Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Müslümanların en büyük dertlerinden biri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 174280" data-attributes="member: 857"><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Müslümanlarının en büyük dertlerinden biri gıybet. Bir de 'Gıybet olmasın ama...' diye başlayan katmerli gıybetler vardır ki neler götürdüğünü kestirmek imkansız' İşte cevap:</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><img src="http://www.moralhaber.net/resimler/haberler/71723.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p> <span style="font-size: 10px"><strong>Süleyman Sargın'ın yazısı</strong></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: Red"><strong>Gıybet olmasın ama...</strong></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">Günümüz Müslümanlarının en büyük dertlerinden biri maalesef gıybet illetidir. Gıybet, kuyruğunu dikip bir köşede sinsi sinsi bekleyen bir akrep gibi gönül hayatımıza zehir akıtmaya devam etmektedir. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">Hele bir de "Gıybet olmasın ama..." diye başlayan katmerli gıybetler vardır ki onların bizden neler götürdüğünü kestirmek neredeyse imkânsızdır. Böyle bir ifade gıybeti gıybet olmaktan çıkarmaz. Tam tersine gıybeti küçümsemek ya da gıybet olduğu bilindiği halde sanki "gıybet sayılmasın artık bu kadarı da" manasında bir küstahlık olur ki bu da günahın katlanması demektir. </span></p><p> <span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">Burada sözü gıybete karşı hassasiyetiyle bildiğimiz muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'ye bırakmak gerekiyor: "Bir insanı, onun gıyabında, duyduğu zaman hoşuna gitmeyecek şekilde anmaya "gıybet" denir. Eğer, söylenen söz doğru ise, o gıybettir; fakat yalan ise, hem gıybet, hem de iftiradır ve kat kat çirkin bir günahtır. Bununla beraber, gıybetin de çeşitleri ve derekeleri (aşağı doğru inen basamakları) vardır. Hak dostları olumsuz duygu ve düşünceleri bile bu kategoride mütalaa etmiş ve onlara "kalbin gıybeti" demişlerdir. Bir insanı, hafife alır şekilde elle göstermek ve kaş-göz işaretleriyle onu tahkir etmek de bir nevi gıybettir. "Falanın boyu kısa" ya da "Filanın ceketi münasebetsiz duruyor" türünden sözlerin gıybet olduğunda da şüphe yoktur. Bütün bu gıybet çeşitleri birer günahtır ve burada hayatın bereketini götürdükleri gibi ötede de insanı rezil rüsvây ederler. </span></p><p> <span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">Fakat gıybetin öyle bir çeşidi vardır ki, o, diğerleriyle kıyaslanmayacak kadar tehlikeli ve kahredici bir günahtır. Öyle ki, bir hadis-i şerifte gıybetin bu türünün yirmi küsur zinadan daha büyük bir vebal olduğu ifade edilmiştir. Mesela, bir topluluğu, bir hareketi ya da bir cemaati temsil eden bir zatın gıybetini yapmak bu türden bir cürümdür. Çünkü o insanın kaderi temsil ettiği cemaatle bütünleşmiştir; dolayısıyla onun hakkında yapılan bir gıybet bütün cemaatin gıybetini yapmak gibi sayılır. </span></p><p> <span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">Dahası, şayet böyle bir gıybet, herhangi bir insanla alakalı değil de, diyelim ki, Şâh-ı Geylanî gibi bir Hak dostu hakkında ya da herhangi bir hareket veya sıradan bir cemaat değil de, mesela, Muhammed Bahauddin Nakşibendî Hazretleri'nin temsil ettiği bir daire etrafında yapılmışsa, bir de küçük bir gıybet gibi başlayan bu kîl u kâller medya yoluyla ve ekran aracılığıyla çok geçmeden koca koca iftiralara dönüşmüş ve her yana yayılmışsa, işte bu öyle korkunç bir cinayettir ki, -Allah korusun- o günahta küfre açılan sadece bir değil pek çok yol vardır ve insanın imansız gitmesine bâdî olabilir. </span></p><p> <span style="font-size: 10px">Bir de, bu cürmü işleyen kimse, "cı" ve "cu" ekleriyle o kötü fiilini biraz daha çirkinleştirirse, o zaman, o sözle işaret ettiği dairedeki bütün fertlerden teker teker helallik almadıktan sonra Cennet'e girmesi çok zordur. Zira Peygamber Efendimiz, "Gıybetten sakının; çünkü gıybet zinadan daha şiddetlidir. Kişi zina edip tevbe eder de (bir daha yapmazsa), Allah Teâlâ onun tevbesini kabul eder. Fakat gıybet eden, gıybet edilen tarafından affedilmedikçe, o günahı bağışlanmaz." buyurmuştur. Gerçi, Hazret-i </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">Rahman, ekstradan bir lütufta bulunup mahşerde o mücrimi gıybetini ettiği kimselerle karşılaştırarak, "Benim şu kuluma hakkınızı helal edin" diyebilir. Fakat böyle bir talihlilik sürpriz bir lütfa, ziyade bir ihsana vabestedir ve unutmamak lazımdır ki, ubudiyete dair meseleler ekstra lütuflar üzerine bina edilmez. </span></p><p> <span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">Bundan dolayıdır ki, mü'minler öyle kötü bir akıbete düşmemek için gıybetin her türlüsünden uzak kalmaya bakmalı ve dillerini o çirkin sözlerden arındırdıkları gibi zihinlerini de kötü duygu ve düşüncelerden temiz tutmaya çalışmalıdırlar. Zinadan daha beter bir felaket olan gıybet çeşidinden korunmak için kîl ü kâlin en küçüğünden bile kaçınmalıdırlar; farkına varmadan en büyüğüne maruz kalmamak için en küçüğünden de içtinab etmelidirler. Allah'ın belası olan o Cehennem zakkumunun kendi hisselerine düşmemesi için sürekli Cenâb-ı Hakk'a sığınmalı ve dil afetlerinin hepsine karşı tetikte olmalıdırlar."</span></p><p> <span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">ZAMAN</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 174280, member: 857"] [FONT=Tahoma]Müslümanlarının en büyük dertlerinden biri gıybet. Bir de 'Gıybet olmasın ama...' diye başlayan katmerli gıybetler vardır ki neler götürdüğünü kestirmek imkansız' İşte cevap: [/FONT][IMG]http://www.moralhaber.net/resimler/haberler/71723.jpg[/IMG] [SIZE=2][B]Süleyman Sargın'ın yazısı[/B][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=Red][B]Gıybet olmasın ama...[/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=2] [/SIZE] [SIZE=2]Günümüz Müslümanlarının en büyük dertlerinden biri maalesef gıybet illetidir. Gıybet, kuyruğunu dikip bir köşede sinsi sinsi bekleyen bir akrep gibi gönül hayatımıza zehir akıtmaya devam etmektedir. [/SIZE] [SIZE=2] [/SIZE] [SIZE=2]Hele bir de "Gıybet olmasın ama..." diye başlayan katmerli gıybetler vardır ki onların bizden neler götürdüğünü kestirmek neredeyse imkânsızdır. Böyle bir ifade gıybeti gıybet olmaktan çıkarmaz. Tam tersine gıybeti küçümsemek ya da gıybet olduğu bilindiği halde sanki "gıybet sayılmasın artık bu kadarı da" manasında bir küstahlık olur ki bu da günahın katlanması demektir. [/SIZE] [SIZE=2] [/SIZE] [SIZE=2]Burada sözü gıybete karşı hassasiyetiyle bildiğimiz muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'ye bırakmak gerekiyor: "Bir insanı, onun gıyabında, duyduğu zaman hoşuna gitmeyecek şekilde anmaya "gıybet" denir. Eğer, söylenen söz doğru ise, o gıybettir; fakat yalan ise, hem gıybet, hem de iftiradır ve kat kat çirkin bir günahtır. Bununla beraber, gıybetin de çeşitleri ve derekeleri (aşağı doğru inen basamakları) vardır. Hak dostları olumsuz duygu ve düşünceleri bile bu kategoride mütalaa etmiş ve onlara "kalbin gıybeti" demişlerdir. Bir insanı, hafife alır şekilde elle göstermek ve kaş-göz işaretleriyle onu tahkir etmek de bir nevi gıybettir. "Falanın boyu kısa" ya da "Filanın ceketi münasebetsiz duruyor" türünden sözlerin gıybet olduğunda da şüphe yoktur. Bütün bu gıybet çeşitleri birer günahtır ve burada hayatın bereketini götürdükleri gibi ötede de insanı rezil rüsvây ederler. [/SIZE] [SIZE=2] [/SIZE] [SIZE=2]Fakat gıybetin öyle bir çeşidi vardır ki, o, diğerleriyle kıyaslanmayacak kadar tehlikeli ve kahredici bir günahtır. Öyle ki, bir hadis-i şerifte gıybetin bu türünün yirmi küsur zinadan daha büyük bir vebal olduğu ifade edilmiştir. Mesela, bir topluluğu, bir hareketi ya da bir cemaati temsil eden bir zatın gıybetini yapmak bu türden bir cürümdür. Çünkü o insanın kaderi temsil ettiği cemaatle bütünleşmiştir; dolayısıyla onun hakkında yapılan bir gıybet bütün cemaatin gıybetini yapmak gibi sayılır. [/SIZE] [SIZE=2] [/SIZE] [SIZE=2]Dahası, şayet böyle bir gıybet, herhangi bir insanla alakalı değil de, diyelim ki, Şâh-ı Geylanî gibi bir Hak dostu hakkında ya da herhangi bir hareket veya sıradan bir cemaat değil de, mesela, Muhammed Bahauddin Nakşibendî Hazretleri'nin temsil ettiği bir daire etrafında yapılmışsa, bir de küçük bir gıybet gibi başlayan bu kîl u kâller medya yoluyla ve ekran aracılığıyla çok geçmeden koca koca iftiralara dönüşmüş ve her yana yayılmışsa, işte bu öyle korkunç bir cinayettir ki, -Allah korusun- o günahta küfre açılan sadece bir değil pek çok yol vardır ve insanın imansız gitmesine bâdî olabilir. [/SIZE] [SIZE=2]Bir de, bu cürmü işleyen kimse, "cı" ve "cu" ekleriyle o kötü fiilini biraz daha çirkinleştirirse, o zaman, o sözle işaret ettiği dairedeki bütün fertlerden teker teker helallik almadıktan sonra Cennet'e girmesi çok zordur. Zira Peygamber Efendimiz, "Gıybetten sakının; çünkü gıybet zinadan daha şiddetlidir. Kişi zina edip tevbe eder de (bir daha yapmazsa), Allah Teâlâ onun tevbesini kabul eder. Fakat gıybet eden, gıybet edilen tarafından affedilmedikçe, o günahı bağışlanmaz." buyurmuştur. Gerçi, Hazret-i [/SIZE] [SIZE=2] [/SIZE] [SIZE=2]Rahman, ekstradan bir lütufta bulunup mahşerde o mücrimi gıybetini ettiği kimselerle karşılaştırarak, "Benim şu kuluma hakkınızı helal edin" diyebilir. Fakat böyle bir talihlilik sürpriz bir lütfa, ziyade bir ihsana vabestedir ve unutmamak lazımdır ki, ubudiyete dair meseleler ekstra lütuflar üzerine bina edilmez. [/SIZE] [SIZE=2] [/SIZE] [SIZE=2]Bundan dolayıdır ki, mü'minler öyle kötü bir akıbete düşmemek için gıybetin her türlüsünden uzak kalmaya bakmalı ve dillerini o çirkin sözlerden arındırdıkları gibi zihinlerini de kötü duygu ve düşüncelerden temiz tutmaya çalışmalıdırlar. Zinadan daha beter bir felaket olan gıybet çeşidinden korunmak için kîl ü kâlin en küçüğünden bile kaçınmalıdırlar; farkına varmadan en büyüğüne maruz kalmamak için en küçüğünden de içtinab etmelidirler. Allah'ın belası olan o Cehennem zakkumunun kendi hisselerine düşmemesi için sürekli Cenâb-ı Hakk'a sığınmalı ve dil afetlerinin hepsine karşı tetikte olmalıdırlar." ZAMAN[/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Müslümanların en büyük dertlerinden biri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst