Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İtirazlar
'milletimin imanını selamette görürsem'
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mapavri78" data-source="post: 307279" data-attributes="member: 1022288"><p>İslamın kaynakları olan ayet ve hadis haricindeki icma ve kıyası yok saymış değilim ,Peygamber Efendimizin(s.a.v)den sonraki alim ve evliyaların düşüncelerinide yok saymadım.Bir önceki yazımda Peygamber Efendimizin(s.a.v)sünnetinde olan ,ayet ve hadislerle çelişmeyen her alim örneğimdir,kaynağımdır demiştim ayrıca icma ile ittifak sağlanmış kıyasla kabul görmüş bir konunun ayet ve hadise ters düşme durumu olmayacağından(Allah'ın izniyle) onları zikretmedim ama bundan icmayı kıyası yok saydığım anlamı çıkmamalı.Bu benim haddime değil.Bir çok alimin ittifak ettiği bir konuda tersini söylemek bana düşmez onu yapan bir çok prof. var zaten.Peki siz bu sözün icma ve kıyasla İslam'a uygun olduğunu nasıl çıkarmış bulunuyorsunuz?Benim yok saydığımı iddia ettiğiniz kaynakları yok saymadığımı ve ortaya koymanız halinde kabulum olduğunu bildiririm.</p><p></p><p></p><p></p><p>Ebu Bekir (r.a) atfen söylediğiniz:</p><p>"Cehennemde vücûdum o kadar büyüsün ki, ehl-i imana yer kalmasın." sözü birçok yerde isnadı ve sağlam bir kaynağı olmadığı söyleniyor ,biz avamında kafası iyice karıştı kime nasıl inanacaksın bilemiyoruz.Ayet ve hadisleri kafama göre ahirine ve evveline bakmadan kullandığımı iddia etmiş ve tenkitte bulunmuştunuz ama neyapalım ayetten ve hadislerin sahih olanlarından daha sağlam hangi kaynak olabilir .Allah-u Teala'da bize akıl fikir vermiş olduğundan dolayı Allah'ın sözüne bakarak kendi içimde bir sonuca vardım.</p><p> Apaçık Kitab'a andolsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık.Zuhrüf Süresi 2-3</p><p>Tabi Arapça bilmediğimden dolayı alimlerin yapmış oldukları meallere ve tefsirlere bakarak(hataları varsa Allah onlarıda onlara uyanlarıda affetsin)karar verdim.</p><p></p><p></p><p>"Sizi alev saçan ateşe karşı uyardım. Ona, hakkı yalanlayan ve ondan yüz çeviren şakilerden başkası girmez. Malını verip temizlenen, en müttakî olan kimse ise, o ateşten uzaklaştırılacaktır. Onun malını vermesi ise, yanındaki başkasına ait bir nimete karşılık olmak üzere değil, fakat yüce Rabbinin rızasını kazanmak içindir. Ve elbette o rızaya erecektir."Leyl Süresi 14-21</p><p> Elmalılı, bu ayetlerin Hz. Ebu Bekir (r.a.) hakkında nazil olduğunu belirtir . Suyutî, Leyl suresi 17. ve 18. ayetlerin icmaen Ebu Bekir Sıddık hakkında indiğini söyler.</p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><strong>[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif] Yemin olsun ki, o muhakkak hoşnut olacaktır. kelimesinin başındaki yemin veya başlangıç için; olayın gelecekte gerçekleşeceğini bildirmek içindir. "hoşnut olacak" fiilinin fail zamiri, "takvalı kişi"yi de "Rabb"i de gösterebilir. Çokları bu zamirin "takvalı kişi"nin yerini tuttuğunu daha açık görmüşler, "o takvalı kişi Rabb'inden hoşnut olacak" demişlerdir ki, Rabb'inin aradığı rızasını bulup razı oluncaya kadar nimet ve ihsanına erecektir demek olur. İmam Razî, bu zamirin "Rab" kelimesinin yerini tutmasının daha yakın ve daha beliğ olduğunu, çünkü kul için yüce Allah'ın rızasının kulun kendi rızasından daha mükemmel olduğunu söylemiştir ki, Rabb'i de ondan razı olacak, rızasına erdirip onu razı ettiği kullarından kılacaktır. Yüce Rabb'inin rızasını arayan o en takvalı kul da daha önce Rabb'inden razı olduğu gibi aradığı rızaya erip aynı zamanda kendisinden de razı olunan bir kul olarak vasfı gerçekleşecektir demek olur. "Allah'ın rızası hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur." (Tevbe, 9/72) [/FONT]</strong></span> </p><p><span style="font-size: 10px"><strong>[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Hakim, sahih diye Amir b. Abdillah b. Zübeyr'den, babasından rivayet etmiş, demiştir ki: Ebu Kuhafe, oğlu Hz. Ebubekir'e: Görüyorum ki, birtakım zayıf köleleri azat edip duruyorsun. Madem ki bunu yaptın, bari kuvvet olacak ve önünde duracak birtakım yiğit adamlar azat etseydin." demişti. O da: Babacığım, "Ben ancak murat ettiğimi istiyorum." dedi. Bunun üzerine "Malını Allah yolunda verip takva yolunu tutana gelince..." âyetinden "Onda hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti yoktur." âyetine kadar olan âyetler indi. [/FONT]</strong></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><strong>[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]İbnü Cerir der ki: [/FONT]</strong></span><span style="font-size: 10px"><strong>[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Hakkında eser bulunanların en sahihi şudur: [/FONT]</strong></span><span style="font-size: 10px"><strong>[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Demişlerdir ki: Bu Ebubekir (r.a.) azat ettiklerini azat etmesi sebebiyle onun hakkında indi. Bana Muhammed b. İbrahim Enmati anlattı. Ona da Harun b. Maruf, Bişr b. Seri, Mus'ab b. Sabit ve Amir b. Abdillah kanalıyla gelmiş. Amir demiş ki: Bana babamın anlattığına göre, âyeti Hz. Ebubekir es-Sıddık hakkında indi. [/FONT]</strong></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><strong>[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bana Abdu'l-A'lâ anlattı. Ona da Ma'mer'den rivayet ederek Sevr anlatmış. Ma'mer demiş ki: Bana Saîd, Katade'den naklederek şöyle haber verdi: âyeti Ebubekir es-Sıddık (r.a.) hakkında indi. Bazı insanları kendilerinden ne bir karşılık ne de teşekkür beklemeden azat etmişti.[/FONT]</strong></span><span style="font-size: 10px"><strong>[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif] Bunlar altı yahut yedi kişi kadar idi ki Bilal ve Amir b. Füheyre bunlardandı. [/FONT]</strong></span> </p><p><span style="font-size: 10px"><strong>[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]İbnü Ebi Hatim, Ebu'ş-Şeyh ve İbn Asakir İbnü Mes'ud'un şöyle rivayet ettiğini tesbit etmişlerdir: Hz. Ebubekir Bilal'i, Ümeyy b. Halef'ten bir hırka ile dörtyüz dirheme satın alıp azat etti. Yüce Allah da âyetlerini indirdi. Allah onlardan, onlar da Allah'tan razı oldu. </strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><strong>Ebu Bekir(r.a)'ın ateşten uzak kalacağı ayetle sabit olmuş olmuyormu?</strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong>Diyeceksiniz bu bir dua idi ve Allah-u Teala bu duayı kabul etmedi peki Ebu Bekir(r.a) cehenneme kimlerin ne sebeplerle gireceği ayetle sabitken neden cehenneme girmek için dua etmiştir?Açık saklı herşeyi bilen Allah-u Teala Ebu Bekir(r.a) kulununda kalbini bilirken ve Ebu Bekir(r.a)ında Rabbinin onun kalbini bileceğini bilirken kalbinden geçenle dilinden dökülen farklı olmayacaktır.</strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong>SİZLERİ SEVİYOR VE ALLAH'A EMANET OLUN DİYORUM.</strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong>[/FONT]</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mapavri78, post: 307279, member: 1022288"] İslamın kaynakları olan ayet ve hadis haricindeki icma ve kıyası yok saymış değilim ,Peygamber Efendimizin(s.a.v)den sonraki alim ve evliyaların düşüncelerinide yok saymadım.Bir önceki yazımda Peygamber Efendimizin(s.a.v)sünnetinde olan ,ayet ve hadislerle çelişmeyen her alim örneğimdir,kaynağımdır demiştim ayrıca icma ile ittifak sağlanmış kıyasla kabul görmüş bir konunun ayet ve hadise ters düşme durumu olmayacağından(Allah'ın izniyle) onları zikretmedim ama bundan icmayı kıyası yok saydığım anlamı çıkmamalı.Bu benim haddime değil.Bir çok alimin ittifak ettiği bir konuda tersini söylemek bana düşmez onu yapan bir çok prof. var zaten.Peki siz bu sözün icma ve kıyasla İslam'a uygun olduğunu nasıl çıkarmış bulunuyorsunuz?Benim yok saydığımı iddia ettiğiniz kaynakları yok saymadığımı ve ortaya koymanız halinde kabulum olduğunu bildiririm. Ebu Bekir (r.a) atfen söylediğiniz: "Cehennemde vücûdum o kadar büyüsün ki, ehl-i imana yer kalmasın." sözü birçok yerde isnadı ve sağlam bir kaynağı olmadığı söyleniyor ,biz avamında kafası iyice karıştı kime nasıl inanacaksın bilemiyoruz.Ayet ve hadisleri kafama göre ahirine ve evveline bakmadan kullandığımı iddia etmiş ve tenkitte bulunmuştunuz ama neyapalım ayetten ve hadislerin sahih olanlarından daha sağlam hangi kaynak olabilir .Allah-u Teala'da bize akıl fikir vermiş olduğundan dolayı Allah'ın sözüne bakarak kendi içimde bir sonuca vardım. Apaçık Kitab'a andolsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık.Zuhrüf Süresi 2-3 Tabi Arapça bilmediğimden dolayı alimlerin yapmış oldukları meallere ve tefsirlere bakarak(hataları varsa Allah onlarıda onlara uyanlarıda affetsin)karar verdim. "Sizi alev saçan ateşe karşı uyardım. Ona, hakkı yalanlayan ve ondan yüz çeviren şakilerden başkası girmez. Malını verip temizlenen, en müttakî olan kimse ise, o ateşten uzaklaştırılacaktır. Onun malını vermesi ise, yanındaki başkasına ait bir nimete karşılık olmak üzere değil, fakat yüce Rabbinin rızasını kazanmak içindir. Ve elbette o rızaya erecektir."Leyl Süresi 14-21 Elmalılı, bu ayetlerin Hz. Ebu Bekir (r.a.) hakkında nazil olduğunu belirtir . Suyutî, Leyl suresi 17. ve 18. ayetlerin icmaen Ebu Bekir Sıddık hakkında indiğini söyler. [SIZE=2][B][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif] Yemin olsun ki, o muhakkak hoşnut olacaktır. kelimesinin başındaki yemin veya başlangıç için; olayın gelecekte gerçekleşeceğini bildirmek içindir. "hoşnut olacak" fiilinin fail zamiri, "takvalı kişi"yi de "Rabb"i de gösterebilir. Çokları bu zamirin "takvalı kişi"nin yerini tuttuğunu daha açık görmüşler, "o takvalı kişi Rabb'inden hoşnut olacak" demişlerdir ki, Rabb'inin aradığı rızasını bulup razı oluncaya kadar nimet ve ihsanına erecektir demek olur. İmam Razî, bu zamirin "Rab" kelimesinin yerini tutmasının daha yakın ve daha beliğ olduğunu, çünkü kul için yüce Allah'ın rızasının kulun kendi rızasından daha mükemmel olduğunu söylemiştir ki, Rabb'i de ondan razı olacak, rızasına erdirip onu razı ettiği kullarından kılacaktır. Yüce Rabb'inin rızasını arayan o en takvalı kul da daha önce Rabb'inden razı olduğu gibi aradığı rızaya erip aynı zamanda kendisinden de razı olunan bir kul olarak vasfı gerçekleşecektir demek olur. "Allah'ın rızası hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur." (Tevbe, 9/72) [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Hakim, sahih diye Amir b. Abdillah b. Zübeyr'den, babasından rivayet etmiş, demiştir ki: Ebu Kuhafe, oğlu Hz. Ebubekir'e: Görüyorum ki, birtakım zayıf köleleri azat edip duruyorsun. Madem ki bunu yaptın, bari kuvvet olacak ve önünde duracak birtakım yiğit adamlar azat etseydin." demişti. O da: Babacığım, "Ben ancak murat ettiğimi istiyorum." dedi. Bunun üzerine "Malını Allah yolunda verip takva yolunu tutana gelince..." âyetinden "Onda hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti yoktur." âyetine kadar olan âyetler indi. [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]İbnü Cerir der ki: [/FONT][/B][/SIZE][SIZE=2][B][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Hakkında eser bulunanların en sahihi şudur: [/FONT][/B][/SIZE][SIZE=2][B][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Demişlerdir ki: Bu Ebubekir (r.a.) azat ettiklerini azat etmesi sebebiyle onun hakkında indi. Bana Muhammed b. İbrahim Enmati anlattı. Ona da Harun b. Maruf, Bişr b. Seri, Mus'ab b. Sabit ve Amir b. Abdillah kanalıyla gelmiş. Amir demiş ki: Bana babamın anlattığına göre, âyeti Hz. Ebubekir es-Sıddık hakkında indi. [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bana Abdu'l-A'lâ anlattı. Ona da Ma'mer'den rivayet ederek Sevr anlatmış. Ma'mer demiş ki: Bana Saîd, Katade'den naklederek şöyle haber verdi: âyeti Ebubekir es-Sıddık (r.a.) hakkında indi. Bazı insanları kendilerinden ne bir karşılık ne de teşekkür beklemeden azat etmişti.[/FONT][/B][/SIZE][SIZE=2][B][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif] Bunlar altı yahut yedi kişi kadar idi ki Bilal ve Amir b. Füheyre bunlardandı. [/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=2][B][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]İbnü Ebi Hatim, Ebu'ş-Şeyh ve İbn Asakir İbnü Mes'ud'un şöyle rivayet ettiğini tesbit etmişlerdir: Hz. Ebubekir Bilal'i, Ümeyy b. Halef'ten bir hırka ile dörtyüz dirheme satın alıp azat etti. Yüce Allah da âyetlerini indirdi. Allah onlardan, onlar da Allah'tan razı oldu. Ebu Bekir(r.a)'ın ateşten uzak kalacağı ayetle sabit olmuş olmuyormu? Diyeceksiniz bu bir dua idi ve Allah-u Teala bu duayı kabul etmedi peki Ebu Bekir(r.a) cehenneme kimlerin ne sebeplerle gireceği ayetle sabitken neden cehenneme girmek için dua etmiştir?Açık saklı herşeyi bilen Allah-u Teala Ebu Bekir(r.a) kulununda kalbini bilirken ve Ebu Bekir(r.a)ında Rabbinin onun kalbini bileceğini bilirken kalbinden geçenle dilinden dökülen farklı olmayacaktır. SİZLERİ SEVİYOR VE ALLAH'A EMANET OLUN DİYORUM. [/FONT][/B][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İtirazlar
'milletimin imanını selamette görürsem'
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst