Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Sizin Köşeniz
Müslümanlar la uğraşmayın!!!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="teblið" data-source="post: 230897" data-attributes="member: 1011058"><p><strong><em>Müslümanlar arasında sıklıkla, "kâfirleri bırakıp, Müslümanlarla uğraşmamak gerekir" türünden serzenişler yapılmaktadır. Bu serzenişi yapan kimseler, özetle şöyle demektedirler: </em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>„Bir Müslüman, diğer bir Müslüman kardeşini eleştirmemelidir. Bunun yerine, Müslümanlar var güçleriyle 'düşmanlarını' yani kâfirleri, İslam'ı her türlü imkânla yasaklayan 'şer güçleri' hedefe oturtmalıdırlar. Yeryüzünde İslam'ın yaşanmasını kâfirler engellemektedirler. Siyasî, askeri, parasal ve kalem gücüyle İslam'ı engellemeye çalışanlar dururken, bir müslümanın, sonuçta kendisi gibi olan diğer bir din kardeşini eleştirmesi doğru değildir! Müslümanlar kardeştir. Müslüman, kardeşiyle uğraşmamalıdır! „ </em></strong></p><p><strong><em>Şimdi bu söylemin haklı ve haksız taraflarını tartışmaya açmalıyız. </em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Bir müslümanın, Müslüman bir kardeşini eleştirmesi hem iyidir, hem de kötüdür. Ama her şeyden önemlisi, öncelikle, kimin Müslüman olduğunu bilmektir. Kim müslümandır, kim değildir? Eğer itikadları ve amelleri Kur'an'a dayanan, imanlarına 'zulüm' karıştırmayan,</em></strong></p><p> </p><p><strong><em> İslam dışı ideolojileri din edinmeyen iki Müslüman grup varsa, gerçekten de bunların birbirleriyle didişmeleri doğru olmaz. Hatta böyle bir didişme, Kur'an dilinde fitne olarak anılır. Çünkü Mü'minler birbirlerinin velisidirler. Birbirlerine velayet bağı çerçevesinde davranmayan Müslümanlar, Allah'ın gazabını davet ederler. (8/Enfal, 73). </em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Aslında, ifade etmeye çalıştığımız gibi iki veya daha fazla Müslüman grubun olması bile kendi içinde kavramsal bir çelişkiyi ifade eder. Çünkü akidesi ve ameli İslam'a dayanan iki Müslüman fırka olamaz, bunlar sonuçta bir tek fırka, İslam ümmeti fırkasıdırlar.</em></strong></p><p> </p><p><strong><em> İki ayrı fırka görünümleri, yine kendi hatalarıdır ve iletişimsizlik veya kaygısızlıklarının sonucudur. Kur'an ve sünnetin böyle bir fırkalaşmayı men eden bütün uyarılarına rağmen, farklı isimler almış iki ve daha fazla İslami zümrenin var olduğunu farz edelim. Bu durumda bu zümrelerin birbirleriyle uğraşmaları gerçekten de yersizdir. En hafifiyle, incitici bir durum olur. Birbiriyle didişen Müslümanların güç ve kuvvetleri eksilir. (8/Enfal, 46). Zayıf düşerler.</em></strong></p><p> </p><p><strong><em> Kâfirler tarafından kolay yutulacak lokmalar haline gelirler. </em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Müslümanlar, Allah'a ve Rasûlü'ne itaat edecekleri yerde, birbirleriyle niza'a tutuşmaları, kısır çekişmelerle birbirlerini yıpratmaları helal değildir. Hep birlikte, topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılmak, Allah'ın Müslümanlara yüklediği bir vecibedir. Böylece fırkalara ayrılmaktan da korunur müslümlanlar. </em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Kol kırılır yen içinde kalır" mantığı elbette yerine göre doğrudur. Yine Allah Rasûlü'nün döneminden örnek verecek olursak, Tebük savaşından geri kalanlardan biri olan Ka'b b. Malik, kelimenin tam anlamıyla bu sözün güzelliğinin timsalidir. Evet, Ka'b'ın 'kolu kırılmıştır', yani Kab'ın başına, -tamamen kendi iradesiyle olsa da- bir iş gelmiştir. Ama Ka'b, kolunu 'yen' içinde bırakmayı bilmiştir. Bir hıristiyan melikten davet mektubu aldığı halde, İslam cemaatini terk etmemiş, Allah, Rasûlü ve mü'minleri hiçbir şeye değişmemiştir.</em></strong></p><p><strong><em> </em></strong></p><p><strong><em>Bununla beraber, "kol kırılır yen içinde kalır" sözüyle çok zaman, kendini İslam'a nisbet eden birçok kişinin metodik hataları, siyasî duruşları ve itikadi sapmaları aklanmak istenmektedir</em></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><em>Eleştirimizin biraz estetik olmasında da bir sakınca yoktur… Bazen eleştiri küçük bir beden diliyle, bazen hoşnutsuzluk bildiren bir yüz ifadesiyle, bazen de hiçbir şey demeyerek, suskunluk diliyle yapılabilir. Peygamber (a.s)ın, rivayet edilen öyle eleştirileri var ki, ilgili kişiyi adeta kahretmektedir. O eleştiride Allah Rasûlü sadece beden dilini kullanmıştır. Eleştirirken dilimiz her zaman, illa ki zehirli iğne gibi olmak zorunda değildir…</em></strong></p><p> </p><p><strong><em>Eleştirilerimizde haklı olmak, hakka dayanmak ve hakkı gözetmek gerekir. Eleştirilerimiz kırıp dökmek için değil, hakikatin ortaya çıkması için olmalıdır. Unutmamalı ki, evinin içini tertemiz yapmayanlar, sokağa nizam veremezler.</em></strong></p><p> </p><p><strong><em>UNUTMAMAK GEREKİR Kİ VAHDET TEVHİDİN VE TEBLİĞİN EN ÖNEMLİ UNSURLARINDANDIR....</em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="teblið, post: 230897, member: 1011058"] [B][I]Müslümanlar arasında sıklıkla, "kâfirleri bırakıp, Müslümanlarla uğraşmamak gerekir" türünden serzenişler yapılmaktadır. Bu serzenişi yapan kimseler, özetle şöyle demektedirler: „Bir Müslüman, diğer bir Müslüman kardeşini eleştirmemelidir. Bunun yerine, Müslümanlar var güçleriyle 'düşmanlarını' yani kâfirleri, İslam'ı her türlü imkânla yasaklayan 'şer güçleri' hedefe oturtmalıdırlar. Yeryüzünde İslam'ın yaşanmasını kâfirler engellemektedirler. Siyasî, askeri, parasal ve kalem gücüyle İslam'ı engellemeye çalışanlar dururken, bir müslümanın, sonuçta kendisi gibi olan diğer bir din kardeşini eleştirmesi doğru değildir! Müslümanlar kardeştir. Müslüman, kardeşiyle uğraşmamalıdır! „ Şimdi bu söylemin haklı ve haksız taraflarını tartışmaya açmalıyız. Bir müslümanın, Müslüman bir kardeşini eleştirmesi hem iyidir, hem de kötüdür. Ama her şeyden önemlisi, öncelikle, kimin Müslüman olduğunu bilmektir. Kim müslümandır, kim değildir? Eğer itikadları ve amelleri Kur'an'a dayanan, imanlarına 'zulüm' karıştırmayan,[/I][/B] [B][/B] [B][I] İslam dışı ideolojileri din edinmeyen iki Müslüman grup varsa, gerçekten de bunların birbirleriyle didişmeleri doğru olmaz. Hatta böyle bir didişme, Kur'an dilinde fitne olarak anılır. Çünkü Mü'minler birbirlerinin velisidirler. Birbirlerine velayet bağı çerçevesinde davranmayan Müslümanlar, Allah'ın gazabını davet ederler. (8/Enfal, 73). Aslında, ifade etmeye çalıştığımız gibi iki veya daha fazla Müslüman grubun olması bile kendi içinde kavramsal bir çelişkiyi ifade eder. Çünkü akidesi ve ameli İslam'a dayanan iki Müslüman fırka olamaz, bunlar sonuçta bir tek fırka, İslam ümmeti fırkasıdırlar.[/I][/B] [B][/B] [B][I] İki ayrı fırka görünümleri, yine kendi hatalarıdır ve iletişimsizlik veya kaygısızlıklarının sonucudur. Kur'an ve sünnetin böyle bir fırkalaşmayı men eden bütün uyarılarına rağmen, farklı isimler almış iki ve daha fazla İslami zümrenin var olduğunu farz edelim. Bu durumda bu zümrelerin birbirleriyle uğraşmaları gerçekten de yersizdir. En hafifiyle, incitici bir durum olur. Birbiriyle didişen Müslümanların güç ve kuvvetleri eksilir. (8/Enfal, 46). Zayıf düşerler.[/I][/B] [B][/B] [B][I] Kâfirler tarafından kolay yutulacak lokmalar haline gelirler. [/I][/B] [B][I]Müslümanlar, Allah'a ve Rasûlü'ne itaat edecekleri yerde, birbirleriyle niza'a tutuşmaları, kısır çekişmelerle birbirlerini yıpratmaları helal değildir. Hep birlikte, topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılmak, Allah'ın Müslümanlara yüklediği bir vecibedir. Böylece fırkalara ayrılmaktan da korunur müslümlanlar. [/I][/B] [B][I]Kol kırılır yen içinde kalır" mantığı elbette yerine göre doğrudur. Yine Allah Rasûlü'nün döneminden örnek verecek olursak, Tebük savaşından geri kalanlardan biri olan Ka'b b. Malik, kelimenin tam anlamıyla bu sözün güzelliğinin timsalidir. Evet, Ka'b'ın 'kolu kırılmıştır', yani Kab'ın başına, -tamamen kendi iradesiyle olsa da- bir iş gelmiştir. Ama Ka'b, kolunu 'yen' içinde bırakmayı bilmiştir. Bir hıristiyan melikten davet mektubu aldığı halde, İslam cemaatini terk etmemiş, Allah, Rasûlü ve mü'minleri hiçbir şeye değişmemiştir.[/I][/B] [B][I] Bununla beraber, "kol kırılır yen içinde kalır" sözüyle çok zaman, kendini İslam'a nisbet eden birçok kişinin metodik hataları, siyasî duruşları ve itikadi sapmaları aklanmak istenmektedir[/I][/B] [B][/B] [B][/B] [B][I]Eleştirimizin biraz estetik olmasında da bir sakınca yoktur… Bazen eleştiri küçük bir beden diliyle, bazen hoşnutsuzluk bildiren bir yüz ifadesiyle, bazen de hiçbir şey demeyerek, suskunluk diliyle yapılabilir. Peygamber (a.s)ın, rivayet edilen öyle eleştirileri var ki, ilgili kişiyi adeta kahretmektedir. O eleştiride Allah Rasûlü sadece beden dilini kullanmıştır. Eleştirirken dilimiz her zaman, illa ki zehirli iğne gibi olmak zorunda değildir…[/I][/B] [B][/B] [B][I]Eleştirilerimizde haklı olmak, hakka dayanmak ve hakkı gözetmek gerekir. Eleştirilerimiz kırıp dökmek için değil, hakikatin ortaya çıkması için olmalıdır. Unutmamalı ki, evinin içini tertemiz yapmayanlar, sokağa nizam veremezler.[/I][/B] [B][/B] [B][I]UNUTMAMAK GEREKİR Kİ VAHDET TEVHİDİN VE TEBLİĞİN EN ÖNEMLİ UNSURLARINDANDIR....[/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Sizin Köşeniz
Müslümanlar la uğraşmayın!!!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst