma kapsamında semayı da koruma altına alma ve her yerde icra olunmasına mani olma adına bir fikir beyan etti. Bence olumlu bir karardır. </span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">Mesela hiç ilgisi olmayan yerlere, mesela lokantalara “Mevlana Kebap” falan gibi isimlerin verilmesi herhalde bu ismin istismarı olarak değerlendirilir. Bu konuda vatandaşların duyarlı olması lazım. Duyarlı olmayan insanlar için de yaptırımlar lazım.</span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"></span><span style="color: #0033cc">Ömer Faruk Paksu</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 174286, member: 857"] [B][FONT=Arial]Prof. Dr. Cihan Okuyucu:[/FONT][/B] [B][FONT=Arial]“Sema hoyratça tüketiliyor”[/FONT][/B] [COLOR=Red][I][FONT=Arial]Semanın geçmişiyle ilgili bize neler söylersiniz?[/FONT][/I][/COLOR] [FONT=Arial] Sema ve semanın tarihiyle ilgili Alman Şarkiyatçı Anna Marie Shinner’in kapsamlı bir araştırması vardır. Onun söylediğine göre sema Mevlana’yla başlayan bir ritüel değil. Mesela Hz. Mevlana’dan yaklaşık üç asır önce Bağdat’ta semahaneler mevcut. Semanın dinî bakımdan konumuyla ilgili çeşitli tartışmalar yaşanmış. Kütüphanelerde gerçekten birçok risaleye rastlarsınız ki işte bazıları risale-i tecviz-i sema, sema yapmaya izin veren risale; diğer bir kısmı da semayı reddeden risalelerdir. Bu tartışmalara Gazali de katılmış. [/FONT] [COLOR=Red][I][FONT=Arial]Peki sema neden Mevlana’yla özdeşleşmiştir? [/FONT][/I][/COLOR] [FONT=Arial] Çünkü ondan önce daha lokal bir konumda olan sema, Mevlana’yla beraber geniş bir kullanım alanı kazanmıştır. Mevlana’nın hayatı ikiye ayrılıyor: Şems’ten önce, Şems’ten sonra. Şems’ten önce, yani 1243 tarihinden önce Hz. Mevlana daha çok bir medrese âlimi hüviyetinde… Gerçi babası hem âlim hem mutasavvıftı. Babasından sonra Seyyit Burhanettin’den manevî ders görmüştü. Yani tasavvufla iç içeydi. Ama bu dönemde daha çok onda âlim hüviyeti ön plandaydı. Baş müderristi. Ama Şems-i Tebrizî gelip onunla tanıştıktan sonra tasavvuf tarafı, ilim tarafına galebe etti. Şems, kendisi sema yapan bir kişiydi. Mevlana’yı da semaya teşvik etti. Dolayısıyla Mevlana’nın hayatında bu ikinci dönemde sema vardı. Ama bu sema günümüzdekine göre şöyle bir farklılık taşıyordu.[/FONT] [FONT=Arial] Mevlana çok hassas bir mizaca sahipti. Mesela bir defasında kuyumcu çarşısından geçerken orada Selahattin Zerkub, tezgâhın üzerinde altın döverken çekiçlerden çıkan o ritmik ses bir anda Mevlana’nın yüreğini heyecanlandırıyor ve o heyecan onda beden dili olarak sema tarzında tecelli ediyor. [/FONT] [FONT=Arial] Başka bir yerde yine sohbette, sokakta giderken veya hamamda, herhangi bir ön hazırlığı veya özel kılık-kıyafeti olmaksızın cezbe anlarında cezbenin dışa vuruşu tarzında olan spontane, tabii bir sema söz konusu idi. Onun çevresinde bulunan, sohbetinde bulunanlar da o heyecanla o cezbeye iştirak ederdi. [/FONT] [FONT=Arial]Fakat sema o zaman günümüzdeki gibi bir ayin, erkânı belirlenmiş, kılığı-kıyafeti olan bir biçimde değil de sadece cezbenin tezahürü tarzında tabii bir hal idi. Kendisinin vefatından sonra sema, vârisi olan halifeler tarafından şekle çevrildi. Bu çok uzun bir süreç aldı. Merhum Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlevilik’le ilgili çalışmalarında anlattığına göre, semanın günümüzde bildiğimiz törensel şeklini alması, şekillenmesi 1453 ya da 1458 yıllarına kadar geliyor. Yani o zamana kadar yeni şeyler eklene eklene bugünkü şekline kadar geldi. [/FONT] [COLOR=Red][I][FONT=Arial]Mevlana denince neden hemen akla sema geliyor? Onun eserleri, fikirleri daha önemli değil mi?[/FONT][/I][/COLOR] [FONT=Arial] Elbette Mevlana denince her şeyden önce onun eserleri, fikirleri önemlidir. Sema, Mevlevî kültürü içerisinde o kadar abartılacak bir paya sahip değil. Semaya yüklenen bir takım manevî yorumlar var; işte ellerin duruş biçimi, onların ifade ettiği manalar filan gibi... Ama her halükarda Mevlana demek, onun eserleri demektir; bilhassa Mesnevî demektir. [/FONT] [FONT=Arial] Şimdi neden Mevlana denince sema akla geliyor? Çünkü görsel bir dünyada yaşıyoruz, kitabî olandan çok, göze hitap edenler daha ziyade öne çıkıyor. Bir de semanın gerçekten göze hoş gelen bir icraat biçimi de var. Bütün bu güzellikler bir araya gelince, günümüzde sıradan bir insanın Mevlana’dan anladığı şey semadan ibaret kalıyor. [/FONT] [COLOR=Red][I][FONT=Arial]Günümüzde folklorik ve şekilsel bir hale bürünen sema ve semazenliği nasıl değerlendiriyorsunuz?[/FONT][/I][/COLOR] [FONT=Arial] Tarikatlarda nasıl zikir varsa sema da Mevleviler’in zikridir. Semazen, semada her dönüşte içinden “Allah” der, tekrar eder. İbadetler, ayinler, zikirler şahsî şeylerdir. Sahnede sahne malzemesi olarak kullanılmaz. Yani sema, bir zikir formu olarak gösteriş için sergilenecek, teşhir edilecek bir şey olmamalıdır. [/FONT] [FONT=Arial] Sonuçta her şeyi paraya, metaa dönüştürme eğilimi maalesef ülkemizde yaygın... Otellerin lobilerinde filan, yerli yersiz ortamlarda sema hoyratça tüketiliyor. Bu yüzden Kültür Bakanlığı güzel değerleri koruma kapsamında semayı da koruma altına alma ve her yerde icra olunmasına mani olma adına bir fikir beyan etti. Bence olumlu bir karardır. Mesela hiç ilgisi olmayan yerlere, mesela lokantalara “Mevlana Kebap” falan gibi isimlerin verilmesi herhalde bu ismin istismarı olarak değerlendirilir. Bu konuda vatandaşların duyarlı olması lazım. Duyarlı olmayan insanlar için de yaptırımlar lazım. [/FONT][COLOR=#0033cc]Ömer Faruk Paksu[/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
Mevlana, bugünün semazenlerine ne derdi?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst