topraktoprak
Talebe
Belki, biraz hoş karşılanmayacak ama halkın deyimiyle bir ifade vardır. “Bas müminin kuyruğuna, bak münafık nerden çıkar” diye. İsterseniz bu atasözünü biraz törpüleyelim ve yumuşatalım. Kuyruk sözüne damar, münafık kelimesine de ikiyüzlü sözcüklerini yerleştirelim. Damarına basılan bir mümin, yani tahrik olması veya kızdırılması halindeki söz ve davranışları ile kendisini hemen ele verecektir.
Kişinin damarı; nefs ve şehveti, mevki ve makamı, maddi menfaatleridir. Test edildiğinde görülecektir ki, damarına basılmadan önce ve sonrasında bir değişiklik hissedilmiyor ve olumsuz tepkilere şahit olunmuyorsa karekteri sağlam, direnci kuvvetli demektir. Yani ahlakı düzgün, itimat edilir bir kişiliğe sahiptir. Doğal olarak, Cenab’ı Allah, amirler, işverenler ve diğer insanlar da birbirlerini sınavdan geçirirler.
Damarına basılan mümin dinini birinci sırada tutabiliyor ve güzel ahlakı da muhafaza edebiliyorsa ortada yanlış herhangi bir durum yok demektir. Madalyanın öbür yüzünde ise çıkar, rant, mevki, makam ve nefsani tatminlik varsa, şahsiyetini ayaklar altına alır, ağzından çıkanı kulağı dahi duymaz, çılgına döner ve ne yaptığını bilemez, çevresine karşı saldırganlaşır, artık gözüne din dahil, hiçbir şey görünmez.
MÜMİNİ TANIMA YOLLARI
Bir toplulukta sözü edilen kişiyi tanıdığını ileri süren zata Hz. Ömer (ra)’ “ Sen onunla, yolculuk yaptın mı? Beraberliğin var mı? Aranızda bir alış-veriş oldu mu?” Sorularının üçünü de yöneltip hayır cevabı alınca – “Sen o kişiyi tanıyamıyorsun.” demiştir. Gökyüzü yıldızlarına benzetilen sahabelerin sözlerine elbette itibar edenler kazançlı çıkarlar.
Sağlığında Cennetlikle müjdelenmiş ve o anda da devlet başkanlığı yapan bir kişinin, müminde ibadet etme (abid) vasıflarının bulunup bulunmadığına değil de güzel ahlaklı olup, olmadığına dikkati çekmiştir. Çünkü; Örnek modelimiz (sav) de ”Ben güzel ahlakı, tamamlamak üzere gönderildim.” Buyurmuştu.
Bir müminin; hacılığı, hocalığı, ağzı Kur’an’lı, hafızlığı, din görevlisi, şeyh efendi, imam-hatipli, ilahiyatçı, sakallı, cübbeli, tesettürlü, çarşaflı, abdestli-namazlı oluşu sizi yanıltıp da aldatmasın. Güzel ahlaklı olması asıldır. Bazen öyle olur ki, din dışı bir insan dahi kaliteli ahlaka haiz olabilir. Örnek Modelimiz (sav)’in bütün dost ve düşmanları “Muhammed’ül emin” (adil, doğru, dürüst, güvenilir) olarak görmeleri çok dikkat çekicidir.
GÖZLEMLEYİN ve ALDANMAYIN
Bir mümine verdiğiniz güzel borcu (karz’ı hasen) vaktinde alabiliyor musunuz? Size verdiği sözü (ahde vefa) zamanında yerine getiriyor mu? Şaka ile dahi olsa yalan söylüyor mu? Gizli hayatınız onun merakını (tecessüs) celb ediyor mu? Verdiğiniz sırları saklamasını biliyor mu? Tanıdıklar arasında laf getirip götürüyor (koğucu) mu? Kibirli, öfkeli, kinci tutum ve davranışları var mı? Damarına basınca, çuvaldakileri ters yüz ediyor mu?
Efendimiz (sav)’in “Mümin bir delikten iki defa ısırılmaz.” Sözüne istinaden bize münafıkların alametlerinden bahsetmesi manidardır. Bu tanımalar daha ziyade bir emanetin tevdi edilmesinde, bir görevin verilmesinde önem arz etmektedir. “Aldatan bizden değildir.” Hadis’i Şerif’i kalblerimizi ürpertmeli, beynimizi de zonklatmalıdır. Faydasız ilimden ve nefsimize uymaktan Allah’a (cc) sığınmalıdır.
KUR’AN AHLAKINDAN KESİTLER ( Ahseni Takvim )
(*)- "Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi..." (Ali İmran Suresi, 159)
(*)- "Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlardan bağışlama ile geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever." (Al-i İmran Suresi, 134)
(*)- "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır, onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz Rabbin yolundan sapanı ve hidayete ereni de bilendir." (Nahl Suresi, 125)
(*)- "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp -düşünür veya içi titrer- korkar." (Taha Suresi, 43-44)
(*)- "İşte onlar; sabretmeleri dolayısıyla ecirleri iki defa verilir ve onlar kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler." (Kasas Suresi, 54)
DOSTUNU SÖYLER MİSİN ?
İmam’ı Azam (rha) üstadı, Caferi Sadık (ks)’un şöyle bir tavsiyesi vardır; beş grup insanla dostluk kurmayın, mesafeli davranın, temkinli olun ve dikkat edin.
1)- Yalancı: Seni sevmez, güvenilmez ve vefasızdır. Hep seni yanıltır ve aldatır.
2)- Ahmak: Aklını tam kullanamadığından, iyilik yapayım derken kötülük eder.
3)- Cimri: Seni bir kuruşa satar. Menfaati uğruna yanından çeker gider ve tek başına bırakır.
4)- Korkak: İhtiyaç duyduğun bir anda bahane üreterek yanından kaçar.
5)- Fasık: Seni kendine benzetmeye çalışır. Haramlara ve günah işlemeye teşvik eder.
Ayrıca, bu beş kişiye cahil ve tembel olanları da ekleyenler olmuştur. Demek ki, “Dostunu söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim.” diye boşa söylememişler. Eski Adana Valisi Ziya Paşa da “Kişinin aynası işidir, lafına bakılmaz.” Demişti.
BİR KEMİK AT DA GÖR ! ( Esfele Safilin )
Mevlânâ Hazretleri, talebelerinden biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. Yanındaki talebesi:
--- Ne güzel bir kardeşlik örneği, keşke insanlar da bunlardan ibret alabilseler, der.
Mevlânâ Hazretleri, tebessüm ederek karşılık verir.
--- Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.
Hamd olsun, alemlerin Rabb’ı olan Cenab’ı Allaha
Alıntı Mehmet Ali Biçer
Kişinin damarı; nefs ve şehveti, mevki ve makamı, maddi menfaatleridir. Test edildiğinde görülecektir ki, damarına basılmadan önce ve sonrasında bir değişiklik hissedilmiyor ve olumsuz tepkilere şahit olunmuyorsa karekteri sağlam, direnci kuvvetli demektir. Yani ahlakı düzgün, itimat edilir bir kişiliğe sahiptir. Doğal olarak, Cenab’ı Allah, amirler, işverenler ve diğer insanlar da birbirlerini sınavdan geçirirler.
Damarına basılan mümin dinini birinci sırada tutabiliyor ve güzel ahlakı da muhafaza edebiliyorsa ortada yanlış herhangi bir durum yok demektir. Madalyanın öbür yüzünde ise çıkar, rant, mevki, makam ve nefsani tatminlik varsa, şahsiyetini ayaklar altına alır, ağzından çıkanı kulağı dahi duymaz, çılgına döner ve ne yaptığını bilemez, çevresine karşı saldırganlaşır, artık gözüne din dahil, hiçbir şey görünmez.
MÜMİNİ TANIMA YOLLARI
Bir toplulukta sözü edilen kişiyi tanıdığını ileri süren zata Hz. Ömer (ra)’ “ Sen onunla, yolculuk yaptın mı? Beraberliğin var mı? Aranızda bir alış-veriş oldu mu?” Sorularının üçünü de yöneltip hayır cevabı alınca – “Sen o kişiyi tanıyamıyorsun.” demiştir. Gökyüzü yıldızlarına benzetilen sahabelerin sözlerine elbette itibar edenler kazançlı çıkarlar.
Sağlığında Cennetlikle müjdelenmiş ve o anda da devlet başkanlığı yapan bir kişinin, müminde ibadet etme (abid) vasıflarının bulunup bulunmadığına değil de güzel ahlaklı olup, olmadığına dikkati çekmiştir. Çünkü; Örnek modelimiz (sav) de ”Ben güzel ahlakı, tamamlamak üzere gönderildim.” Buyurmuştu.
Bir müminin; hacılığı, hocalığı, ağzı Kur’an’lı, hafızlığı, din görevlisi, şeyh efendi, imam-hatipli, ilahiyatçı, sakallı, cübbeli, tesettürlü, çarşaflı, abdestli-namazlı oluşu sizi yanıltıp da aldatmasın. Güzel ahlaklı olması asıldır. Bazen öyle olur ki, din dışı bir insan dahi kaliteli ahlaka haiz olabilir. Örnek Modelimiz (sav)’in bütün dost ve düşmanları “Muhammed’ül emin” (adil, doğru, dürüst, güvenilir) olarak görmeleri çok dikkat çekicidir.
GÖZLEMLEYİN ve ALDANMAYIN
Bir mümine verdiğiniz güzel borcu (karz’ı hasen) vaktinde alabiliyor musunuz? Size verdiği sözü (ahde vefa) zamanında yerine getiriyor mu? Şaka ile dahi olsa yalan söylüyor mu? Gizli hayatınız onun merakını (tecessüs) celb ediyor mu? Verdiğiniz sırları saklamasını biliyor mu? Tanıdıklar arasında laf getirip götürüyor (koğucu) mu? Kibirli, öfkeli, kinci tutum ve davranışları var mı? Damarına basınca, çuvaldakileri ters yüz ediyor mu?
Efendimiz (sav)’in “Mümin bir delikten iki defa ısırılmaz.” Sözüne istinaden bize münafıkların alametlerinden bahsetmesi manidardır. Bu tanımalar daha ziyade bir emanetin tevdi edilmesinde, bir görevin verilmesinde önem arz etmektedir. “Aldatan bizden değildir.” Hadis’i Şerif’i kalblerimizi ürpertmeli, beynimizi de zonklatmalıdır. Faydasız ilimden ve nefsimize uymaktan Allah’a (cc) sığınmalıdır.
KUR’AN AHLAKINDAN KESİTLER ( Ahseni Takvim )
(*)- "Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi..." (Ali İmran Suresi, 159)
(*)- "Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlardan bağışlama ile geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever." (Al-i İmran Suresi, 134)
(*)- "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır, onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz Rabbin yolundan sapanı ve hidayete ereni de bilendir." (Nahl Suresi, 125)
(*)- "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp -düşünür veya içi titrer- korkar." (Taha Suresi, 43-44)
(*)- "İşte onlar; sabretmeleri dolayısıyla ecirleri iki defa verilir ve onlar kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler." (Kasas Suresi, 54)
DOSTUNU SÖYLER MİSİN ?
İmam’ı Azam (rha) üstadı, Caferi Sadık (ks)’un şöyle bir tavsiyesi vardır; beş grup insanla dostluk kurmayın, mesafeli davranın, temkinli olun ve dikkat edin.
1)- Yalancı: Seni sevmez, güvenilmez ve vefasızdır. Hep seni yanıltır ve aldatır.
2)- Ahmak: Aklını tam kullanamadığından, iyilik yapayım derken kötülük eder.
3)- Cimri: Seni bir kuruşa satar. Menfaati uğruna yanından çeker gider ve tek başına bırakır.
4)- Korkak: İhtiyaç duyduğun bir anda bahane üreterek yanından kaçar.
5)- Fasık: Seni kendine benzetmeye çalışır. Haramlara ve günah işlemeye teşvik eder.
Ayrıca, bu beş kişiye cahil ve tembel olanları da ekleyenler olmuştur. Demek ki, “Dostunu söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim.” diye boşa söylememişler. Eski Adana Valisi Ziya Paşa da “Kişinin aynası işidir, lafına bakılmaz.” Demişti.
BİR KEMİK AT DA GÖR ! ( Esfele Safilin )
Mevlânâ Hazretleri, talebelerinden biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. Yanındaki talebesi:
--- Ne güzel bir kardeşlik örneği, keşke insanlar da bunlardan ibret alabilseler, der.
Mevlânâ Hazretleri, tebessüm ederek karşılık verir.
--- Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.
Hamd olsun, alemlerin Rabb’ı olan Cenab’ı Allaha
Alıntı Mehmet Ali Biçer