Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Münazarat dersleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 342210" data-attributes="member: 5987"><p>Meşrutiyetin ilanından sonra süregelen sistemde bir değişme söz konusu ve insanların aklındaki temel soru <em><strong>“ acaba dine zarar gelir mi?“</strong></em> korkusu. Böyle bir zamanda ve bugünkü tabiriyle doğudaki kanaat önderlerinin bulunduğu bir ortamda Üstad hazretleri meşrutiyeti anlatıyor ve insanların kafasındaki sorulara cevaplar veriyor. Üstad hazretleri bu eserde Osmanlının içinde bulunduğu durumu anlatıyor ise de bizler sadece <em><strong>” O dönemde Osmanlı nasıldı ya da nasıl olmalıydı?”</strong></em>kulağıyla dinlemememiz gerekiyor. Burada aynı zamanda nur talebesinin iş hayatında nasıl olması gerektiği, aile hayatında rehber edineceği düsturlar öğretiliyor. Özellikle sosyal hayata girmiş yada girecek kişilerin o müesseselerde nasıl hareket etmesi gerektiği , Türkiye ve dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmeleri nasıl okuyacaklarını öğretiyor.</p><p> Münazarattan okunacak bir kısmın özetlenmesinin söz konusu olamayacağını Münazarattan her bölümün ancak ciltlerle yazılabilecek kitaplarla anlatılabileceğini düşünmekle beraber kendi adıma dersi tekrar etmek ve kardeşlerede bir numune sunabilmek için bu hafta okuduğumuz bölümü derste geçen kısa açıklamalarla birlikte paylaşmak istiyorum.</p><p></p><p></p><p><em><strong>Sual: O fırkadan ehl-i fazl kısmına ne diyeceğiz? Onlar iyi adamlardır.</strong></em>Tanzimat dönemi siyasi oluşumu içerisinde iyi adamlarda var, bu adamlar için ne diyeceğiz?</p><p></p><p></p><p><em><strong>Cevap: Çok iyiler var ki, iyilik zannıyla fenalık yapıyorlar.</strong></em></p><p></p><p>Dikkat edersek kimse ben kötülük yapmak için bu hareketleri yapıyorum demez. <em><strong>Sual: Nasıl iyilikten fenalık gelir?</strong></em><strong><em> <em>Cevap: Muhali talep etmek, kendine fenalık etmektir</em></em></strong></p><p></p><p>İmkansızı talep etmek , imkansızı istemek insanın kendi kendisine zarar vermesine yol açar çünkü hareketlerinin ve çalışmalarının sonucunu alamaz.</p><p></p><p></p><p><em><strong>… bir dağdan uçmak niyetiyle kendini havalandıran, parça parça olur. Zira onların istedikleri şey, ya bir hükümeti masumedir… halbuki şimdi şahs-ı vahid bile masum olamaz. Nerede kaldı; Zerrâtı günahkârlardan mürekkep bir hükûmet tamamıyla masum olsun…</strong></em></p><p></p><p>Onların istediği hiç hatasız noksansız , günahsız bir hükümet fakat şu an için düşünecek olursak 550 milletvekilinin hepsinin günahsız salih olması imkansızdır.</p><p></p><p></p><p><em><strong>Demek, nokta-i nazar, hükûmetin hasenatı, seyyiatına tereccuhudur. Yoksa, seyyiesiz hükûmet muhal-i adidir…</strong></em></p><p></p><p>Bu noktada bizim kıstasımız yapılan ictaatlerde iyiliklerin kötülüklerden fazla olup olmadığı noktasıdır. Yoksa tüm icraatları iyi, günahsız bir hükümet beklemek imkansızı arzu etmek olur.</p><p></p><p></p><p><em><strong>Ben öyle adamlara anarşist nazarıyla bakıyorum. Zira onlardan birisi-Allah etmesin-bin sene yaşayacak olsa, adeta mümkün hükûmetin hangi suretini görse, hülya ile yine razı olmayacak. Şu hülyanın neticesi olan meylü’t-tahrip ile, o sureti bozmaya çalışacak. Şu halde, böylelerin fena zannettikleri Jön Türkler nazarlarında dahi, mel’un, anarşist ve iğtişaşcı fırkasından addolunurlar. İstedikleri şey muhal olduğu için neticesi ihtilal ve fesattır.</strong></em></p><p></p><p>Üstad hazretleri böyle adamlara anarşist gözüyle baktığını söyleyince ilk anda bir tezatmış gibi geliyor ,adam halis ve hükümetinde öyle olmasını istiyor diye düşünüyoruz fakat hemen arkasından gelen cümleden anlıyoruz ki bu adamlara gerçekten anarşist gözüyle bakmak lazım çünkü bu adamlar günahsız bir hükümet istediklerinden yüzde doksandokuz başarılı topluma faydalı bir hükümette gelse o beklentilerine cevap alamadıkları için hükümeti beğenmeyecekler ve tahribine çalışacaklar. <em><strong>Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?</strong></em></p><p></p><p>Osmanlı devletinin süregelen adaleti tesis eden toplumsal faydayı gözeten kurumlarını ve durumlarını istiyorlar belkide?)</p><p></p><p><em><strong>Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlal.</strong></em></p><p></p><p>Ya kendinizi yenilersiniz yada yok olmaya mahkum olursunuz. <em><strong>Sual: Acaba daha Sultan Hamid gibi padişah tahta çıkmayacak mıdır? Eski hal olmayacak mıdır? </strong></em><strong><em> <em>Cevap: Acaba sizin şu siyah çadırınız parça parça edilip yandırılırsa külü havaya savrulursa o külden yeniden çadır edip içinde oturmak kabil midir?</em> </em></strong> <em><strong>Suâl: “Neden?” </strong></em><strong><em> <em>Cevap: Zira eskiden bin adamdan yalnız onu mütenebbih iken, istibdat o dehşetli kuvvetiyle karşısında duramadı, parçalandı. Şimdi, istibdadın kuvveti binden bire indi; tenebbüh ve iltihab-ı ezhan birden bine çıktı.</em></em></strong></p><p></p><p></p><p>İstibdat kuvvetli olmasına ve bin adamdan sadece biri fikren uyanık olmasına rağmen karşı duramadı. Şimdi istibdat zayıfladı ve zihinler uyanmaya başladı bu şartlar altında daha karşı koyabilir mi? <em><strong>Sual: İstibdat o kadar fena bir şey iken, niçin herkes bir çeşit ile onu irtikab ederdi?</strong></em></p><p></p><p>Madem istibdat bu kadar kötü bir şeydi neden herkes az veya çok bir şekilde o istibdatı uygulardı?</p><p></p><p><em><strong>Cevap: İçinde tefer’unun lezzet-i menhusesi ve tahakküm ve tehevvüs-ü nemrudane vardı.</strong></em></p><p></p><p>Çünkü istibdatın içinde firavunlaşmış menhus bir lezzet ve nemrudane heveslerin tatmini var. İnsanlara bazı yetkiler verildiği zaman o yetkileri işlerin yürümesi için değil egolarını tatmin için kullanabiliyorlar halbuki tahakküm eden adamı karşımıza alıp bunun kötü olduğunu anlatsak oda bunu kabul edecektir. Bu noktada kendimizi sorgulamalıyız acaba biz böyle bir hareket içerisinde miyiz? <strong>Sual: Neden makineyi ahval güzelce işlemiyor?</strong><strong> <em>Cevap: Zira tecrübe; hamiyet, nur-ı kalp ve nur-ı fikri cem edenler vezaife kifayet etmezler. </em></strong></p><p></p><p>Kalbi ve fikri nurlu/aydınlık olan hamiyet sahibi mübarek insanların bu vazifede görev almaları gerekmektedir fakat onlarda yetersizdir.</p><p></p><p></p><p><em><strong>Bazı ehl-i gayret ve hamiyette de meyl-i tahrip meleke olmuş tamire pek alışık değildir. </strong></em></p><p></p><p>Bazı gayret ve hamiyet ehli belki tecrübesizliğin, belki de olumsuz tecrübelerden ders alamamanın gereği olarak tamirden uzaklaşmış, kolay olan tahrip etmeyi âdet haline getirmiştir. Biraz da cehaletin eseri olacak ki, kifayetsizliğini tahriple örtmektedirler.</p><p></p><p></p><p><em><strong>Bazı ehl-i tecrübe ve tamir ise eskisine bir derece meyil ile istidatları pek müsait değildir.</strong></em></p><p></p><p>Bazı tecrübeli ve tamir edebilecek kişiler ise kendilerini yenileyemediğinden , yeni şartlara uyum sağlayamıyorlar.</p><p></p><p></p><p><em><strong>Demek bize bir nesl-i cedit lazımdır.</strong></em></p><p></p><p>Bize yeni bir nesil lazımdır. <em><strong>Suâl: Şimdi çok hilâf-ı şeriat şeyler yapılıyor</strong></em></p><p></p><p>Değişen yönetim sistemiyle beraber Kur’ani hükümler yerine modern hukuk kuralları kullanılmaya başlıyor, acaba bu durum şeriata muhalifmidir?</p><p></p><p><em><strong>Cevap: Bence, muhalif-i hakikat-i şeriat olan şeyler meşrutiyete dahi muhaliftir, ya günahlarıdır veya ilca-i zarurettir.</strong></em></p><p></p><p>Şeriatın hakikatine muhalif olan şeyler meşrutiyete de aykırıdır, Kur’an da tarif edilen hak ve hukuka aykırı olan hükümler diğer hükümlere de aykırıdır , eğer uygulamada böyle bir şey ile karşılaşırsak bu ya sistemin hata ve kusurudur yada o anki zaruret nedeniyle uygulanmıştır.</p><p></p><p></p><p><em><strong>Farz ediniz; şu siyaset muhalif olsun, yine telaşa mahal yoktur. Zira , Şeriat-ı Garranın bin kısmından bir kısmıdır ki, siyasete taalluk eder. O kısmın ihmâliyle, şeriat ihmâl olunmaz.</strong></em></p><p></p><p>Farz edelim ki şu anki siyaset şeriata muhalif olsun yine panik yapmayacağız çünkü şeriatın hükümlerinin sadece binde biri siyaset ile ilgilidir , hayata dair temel meseleler ise isteseler de şeriata muhalif olamayacağı için siyasetle ilgili kısım ihmal edilse de Şeriat ı Garraya zarar gelmez.</p><p></p><p></p><p><em><strong>Evet, imtisal etmemek, inkâr etmek demek değildir.</strong></em></p><p></p><p>Bir şeyi kabullenmemek onu inkar etmek değildir.</p><p></p><p></p><p><em><strong>Hem de, Devlet-i Osmaniye ye tabi olan İslamların on beş misli İslamlar, sırf siyaset-i ecanib altındadırlar. Onların dinlerine zarar gelmez; nerede kaldı ki, şu hükumette-ki; Kendisi İslam, millet-i hakimesi İslam; üssü’l-esas-ı siyaseti de şu düsturdur: Bu devletin dini, din-i İslamdır; şu esası vikaye etmek vazifemizdir. Çünkü, milletimizin maye-i hayatiyesidir.</strong></em></p><p></p><p>Osmanlıda bulunan Müslüman sayısının 15 misli ,Müslüman olmayan devletlerin sömürgesi olmasına rağmen onların dinine zarar gelmiyorken çoğunluğu Müslümanlardan oluşan ve hükümeti Müslüman olan Osmanlı da dine zarar gelebilir mi? Aynı zamanda siyasetin temel prensibi “Devletin dini İslam’dır ve bunu korumamız lazım” dır çünkü milleti bir arada tutan en önemli şey Müslümanlıktır, bunun yerini herhangi başka bir bağ dolduramaz.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 342210, member: 5987"] Meşrutiyetin ilanından sonra süregelen sistemde bir değişme söz konusu ve insanların aklındaki temel soru [I][B]“ acaba dine zarar gelir mi?“[/B][/I] korkusu. Böyle bir zamanda ve bugünkü tabiriyle doğudaki kanaat önderlerinin bulunduğu bir ortamda Üstad hazretleri meşrutiyeti anlatıyor ve insanların kafasındaki sorulara cevaplar veriyor. Üstad hazretleri bu eserde Osmanlının içinde bulunduğu durumu anlatıyor ise de bizler sadece [I][B]” O dönemde Osmanlı nasıldı ya da nasıl olmalıydı?”[/B][/I]kulağıyla dinlemememiz gerekiyor. Burada aynı zamanda nur talebesinin iş hayatında nasıl olması gerektiği, aile hayatında rehber edineceği düsturlar öğretiliyor. Özellikle sosyal hayata girmiş yada girecek kişilerin o müesseselerde nasıl hareket etmesi gerektiği , Türkiye ve dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmeleri nasıl okuyacaklarını öğretiyor. Münazarattan okunacak bir kısmın özetlenmesinin söz konusu olamayacağını Münazarattan her bölümün ancak ciltlerle yazılabilecek kitaplarla anlatılabileceğini düşünmekle beraber kendi adıma dersi tekrar etmek ve kardeşlerede bir numune sunabilmek için bu hafta okuduğumuz bölümü derste geçen kısa açıklamalarla birlikte paylaşmak istiyorum. [I][B]Sual: O fırkadan ehl-i fazl kısmına ne diyeceğiz? Onlar iyi adamlardır.[/B][/I][B][/B]Tanzimat dönemi siyasi oluşumu içerisinde iyi adamlarda var, bu adamlar için ne diyeceğiz? [I][B]Cevap: Çok iyiler var ki, iyilik zannıyla fenalık yapıyorlar.[/B][/I] Dikkat edersek kimse ben kötülük yapmak için bu hareketleri yapıyorum demez. [I][B]Sual: Nasıl iyilikten fenalık gelir?[/B][/I][B][I] [I]Cevap: Muhali talep etmek, kendine fenalık etmektir[/I][/I][/B] İmkansızı talep etmek , imkansızı istemek insanın kendi kendisine zarar vermesine yol açar çünkü hareketlerinin ve çalışmalarının sonucunu alamaz. [I][B]… bir dağdan uçmak niyetiyle kendini havalandıran, parça parça olur. Zira onların istedikleri şey, ya bir hükümeti masumedir… halbuki şimdi şahs-ı vahid bile masum olamaz. Nerede kaldı; Zerrâtı günahkârlardan mürekkep bir hükûmet tamamıyla masum olsun…[/B][/I] Onların istediği hiç hatasız noksansız , günahsız bir hükümet fakat şu an için düşünecek olursak 550 milletvekilinin hepsinin günahsız salih olması imkansızdır. [I][B]Demek, nokta-i nazar, hükûmetin hasenatı, seyyiatına tereccuhudur. Yoksa, seyyiesiz hükûmet muhal-i adidir…[/B][/I] Bu noktada bizim kıstasımız yapılan ictaatlerde iyiliklerin kötülüklerden fazla olup olmadığı noktasıdır. Yoksa tüm icraatları iyi, günahsız bir hükümet beklemek imkansızı arzu etmek olur. [I][B]Ben öyle adamlara anarşist nazarıyla bakıyorum. Zira onlardan birisi-Allah etmesin-bin sene yaşayacak olsa, adeta mümkün hükûmetin hangi suretini görse, hülya ile yine razı olmayacak. Şu hülyanın neticesi olan meylü’t-tahrip ile, o sureti bozmaya çalışacak. Şu halde, böylelerin fena zannettikleri Jön Türkler nazarlarında dahi, mel’un, anarşist ve iğtişaşcı fırkasından addolunurlar. İstedikleri şey muhal olduğu için neticesi ihtilal ve fesattır.[/B][/I] Üstad hazretleri böyle adamlara anarşist gözüyle baktığını söyleyince ilk anda bir tezatmış gibi geliyor ,adam halis ve hükümetinde öyle olmasını istiyor diye düşünüyoruz fakat hemen arkasından gelen cümleden anlıyoruz ki bu adamlara gerçekten anarşist gözüyle bakmak lazım çünkü bu adamlar günahsız bir hükümet istediklerinden yüzde doksandokuz başarılı topluma faydalı bir hükümette gelse o beklentilerine cevap alamadıkları için hükümeti beğenmeyecekler ve tahribine çalışacaklar. [I][B]Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?[/B][/I] Osmanlı devletinin süregelen adaleti tesis eden toplumsal faydayı gözeten kurumlarını ve durumlarını istiyorlar belkide?) [I][B]Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlal.[/B][/I] Ya kendinizi yenilersiniz yada yok olmaya mahkum olursunuz. [I][B]Sual: Acaba daha Sultan Hamid gibi padişah tahta çıkmayacak mıdır? Eski hal olmayacak mıdır? [/B][/I][B][I] [I]Cevap: Acaba sizin şu siyah çadırınız parça parça edilip yandırılırsa külü havaya savrulursa o külden yeniden çadır edip içinde oturmak kabil midir?[/I] [/I][/B] [I][B]Suâl: “Neden?” [/B][/I][B][I] [I]Cevap: Zira eskiden bin adamdan yalnız onu mütenebbih iken, istibdat o dehşetli kuvvetiyle karşısında duramadı, parçalandı. Şimdi, istibdadın kuvveti binden bire indi; tenebbüh ve iltihab-ı ezhan birden bine çıktı.[/I][/I][/B] İstibdat kuvvetli olmasına ve bin adamdan sadece biri fikren uyanık olmasına rağmen karşı duramadı. Şimdi istibdat zayıfladı ve zihinler uyanmaya başladı bu şartlar altında daha karşı koyabilir mi? [I][B]Sual: İstibdat o kadar fena bir şey iken, niçin herkes bir çeşit ile onu irtikab ederdi?[/B][/I] Madem istibdat bu kadar kötü bir şeydi neden herkes az veya çok bir şekilde o istibdatı uygulardı? [I][B]Cevap: İçinde tefer’unun lezzet-i menhusesi ve tahakküm ve tehevvüs-ü nemrudane vardı.[/B][/I] Çünkü istibdatın içinde firavunlaşmış menhus bir lezzet ve nemrudane heveslerin tatmini var. İnsanlara bazı yetkiler verildiği zaman o yetkileri işlerin yürümesi için değil egolarını tatmin için kullanabiliyorlar halbuki tahakküm eden adamı karşımıza alıp bunun kötü olduğunu anlatsak oda bunu kabul edecektir. Bu noktada kendimizi sorgulamalıyız acaba biz böyle bir hareket içerisinde miyiz? [B]Sual: Neden makineyi ahval güzelce işlemiyor?[/B][B] [I]Cevap: Zira tecrübe; hamiyet, nur-ı kalp ve nur-ı fikri cem edenler vezaife kifayet etmezler. [/I][/B] Kalbi ve fikri nurlu/aydınlık olan hamiyet sahibi mübarek insanların bu vazifede görev almaları gerekmektedir fakat onlarda yetersizdir. [I][B]Bazı ehl-i gayret ve hamiyette de meyl-i tahrip meleke olmuş tamire pek alışık değildir. [/B][/I] Bazı gayret ve hamiyet ehli belki tecrübesizliğin, belki de olumsuz tecrübelerden ders alamamanın gereği olarak tamirden uzaklaşmış, kolay olan tahrip etmeyi âdet haline getirmiştir. Biraz da cehaletin eseri olacak ki, kifayetsizliğini tahriple örtmektedirler. [I][B]Bazı ehl-i tecrübe ve tamir ise eskisine bir derece meyil ile istidatları pek müsait değildir.[/B][/I] Bazı tecrübeli ve tamir edebilecek kişiler ise kendilerini yenileyemediğinden , yeni şartlara uyum sağlayamıyorlar. [I][B]Demek bize bir nesl-i cedit lazımdır.[/B][/I] Bize yeni bir nesil lazımdır. [I][B]Suâl: Şimdi çok hilâf-ı şeriat şeyler yapılıyor[/B][/I] Değişen yönetim sistemiyle beraber Kur’ani hükümler yerine modern hukuk kuralları kullanılmaya başlıyor, acaba bu durum şeriata muhalifmidir? [I][B]Cevap: Bence, muhalif-i hakikat-i şeriat olan şeyler meşrutiyete dahi muhaliftir, ya günahlarıdır veya ilca-i zarurettir.[/B][/I] Şeriatın hakikatine muhalif olan şeyler meşrutiyete de aykırıdır, Kur’an da tarif edilen hak ve hukuka aykırı olan hükümler diğer hükümlere de aykırıdır , eğer uygulamada böyle bir şey ile karşılaşırsak bu ya sistemin hata ve kusurudur yada o anki zaruret nedeniyle uygulanmıştır. [I][B]Farz ediniz; şu siyaset muhalif olsun, yine telaşa mahal yoktur. Zira , Şeriat-ı Garranın bin kısmından bir kısmıdır ki, siyasete taalluk eder. O kısmın ihmâliyle, şeriat ihmâl olunmaz.[/B][/I] Farz edelim ki şu anki siyaset şeriata muhalif olsun yine panik yapmayacağız çünkü şeriatın hükümlerinin sadece binde biri siyaset ile ilgilidir , hayata dair temel meseleler ise isteseler de şeriata muhalif olamayacağı için siyasetle ilgili kısım ihmal edilse de Şeriat ı Garraya zarar gelmez. [I][B]Evet, imtisal etmemek, inkâr etmek demek değildir.[/B][/I] Bir şeyi kabullenmemek onu inkar etmek değildir. [I][B]Hem de, Devlet-i Osmaniye ye tabi olan İslamların on beş misli İslamlar, sırf siyaset-i ecanib altındadırlar. Onların dinlerine zarar gelmez; nerede kaldı ki, şu hükumette-ki; Kendisi İslam, millet-i hakimesi İslam; üssü’l-esas-ı siyaseti de şu düsturdur: Bu devletin dini, din-i İslamdır; şu esası vikaye etmek vazifemizdir. Çünkü, milletimizin maye-i hayatiyesidir.[/B][/I] Osmanlıda bulunan Müslüman sayısının 15 misli ,Müslüman olmayan devletlerin sömürgesi olmasına rağmen onların dinine zarar gelmiyorken çoğunluğu Müslümanlardan oluşan ve hükümeti Müslüman olan Osmanlı da dine zarar gelebilir mi? Aynı zamanda siyasetin temel prensibi “Devletin dini İslam’dır ve bunu korumamız lazım” dır çünkü milleti bir arada tutan en önemli şey Müslümanlıktır, bunun yerini herhangi başka bir bağ dolduramaz. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Münazarat dersleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst