Bazı şeylerin değeri yapılmadan anlaşılamıyor..Belki çok şey daha var..Pratik ve teorik diye adlandırılmış...
Biz bir iki konuda değinirsek..
Mesela,Namaz kılmayan bir insan namazın ne anlama geldiğini anlayamıyor...Mesela ,Kur'an ile bir ilişkisi olmayan onun hadsiz makamdaki ders ve nurundan ve feyzinden istifade edemiyor ve ne olduklarını da bilmiyor...
Mesela,İman ve islamiyetin emrettiği şeyleri yaşamayan ve onlara karşı bir ilgi duymayanlar onların iki dünyanında hayatı olduğunu hissetmesi ve kavraması mümkün olmuyor..Ve çok enterasandır..hayat o insan için aynı anladığı kadar hissettiği ve yaşadığı cihetle dar fakat kendince geniş bir dairede hayatı devam ediyor...
Ve o devam asla bir istikamet olmasada kişi tarafından tanımlanmış ve bir çok gaflet ve enaniyet gibi sedmelerle ömrünü güya bir tarz-ı hayat ile tüketiyor...
Mesela yetmiş yıl sarhoşça bir ömür yaşayabiliyor...
Mesela,seksen yıl kumar oynaya biliyor...
Yaşlandığını kabul etmemek adına boyanıyor vs vs vs...
Ve kimse elinden gelip piyangosunu almıyor...oyun kağıtlarını dağıtmıyor..Ve o içinde bocaladığı dünya da kimse ona dur demiyor..dese de o duymuyor...
Ve herşey bitiyor..bir defa verilen ömür son kez ölümle neticeleniyor...Giden seneler gitmiş...Ve sorumlulukları ile ebedi hayatında onu bekleyen neticelerle ona yaşamak üzere değil yaşanmışlık üzerine geri dönüyor...
Evet,din-i Muhammedi ASM insanlığa getirdiği dava ile iddia ettiği güzel ahlak manasının hayatın her yerindeki kapsam genişliğiydi...
Diri diri kızlarını gömen bir kavim...ve daha nice yabani ve vahşi anlayışların hüküm sürdüğü zamanlar...Ve gerçek anlamda fıtrat doğruyu arasa da,yaşam tarzları ve alışkanlıkları onları sarmış ve zalim izzetinde mazlum zilletinde bir sistem devam ediyor...ve zalim ve güçlü olanlar nefisleri itibariyle de memnun oldukları bir hayat sürüyorlar...
Eminliği ile meşhur bir zat geliyor ve gönderiliyor..onlara öyle şeyler anlatıyor öyle hakikatlerden bahsediyorki..onları kabul edenler ellerindekiler bütün alışkanlıklarını bırakıp o hayır hah zatın dediği istikamete can ve malları pahasına koşuyorlar...ellerindekilerini onlara bıraktıran ve alışkanlıklarını terk ettiren o yüksek değerler..aklın ihtiyariyle yapılan bir tercihle iman ile tezyin ediliyor...
Onlar da Muhammedi ASM biliyorlardı..Görüyorlardı..ve iyilik ve güzelliğini takdir ediyorlardı..Ama onun getirdiği ahkamı kabul etmeyen yani onu davası içinde görmeyenler onunla savaş bile yapabiliyordu..Emanetleri onda oldukları halde onu öldürmeye teşebbüs ediyorlar..o ise onların kime ait olduklarını söyleyerek eminliği içinde en emine emniyetle yoluna devam ediyordu...
Evet,onu bilmek onu tanımak,onun faziletini takdir etmek.veya onu hep masalsı bir iyilikte tesmiye edip görev ve kişiliği ile ilgili"acaba bu zat ne söylüyor "diye bir içe girme olmadığında o sır ve nur insanı keşfetmiyor...Keşfedilmeyen ve keşfe çıkmayan bu iki mana anlam ve özellik olarak bir birinden uzak duruyor ve yaşanılamıyor...
Evet,yaşanılmadığından da anlaşılmayanlar dünyasında yaşamayanlar için yaşanmamış kalıyor...
İnsan nefsi hakikate bir meyil ve anlamaya bir gayret yaşamaya bir atak fiili oluşturmadığında..asıl kıymetli olan o değerler çekimser ve uzak duran insana tenezzül etmiyor..sadece iradesine hakikati teklif ediyor..adalet namına hak hesabına mahkemedeki ifadesine davet yapılıyor ilam sunuluyor tercih hürriyeti o müreccih iradeye bırakılıyor...
Yani "Akla kapı açılıyor irade elden alınmıyor"...
İnsan hak ve hakikati araştırıcı ve gerekçelerinin lazımıyla üzerine gittiğinde hayat ve nur kapıları onun yaşama şevkine değer ve nitelik katarak..yaşamsallık içinde görünen pencereyi açıyor..Allah'ın ihsan ve inayeti tafif ve sevdirmesi ışıkları onun yolunu aydınlatıyor...
Evet,hayata hayat katan ..hayatı hayat yapan.. bu zat ile insanlığa talim ettirilen, tebliğ edilen, ders verilen ve ancak yaşanmakla insan dünyasında hayatlanan ve farkına varılan, nice İmani, ahlaki, islami değerlerin bu sermaye-i ömürde hayatlanması duasıyla..
Muhammedi ASM ömrümüz uzun olsun vesselam...alıntı
Biz bir iki konuda değinirsek..
Mesela,Namaz kılmayan bir insan namazın ne anlama geldiğini anlayamıyor...Mesela ,Kur'an ile bir ilişkisi olmayan onun hadsiz makamdaki ders ve nurundan ve feyzinden istifade edemiyor ve ne olduklarını da bilmiyor...
Mesela,İman ve islamiyetin emrettiği şeyleri yaşamayan ve onlara karşı bir ilgi duymayanlar onların iki dünyanında hayatı olduğunu hissetmesi ve kavraması mümkün olmuyor..Ve çok enterasandır..hayat o insan için aynı anladığı kadar hissettiği ve yaşadığı cihetle dar fakat kendince geniş bir dairede hayatı devam ediyor...
Ve o devam asla bir istikamet olmasada kişi tarafından tanımlanmış ve bir çok gaflet ve enaniyet gibi sedmelerle ömrünü güya bir tarz-ı hayat ile tüketiyor...
Mesela yetmiş yıl sarhoşça bir ömür yaşayabiliyor...
Mesela,seksen yıl kumar oynaya biliyor...
Yaşlandığını kabul etmemek adına boyanıyor vs vs vs...
Ve kimse elinden gelip piyangosunu almıyor...oyun kağıtlarını dağıtmıyor..Ve o içinde bocaladığı dünya da kimse ona dur demiyor..dese de o duymuyor...
Ve herşey bitiyor..bir defa verilen ömür son kez ölümle neticeleniyor...Giden seneler gitmiş...Ve sorumlulukları ile ebedi hayatında onu bekleyen neticelerle ona yaşamak üzere değil yaşanmışlık üzerine geri dönüyor...
Evet,din-i Muhammedi ASM insanlığa getirdiği dava ile iddia ettiği güzel ahlak manasının hayatın her yerindeki kapsam genişliğiydi...
Diri diri kızlarını gömen bir kavim...ve daha nice yabani ve vahşi anlayışların hüküm sürdüğü zamanlar...Ve gerçek anlamda fıtrat doğruyu arasa da,yaşam tarzları ve alışkanlıkları onları sarmış ve zalim izzetinde mazlum zilletinde bir sistem devam ediyor...ve zalim ve güçlü olanlar nefisleri itibariyle de memnun oldukları bir hayat sürüyorlar...
Eminliği ile meşhur bir zat geliyor ve gönderiliyor..onlara öyle şeyler anlatıyor öyle hakikatlerden bahsediyorki..onları kabul edenler ellerindekiler bütün alışkanlıklarını bırakıp o hayır hah zatın dediği istikamete can ve malları pahasına koşuyorlar...ellerindekilerini onlara bıraktıran ve alışkanlıklarını terk ettiren o yüksek değerler..aklın ihtiyariyle yapılan bir tercihle iman ile tezyin ediliyor...
Onlar da Muhammedi ASM biliyorlardı..Görüyorlardı..ve iyilik ve güzelliğini takdir ediyorlardı..Ama onun getirdiği ahkamı kabul etmeyen yani onu davası içinde görmeyenler onunla savaş bile yapabiliyordu..Emanetleri onda oldukları halde onu öldürmeye teşebbüs ediyorlar..o ise onların kime ait olduklarını söyleyerek eminliği içinde en emine emniyetle yoluna devam ediyordu...
Evet,onu bilmek onu tanımak,onun faziletini takdir etmek.veya onu hep masalsı bir iyilikte tesmiye edip görev ve kişiliği ile ilgili"acaba bu zat ne söylüyor "diye bir içe girme olmadığında o sır ve nur insanı keşfetmiyor...Keşfedilmeyen ve keşfe çıkmayan bu iki mana anlam ve özellik olarak bir birinden uzak duruyor ve yaşanılamıyor...
Evet,yaşanılmadığından da anlaşılmayanlar dünyasında yaşamayanlar için yaşanmamış kalıyor...
İnsan nefsi hakikate bir meyil ve anlamaya bir gayret yaşamaya bir atak fiili oluşturmadığında..asıl kıymetli olan o değerler çekimser ve uzak duran insana tenezzül etmiyor..sadece iradesine hakikati teklif ediyor..adalet namına hak hesabına mahkemedeki ifadesine davet yapılıyor ilam sunuluyor tercih hürriyeti o müreccih iradeye bırakılıyor...
Yani "Akla kapı açılıyor irade elden alınmıyor"...
İnsan hak ve hakikati araştırıcı ve gerekçelerinin lazımıyla üzerine gittiğinde hayat ve nur kapıları onun yaşama şevkine değer ve nitelik katarak..yaşamsallık içinde görünen pencereyi açıyor..Allah'ın ihsan ve inayeti tafif ve sevdirmesi ışıkları onun yolunu aydınlatıyor...
Evet,hayata hayat katan ..hayatı hayat yapan.. bu zat ile insanlığa talim ettirilen, tebliğ edilen, ders verilen ve ancak yaşanmakla insan dünyasında hayatlanan ve farkına varılan, nice İmani, ahlaki, islami değerlerin bu sermaye-i ömürde hayatlanması duasıyla..
Muhammedi ASM ömrümüz uzun olsun vesselam...alıntı