Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Mü’minin KullukHayatı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 512875" data-attributes="member: 1004566"><p>Mü’minin Kulluk Hayatı </p><p></p><p></p><p></p><p>Cenâb-ı Hak buyuruyor:</p><p>“Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk et!” (Hicr, 99) </p><p> </p><p></p><p>Rasûlullah (sav) buyurdular:</p><p>"Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru ol!" (Müslim, İmân 62; Tirmizî, Zühd 61; İbni Mâce, Fiten 12.) </p><p> </p><p></p><p>Kays bin Ubâd (ra)ʼın naklettiği şu hâdiseyi zikredelim:</p><p></p><p>“Medîne Mescid’inde oturuyordum. (Aralarında bulunduğum insanlar içinde Peygamber (sav) Efendimiz’in ashâbından bâzıları da vardı.) O esnâda yüzünde huşû eseri görülen bir zât içeri girdi. Cemaat:</p><p></p><p>«‒Bu, Cennet ehlinden bir zâttır!» dediler.</p><p></p><p>Bu zât, câiz olacak kadar kıraatte bulunarak hafifçe iki rekât namaz kıldı, sonra da çıkıp gitti. Ben de onu takip ettim. Kendisine:</p><p></p><p>«‒Sen Mescid’e girdiğin vakit insanlar; senin Cennet ehlinden bir zât olduğunu söylediler.» dedim.</p><p></p><p>Bunun üzerine şöyle buyurdu:</p><p></p><p>«‒(Sübhânallâh!) Vallâhi hiç kimseye bilmediği bir şeyi söylemesi yakışmaz. Bunu niçin söylediklerini sana anlatayım:</p><p></p><p>Ben Rasûlullah (sav) Efendimiz zamanında bir rüyâ gördüm ve onu Efendimiz (sav)’e anlattım. Kendimi bir bahçede gördüm. (Burada bahçenin genişliğini, yeşilliğini ve güzelliğini anlattı.) Bahçenin ortasında demirden bir direk vardı. Alt kısmı yerde, üst kısmı gökte idi. Tepesinde bir kulp vardı. Bana:</p><p></p><p>“–Direğe çık!” denildi. Ben:</p><p></p><p>“–Yapamam!” dedim. Hemen bir hizmetçi gelip elbisemin arkasından tutarak kaldırdı, ben de tırmandım, tâ direğin en üstüne çıktım ve kulpa yapıştım. Bana:</p><p></p><p>“–Sıkıca tut!” denildi. Kulp elimdeyken uyandım. Bu rüyâyı Nebiyy-i Ekrem (sav) Efendimiz’e anlattım. Allah Rasûlü (sav):</p><p></p><p>“‒O bahçe İslâm’dır. Bu direk de İslâm’ın direğidir. Kulp da Urve-i Vüskâ’dır (yani sapasağlam îman ve İslâm kulpudur). Sen ölünceye kadar İslâm üzere olacaksın!” buyurdular. Bu adam da Abdullah bin Selâm’dır».” (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 19; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 148)</p><p></p><p>Diğer bir rivâyete göre Rasûlullah (sav) Efendimiz:</p><p></p><p>“Abdullah, Urve-i Vüskâ’ya sıkıca yapışmış vaziyetteyken ölecek!” buyurmuşlardır. (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 149)</p><p>Abdullah, Efendimiz (sav)’in kendisine verdiği müjdeye güvenerek hiçbir zaman rehâvete kapılmamış, aksine sağlam bir irâde ile gayretini daha da artırmış, İslâm’ın sapasağlam kulpuna sıkıca sarılmış ve bu bağlılığını hiçbir zaman zayıflatıp gevşetmemiştir. (Osman Nûri Topbaş, Genç Dergisi, Temmuz-2014) </p><p> </p><p></p><p>Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)</p><p>el-Musavvir: Her mahlûku, ezelî hikmetinin gereği, çeşitli şekillerde yaratan, tasvir eden, her varlığa ayrı bir şekil ve özellik veren demektir. </p><p> </p><p></p><p>Kısa Günün Kârı</p><p>Bizler de bu mübârek günleri Cenâb-ı Hakk’a yakınlaşmak için bir fırsat bilmeli ve kulluk gayretlerimizi daha da artırmalıyız. </p><p> </p><p></p><p>Lügatçe</p><p>huşû: 1. Alçakgönüllülük. 2. Allah'a karşı korku ve saygı duyma.</p><p> câiz: 1. Uygun, yapılması suç olmayan. 2. Olabilir, olur.</p><p> rehâvet: Gevşeklik, tembellik, uyuşukluk. </p><p> </p><p></p><p>"İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 512875, member: 1004566"] Mü’minin Kulluk Hayatı Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk et!” (Hicr, 99) Rasûlullah (sav) buyurdular: "Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru ol!" (Müslim, İmân 62; Tirmizî, Zühd 61; İbni Mâce, Fiten 12.) Kays bin Ubâd (ra)ʼın naklettiği şu hâdiseyi zikredelim: “Medîne Mescid’inde oturuyordum. (Aralarında bulunduğum insanlar içinde Peygamber (sav) Efendimiz’in ashâbından bâzıları da vardı.) O esnâda yüzünde huşû eseri görülen bir zât içeri girdi. Cemaat: «‒Bu, Cennet ehlinden bir zâttır!» dediler. Bu zât, câiz olacak kadar kıraatte bulunarak hafifçe iki rekât namaz kıldı, sonra da çıkıp gitti. Ben de onu takip ettim. Kendisine: «‒Sen Mescid’e girdiğin vakit insanlar; senin Cennet ehlinden bir zât olduğunu söylediler.» dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: «‒(Sübhânallâh!) Vallâhi hiç kimseye bilmediği bir şeyi söylemesi yakışmaz. Bunu niçin söylediklerini sana anlatayım: Ben Rasûlullah (sav) Efendimiz zamanında bir rüyâ gördüm ve onu Efendimiz (sav)’e anlattım. Kendimi bir bahçede gördüm. (Burada bahçenin genişliğini, yeşilliğini ve güzelliğini anlattı.) Bahçenin ortasında demirden bir direk vardı. Alt kısmı yerde, üst kısmı gökte idi. Tepesinde bir kulp vardı. Bana: “–Direğe çık!” denildi. Ben: “–Yapamam!” dedim. Hemen bir hizmetçi gelip elbisemin arkasından tutarak kaldırdı, ben de tırmandım, tâ direğin en üstüne çıktım ve kulpa yapıştım. Bana: “–Sıkıca tut!” denildi. Kulp elimdeyken uyandım. Bu rüyâyı Nebiyy-i Ekrem (sav) Efendimiz’e anlattım. Allah Rasûlü (sav): “‒O bahçe İslâm’dır. Bu direk de İslâm’ın direğidir. Kulp da Urve-i Vüskâ’dır (yani sapasağlam îman ve İslâm kulpudur). Sen ölünceye kadar İslâm üzere olacaksın!” buyurdular. Bu adam da Abdullah bin Selâm’dır».” (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 19; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 148) Diğer bir rivâyete göre Rasûlullah (sav) Efendimiz: “Abdullah, Urve-i Vüskâ’ya sıkıca yapışmış vaziyetteyken ölecek!” buyurmuşlardır. (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 149) Abdullah, Efendimiz (sav)’in kendisine verdiği müjdeye güvenerek hiçbir zaman rehâvete kapılmamış, aksine sağlam bir irâde ile gayretini daha da artırmış, İslâm’ın sapasağlam kulpuna sıkıca sarılmış ve bu bağlılığını hiçbir zaman zayıflatıp gevşetmemiştir. (Osman Nûri Topbaş, Genç Dergisi, Temmuz-2014) Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri) el-Musavvir: Her mahlûku, ezelî hikmetinin gereği, çeşitli şekillerde yaratan, tasvir eden, her varlığa ayrı bir şekil ve özellik veren demektir. Kısa Günün Kârı Bizler de bu mübârek günleri Cenâb-ı Hakk’a yakınlaşmak için bir fırsat bilmeli ve kulluk gayretlerimizi daha da artırmalıyız. Lügatçe huşû: 1. Alçakgönüllülük. 2. Allah'a karşı korku ve saygı duyma. câiz: 1. Uygun, yapılması suç olmayan. 2. Olabilir, olur. rehâvet: Gevşeklik, tembellik, uyuşukluk. "İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Mü’minin KullukHayatı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst