Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Müslümânlık ni’metinin şükrü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 332401" data-attributes="member: 1004566"><p><strong>Bugün yeryüzünde rastladığımız farklı renklere, kültürlere, milletlere ve gruplara rağmen, insanlar temelde bir tek âilenin çocuklarıdırlar. İlmin kesin olarak ortaya koyabildiği husûs, farklı ırklara, renklere, kan gruplarına ve iskelet yapılarına rağmen, bütün insanların bir ana-babadan çoğaldıklarıdır. </strong></p><p><strong>““Nikâhlanıp, evlenerek bir araya gelen erkek, kadın ve çocuklardan meydâna gelen en küçük topluluk” olan “Âile”ye ve kadına, mukaddes dînimiz İslâmiyette ve târih boyunca kültür ve medeniyetimizde, çok büyük önem verilmiştir. Âilenin temelinin çok sağlam olarak atılması gerektiği vurgulanmıştır. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong><strong><span style="color: blue">İSTİKBÂLİMİZİN TEMİNATI!.. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span>“Âile”, cemiyetin temel taşı ve âilenin meyvesi olan yavrularımız, çocuklarımız, torunlarımız, körpe dimâğlar da istikbâlimizin temînâtı ve âtîdeki ümîdimizdir. Onlara ne kadar hizmet versek azdır; zîrâ azîz vatanımız, asîl milletimiz ve ebed-müddet devletimiz sağlam bir şekilde onların omuzlarında yükselecektir. </strong></p><p><strong>İslâmiyet, ahlâk ve ilme en büyük kıymeti verip, câhilliği ve ahlâksızlığı reddeder. Onun için her anne ve baba, çocuğuna ilmî, ahlâkî ve dînî görevlerini öğretmelidir; öğretmezlerse mes’ûl olurlar. </strong></p><p><strong>Çünkü, her çocuk sevmeyi, sevilmeyi, saygıyı âilede öğrenir. Disiplin ve düzenli hayâta burada alışır. Allahü teâlâya inanmayı, Peygamber sevgisini, vatan-millet aşkını, gelenek ve göreneklerine saygıyı hep burada öğrenir. Çocuklar altı yaşlarına kadar kişilik özelliklerini âileden alırlar. Bu sebeple âilenin düzenli olması çok önemlidir. Âile hayâtının düzenli olması, çocukların şahsiyetli ve güzel karakterli olarak yetişmesini sağlar. </strong></p><p><strong>Âileden gâye, neslin devâmını sağlayan çocuktur. İnsanın öldükten sonra iyilikle anılması için; topluma faydalı bir eser veya faydalı bir ilim yahut hayırlı evlât bırakması gerekir. (Bu konuda bir hadîs-i şerîf de var.) Her şey bitip unutulduğu hâlde, bunlar unutulmaz ve ölen insanın hayırlı işinin devâmını temîn eder. O hâlde çocuğun örnek şekilde yetiştirilmesi, anne ve babanın ortak vazîfesidir. Anne, çocuğunu bizzât emzirip büyüttüğü, devâmlı iyi ahlâkı anlattığı gibi, bunların ev, yiyecek, giyecek ile mâddî ve ma’nevî ihtiyâçlarını karşılamak da önce babanın vazîfesidir... </strong></p><p><strong>Âile fertleri, toplumun en küçük yapı taşlarıdır. Nasıl, bir binânın temel taşları yerinden oynatıldığında, bu binânın ayakta kalması mümkün değilse, âilenin temel taşları da yerinden oynatıldığında, o âilenin ayakta kalması mümkün olmaz. Ayakta kalsa bile, esâs fonksiyonlarını yerine getirmesi mümkün değildir. </strong></p><p><strong>Evet âile, ne kadar sağlam olursa, toplum o derece güçlü temeller üzerine kurulmuş olur. Şu bir gerçektir ki, bir milleti yıkmak isteyen iç ve dış düşmanlar da, ilk tahrîbâtlarına âileden başlarlar... </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong><strong><span style="color: blue">EN BÜYÜK Nİ’MET </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span>Ma’lûmdur ki, her çeşit mal bir ni’met ise de, en önemli ni’met Müslümânlık ni’metidir. Kul hakkının en mühimi ve azâbı en şiddetli olanı; akrabâsına, âile efrâdına, maiyetinde olanlara emr-i ma’rûf yapmamaktır. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruldu ki: </strong></p><p><strong>“Kendinizi, âile efrâdınızı, maiyetinizde olanları ateşten koruyun...” [Tahrîm, 6] </strong></p><p><strong>Akrabâsına, âile efrâdına, maiyetinde olanlara yaptığı gibi, komşuya da emr-i ma’rûf yapmamak en mühim bir kul hakkıdır. Komşuları böyle bir kimseyi, kıyâmet günü Allahü teâlâya şikâyet edeceklerdir. Onun için yakınlarımızın, komşularımızın da İslâm ni’metinden istifâde etmeleri için çalışmak gerekir! </strong></p><p><strong>Hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki: </strong></p><p><strong>“Nice kimse, kıyâmette komşusunun yakasına yapışıp diyecek ki: ‘Ya Rabbî, buna sor ki niçin kapısını bana kapattı? Niçin elindeki ni’metlerden bana da vermedi?’ [İsfehânî] </strong></p><p><strong>İslâmiyete göre, komşularının günâh işlediklerini görüp de, “bana ne” diyerek evine çekilen, uygun bir şekilde onlara nasîhat etmeyen ve kendileri ile görüşmeyen, onların Cehennemden kurtulması için yardım etmeyen mes’ûl olur. Bu konuda en iyi yol, komşularına uygun, faydalı kitâplar vermektir. </strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 332401, member: 1004566"] [B]Bugün yeryüzünde rastladığımız farklı renklere, kültürlere, milletlere ve gruplara rağmen, insanlar temelde bir tek âilenin çocuklarıdırlar. İlmin kesin olarak ortaya koyabildiği husûs, farklı ırklara, renklere, kan gruplarına ve iskelet yapılarına rağmen, bütün insanların bir ana-babadan çoğaldıklarıdır. ““Nikâhlanıp, evlenerek bir araya gelen erkek, kadın ve çocuklardan meydâna gelen en küçük topluluk” olan “Âile”ye ve kadına, mukaddes dînimiz İslâmiyette ve târih boyunca kültür ve medeniyetimizde, çok büyük önem verilmiştir. Âilenin temelinin çok sağlam olarak atılması gerektiği vurgulanmıştır. [/B][B][COLOR=blue]İSTİKBÂLİMİZİN TEMİNATI!.. [/COLOR]“Âile”, cemiyetin temel taşı ve âilenin meyvesi olan yavrularımız, çocuklarımız, torunlarımız, körpe dimâğlar da istikbâlimizin temînâtı ve âtîdeki ümîdimizdir. Onlara ne kadar hizmet versek azdır; zîrâ azîz vatanımız, asîl milletimiz ve ebed-müddet devletimiz sağlam bir şekilde onların omuzlarında yükselecektir. İslâmiyet, ahlâk ve ilme en büyük kıymeti verip, câhilliği ve ahlâksızlığı reddeder. Onun için her anne ve baba, çocuğuna ilmî, ahlâkî ve dînî görevlerini öğretmelidir; öğretmezlerse mes’ûl olurlar. Çünkü, her çocuk sevmeyi, sevilmeyi, saygıyı âilede öğrenir. Disiplin ve düzenli hayâta burada alışır. Allahü teâlâya inanmayı, Peygamber sevgisini, vatan-millet aşkını, gelenek ve göreneklerine saygıyı hep burada öğrenir. Çocuklar altı yaşlarına kadar kişilik özelliklerini âileden alırlar. Bu sebeple âilenin düzenli olması çok önemlidir. Âile hayâtının düzenli olması, çocukların şahsiyetli ve güzel karakterli olarak yetişmesini sağlar. Âileden gâye, neslin devâmını sağlayan çocuktur. İnsanın öldükten sonra iyilikle anılması için; topluma faydalı bir eser veya faydalı bir ilim yahut hayırlı evlât bırakması gerekir. (Bu konuda bir hadîs-i şerîf de var.) Her şey bitip unutulduğu hâlde, bunlar unutulmaz ve ölen insanın hayırlı işinin devâmını temîn eder. O hâlde çocuğun örnek şekilde yetiştirilmesi, anne ve babanın ortak vazîfesidir. Anne, çocuğunu bizzât emzirip büyüttüğü, devâmlı iyi ahlâkı anlattığı gibi, bunların ev, yiyecek, giyecek ile mâddî ve ma’nevî ihtiyâçlarını karşılamak da önce babanın vazîfesidir... Âile fertleri, toplumun en küçük yapı taşlarıdır. Nasıl, bir binânın temel taşları yerinden oynatıldığında, bu binânın ayakta kalması mümkün değilse, âilenin temel taşları da yerinden oynatıldığında, o âilenin ayakta kalması mümkün olmaz. Ayakta kalsa bile, esâs fonksiyonlarını yerine getirmesi mümkün değildir. Evet âile, ne kadar sağlam olursa, toplum o derece güçlü temeller üzerine kurulmuş olur. Şu bir gerçektir ki, bir milleti yıkmak isteyen iç ve dış düşmanlar da, ilk tahrîbâtlarına âileden başlarlar... [/B][B][COLOR=blue]EN BÜYÜK Nİ’MET [/COLOR]Ma’lûmdur ki, her çeşit mal bir ni’met ise de, en önemli ni’met Müslümânlık ni’metidir. Kul hakkının en mühimi ve azâbı en şiddetli olanı; akrabâsına, âile efrâdına, maiyetinde olanlara emr-i ma’rûf yapmamaktır. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruldu ki: “Kendinizi, âile efrâdınızı, maiyetinizde olanları ateşten koruyun...” [Tahrîm, 6] Akrabâsına, âile efrâdına, maiyetinde olanlara yaptığı gibi, komşuya da emr-i ma’rûf yapmamak en mühim bir kul hakkıdır. Komşuları böyle bir kimseyi, kıyâmet günü Allahü teâlâya şikâyet edeceklerdir. Onun için yakınlarımızın, komşularımızın da İslâm ni’metinden istifâde etmeleri için çalışmak gerekir! Hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki: “Nice kimse, kıyâmette komşusunun yakasına yapışıp diyecek ki: ‘Ya Rabbî, buna sor ki niçin kapısını bana kapattı? Niçin elindeki ni’metlerden bana da vermedi?’ [İsfehânî] İslâmiyete göre, komşularının günâh işlediklerini görüp de, “bana ne” diyerek evine çekilen, uygun bir şekilde onlara nasîhat etmeyen ve kendileri ile görüşmeyen, onların Cehennemden kurtulması için yardım etmeyen mes’ûl olur. Bu konuda en iyi yol, komşularına uygun, faydalı kitâplar vermektir. [/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Müslümânlık ni’metinin şükrü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst