Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Kuran-i Kerim
Muhkem ve Müteşabih ayetler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 302921" data-attributes="member: 1013691"><p style="text-align: center"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'Georgia'"><strong><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Kuran'daki müteşabih ayetlerin hikmeti nedir?</span></span></strong></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><strong><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Soru</span></span></strong></strong></p></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"></p></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: #000099"><strong><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Kuran'da bazı ayetler açık anlamlı, anlaşılır, yoruma gerek yok fakat başka ayetlerde yorumlanmaya ihtiyaç var. Bunun sebebi ve hikmeti nedir?</span></span></strong></em></strong></span></p></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: #000099"><strong><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></strong></em></strong></span></p><p></span></span></p><p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Değerli kardeşimiz;</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><span style="color: #daa520">Müteşabih Ayetleri Anlamak</span></strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong></strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong></strong>Kur’ân’a dair ilimlerin en önemlilerinden biri de Kur’ân-ı Kerim’deki müteşâbih âyetler meselesidir. Cenâb-ı Allah şu âyet-i kerimede Kur’ân’daki âyetlerin, bir itibara göre “Muhkem ve Müteşabih” olarak iki kısma ayırır. “Sana bu kitabı indiren O’dur. Kitabın bir kısım âyetleri muhkem olup bunlar onun esasını teşkil ederler. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Diğer kısımlar ise müteşabihtirler. Kalplerinde eğrilik olan kimseler onun sadece müteşabihleri ile meşgul olurlar. Bundan maksatları, sırf fitne çıkarmak ve kendi anlayışlarına göre yorumlamaktır. Halbuki onların gerçek mânâlarını yalnız Allah bilir. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">İlimde derinleşmiş olanlar ise, onların mânâlarını anlamaya çalışmakla beraber, asıl maksat ve mânâlarını Allah Tealâ’ya havale edip; ‘Allah’ın maksadı ne ise biz ona inandık. Gerek muhkemi, gerek müteşabihi hepsi Rabbimiz tarafından gönderilmiştir...’ derler. Bunu ancak kamil ve öz akıl sahipleri düşünebilirler... </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Ve onlar sözlerini şu duayla bitirirler:</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">‘Ey bizim yüce Rabbimiz! Doğru yola erdirdikten sonra kalplerimizi yanlışa saptırma, yüce katından bize rahmet bağışla. Şüphesiz sonsuz lütuf sahibi olan ancak Sensin.’” Önce bu âyet-i kerimede varid olan muhkem ve müteşabih kelimelerinin mânâları üzerinde duralım. Şibh: Dilde ‘misil’, yani benzer demektir.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Bu kökten gelen teşabüh ve iştibah mastarları, biri diğerine benzediğinden ötürü, “birbirine karışma ve tereddüde yol açma” mânâsına gelir. Müteşabih teşabühten ism-i fâil olup bu vasfa haiz olan kelimeye denir. Bu yönüyle “müteşabihât: mütemasilât ve müşkilat” anlamına gelir. Bunun mukabili “muhkem: sağlam, kesin, vâzıh ve net” demektir. Müteşabih lafzı (Zümer, 39/23) âyetinde de geçmektedir.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Ancak bu âyeti anlamada müfessirlerin ihtilafı yoktur. Bu âyet, Kur’ân âyetlerinin hak ve gerçek olma, i’caz vasfını taşıma, belâgatta mükemmel olmada birini diğerine tercih etme güçlüğü yönünden birbirine müteşabih yani benzer olduklarını bildirir. Farklı görüşler demin zikrettiğimiz Âl-i İmrân, 7 âyetinde geçen müteşabih kelimesi hakkında ortaya çıkmaktadır.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Kur’ân ilimlerine dair yazılan kitaplarda terim olarak bu iki kelimenin aşağı yukarı aynı maksadı ifade eden değişik tarifleri yapılmıştır. Kısaca muhkem: </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">“Tek mânâsı olan”, müteşabih ise: “Birden fazla mânâya gelebilen”, yahut muhkem: </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">“Anlaşılması için başka bir delile ihtiyacı olmayan”, müteşabih: “Anlaşılması için kendi dışında bir delile ihtiyaç hissettiren” demektir.1 Âlimlerin görüşleri işin sonunda şuna raci olur: Muhkem, herhangi bir müphemlik, bir kapalılık olmaksızın, mânâsına açıkça delâlet eden; müteşabih ise, mânâsına racih, yani ağır basan bir delâleti bulunmayan kelimedir. Böylece usul-i fıkıhta ‘nas’ ve ‘zahir’ denilen kısım muhkem kısmına dahildir. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Zira ‘nas’: ‘Maksada bizzat kendi sıgası ile delâlet eden’,</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">‘zahir’ ise: ‘başka bir karineye ihtiyaç duyulmaksızın bizzat kendi ibaresi ile maksada delâlet etmekle beraber mefhumu esas maksat olmayan kelimeye denir.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Mücmel, müevvel, müşkil ise müteşabih kısmına dahildir. Zira mücmel; tafsil edilmeye, açıklanmaya muhtaçtır. Müevvel; ancak te’vil edildikten sonra delâlet ettiği mânâ bilinen kelimedir. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Müşkil ise; müphemlik ihtiva edip delâleti gizli olan kelimeye denir.’2 Âyetin, ‘Verrâsihûn’ kelimesinin başındaki ‘vav’ın atıf veya istinaf işlevi bildirmesi çok önemli bir mânâ farkı ortaya çıkarmaktadır. Atıf içindir diyenler, rasih âlimlerin de müteşabihlerin yorumunu yapabileceklerini ileri sürerler.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">İstinaf içindir diyenler müteşabihlerin mânâlarını yalnız Allah’ın bildiğini, rasih âlimlerin ise yorumlamayıp sadece “Allah ne murad etmişse inandık” deyip teslimiyet göstermeleri gerektiğini ileri sürerler. Demin zikrettiğimiz ikinci görüşü şöyle ifade etmek daha isabetlidir:</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">“Rasih âlimler müteşabihleri yorumlar, bununla beraber teslimiyet gösterir ve ‘Amenna, Rabbimiz ne murad etmişse inandık’ derler.” İbnu Abbas (r.a) ve Mücahid’den bu görüş nakledilir.3 Mücahid: “Rasih âlimler, te’villerini bilir ve bununla beraber ‘Amenna’ derler” der. Dahhak: “Rasih âlimler müteşabihlerin te’villerini bilirler. Şayet bilmeselerdi nâsihini ve mensûhunu, helâl ve haramını, muhkem ve müteşabihini de bilemezlerdi.”</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Bu fikri benimseyen en önemli isim İmam el-Eş’arî olup ona göre Âl-i İmrân, 7 âyetinde vakıf yeri ‘Verrâsihûne fi’l ilmi’ kelimesindedir. Bu görüşü açıklayan Ebu İshak eş-Şirazî (Ö. 476/1088) şöyle der:</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">“Allah Tealâ’nın Kur’ân’da ilmini yalnız Kendisine mahsus kıldığı kısım yoktur. Allah, âlimleri Kur’ân’a muttali eylemiştir. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Zira Allah bu cümleyi, âlimleri övmek üzere beyan buyurmuştur. Şayet onlar da bilemeselerdi avama dahil olurlardı.”4 Nevevî, ‘Şerhu Sahih-i Müslim’de bu mânâyı tercih edip der ki: “En doğru izah budur. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Zira Allah’ın mahlukatının bilemeyecekleri şekilde onlara hitap etmesi akıldan uzak bir iştir. Bu görüşe katılan daha birçok zat vardır. Selefin ekserisinin müteşabihlerin te’villerinin bilinemeyeceği fikrinde oldukları nakledilir. Onların bundan maksatları şu idi: “Müteşabihlerin kesin mânâlarını bilmek, onlardan ‘murad-ı ilâhi budur’ demek doğru değildir. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Yoksa onlar âlimlerin o âyetleri te’vil etmeye teşebbüs etmeleri doğru değildir, o âyetlerden hiçbir şey anlamamız mümkün değildir” demek istememişlerdir. Zira bu kabil âyetler hakkında kendileri tarafından yapılmış izahlar nakledilmiştir. Müteşabihleri bir itibarla, hakiki müteşabih ve izafî müteşabih olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Hakiki müteşabihleri anlamak hayli zor, âdeta imkânsızdır.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Bazı sûrelerin başındaki hurûf-u mukatta’a bu kısma girer. Buna rağmen müfessirler bunlar hakkında bile izah getirmeye çalışmışlardır.5</span></span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Kanaatimize göre, Kur’ân-ı Kerim’de hakiki müteşabihin tek örneği hurûf-u mukatta’alardır. Muasır âlimlerden Mahmut Şeltut da bu fikirdedir.6 Bazı âlimler, müteşabihu’s-sıfat denilen ve Allahu Tealâ’nın bazı şuunatına dair Kur’ân’da varit olan bazı lafızları da bu kısımdan sayarlar. Aslında bunların mânâları anlaşılmakla beraber gerçek mahiyetlerini idrak etmek zordur. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Buna mukabil izafî müteşabihler çok fazla olup müfessirler kendi ilimleri nisbetinde bu âyetleri farklı şekilde tefsir ederler.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Âlimler, Allah Tealâ’nın bazı şuunatları hakkındaki müteşabihler konusunda şu hususlarda ittifak etmişlerdir. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">1. İmkânsız olan zahiri mânâları Şari’ tarafından kastedilmemiştir. Zira bunlar hem bizzat Şari’ Tealâ’nın diğer kelâmlarından hem de aklî delillerden anlaşılmaktadır. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">2. Müteşabihin makul ve akla yakın tek anlaşılma şekli varsa, onu kabul etmek gerekir. Meselâ “Ve hüve meaküm eynemâ küntüm” (Hadid, 57/4) âyetinde Allah’ın zatıyla değil ilmi, kudreti, iradesi, işitme ve görmesi ile beraber olduğunun anlaşılması gibi. Âlimler bunun dışındaki hususlarda ise ihtilaf etmişlerdir.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"><strong>a) Selef:</strong></span> Allah’ı, müteşabihlerin imkânsız olan zahiri mânâlarından tenzih ederek, onların gerçek mânâlarını Allah’a havale etme yolunu tutmuşlardır. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"><strong>b) Halef:</strong></span> Müteşabih lafızları lügatte yeri olan ve şer’an ve aklen Allah’a layık bulunan bir mânâya hamletmek yolunu tutmuşlardır. Bunların delili şudur: İmkân nisbetinde şer’î lafızları i’mal etmek, yani onlara işlerlik kazandırmak matluptur. Zira aksi yapılıp ihmal edilir, yani lafızlara işlerlik kazandırılmazsa hayrete, şaşırmaya ve onları tamamen anlamsız bırakmaya yol açar.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Şari’ Tealâ’nın kelâmına sahih bir mânâ verme imkânı bulunduğu müddetçe, bu gerekli olur. Zira Alîm-i Hakîm’den gelen kelâmdan faydalanmak gerekir. Onu mânâsız, kısır, verimsiz söz söylemekten tenzih etmek gerekir. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"><strong>c) Orta yolu tutanların mezhebi:</strong></span> Suyûtî, İbnu Dakîki’l-Iyd’ten nakleder: “Te’vil, Arap dilinin mantığına yakın ise inkâr edilemez. Uzak olursa tevakkuf eder, Allah Tealâ’yı tenzih ederek hangi mânâ kastedilmişse ona iman ederiz.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Bu te’villerden, Arapların kelâm ve konuşmalarından anlaşılan mânâları olursa, hiç tereddüt ve tevakkuf etmeksizin bunları kabul ederiz. Meselâ âyette geçen ‘Cenbillah’ (Zümer, 39/56) tabirini Allah hakkında, ‘Onun şanına layık olma’ diye te’vil etmek gibi.7 </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Müteşabihleri bir itibarla, hakiki müteşabih ve izafî müteşabih olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Hakiki müteşabihleri anlamak hayli zor, âdeta imkânsızdır. Bazı sûrelerin başındaki hurûf-u mukatta’a bu kısma girer. Buna rağmen müfessirler bunlar hakkında bile izah getirmeye çalışmışlardır.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><span style="color: #daa520">MÜTEŞABİH ÂYETLERİN KUR’ÂN’DA BULUNMASININ HİKMETLERİ</span></strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><span style="color: #daa520"></span></strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong></strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong></strong>Kur’ân ilimlerine dair kitap yazan âlimlerimiz, şu hikmetleri zikrederler:</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"><strong>1. İrşad halkasını çok geniş tutmak</strong> </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Fahreddin Râzî şöyle der: “Kur’ân hem havassı hem avamı dine davet eder. Geniş kitlenin mizacı mücerred hakikatleri idrak etmeye yatkın değildir. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Onlar daha işin başında; cisim olmayan bir mekânda bulunmayan hatta kendisine işaret bile edilemeyen bir varlığa inanmaya davet edilecek olurlarsa bunu kabule yanaşmazlar, kendilerinden ‘yok’ olan bir şeye inanmaları istendiğini düşünürler. Ve inkâra düşerler.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Dolayısıyla onlara en münasip olan üslûp, kendilerinin düşünce yapılarına uygun bazı lafızları kullanmak fakat bunların aralarına açık gerçeği ihtiva eden ifadeleri de yerleştirmektir. İşte birinci kısım müteşabih, ikinci yani açık gerçeği bildiren ifadeler ise muhkem kısımdır. Bu hikmet, bilhassa ilâhî sıfat ve şuunat hakkında âşikârdır.” </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"><strong>2. Allah’ın lütfedip zayıf insanlara tahammül edebilecekleri şekilde tecelli etme iradesi.</strong></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Zira Allah Tealâ gerçek sıfatlarıyla tecelli etseydi insan helak olurdu. Hazreti Musa Aleyhisselam gibi peygamberlerin en büyüklerinden biri bile Allah’ın bir tecellisine tahammül edemeyip düşüp bayılmış, bu tecelli dağı paramparça etmişti (A’râf, 7/143). </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"><strong>3. Aklın önemine dikkat çekme</strong></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"><strong></strong></span></span></span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Kur’ân’ın hem muhkem hem müteşabih âyetleri ihtiva etmesi sebebiyle okuyucu, aklî delillere başvurma ihtiyacı hisseder. Böylece taklit karanlığından kurtulur. Bu, aklın mevkiini yüceltme ve önemine dikkat çekmedir. Kur’ân’ın hepsi muhkem olsaydı insan aklî delillere ihtiyaç duymaz, dolayısıyla akıl mühmel kalırdı.8</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"></span></span></span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: #daa520"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong>4. Aklı ve anlayışı mahdut olan insana mutlak hakikatleri anlatma ihtiyacı</strong></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: #daa520"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong></strong></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="color: #daa520"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong></strong></span></span></span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Allah müteşabih âyetleri bizi hidayet ve irşat etmek için vesile kılmıştır. Müteşabih lafız, hakikate tam tamına mutabık olmasa da, çeşitli vecihlerden bir vechi ile ona tetabuk eder, yani benzer. Meselâ bir topluluğa hiç görmedikleri bir şeyi anlatırken onlara o şey gerçek şekliyle değil, bildikleri bir şeye benzetilerek anlatılır. İnsanın, müteşabih lafızlardan gerçeği bütün yönleriyle anlaması pek zordur. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Mü’min âlim, müteşabih âyetlerin Allah katından geldiklerini ve bildirdikleri hakikate tam mânâsıyla delâlet ettiklerini bilir. Allah tarafından gelen gerçek olduklarına iman eder ve lafızları zorlamaksızın, kendisi için bir fikir ve bilgi edinir.9</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"><strong>5. İlmî araştırmayı teşvik</strong></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"><strong></strong></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Âlimler Kur’ân’ın saklı taraflarını, gizli güzelliklerini araştırıp öğrenmeye böylece teşvik edilmişlerdir. Bu sayede âlimlerin maharetleri ortaya çıkar, fikirler dondurulmaktan kurtarılır, fazilet dereceleri tezahür eder. Kur’ân’ın hepsi muhkem olsaydı âlimler ve sıradan insanların farkları kalmazdı. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #daa520"><strong>6. Kulları ilâhî ilim karşısında hadlerini bilmeye yöneltme</strong></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Allah Tealâ insanları tevazua yöneltmek, Kendi mutlak ilmi karşısında aczlerini ve kulluklarını hatırlatmak, onları imtihan edip denemek, teslimiyet göstermeye yöneltmek istemektedir. Allah’ın ilminde ve kitabında olan her şeyi âlimlerin bilmeleri gerekmez. İlim ehlinin, tek tek bilemedikleri nice şeyler bulunur. </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Muhammed Abduh, bu konuda şöyle der: “Allah müteşabihleri, Kendisini tasdik konusunda kalplerimizi imtihan etmek için indirmiştir. Kitapta varid olan her şey zeki olsun, aptal olsun hiç kimsenin tereddüt etmeyeceği tarzda vazıh ve anlaşılır olsaydı, onlara iman etmede Allah’ın emrine itaat ve resûllerine teslimiyet gösterme mânâsı kalmazdı.”10 </span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Kendi bildikleri dil ile inmesine rağmen âlimlerin bu aczleri, Kur’ân’ın Allah katından indiğinin bir delili olur. Bu hikmetlerin çoğunu Fahreddin Râzi’den nakleden Zerkânî, sonunda der ki: “Bu hikmetlerin bir kısmı, müteşabihlerin muayyen bir kısmında tahakkuk eder. Fakat yekûnü, ancak yekûnde tahakkuk eder. Bu da, verilen bu izahatın geçerliliği için yeterlidir.”11</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong></strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">1) ez-Zerkeşî, el-Burhân fi Ulûmi’l-Kur’ân,1/70.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">2) Suyûtî, el-İtkân fî Ulûmi’l-Kur’ân, 2/3; Dr. Subhi Salih, Mebâhis, 282.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">3) Zerkeşî, a.g.e., 1/73; Suyûtî, a.g.e., 2/4.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">4) Subhi Salih, a.g.e., 282.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">5) Bunlar hakkında yapılan çeşitli yorumlar için bakınız: İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usûlü, Ank. 1976, s: 134-138.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">6) Mahmut Şeltut, Tefsiru’l Kur’âni’l Kerim, Kahire, 2. b. 1960, s. 68-69.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">7) Suyûtî, a.g.e., 2/ 8; Abdulazîm ez-Zerkânî, Menâhilu’l-İrfân fî Ulûmi’l-Kur’ân, Kahire 1980, 2/286-290.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">8) Zerkânî, a.g.e., 2/284.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">9) Abdulmecid Zendanî, Tevhidu’l Halık, Cidde, Tarihsiz, s. 413.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">10) Tefsîru’l-Menâr, 3/170.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">11) Menâhil, 2/285.</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></span><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Prof. Dr. Suat Yıldırım</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><em><em></em></em></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><em><em>Selam ve dua ile...</em></em></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><em><em></em></em></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><em><em>Sorularla İslamiyet</em></em></span></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 302921, member: 1013691"] [CENTER][COLOR=#daa520][FONT=Georgia][B][B][SIZE=4][FONT=book antiqua]Kuran'daki müteşabih ayetlerin hikmeti nedir?[/FONT][/SIZE][/B][/B] [/FONT][/COLOR][/CENTER] [COLOR=#000000][FONT=Georgia] [CENTER][B][B][SIZE=4][FONT=book antiqua]Soru[/FONT][/SIZE][/B][/B] [COLOR=#000099][B][I][B][SIZE=4][FONT=book antiqua]Kuran'da bazı ayetler açık anlamlı, anlaşılır, yoruma gerek yok fakat başka ayetlerde yorumlanmaya ihtiyaç var. Bunun sebebi ve hikmeti nedir? [/FONT][/SIZE][/B][/I][/B][/COLOR][/CENTER] [/FONT][/COLOR] [CENTER] [COLOR=#000000][FONT=Georgia][SIZE=4][FONT=book antiqua]Değerli kardeşimiz; [/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Georgia][SIZE=4][FONT=book antiqua][B][COLOR=#daa520]Müteşabih Ayetleri Anlamak[/COLOR] [/B]Kur’ân’a dair ilimlerin en önemlilerinden biri de Kur’ân-ı Kerim’deki müteşâbih âyetler meselesidir. Cenâb-ı Allah şu âyet-i kerimede Kur’ân’daki âyetlerin, bir itibara göre “Muhkem ve Müteşabih” olarak iki kısma ayırır. “Sana bu kitabı indiren O’dur. Kitabın bir kısım âyetleri muhkem olup bunlar onun esasını teşkil ederler. Diğer kısımlar ise müteşabihtirler. Kalplerinde eğrilik olan kimseler onun sadece müteşabihleri ile meşgul olurlar. Bundan maksatları, sırf fitne çıkarmak ve kendi anlayışlarına göre yorumlamaktır. Halbuki onların gerçek mânâlarını yalnız Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar ise, onların mânâlarını anlamaya çalışmakla beraber, asıl maksat ve mânâlarını Allah Tealâ’ya havale edip; ‘Allah’ın maksadı ne ise biz ona inandık. Gerek muhkemi, gerek müteşabihi hepsi Rabbimiz tarafından gönderilmiştir...’ derler. Bunu ancak kamil ve öz akıl sahipleri düşünebilirler... Ve onlar sözlerini şu duayla bitirirler: ‘Ey bizim yüce Rabbimiz! Doğru yola erdirdikten sonra kalplerimizi yanlışa saptırma, yüce katından bize rahmet bağışla. Şüphesiz sonsuz lütuf sahibi olan ancak Sensin.’” Önce bu âyet-i kerimede varid olan muhkem ve müteşabih kelimelerinin mânâları üzerinde duralım. Şibh: Dilde ‘misil’, yani benzer demektir. Bu kökten gelen teşabüh ve iştibah mastarları, biri diğerine benzediğinden ötürü, “birbirine karışma ve tereddüde yol açma” mânâsına gelir. Müteşabih teşabühten ism-i fâil olup bu vasfa haiz olan kelimeye denir. Bu yönüyle “müteşabihât: mütemasilât ve müşkilat” anlamına gelir. Bunun mukabili “muhkem: sağlam, kesin, vâzıh ve net” demektir. Müteşabih lafzı (Zümer, 39/23) âyetinde de geçmektedir. Ancak bu âyeti anlamada müfessirlerin ihtilafı yoktur. Bu âyet, Kur’ân âyetlerinin hak ve gerçek olma, i’caz vasfını taşıma, belâgatta mükemmel olmada birini diğerine tercih etme güçlüğü yönünden birbirine müteşabih yani benzer olduklarını bildirir. Farklı görüşler demin zikrettiğimiz Âl-i İmrân, 7 âyetinde geçen müteşabih kelimesi hakkında ortaya çıkmaktadır. [/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=#000000][FONT=Georgia][SIZE=4][FONT=book antiqua]Kur’ân ilimlerine dair yazılan kitaplarda terim olarak bu iki kelimenin aşağı yukarı aynı maksadı ifade eden değişik tarifleri yapılmıştır. Kısaca muhkem: “Tek mânâsı olan”, müteşabih ise: “Birden fazla mânâya gelebilen”, yahut muhkem: “Anlaşılması için başka bir delile ihtiyacı olmayan”, müteşabih: “Anlaşılması için kendi dışında bir delile ihtiyaç hissettiren” demektir.1 Âlimlerin görüşleri işin sonunda şuna raci olur: Muhkem, herhangi bir müphemlik, bir kapalılık olmaksızın, mânâsına açıkça delâlet eden; müteşabih ise, mânâsına racih, yani ağır basan bir delâleti bulunmayan kelimedir. Böylece usul-i fıkıhta ‘nas’ ve ‘zahir’ denilen kısım muhkem kısmına dahildir. Zira ‘nas’: ‘Maksada bizzat kendi sıgası ile delâlet eden’, ‘zahir’ ise: ‘başka bir karineye ihtiyaç duyulmaksızın bizzat kendi ibaresi ile maksada delâlet etmekle beraber mefhumu esas maksat olmayan kelimeye denir. Mücmel, müevvel, müşkil ise müteşabih kısmına dahildir. Zira mücmel; tafsil edilmeye, açıklanmaya muhtaçtır. Müevvel; ancak te’vil edildikten sonra delâlet ettiği mânâ bilinen kelimedir. Müşkil ise; müphemlik ihtiva edip delâleti gizli olan kelimeye denir.’2 Âyetin, ‘Verrâsihûn’ kelimesinin başındaki ‘vav’ın atıf veya istinaf işlevi bildirmesi çok önemli bir mânâ farkı ortaya çıkarmaktadır. Atıf içindir diyenler, rasih âlimlerin de müteşabihlerin yorumunu yapabileceklerini ileri sürerler. İstinaf içindir diyenler müteşabihlerin mânâlarını yalnız Allah’ın bildiğini, rasih âlimlerin ise yorumlamayıp sadece “Allah ne murad etmişse inandık” deyip teslimiyet göstermeleri gerektiğini ileri sürerler. Demin zikrettiğimiz ikinci görüşü şöyle ifade etmek daha isabetlidir: “Rasih âlimler müteşabihleri yorumlar, bununla beraber teslimiyet gösterir ve ‘Amenna, Rabbimiz ne murad etmişse inandık’ derler.” İbnu Abbas (r.a) ve Mücahid’den bu görüş nakledilir.3 Mücahid: “Rasih âlimler, te’villerini bilir ve bununla beraber ‘Amenna’ derler” der. Dahhak: “Rasih âlimler müteşabihlerin te’villerini bilirler. Şayet bilmeselerdi nâsihini ve mensûhunu, helâl ve haramını, muhkem ve müteşabihini de bilemezlerdi.” [/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=#000000][FONT=Georgia][SIZE=4][FONT=book antiqua]Bu fikri benimseyen en önemli isim İmam el-Eş’arî olup ona göre Âl-i İmrân, 7 âyetinde vakıf yeri ‘Verrâsihûne fi’l ilmi’ kelimesindedir. Bu görüşü açıklayan Ebu İshak eş-Şirazî (Ö. 476/1088) şöyle der: “Allah Tealâ’nın Kur’ân’da ilmini yalnız Kendisine mahsus kıldığı kısım yoktur. Allah, âlimleri Kur’ân’a muttali eylemiştir. Zira Allah bu cümleyi, âlimleri övmek üzere beyan buyurmuştur. Şayet onlar da bilemeselerdi avama dahil olurlardı.”4 Nevevî, ‘Şerhu Sahih-i Müslim’de bu mânâyı tercih edip der ki: “En doğru izah budur. Zira Allah’ın mahlukatının bilemeyecekleri şekilde onlara hitap etmesi akıldan uzak bir iştir. Bu görüşe katılan daha birçok zat vardır. Selefin ekserisinin müteşabihlerin te’villerinin bilinemeyeceği fikrinde oldukları nakledilir. Onların bundan maksatları şu idi: “Müteşabihlerin kesin mânâlarını bilmek, onlardan ‘murad-ı ilâhi budur’ demek doğru değildir. Yoksa onlar âlimlerin o âyetleri te’vil etmeye teşebbüs etmeleri doğru değildir, o âyetlerden hiçbir şey anlamamız mümkün değildir” demek istememişlerdir. Zira bu kabil âyetler hakkında kendileri tarafından yapılmış izahlar nakledilmiştir. Müteşabihleri bir itibarla, hakiki müteşabih ve izafî müteşabih olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Hakiki müteşabihleri anlamak hayli zor, âdeta imkânsızdır. Bazı sûrelerin başındaki hurûf-u mukatta’a bu kısma girer. Buna rağmen müfessirler bunlar hakkında bile izah getirmeye çalışmışlardır.5[/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=#000000][FONT=Georgia][SIZE=4][FONT=book antiqua]Kanaatimize göre, Kur’ân-ı Kerim’de hakiki müteşabihin tek örneği hurûf-u mukatta’alardır. Muasır âlimlerden Mahmut Şeltut da bu fikirdedir.6 Bazı âlimler, müteşabihu’s-sıfat denilen ve Allahu Tealâ’nın bazı şuunatına dair Kur’ân’da varit olan bazı lafızları da bu kısımdan sayarlar. Aslında bunların mânâları anlaşılmakla beraber gerçek mahiyetlerini idrak etmek zordur. Buna mukabil izafî müteşabihler çok fazla olup müfessirler kendi ilimleri nisbetinde bu âyetleri farklı şekilde tefsir ederler. Âlimler, Allah Tealâ’nın bazı şuunatları hakkındaki müteşabihler konusunda şu hususlarda ittifak etmişlerdir. 1. İmkânsız olan zahiri mânâları Şari’ tarafından kastedilmemiştir. Zira bunlar hem bizzat Şari’ Tealâ’nın diğer kelâmlarından hem de aklî delillerden anlaşılmaktadır. 2. Müteşabihin makul ve akla yakın tek anlaşılma şekli varsa, onu kabul etmek gerekir. Meselâ “Ve hüve meaküm eynemâ küntüm” (Hadid, 57/4) âyetinde Allah’ın zatıyla değil ilmi, kudreti, iradesi, işitme ve görmesi ile beraber olduğunun anlaşılması gibi. Âlimler bunun dışındaki hususlarda ise ihtilaf etmişlerdir. [COLOR=#daa520][B]a) Selef:[/B][/COLOR] Allah’ı, müteşabihlerin imkânsız olan zahiri mânâlarından tenzih ederek, onların gerçek mânâlarını Allah’a havale etme yolunu tutmuşlardır. [COLOR=#daa520][B]b) Halef:[/B][/COLOR] Müteşabih lafızları lügatte yeri olan ve şer’an ve aklen Allah’a layık bulunan bir mânâya hamletmek yolunu tutmuşlardır. Bunların delili şudur: İmkân nisbetinde şer’î lafızları i’mal etmek, yani onlara işlerlik kazandırmak matluptur. Zira aksi yapılıp ihmal edilir, yani lafızlara işlerlik kazandırılmazsa hayrete, şaşırmaya ve onları tamamen anlamsız bırakmaya yol açar. Şari’ Tealâ’nın kelâmına sahih bir mânâ verme imkânı bulunduğu müddetçe, bu gerekli olur. Zira Alîm-i Hakîm’den gelen kelâmdan faydalanmak gerekir. Onu mânâsız, kısır, verimsiz söz söylemekten tenzih etmek gerekir. [COLOR=#daa520][B]c) Orta yolu tutanların mezhebi:[/B][/COLOR] Suyûtî, İbnu Dakîki’l-Iyd’ten nakleder: “Te’vil, Arap dilinin mantığına yakın ise inkâr edilemez. Uzak olursa tevakkuf eder, Allah Tealâ’yı tenzih ederek hangi mânâ kastedilmişse ona iman ederiz. Bu te’villerden, Arapların kelâm ve konuşmalarından anlaşılan mânâları olursa, hiç tereddüt ve tevakkuf etmeksizin bunları kabul ederiz. Meselâ âyette geçen ‘Cenbillah’ (Zümer, 39/56) tabirini Allah hakkında, ‘Onun şanına layık olma’ diye te’vil etmek gibi.7 Müteşabihleri bir itibarla, hakiki müteşabih ve izafî müteşabih olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Hakiki müteşabihleri anlamak hayli zor, âdeta imkânsızdır. Bazı sûrelerin başındaki hurûf-u mukatta’a bu kısma girer. Buna rağmen müfessirler bunlar hakkında bile izah getirmeye çalışmışlardır. [B][COLOR=#daa520]MÜTEŞABİH ÂYETLERİN KUR’ÂN’DA BULUNMASININ HİKMETLERİ [/COLOR] [/B]Kur’ân ilimlerine dair kitap yazan âlimlerimiz, şu hikmetleri zikrederler: [COLOR=#daa520][B]1. İrşad halkasını çok geniş tutmak[/B] [/COLOR] Fahreddin Râzî şöyle der: “Kur’ân hem havassı hem avamı dine davet eder. Geniş kitlenin mizacı mücerred hakikatleri idrak etmeye yatkın değildir. Onlar daha işin başında; cisim olmayan bir mekânda bulunmayan hatta kendisine işaret bile edilemeyen bir varlığa inanmaya davet edilecek olurlarsa bunu kabule yanaşmazlar, kendilerinden ‘yok’ olan bir şeye inanmaları istendiğini düşünürler. Ve inkâra düşerler. Dolayısıyla onlara en münasip olan üslûp, kendilerinin düşünce yapılarına uygun bazı lafızları kullanmak fakat bunların aralarına açık gerçeği ihtiva eden ifadeleri de yerleştirmektir. İşte birinci kısım müteşabih, ikinci yani açık gerçeği bildiren ifadeler ise muhkem kısımdır. Bu hikmet, bilhassa ilâhî sıfat ve şuunat hakkında âşikârdır.” [COLOR=#daa520] [B]2. Allah’ın lütfedip zayıf insanlara tahammül edebilecekleri şekilde tecelli etme iradesi.[/B][/COLOR] Zira Allah Tealâ gerçek sıfatlarıyla tecelli etseydi insan helak olurdu. Hazreti Musa Aleyhisselam gibi peygamberlerin en büyüklerinden biri bile Allah’ın bir tecellisine tahammül edemeyip düşüp bayılmış, bu tecelli dağı paramparça etmişti (A’râf, 7/143). [COLOR=#daa520][B]3. Aklın önemine dikkat çekme [/B][/COLOR][/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=#000000][FONT=Georgia][SIZE=4][FONT=book antiqua] Kur’ân’ın hem muhkem hem müteşabih âyetleri ihtiva etmesi sebebiyle okuyucu, aklî delillere başvurma ihtiyacı hisseder. Böylece taklit karanlığından kurtulur. Bu, aklın mevkiini yüceltme ve önemine dikkat çekmedir. Kur’ân’ın hepsi muhkem olsaydı insan aklî delillere ihtiyaç duymaz, dolayısıyla akıl mühmel kalırdı.8 [COLOR=#daa520] [/COLOR][/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=#000000][FONT=Georgia][COLOR=#daa520][SIZE=4][FONT=book antiqua][B]4. Aklı ve anlayışı mahdut olan insana mutlak hakikatleri anlatma ihtiyacı [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR][/FONT][/COLOR][COLOR=#000000][FONT=Georgia][SIZE=4][FONT=book antiqua]Allah müteşabih âyetleri bizi hidayet ve irşat etmek için vesile kılmıştır. Müteşabih lafız, hakikate tam tamına mutabık olmasa da, çeşitli vecihlerden bir vechi ile ona tetabuk eder, yani benzer. Meselâ bir topluluğa hiç görmedikleri bir şeyi anlatırken onlara o şey gerçek şekliyle değil, bildikleri bir şeye benzetilerek anlatılır. İnsanın, müteşabih lafızlardan gerçeği bütün yönleriyle anlaması pek zordur. Mü’min âlim, müteşabih âyetlerin Allah katından geldiklerini ve bildirdikleri hakikate tam mânâsıyla delâlet ettiklerini bilir. Allah tarafından gelen gerçek olduklarına iman eder ve lafızları zorlamaksızın, kendisi için bir fikir ve bilgi edinir.9 [/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=#000000][FONT=Georgia][SIZE=4][FONT=book antiqua][COLOR=#daa520][B]5. İlmî araştırmayı teşvik [/B][/COLOR] Âlimler Kur’ân’ın saklı taraflarını, gizli güzelliklerini araştırıp öğrenmeye böylece teşvik edilmişlerdir. Bu sayede âlimlerin maharetleri ortaya çıkar, fikirler dondurulmaktan kurtarılır, fazilet dereceleri tezahür eder. Kur’ân’ın hepsi muhkem olsaydı âlimler ve sıradan insanların farkları kalmazdı. [COLOR=#daa520] [B]6. Kulları ilâhî ilim karşısında hadlerini bilmeye yöneltme[/B][/COLOR] Allah Tealâ insanları tevazua yöneltmek, Kendi mutlak ilmi karşısında aczlerini ve kulluklarını hatırlatmak, onları imtihan edip denemek, teslimiyet göstermeye yöneltmek istemektedir. Allah’ın ilminde ve kitabında olan her şeyi âlimlerin bilmeleri gerekmez. İlim ehlinin, tek tek bilemedikleri nice şeyler bulunur. Muhammed Abduh, bu konuda şöyle der: “Allah müteşabihleri, Kendisini tasdik konusunda kalplerimizi imtihan etmek için indirmiştir. Kitapta varid olan her şey zeki olsun, aptal olsun hiç kimsenin tereddüt etmeyeceği tarzda vazıh ve anlaşılır olsaydı, onlara iman etmede Allah’ın emrine itaat ve resûllerine teslimiyet gösterme mânâsı kalmazdı.”10 Kendi bildikleri dil ile inmesine rağmen âlimlerin bu aczleri, Kur’ân’ın Allah katından indiğinin bir delili olur. Bu hikmetlerin çoğunu Fahreddin Râzi’den nakleden Zerkânî, sonunda der ki: “Bu hikmetlerin bir kısmı, müteşabihlerin muayyen bir kısmında tahakkuk eder. Fakat yekûnü, ancak yekûnde tahakkuk eder. Bu da, verilen bu izahatın geçerliliği için yeterlidir.”11 [/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=#000000][FONT=Georgia][SIZE=4][FONT=book antiqua] [B]Dipnotlar [/B] 1) ez-Zerkeşî, el-Burhân fi Ulûmi’l-Kur’ân,1/70. 2) Suyûtî, el-İtkân fî Ulûmi’l-Kur’ân, 2/3; Dr. Subhi Salih, Mebâhis, 282. 3) Zerkeşî, a.g.e., 1/73; Suyûtî, a.g.e., 2/4. 4) Subhi Salih, a.g.e., 282. 5) Bunlar hakkında yapılan çeşitli yorumlar için bakınız: İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usûlü, Ank. 1976, s: 134-138. 6) Mahmut Şeltut, Tefsiru’l Kur’âni’l Kerim, Kahire, 2. b. 1960, s. 68-69. 7) Suyûtî, a.g.e., 2/ 8; Abdulazîm ez-Zerkânî, Menâhilu’l-İrfân fî Ulûmi’l-Kur’ân, Kahire 1980, 2/286-290. 8) Zerkânî, a.g.e., 2/284. 9) Abdulmecid Zendanî, Tevhidu’l Halık, Cidde, Tarihsiz, s. 413. 10) Tefsîru’l-Menâr, 3/170. 11) Menâhil, 2/285. [/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=#daa520][FONT=Georgia][SIZE=4][FONT=book antiqua]Prof. Dr. Suat Yıldırım [I][I] Selam ve dua ile... Sorularla İslamiyet[/I][/I][/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Kuran-i Kerim
Muhkem ve Müteşabih ayetler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst