Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
muhakemat
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Turab3" data-source="post: 209039" data-attributes="member: 1005848"><p><strong><span style="color: magenta">Muhakemat'ta geçen dünyanın yuvarlaklığı hakkındaki yerlerin izahını yapar mısınız? Yatsı namazı, kıble, oruç vs...</span></strong></p><p></p><p> </p><p></p><p><strong>Bahsi geçen yerde dünyanın yuvarlak oluşunun geçmiş şeriat kitaplarında nasıl tespit ve kabul edilmiş olduğunu örnekler vererek ispat ediyor. </strong></p><p> </p><p><strong>Bu yüzden dünyanın yuvarlaklığını İslam inkar değil, hükümleri ile ilan ediyor.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: red"><span style="color: darkred">"Şeriatta vardır:</span> Bir vakitte beş vaktin namazı kılınır. Hem de bir kavim vardır, yatsı namazlarının vakti bazı vakitte yoktur. Hem de bir kavim vardır, güneş çok günlerde gurub ve çok gecelerde tulû etmez. Nasıl oruç tutacaklar?"</span> </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Burada şeriatın fıkıh şubesinden örnek veriyor. </strong></p><p> </p><p><strong>Beş vakit namazın farzlarından birisi de vakit olmasından, fıkıh müçtehitleri, vakitleri tayin ederken, dünyanın coğrafi şartlarını da değerlendiriyorlar. Kutuplarda altı ay gece, altı ay gündüz olan yerlerde, beş vakit nasıl tanzim edilecek, sorusuna cevap veren fıkıh müçtehitleri, dünyanın yuvarlak olduğunu da ta o zamanlar aleme ilan ediyorlar.</strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: olive"> Kutuplara yakın bazı yerlerde yatsı namazının vakti oluşmadığı için, nasıl hareket edilmesi gerektiğini izah etmişler.</span></strong></p><p><strong><span style="color: olive"></span></strong></p><p><strong><span style="color: red">"Hem de istifsar et ki:</span> "Şartın târif-i şer'îsi olan, sair erkâna mukarin olan şeydir. Nasıl namazda şart olan istikbal-i kıbleye intibak eder? Halbuki, yalnız kıyam ve yarı kuudda mukarenet vardır." </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: green">"Emin ol, İmam-ı Şafiî mesele-i ûlâyı şarktan ve garptan geçen dairenin müdevveriyetiyle tasvir edecektir. İkinci ve üçüncü meseleyi dahi, cenuptan şimale mümted olan dairenin mukavvesiyetiyle tatbik edecektir. Burhan-ı aklî gibi cevap verecektir. Hem de kıble meselesinde diyecek:"</span></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Kıble ve Kâbe öyle bir amud-u nurânîdir ki, semavatı Arşa kadar takmış ve nazm edip, küre-i arzın tabakatını ferşe kadar delerek kâinatın muntazam bir amud-u nurânîsi olmuştur. Eğer gıtâ ve perde keşfolunsa, hatt-ı şâkul ile senin gözünün şuâsı, namazın herbir hareketinde ayn-ı kıbleyle temas ve musafaha edecektir."(1)</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Burada ibadetin sahih olma şartlarının arasında yer alan kıbleye yönelmek ve bu yönelmede, yönlerin açıları ve muhtelif durumlarını fıkıh alimleri değerlendirmeye tabi tutmuşlardır.</strong></p><p> <strong></strong></p><p> <strong><span style="color: green">Bu yönler ve açılar da dünyanın yuvarlaklığı ile ilgili olunca, o zaman bu yuvarlaklığa göre hesap edip fetva vermişler. Bu da o zamanlar, o zatların dünyanın yuvarlaklığını bildiklerini gösteriyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong>Kabenin üstü ve altını nurani bir sütun olarak tarif edip, ta arşa, ta kürenin altına kadar indirip, geniş bir kıble belirlemişler.</strong></p><p> <strong></strong></p><p> <strong><span style="color: darkred">Bugün, faraza ayda namaz kılınsa, ona bile fetva vermişler. Bütün bu fıkhi sorunların çözümü, dünyanın yuvarlaklığına ve meridyenlerin konumuna bağlıdır. Bu da onlara vakıf olmaktan geçer.</span></strong></p><p><strong></strong></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: magenta"><strong><u>BİRİNCİ MAKALE BİRİNCİ MESELE</u></strong></span></span></p><p></p><p> </p><p><strong>Eğer o kapı sana açılamadı; Mefatîhü’l-Gayb olan, İmam-ı Râzî’nin geniş olan tefsirine gir ve serir-i tedriste o dâhî imamın halka-i dersinde otur, dersini dinle.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Eğer onunla mutmain olamadın; arzı, küreviyet kabına sığıştıramadın. İbrahim Hakkı’nın arkasına düş, Hüccetü’l-İslâm olan İmam-ı Gazâlî’nin yanına git, fetva iste. De ki: <span style="color: red">“Küreviyette müşâhhat var mıdır?”</span> </strong></p><p> </p><p><strong>Elbette diyecek: <span style="color: red">“Kabul etmezsen müşâhhat vardır.”</span> </strong></p><p> </p><p><strong>Zira, tâ zamanından beri şöyle bir fetva göndermiş:</strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"> “Kim küreviyet-i arz gibi burhan-ı kat’iyle sabit olan bir emri, dine himayet bahanesiyle inkâr ve reddetse, dine cinayet-i azîm etmiş olur. Zira bu sadakat değil, hıyanettir.”</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong>Eğer ümmîsin, fetvayı okuyamıyorsun; bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle. Zira, yüksek sesle münkir-i küreviyeti tehdit ettiği gibi, hakikat kuvvetiyle pervasız olarak der: </strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green">“Kim dine istinadla, himayet yolunda müdevveriyet-i arzı inkâr ederse, sadîk-ı ahmaktır, adüvv-ü şedidden daha ziyade zarar vermiş olur.”</span></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Eğer bu yüksek sesle senin yatmış olan fikr-i hakikatin uykudan kalkmadıysa ve gözün de açılamadı; İbn-i Hümam ve Fahrü’l-İslâm gibi zâtların ellerini tut, İmam-ı Şafiî’ye git, istiftâ et. De ki:</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: olive">“Şeriatta vardır: Bir vakitte beş vaktin namazı kılınır. Hem de bir kavim vardır, yatsı namazlarının vakti bazı vakitte yoktur. Hem de bir kavim vardır, güneş çok günlerde gurub ve çok gecelerde tulû etmez. Nasıl oruç tutacaklar?”</span></strong></p><p><strong><span style="color: olive"></span></strong></p><p><strong>Hem de istifsar et ki: <span style="color: red">“Şartın târif-i şer’îsi olan, sair erkâna mukarin olan şeydir. Nasıl namazda şart olan istikbal-i kıbleye intibak eder? Halbuki, yalnız kıyam ve yarı kuudda mukarenet vardır.”</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Turab3, post: 209039, member: 1005848"] [B][COLOR=magenta]Muhakemat'ta geçen dünyanın yuvarlaklığı hakkındaki yerlerin izahını yapar mısınız? Yatsı namazı, kıble, oruç vs...[/COLOR][/B] [B]Bahsi geçen yerde dünyanın yuvarlak oluşunun geçmiş şeriat kitaplarında nasıl tespit ve kabul edilmiş olduğunu örnekler vererek ispat ediyor. [/B] [B]Bu yüzden dünyanın yuvarlaklığını İslam inkar değil, hükümleri ile ilan ediyor. [COLOR=red][COLOR=darkred]"Şeriatta vardır:[/COLOR] Bir vakitte beş vaktin namazı kılınır. Hem de bir kavim vardır, yatsı namazlarının vakti bazı vakitte yoktur. Hem de bir kavim vardır, güneş çok günlerde gurub ve çok gecelerde tulû etmez. Nasıl oruç tutacaklar?"[/COLOR] Burada şeriatın fıkıh şubesinden örnek veriyor. [/B] [B]Beş vakit namazın farzlarından birisi de vakit olmasından, fıkıh müçtehitleri, vakitleri tayin ederken, dünyanın coğrafi şartlarını da değerlendiriyorlar. Kutuplarda altı ay gece, altı ay gündüz olan yerlerde, beş vakit nasıl tanzim edilecek, sorusuna cevap veren fıkıh müçtehitleri, dünyanın yuvarlak olduğunu da ta o zamanlar aleme ilan ediyorlar.[/B] [B][COLOR=olive] Kutuplara yakın bazı yerlerde yatsı namazının vakti oluşmadığı için, nasıl hareket edilmesi gerektiğini izah etmişler. [/COLOR] [COLOR=red]"Hem de istifsar et ki:[/COLOR] "Şartın târif-i şer'îsi olan, sair erkâna mukarin olan şeydir. Nasıl namazda şart olan istikbal-i kıbleye intibak eder? Halbuki, yalnız kıyam ve yarı kuudda mukarenet vardır." [COLOR=green]"Emin ol, İmam-ı Şafiî mesele-i ûlâyı şarktan ve garptan geçen dairenin müdevveriyetiyle tasvir edecektir. İkinci ve üçüncü meseleyi dahi, cenuptan şimale mümted olan dairenin mukavvesiyetiyle tatbik edecektir. Burhan-ı aklî gibi cevap verecektir. Hem de kıble meselesinde diyecek:"[/COLOR] "Kıble ve Kâbe öyle bir amud-u nurânîdir ki, semavatı Arşa kadar takmış ve nazm edip, küre-i arzın tabakatını ferşe kadar delerek kâinatın muntazam bir amud-u nurânîsi olmuştur. Eğer gıtâ ve perde keşfolunsa, hatt-ı şâkul ile senin gözünün şuâsı, namazın herbir hareketinde ayn-ı kıbleyle temas ve musafaha edecektir."(1)[/B] [B] Burada ibadetin sahih olma şartlarının arasında yer alan kıbleye yönelmek ve bu yönelmede, yönlerin açıları ve muhtelif durumlarını fıkıh alimleri değerlendirmeye tabi tutmuşlardır. [COLOR=green]Bu yönler ve açılar da dünyanın yuvarlaklığı ile ilgili olunca, o zaman bu yuvarlaklığa göre hesap edip fetva vermişler. Bu da o zamanlar, o zatların dünyanın yuvarlaklığını bildiklerini gösteriyor. [/COLOR] Kabenin üstü ve altını nurani bir sütun olarak tarif edip, ta arşa, ta kürenin altına kadar indirip, geniş bir kıble belirlemişler. [COLOR=darkred]Bugün, faraza ayda namaz kılınsa, ona bile fetva vermişler. Bütün bu fıkhi sorunların çözümü, dünyanın yuvarlaklığına ve meridyenlerin konumuna bağlıdır. Bu da onlara vakıf olmaktan geçer.[/COLOR] [/B] [SIZE=3][COLOR=magenta][B][U]BİRİNCİ MAKALE BİRİNCİ MESELE[/U][/B][/COLOR][/SIZE] [B][U][SIZE=3][COLOR=#ff00ff][/COLOR][/SIZE][/U][/B] [B]Eğer o kapı sana açılamadı; Mefatîhü’l-Gayb olan, İmam-ı Râzî’nin geniş olan tefsirine gir ve serir-i tedriste o dâhî imamın halka-i dersinde otur, dersini dinle. Eğer onunla mutmain olamadın; arzı, küreviyet kabına sığıştıramadın. İbrahim Hakkı’nın arkasına düş, Hüccetü’l-İslâm olan İmam-ı Gazâlî’nin yanına git, fetva iste. De ki: [COLOR=red]“Küreviyette müşâhhat var mıdır?”[/COLOR] [/B] [B]Elbette diyecek: [COLOR=red]“Kabul etmezsen müşâhhat vardır.”[/COLOR] [/B] [B]Zira, tâ zamanından beri şöyle bir fetva göndermiş:[/B] [B][COLOR=green] “Kim küreviyet-i arz gibi burhan-ı kat’iyle sabit olan bir emri, dine himayet bahanesiyle inkâr ve reddetse, dine cinayet-i azîm etmiş olur. Zira bu sadakat değil, hıyanettir.” [/COLOR] Eğer ümmîsin, fetvayı okuyamıyorsun; bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle. Zira, yüksek sesle münkir-i küreviyeti tehdit ettiği gibi, hakikat kuvvetiyle pervasız olarak der: [/B] [B][COLOR=green]“Kim dine istinadla, himayet yolunda müdevveriyet-i arzı inkâr ederse, sadîk-ı ahmaktır, adüvv-ü şedidden daha ziyade zarar vermiş olur.”[/COLOR] Eğer bu yüksek sesle senin yatmış olan fikr-i hakikatin uykudan kalkmadıysa ve gözün de açılamadı; İbn-i Hümam ve Fahrü’l-İslâm gibi zâtların ellerini tut, İmam-ı Şafiî’ye git, istiftâ et. De ki: [COLOR=olive]“Şeriatta vardır: Bir vakitte beş vaktin namazı kılınır. Hem de bir kavim vardır, yatsı namazlarının vakti bazı vakitte yoktur. Hem de bir kavim vardır, güneş çok günlerde gurub ve çok gecelerde tulû etmez. Nasıl oruç tutacaklar?” [/COLOR] Hem de istifsar et ki: [COLOR=red]“Şartın târif-i şer’îsi olan, sair erkâna mukarin olan şeydir. Nasıl namazda şart olan istikbal-i kıbleye intibak eder? Halbuki, yalnız kıyam ve yarı kuudda mukarenet vardır.”[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
muhakemat
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst