Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Münazarat Risalesi,Demokrasi Ve Kavram Kargaşası
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Tevhid_Nur" data-source="post: 122846"><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Aşağıdaki yazı ''Münazarat Risalesi Ve Şerhi'' isimli eserin ''mukaddime''sinden iktibastır.Başlık tarafımızdan konulmuştur.</span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Münazarat Risalesi,Demokrasi Ve Kavram Kargaşası</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">''Osmanlı Devletinin son yıllarında tek kişinin hâkimiyeti mânâsındaki saltanatın değiştirilerek Meclise ehemmiyet veren meşrûtiyet sistemine geçilmesinden hâsıl olan çalkantılı devrede kaleme alınan ‘’Münâzarât’’, esasta tam bir ‘’şerî devlet’’ şeklini ifâdeye çalışmaktadır. <strong>‘’Devlet, Halîfe, Meclis’’</strong> gibi mefhumların İslâm dinindeki ıstılâhî mânâlarını nazara veren Bedîüzzaman, tamâmen fıkıh esaslarına dayanarak bu mefhumlara açıklık getirmiş ve yanlış anlamalara meydan vermemeye gayret etmiştir. Lâkin Âhirzaman hâdiselerinin şiddetle zuhûru sebebiyle sözleri o gün muhâtapları tarafından anlaşılamamış, sonraları o sözlere sâhip çıkanların bir kısmı tarafındanda yanlış anlaşılmıştır. Hâlâ bu kargaşa devam etmektedir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Osmanlının 1908’de ferdî istibdat idâresinden meşrûtî sisteme geçmesi, o sistemin de kısa zamânda<strong> İttihâd ve Terakkî</strong> eliyle cemiyet istibdâdına dönmesi; arkasından Osmanlı Devletinin yıkılarak cumhurî Sistemin kurulması, kısa bir müddet sonra onunda dejenere edilerek yine <strong>cemiyet istibdâdının hortlatılması</strong>; daha sonra da çok partili demokratik sisteme geçildiğinin söylenmesi; bu arada sıkça yaşanan açık-kapalı ihtilâller ve anayasa değişiklikleri gibi üç çeurek asra sıkışan dehşetli inkilâplar sebebiyle Müslüman milletin zihinlerinin allak-bullak edilmesi yüzünden hakìkatin anlaşılması iyice zorlaşmıştır. Münâzarât’taki ifâdelerin doğru anlaşılmasına mâni olan mefhumlardan <strong><span style="color: red">‘’demokrasi’’</span></strong> hakkında bu Mukaddeme’de kısa bir bilgi verilmesi îcâb etmektedir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Lûgat mânâsı<strong> ‘’hürriyetçilik’’</strong> olan <strong>‘’demokrasi’’</strong> kelimesinin ıstılâhî yönüyle iki târifi yapılmıştır. Bu beşerî sistemi takrîben 2000 sene evvel ihdâs eden Yunan feylesoflarından Aristo, Sokrat ve Eflâtun’a göre<strong> târifi şöyledir:</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">‘’İnsanın hiçbir kànûn altına girmeden, kendi aklınca dilediği gibi hareket etmesi gerektiğini ileri süren bir rejimdir. Yâni insanın ne beşerî kànûnları, ne de İlâhî kànûnları dinlemeden kendi hevâ ve hevesine göre, herhangi bir baskı altında kalmadan ve başkasını da baskı altına almadan yaşaması gerektiğini ileri süren bir rejimdir.’’</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Bugünün feylesoflarının kabûl ettikleri <strong><span style="color: red">‘’demokrasi’’</span></strong> târifi ise </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">şöyledir:</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">‘’Dmokrasi halkın ken kendisini idâre etmesidir. Yâni kendi idârecilerini kendisinin seçmesi ve kendilerini idâre edecek kànûnları da kendilerinin çıkarmalarıdır.’’</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Demokrasi sisteminin dayandığı ana esâs ise; <strong>dinin devlete kesinlikle karışmamasıdır.</strong> Ne İslâma ve ne de herhangi bir bâtıl dine dayalı bir devlet kurulabilir. Din ‘’İlâhî’’, demokrasi ise ‘’ beşerî’’ olduğundan, gerçek dinî inanç sâhipleri demokrasiyi kendi inançlarına göre ‘’yanlış’’ kâbul etmektedirler.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Dinlerini kendi sistemine karıştırmayan, o mânâda onlara aslâ hürriyet vermeyen demokrasi; dinlere muhâlefet ederek, kadınlara sınırsız hürriyet tanımayı da ana esâsları arasında saymaktadır.Çıplaklık meşrû sayıldığı gibi, <strong>zinâ da suç kabûl edilmemektedir.</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Şerîatın mîras hukùku da geçerli sayılmamaktadır.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Şerîat nâmına yazı yazmayı yasaklayan demokrasi sistemi, onun dışında basın-yayına sınırsız hürriyet vermektedir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Dinin ana prensiplerini çiğneyenlere verilen şer’î cezâları da kabûl etmeyen demokrasi, <strong>‘’insan hakları’’</strong> mefhûmunu sû-i istîmâl ederek insanların dine aykırı yaşamasına hâmîlik etmektedir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Bu sarâhate rağmen, nedense günümüz Müslümanları <strong><span style="color: red">‘şerîata göre devlet sistemi’’</span></strong> için yazılmış Münâzarat isimli eserdeki ifâdeleri <strong>‘’demokrasi’’</strong> sistemine de tatbîk etme yanlışını işlemektedirler. Okundukça görülecektir ki, bu şerh, bu tür yanlış anlamaların da önüne geçme niyetiyle kaleme alınmıştır.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Eserin şerhine geçmeden önce, müellifin çokça kullandığı temel mefumlar hakkında kısa bir bilgi verilmesinde fayda vardır. Yeri geldikçe şerhde tekrâr edilecek bu mefhumlardan ‘’devlet ve idâresi’’ ile ilgili olanlara kısaca bakacağız. Yalnız şu noktaya dikkat gerekir: Bedîüzzaman Hazretleri 1910’da bu bilgileri verirken, sâdece Osmanlı Devletinin değil, bütün İslâm âlemini düşünerek konuşmuştur. <strong><span style="color: red">Dârü’l-İslâm’da</span> devlete karşı silâhla hareket câiz olmadığından ancak ilimle iknâ yolunun açık olduğunu eserleriyle bilfiil göstermiştir.</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Müslümanların din ve dünyâya âit işlerini İslâm dinin emir ve yasaklarına uygun bir şekilde yapabilmelerini te’mîn ve kontrol eden siyâsî teşekküle <strong><span style="color: red">‘’devlet’’</span></strong> denir. O teşkilâtın başındaki idâreci şahsa da <strong><span style="color: blue">‘’halîfe’’</span></strong> ünvânı verilmiştir. İslâm fukahâsı, devlet ve hilâfetle ilgili bütün hükümleri Kitap ve Sünnetten tesbît etmişlerdir.Bu müctehid ulemâ <strong>‘’Ümmet için aynı anda iki halîfe olamaz’’</strong>(Ahkâm-ı Sultâniye, Mâverdî, s. 37) demek sûretiyle, İslâm âlemin<strong> iki ayrı idâreci</strong> ve dolaysıyla iki <strong>ayrı devlet</strong> olamayacağında ittifak etmişlerdir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: blue"><strong>Bu fikre mhâlefet eden din âlimi de çıkmamıştır.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Bu hükümlerden anlaşılıyor ki: İslâm âleminde <strong>şerîat-ı garrânın</strong> hâkim olduğu yerde<strong><span style="color: red"> ‘’tek devlet’’</span></strong> vardır, ve onun başında da şer’î şartları taşıyan ve bütün ümmetin kendisine itaat etmesi farz olan <span style="color: red">‘’tek halîfe’’</span> bulunur. Târifi yapılan bu <strong>İslâm devletinin</strong> hâkimiyet sahasında coğrafi hudut olmayacağından, her Müslüman o devletin her yerine serbestçe gidebilir. Devlet içinde eyâlet vâlilerinin idâresine verilen <strong>‘’eyâlet hudutları’’</strong> bulunkmakla beraber, bunlar ümmetin işlerinin daha rahat görülebilmesi için konulmuş idârî ve şeklî taksîmattan ibârettir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"><strong>Münâzarât Risalesi Ve Şerhi Sayfa 8,9,10,11/Tahşiye Yayınları</strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"><strong>Baskı: İstanbul/Şubat/2006 (2.BASKI)</strong> </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Tevhid_Nur, post: 122846"] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Aşağıdaki yazı ''Münazarat Risalesi Ve Şerhi'' isimli eserin ''mukaddime''sinden iktibastır.Başlık tarafımızdan konulmuştur.[/SIZE][/FONT] [SIZE=3][COLOR=red][B]Münazarat Risalesi,Demokrasi Ve Kavram Kargaşası[/B][/COLOR][/SIZE] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]''Osmanlı Devletinin son yıllarında tek kişinin hâkimiyeti mânâsındaki saltanatın değiştirilerek Meclise ehemmiyet veren meşrûtiyet sistemine geçilmesinden hâsıl olan çalkantılı devrede kaleme alınan ‘’Münâzarât’’, esasta tam bir ‘’şerî devlet’’ şeklini ifâdeye çalışmaktadır. [B]‘’Devlet, Halîfe, Meclis’’[/B] gibi mefhumların İslâm dinindeki ıstılâhî mânâlarını nazara veren Bedîüzzaman, tamâmen fıkıh esaslarına dayanarak bu mefhumlara açıklık getirmiş ve yanlış anlamalara meydan vermemeye gayret etmiştir. Lâkin Âhirzaman hâdiselerinin şiddetle zuhûru sebebiyle sözleri o gün muhâtapları tarafından anlaşılamamış, sonraları o sözlere sâhip çıkanların bir kısmı tarafındanda yanlış anlaşılmıştır. Hâlâ bu kargaşa devam etmektedir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Osmanlının 1908’de ferdî istibdat idâresinden meşrûtî sisteme geçmesi, o sistemin de kısa zamânda[B] İttihâd ve Terakkî[/B] eliyle cemiyet istibdâdına dönmesi; arkasından Osmanlı Devletinin yıkılarak cumhurî Sistemin kurulması, kısa bir müddet sonra onunda dejenere edilerek yine [B]cemiyet istibdâdının hortlatılması[/B]; daha sonra da çok partili demokratik sisteme geçildiğinin söylenmesi; bu arada sıkça yaşanan açık-kapalı ihtilâller ve anayasa değişiklikleri gibi üç çeurek asra sıkışan dehşetli inkilâplar sebebiyle Müslüman milletin zihinlerinin allak-bullak edilmesi yüzünden hakìkatin anlaşılması iyice zorlaşmıştır. Münâzarât’taki ifâdelerin doğru anlaşılmasına mâni olan mefhumlardan [B][COLOR=red]‘’demokrasi’’[/COLOR][/B] hakkında bu Mukaddeme’de kısa bir bilgi verilmesi îcâb etmektedir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Lûgat mânâsı[B] ‘’hürriyetçilik’’[/B] olan [B]‘’demokrasi’’[/B] kelimesinin ıstılâhî yönüyle iki târifi yapılmıştır. Bu beşerî sistemi takrîben 2000 sene evvel ihdâs eden Yunan feylesoflarından Aristo, Sokrat ve Eflâtun’a göre[B] târifi şöyledir:[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]‘’İnsanın hiçbir kànûn altına girmeden, kendi aklınca dilediği gibi hareket etmesi gerektiğini ileri süren bir rejimdir. Yâni insanın ne beşerî kànûnları, ne de İlâhî kànûnları dinlemeden kendi hevâ ve hevesine göre, herhangi bir baskı altında kalmadan ve başkasını da baskı altına almadan yaşaması gerektiğini ileri süren bir rejimdir.’’[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Bugünün feylesoflarının kabûl ettikleri [B][COLOR=red]‘’demokrasi’’[/COLOR][/B] târifi ise [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]şöyledir:[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]‘’Dmokrasi halkın ken kendisini idâre etmesidir. Yâni kendi idârecilerini kendisinin seçmesi ve kendilerini idâre edecek kànûnları da kendilerinin çıkarmalarıdır.’’[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Demokrasi sisteminin dayandığı ana esâs ise; [B]dinin devlete kesinlikle karışmamasıdır.[/B] Ne İslâma ve ne de herhangi bir bâtıl dine dayalı bir devlet kurulabilir. Din ‘’İlâhî’’, demokrasi ise ‘’ beşerî’’ olduğundan, gerçek dinî inanç sâhipleri demokrasiyi kendi inançlarına göre ‘’yanlış’’ kâbul etmektedirler.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Dinlerini kendi sistemine karıştırmayan, o mânâda onlara aslâ hürriyet vermeyen demokrasi; dinlere muhâlefet ederek, kadınlara sınırsız hürriyet tanımayı da ana esâsları arasında saymaktadır.Çıplaklık meşrû sayıldığı gibi, [B]zinâ da suç kabûl edilmemektedir.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3][COLOR=red]Şerîatın mîras hukùku da geçerli sayılmamaktadır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Şerîat nâmına yazı yazmayı yasaklayan demokrasi sistemi, onun dışında basın-yayına sınırsız hürriyet vermektedir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Dinin ana prensiplerini çiğneyenlere verilen şer’î cezâları da kabûl etmeyen demokrasi, [B]‘’insan hakları’’[/B] mefhûmunu sû-i istîmâl ederek insanların dine aykırı yaşamasına hâmîlik etmektedir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Bu sarâhate rağmen, nedense günümüz Müslümanları [B][COLOR=red]‘şerîata göre devlet sistemi’’[/COLOR][/B] için yazılmış Münâzarat isimli eserdeki ifâdeleri [B]‘’demokrasi’’[/B] sistemine de tatbîk etme yanlışını işlemektedirler. Okundukça görülecektir ki, bu şerh, bu tür yanlış anlamaların da önüne geçme niyetiyle kaleme alınmıştır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Eserin şerhine geçmeden önce, müellifin çokça kullandığı temel mefumlar hakkında kısa bir bilgi verilmesinde fayda vardır. Yeri geldikçe şerhde tekrâr edilecek bu mefhumlardan ‘’devlet ve idâresi’’ ile ilgili olanlara kısaca bakacağız. Yalnız şu noktaya dikkat gerekir: Bedîüzzaman Hazretleri 1910’da bu bilgileri verirken, sâdece Osmanlı Devletinin değil, bütün İslâm âlemini düşünerek konuşmuştur. [B][COLOR=red]Dârü’l-İslâm’da[/COLOR] devlete karşı silâhla hareket câiz olmadığından ancak ilimle iknâ yolunun açık olduğunu eserleriyle bilfiil göstermiştir.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Müslümanların din ve dünyâya âit işlerini İslâm dinin emir ve yasaklarına uygun bir şekilde yapabilmelerini te’mîn ve kontrol eden siyâsî teşekküle [B][COLOR=red]‘’devlet’’[/COLOR][/B] denir. O teşkilâtın başındaki idâreci şahsa da [B][COLOR=blue]‘’halîfe’’[/COLOR][/B] ünvânı verilmiştir. İslâm fukahâsı, devlet ve hilâfetle ilgili bütün hükümleri Kitap ve Sünnetten tesbît etmişlerdir.Bu müctehid ulemâ [B]‘’Ümmet için aynı anda iki halîfe olamaz’’[/B](Ahkâm-ı Sultâniye, Mâverdî, s. 37) demek sûretiyle, İslâm âlemin[B] iki ayrı idâreci[/B] ve dolaysıyla iki [B]ayrı devlet[/B] olamayacağında ittifak etmişlerdir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3][COLOR=blue][B]Bu fikre mhâlefet eden din âlimi de çıkmamıştır.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Bu hükümlerden anlaşılıyor ki: İslâm âleminde [B]şerîat-ı garrânın[/B] hâkim olduğu yerde[B][COLOR=red] ‘’tek devlet’’[/COLOR][/B] vardır, ve onun başında da şer’î şartları taşıyan ve bütün ümmetin kendisine itaat etmesi farz olan [COLOR=red]‘’tek halîfe’’[/COLOR] bulunur. Târifi yapılan bu [B]İslâm devletinin[/B] hâkimiyet sahasında coğrafi hudut olmayacağından, her Müslüman o devletin her yerine serbestçe gidebilir. Devlet içinde eyâlet vâlilerinin idâresine verilen [B]‘’eyâlet hudutları’’[/B] bulunkmakla beraber, bunlar ümmetin işlerinin daha rahat görülebilmesi için konulmuş idârî ve şeklî taksîmattan ibârettir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3][B]Münâzarât Risalesi Ve Şerhi Sayfa 8,9,10,11/Tahşiye Yayınları[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3][B]Baskı: İstanbul/Şubat/2006 (2.BASKI)[/B] [/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Münazarat Risalesi,Demokrasi Ve Kavram Kargaşası
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst