Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Muhabbetullah nedir? İnsan, kime, ne ölçüde muhabbet edecektir?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Elif_Gibi" data-source="post: 110728" data-attributes="member: 6253"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Muhabbetullah, Allah-ü Teâlâ’nın kemâl ve cemâlini idrak ve takdir oranında kalpte oluşan ilâhî bir nurdur. Bu muhabbet ile insan ruhu, kederlerden ve hüzünlerden kurtulur. Safî neşe ve huzura kavuşur. İnsan ruhunu erdeme ulaştıran sebeplerin en sağlamı, Allah sevgisidir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Cenâb-ı Hak, insanın kalbine sonsuz bir muhabbet kabiliyeti yerleştirmiştir. Bu sonsuz muhabbet, ancak zât ve sıfatlarıyla sonsuz kemâlde bulunan Allah içindir. Yâni, insana lütfedilen bu sevgi kabiliyeti Allah’ı sevmek içindir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İnsan bir şeyi ya ondaki kemâl, yahut ondan aldığı lezzet ve gördüğü menfaat için sever. Meselâ, bir Müslüman peygamberleri, evliyaları, irfan ve fazilet sahibi zâtları, onlardaki “kemalât-olgunluk-erdem” için sever. Kendisine ihsan eden kimseleri, onlardan gördüğü lütuf ve ikramları için sever. Yediği yemek ve meyveleri ise lezzetleri için sever. İnsan, aklen ve vicdanen bilir ki, kemâllerini takdir ettiği, ihsanlarından memnun olduğu ve lezzet aldığı bütün bu varlıklar Allah’ındır. Hepsini O yaratmıştır. Bunlarda tecelli eden bütün kemâl, cemâl ve ihsanlar, hep Ondan gelmektedir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Öyleyse, insan kendindeki bu nihayetsiz muhabbet kabiliyetini, evvela ve bizzat Allah’a verecek, diğer bütün muhabbete lâyık zâtları, nimetleri ve ihsanları da Allah için sevecektir. Bozulmamış her akıl ve vicdan, bu hakikati kabul eder. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Buna binâen, biz Müslümanlar, başta Peygamberimiz (asm.) olmak üzere, Dört Halifeyi, Âl-i Beyt’i, bütün sahabe-i kirâmı Allah nâmına, “<strong>Allah onları sevdiği ve sevmemizi istediği</strong>” için seviyoruz. Eğer bu zâtları, Allah için değil de, sırf kendi şahsiyetleri için sevsek, o zaman Hıristiyanların düştüğü tehlikeye biz de düşmüş oluruz. Zira, onlar Hz. İsa’yı (as.) Allah’ın bir Resulü, elçisi olarak Allah namına değil de, - hâşâ - Allah gibi seviyorlar. onu, Allah’a ortak koşmakla dinden çıkıyorlar. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Her Müslüman, şu konuyu dikkatle göz önüne almalıdır: Kur’ân-ı Kerim, insanların dünyevî ve uhrevî bütün durumlarına ölçü getirmiştir. Konuşmalarına, yiyip içmelerine, ticaretlerine ölçü koyduğu gibi, fikir ve his âlemlerine de ölçüler koymuştur. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Meselâ, konuşmaya ölçü getirmiştir: Müslüman yalan konuşamaz. Düşünce tarzına ölçü getirmiştir: İnsan Cenâbı Hakk’ın Zâtını, mahiyetini ve nasıl olduğunu düşünemez. Aynı şekilde Allah’ı sevmeye ve Ondan korkmaya da ölçü getirmiştir. Allah sevgisinin ölçüsü, “iyi amel işlemek”, Allah korkusunun ölçüsü ise, “takvâ” yâni günahlardan sakınmaktır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Konumuzla ilgili olarak “sevgide ölçü” üzerinde biraz durmakta fayda görüyoruz. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Biz Müslümanlar sonsuz ve şartsız olarak ancak Allah’ı severiz. Sonra Peygamberimizi (asm.) severiz. Ama, onu (asm.) hâşâ ilah gibi değil, Allah’ın kulu ve Resulü olarak severiz. Ondaki bütün kemalâtın kendi zâtından değil, Allah’tan olduğuna iman ederiz. Onun, Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarının tecellisine en geniş bir ayna olduğunu bilir ve bu itibarla kendisini canımızdan, malımızdan ve akrabalarımızdan kısaca her şeyimizden daha çok severiz. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Allah ve Resulünden sonra diğer peygamberleri, sonra dört halifeyi, sonra diğer sahabeleri severiz. Sonra da derecelerine göre, bütün evliyaları ve müminleri severiz... Sonuç olarak, sevgimizde İslâmîyet’in koyduğu ölçülere dikkat ederiz. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Allah’ı sevmenin nasıl olacağına gelince, bu hususta Kur’ân-ı Kerim şu ölçüyü koymuştur: </span></span></p><p> </p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“<strong>De ki: Eğer Allah’a muhabbetiniz varsa hemen bana uyun ki, Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı affetmekle örtsün. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir</strong>.” </span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">(Âl-i İmrân Sûresi, 31 ) </span></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Yukarıdaki ayet-i kerimenin tefsirinde şöyle buyurulmaktadır: </span></span></p><p> </p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“<strong>Allah’a (c.c.) imanınız varsa, elbette Allah’ı seveceksiniz. Madem Allah’ı seveceksiniz, Allah’ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Ve o sevdiği tarz ise Allah’ın sevdiği zâta benzemelisiniz. O’na benzemek ise, O’na ittiba etmek (tâbi olmak)tır. Ne vakit O’na ittiba etseniz Allah da sizi sevecek. Zaten siz Allah’ı seversiniz; tâ ki, Allah da sizleri sevsin</strong>” (Lem’alar, 21) </span></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Bu ayet-i kerime ve izahından anlaşıldığı gibi, Allah’ı sevmenin yolu, Peygamber Efendimize (asm.) uymaya çalışmaktır. Bir mümin, itikat, ahlâk ve ibadette Resulüllah’a benzemek ve O’nun getirdiği bütün hükümleri mümkün olduğu kadar uygulamakla Allah’ı sevmiş olur. Ashâb-ı kirâmın büyüklüğü, Resulüllah’a tâbi olmakta en ileri seviyede olmalarındadır. Bu vadide, Hz. Ali (ra.) ve Âl-i Beyt’in de çok özel bir yeri vardır. Öyleyse onları seven her mümin de, onlar gibi Peygamberimize (asm.) tâbi olmakla sorumludur. Sonuç olarak, Peygamberimiz (asm.) Allah’ın sevdiği, razı olduğu insan modelidir. Bir mümin O Rehber-i Ekmel’e benzediği ölçüde Allah’ı sevmiş ve Onun muhabbetini kazanmış olur. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Peygamberimize benzemek ise, fiilleri, sözleri, ahlakı ve davranışlarıyla Onun bütün Sünnet-i Seniyye’sine tâbi olmakla mümkün olur. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Buna göre, Sünnet-i Seniyye’ye tam uymak isteyen bir mümin, Resulüllah Efendimiz (asm.) gibi - farz, vacip, sünnet - bütün namazlarını kılacak, orucunu tutacak, zengin ise hacca gidecek ve zekât verecek, Kur’an’ı okuyacak, Onun sevdiklerini sevecek, sevmediklerini sevmeyecek. Onun ahlâkına mümkün olduğu kadar uymaya çalışacaktır. </span></span></p><p> </p><p style="text-align: right"><em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=author_detailes&id=8" target="_blank"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #51523f">Alaaddin Başar (Prof.Dr.)</span></span></span></a></em></p><p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/printarticle.php?id=40&op=1" target="_blank"></a></p><p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/printarticle.php?id=40&op=1" target="_blank"></a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Elif_Gibi, post: 110728, member: 6253"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Muhabbetullah, Allah-ü Teâlâ’nın kemâl ve cemâlini idrak ve takdir oranında kalpte oluşan ilâhî bir nurdur. Bu muhabbet ile insan ruhu, kederlerden ve hüzünlerden kurtulur. Safî neşe ve huzura kavuşur. İnsan ruhunu erdeme ulaştıran sebeplerin en sağlamı, Allah sevgisidir. [/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Cenâb-ı Hak, insanın kalbine sonsuz bir muhabbet kabiliyeti yerleştirmiştir. Bu sonsuz muhabbet, ancak zât ve sıfatlarıyla sonsuz kemâlde bulunan Allah içindir. Yâni, insana lütfedilen bu sevgi kabiliyeti Allah’ı sevmek içindir. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]İnsan bir şeyi ya ondaki kemâl, yahut ondan aldığı lezzet ve gördüğü menfaat için sever. Meselâ, bir Müslüman peygamberleri, evliyaları, irfan ve fazilet sahibi zâtları, onlardaki “kemalât-olgunluk-erdem” için sever. Kendisine ihsan eden kimseleri, onlardan gördüğü lütuf ve ikramları için sever. Yediği yemek ve meyveleri ise lezzetleri için sever. İnsan, aklen ve vicdanen bilir ki, kemâllerini takdir ettiği, ihsanlarından memnun olduğu ve lezzet aldığı bütün bu varlıklar Allah’ındır. Hepsini O yaratmıştır. Bunlarda tecelli eden bütün kemâl, cemâl ve ihsanlar, hep Ondan gelmektedir. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Öyleyse, insan kendindeki bu nihayetsiz muhabbet kabiliyetini, evvela ve bizzat Allah’a verecek, diğer bütün muhabbete lâyık zâtları, nimetleri ve ihsanları da Allah için sevecektir. Bozulmamış her akıl ve vicdan, bu hakikati kabul eder. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Buna binâen, biz Müslümanlar, başta Peygamberimiz (asm.) olmak üzere, Dört Halifeyi, Âl-i Beyt’i, bütün sahabe-i kirâmı Allah nâmına, “[B]Allah onları sevdiği ve sevmemizi istediği[/B]” için seviyoruz. Eğer bu zâtları, Allah için değil de, sırf kendi şahsiyetleri için sevsek, o zaman Hıristiyanların düştüğü tehlikeye biz de düşmüş oluruz. Zira, onlar Hz. İsa’yı (as.) Allah’ın bir Resulü, elçisi olarak Allah namına değil de, - hâşâ - Allah gibi seviyorlar. onu, Allah’a ortak koşmakla dinden çıkıyorlar. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Her Müslüman, şu konuyu dikkatle göz önüne almalıdır: Kur’ân-ı Kerim, insanların dünyevî ve uhrevî bütün durumlarına ölçü getirmiştir. Konuşmalarına, yiyip içmelerine, ticaretlerine ölçü koyduğu gibi, fikir ve his âlemlerine de ölçüler koymuştur. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Meselâ, konuşmaya ölçü getirmiştir: Müslüman yalan konuşamaz. Düşünce tarzına ölçü getirmiştir: İnsan Cenâbı Hakk’ın Zâtını, mahiyetini ve nasıl olduğunu düşünemez. Aynı şekilde Allah’ı sevmeye ve Ondan korkmaya da ölçü getirmiştir. Allah sevgisinin ölçüsü, “iyi amel işlemek”, Allah korkusunun ölçüsü ise, “takvâ” yâni günahlardan sakınmaktır. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Konumuzla ilgili olarak “sevgide ölçü” üzerinde biraz durmakta fayda görüyoruz. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Biz Müslümanlar sonsuz ve şartsız olarak ancak Allah’ı severiz. Sonra Peygamberimizi (asm.) severiz. Ama, onu (asm.) hâşâ ilah gibi değil, Allah’ın kulu ve Resulü olarak severiz. Ondaki bütün kemalâtın kendi zâtından değil, Allah’tan olduğuna iman ederiz. Onun, Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarının tecellisine en geniş bir ayna olduğunu bilir ve bu itibarla kendisini canımızdan, malımızdan ve akrabalarımızdan kısaca her şeyimizden daha çok severiz. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Allah ve Resulünden sonra diğer peygamberleri, sonra dört halifeyi, sonra diğer sahabeleri severiz. Sonra da derecelerine göre, bütün evliyaları ve müminleri severiz... Sonuç olarak, sevgimizde İslâmîyet’in koyduğu ölçülere dikkat ederiz. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Allah’ı sevmenin nasıl olacağına gelince, bu hususta Kur’ân-ı Kerim şu ölçüyü koymuştur: [/FONT][/SIZE] [INDENT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]“[B]De ki: Eğer Allah’a muhabbetiniz varsa hemen bana uyun ki, Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı affetmekle örtsün. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir[/B].” [/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS](Âl-i İmrân Sûresi, 31 ) [/FONT][/SIZE] [/INDENT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Yukarıdaki ayet-i kerimenin tefsirinde şöyle buyurulmaktadır: [/SIZE][/FONT] [INDENT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]“[B]Allah’a (c.c.) imanınız varsa, elbette Allah’ı seveceksiniz. Madem Allah’ı seveceksiniz, Allah’ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Ve o sevdiği tarz ise Allah’ın sevdiği zâta benzemelisiniz. O’na benzemek ise, O’na ittiba etmek (tâbi olmak)tır. Ne vakit O’na ittiba etseniz Allah da sizi sevecek. Zaten siz Allah’ı seversiniz; tâ ki, Allah da sizleri sevsin[/B]” (Lem’alar, 21) [/SIZE][/FONT] [/INDENT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Bu ayet-i kerime ve izahından anlaşıldığı gibi, Allah’ı sevmenin yolu, Peygamber Efendimize (asm.) uymaya çalışmaktır. Bir mümin, itikat, ahlâk ve ibadette Resulüllah’a benzemek ve O’nun getirdiği bütün hükümleri mümkün olduğu kadar uygulamakla Allah’ı sevmiş olur. Ashâb-ı kirâmın büyüklüğü, Resulüllah’a tâbi olmakta en ileri seviyede olmalarındadır. Bu vadide, Hz. Ali (ra.) ve Âl-i Beyt’in de çok özel bir yeri vardır. Öyleyse onları seven her mümin de, onlar gibi Peygamberimize (asm.) tâbi olmakla sorumludur. Sonuç olarak, Peygamberimiz (asm.) Allah’ın sevdiği, razı olduğu insan modelidir. Bir mümin O Rehber-i Ekmel’e benzediği ölçüde Allah’ı sevmiş ve Onun muhabbetini kazanmış olur. [/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Peygamberimize benzemek ise, fiilleri, sözleri, ahlakı ve davranışlarıyla Onun bütün Sünnet-i Seniyye’sine tâbi olmakla mümkün olur. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Buna göre, Sünnet-i Seniyye’ye tam uymak isteyen bir mümin, Resulüllah Efendimiz (asm.) gibi - farz, vacip, sünnet - bütün namazlarını kılacak, orucunu tutacak, zengin ise hacca gidecek ve zekât verecek, Kur’an’ı okuyacak, Onun sevdiklerini sevecek, sevmediklerini sevmeyecek. Onun ahlâkına mümkün olduğu kadar uymaya çalışacaktır. [/FONT][/SIZE] [RIGHT][I][URL="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=author_detailes&id=8"][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#51523f]Alaaddin Başar (Prof.Dr.)[/COLOR][/SIZE][/FONT][/URL][/I][/RIGHT] [URL="http://www.sorularlaislamiyet.com/printarticle.php?id=40&op=1"] [/URL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Muhabbetullah nedir? İnsan, kime, ne ölçüde muhabbet edecektir?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst