Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Mustafa İSLAMOĞLU Üç Muhammed Adlı Eserindeki Bazı Önemli Hatalar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 242280" data-attributes="member: 1013691"><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">10. İbn Hazm'ın el-Fasl'ından bir alıntı: "Muhammediyye adıyla tanınan bu fırka mensupları 'Muhammed aleyhisselam, Allah'ın ta kendisidir' iddiasındadırlar. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: red"><strong>Allah'ın şanı onların küfründen beri ve yücedir. El-Behneki ve Feyyad b. Ali onlardandır. Bu ikincisinin, bu manada el-Kıstas diye adlandırdığı bir de kitabı vardır. Ünlü kâtip Eyyuh da onlardandır. Yöneticiliği döneminde İshak b. Kindac'a kâtiplik yapmıştır..." (Üç Muhammed, 25) </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">İbn Hazm'ın adı geçen eserindeki bir baskı hatası, İslamoğlu'nun, Hz. Peygamber (s.a.v)'in (haşa) ilahlığını iddia edenlere "Eyyûh" adında bir taraftar daha kazandırmasına müncer olmuş. Oysa aslında böyle bir kişi yok. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Zira İbn Hazm'ın yukarıdaki ibaresinde "Ebûh" (onun babası) olması gereken kelime (bkz. İbn Hacer, Lisânu'l-Mîzân, I, 372), bir nokta fazlasıyla "Eyûh"a dönüşmüş. İslamoğlu'nun buraya bir "y" daha ilavesiyle de "Eyyûh" ortaya çıkmış. Dolayısıyla İbn Hazm'ın ifadesinin doğru çevirisi şöyle olmalı: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">"(el-Feyyâd'ın) babası, İshâk b. Kindâc'ın idareciliği döneminde görev yapmış olan meşhur kâtiptir..."</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">el-Fasl'ın muhakkiki, İbn Hazm'ın zikrettiği bir beytin, el-Feyyâd'ın babası Ali b. Muhammed b. el-Feyyâd'a hitaben yazıldığını da dipnotta tasrih etmiş ama... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">11. Kadı Iyâd'ın eş-Şifâ'sına yazdığı haşiyede ("zeyl" değil) eş-Şumunnî'nin, "Zekera Muhtâr b. Mahmûd el-Hanefî şârihu'l-Kudûrî ve musannıfu'l-Kunye fî risâletihi'n-Nâsıriyye..." diye başlayıp devam eden cümlesine İslamoğlu şöyle gönderme yapmış: "Ünlü Kuduri'nin şarihi ve el-Kabiyye fi Risaleti'n-Nasıriyye yazarı Muhtar b. Mahmud el-Hanefî..." (Üç Muhammed, 73) </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: red">İslamoğlu'nun bu kısa cümlede yaptığı iki hatadan biri, kullandığı eş-Şifâ nüshasındaki bir baskı hatasından kaynaklanıyor. Kaybolmaya yüz tutan "rical bilgisi"nin yerini alması beklenen "aşinalığın" bile İslamoğlu'nun semtinden uzak kalması,</span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">(tıpkı "Mahled"e "Muhalled", "Ğunder"e "Ğander", "Sağânî"ye "San'ani" demesine yol açması gibi)</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Muhtâr b. Mahmûd el-Ğazmînî'nin, el-Kabiyye diye bir eserinin olup olmadığını tahkike ihtiyaç hissettirmemiş olabilir ve bu bir ölçüde anlayışla karşılanabilir. Ama Üç Muhammed'e vücut veren argümentasyonun sacayaklarından "eş-Şifâ tenkidi"ni şekillendirirken bu eserin matbu ve mütedavel olan iki şerhinden müstağni hareket etmesi, sadece el-Kabiyye dediği eserin aslında el-Kunye olduğunu fark etmemesine değil,</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Kadı Iyâd'ı –daha önce geçtiği ve ileride de geleceği gibi– birçok noktada yanlış anlamasına/takdim etmesine müncer oluyorsa bunu mazur görmek zorlaşır. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: red"><strong>İslamoğlu'nun yukarıdaki cümlede göze çarpan ikinci hatası ise, sadece bir "hu" zamirini atlamasından değil, "vav" bağlacını ve ardından gelen izafet terkibindeki "musannıf" kelimesini de devre dışı bırakmasından anlaşıldığına göre bayağı bir emek mahsulü! </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Uzatmayalım, doğru çeviri şöyle olacak: "Kudûrî şarihi ve el-Kunye adlı eserin yazarı Muhtâr b. Mahmûd el-Hanefî, er-Risâletu'n-Nâsıriyye'sinde..." </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">12. <span style="color: #8b0000">Yine eş-Şifâ'dan bir nakil: "(...) Bu Şafiî'nin ashabından bazılarının da görüşüdür. Şamil'inde Ebu Nasr es-Sabbağ'dan da bu görüş nakledildi. Aynı görüş, Malikî İmam Ebu Bekir b. Sabık'ın hem el-Bedi' fi Fürui'l-Malikiyye hem de Tahric adlı eserlerinden naklen aktarıldı. Zaten onlardan da Şafiîlerin füruatında vardığı sonuç dışında bir görüş sadır olmadı." (Üç Muhammed, 94) </span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Yer tutmaması için orijinal okunuşunu veremeyeceğim bu pasajda ve öncesinde Kadı Iyâd, Hz. Peygamber (s.a.v)'in küçük ve büyük abdestinin temiz olup olmadığı konusunu ele alıyor ve bu meseledeki ihtilafı zikrediyor. Bu bağlamda doğru çeviri şöyle olacak: "Bu (Hz. Peygamber (s.a.v)'in küçük ve büyük abdestinin temiz olduğu), eş-Şâfi'î'nin ashabından bazılarının da görüşüdür. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Bunu İmam Ebû Nasr b. es-Sabbâğ, eş-Şâmil isimli eserinde zikretmiştir. Bu konudaki iki (zıt) görüşü, Ebû Bekr b. Sâbık el-Mâlikî, Mâlikî mezhebinin fer'î meseleleri ile bu mezhebin alimlerinin görüş belirtmediği hususların, Şafiî ulemanın fer'î meseleleri belirleme tarzıyla tahricine yer verdiği el-Bedî' isimli eserinde nakletmiştir." </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">13. <span style="color: #8b0000">Hz. Peygamber (s.a.v)'in, oğlu İbrahim'in cenaze namazını kıl(dır)madığını bildiren bir rivayetle ilgili olarak ez-Zerkeşî'nin el-Aclûnî tarafından (Keşfu'l-Hafâ, II, 204) nakledilen bir ifadesini şöyle çevirmiş: "Babasının faziletinden dolayı namazını kıldırmamış olabileceği gibi şehitlerin faziletine erdiği için de kıldırmamış olabilir..." (Üç Muhammed, 97) </span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000"></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Doğru çeviri şöyle olacak: "Tıpkı şehitlerin, şehitlik fazileti sebebiyle cenaze namazlarının kılınmasından müstağni oldukları gibi İbrahim de, babasının fazileti dolayısıyla cenaze namazının kılınmasından müstağnidir..." </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">14. Hz. Peygamber (s.a.v)'in Miraç'ta Rabbini görüp görmediği konusundaki ihtilaf malum. İslamoğlu bu konuda Kadı Iyâd'ın tavrını şöyle veriyor: "Yazarımız, görme olayını böylesine sınırsız ve serbest bir yaklaşımla tartışıp kendi tezini yukarıda örneğini verdiğimiz rivayetler yardımıyla galip ilân ettikten sonra, tartışmayı görüşme platformuna taşıyor. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000">Yani Hz. Peygamber'in Rabbini baş gözüyle gördüğü tezi yazarımıza göre isbatlanmış bir tezdir..." (Üç Muhammed, 118) </span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Acaba Kadı Iyâd gerçekten bu kanaatte midir? Birlikte okuyalım: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">"(Allah Teala'nın) görülebilmesinin cevazı konusunda şüphe yoktur. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Zira ayetlerde Allah Teala'nın görülemeyeceği konusunda nass (açık ifadeli delil) mevcut değildir. Hz. Peygamber için Allah Teala'yı görmüş olmanın gerekliliğine ve O'nun Allah Teala'yı gözleriyle gördüğünün söylenmesine gelince, bu konuda da kesin ve açık bir delil yoktur. Zira bu görüşün dayanağı, en-Necm suresinin iki ayetidir ve (fakat) bu iki ayetin delaleti konusunda ihtilaf bulunduğu nakledilmiştir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Bu iki ayetin her iki görüşe de delalet ettiğini söylemek mümkündür. Bu konuda (Hz. Peygamber (s.a.v)'in Rabbini gördüğü konusunda) Hz. Peygamber (s.a.v)'den nakledilmiş kesin ve mütevatir bir rivayet de yoktur. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000">(Hz. Peygamber (s.a.v)'in Rabbi'ni gördüğünü anlatan) İbn Abbâs (r.a) hadisi, İbn Abbâs'ın kanaatini haber vermektedir; İbn Abbâs bu hadisi Hz. Peygamber (s.a.v)'e dayandırmamıştır ki, onun gereğiyle amel etmek vacip olsun! İlgili ayetin tefsiri sadedindeki Ebû Zerr rivayeti de böyledir. (Konuyla ilgili) Mu'âz hadisi ise te'vile ihtimallidir, ayrıca hem isnad, hem de metin yönünden muzdarib (çelişkili)dir.</span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Ebû Zerr'den gelen bir diğer rivayet de ihtilaflı, te'vile ihtimalli ve problemlidir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Zira bu rivayetin bir varyantı "Nûrun ennâ erâhu" şeklinde rivayet edilmişken, bazı hocalarımız bu cümlenin "Nûrâniyyun erâhu" tarzında da rivayet edildiğini nakletmiştir. (İslamoğlu bu ifadeyi, Kadı Iyâd'ın bu ikinci rivayet şeklini benimsediği izlenimini verecek tarzda naklettikten sonra bu yazının başında yer verdiğim yoruma geçiyor.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000"></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000">Oysa görüldüğü gibi Kadı Iyâd bu varyantı, Hz. Peygamber (s.a.v)'in Rabb'ini gördüğünü anlatan rivayetlerin problemleri meyanında gündeme getirmiştir.) Yine Ebû Zerr'in başka bir hadisinde "O'na (Rabb'ini görüp görmediğini) sordum, "Bir nur gördüm" dedi" ifadesi bulunmaktadır. </span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">"Hz. Peygamber (s.a.v)'in Rabb'ini gördüğü kanaatinin sıhhati için bu rivayetlerden hiçbiriyle ihticac mümkün değildir. Her ne kadar "Bir nur gördüm" rivayeti sahih ise de, bu rivayette Hz. Peygamber (s.a.v) Allah Teala'yı görmediğini, ancak kendisini perdeleyip Allah Teala'yı görmesine engel olan bir nur gördüğünü haber vermektedir. Hz. Peygamber (s.a.v)'in "Nûrun ennâ erâhu", yani "Gözü örtüp kaplayan nur perdesine rağmen O'nu nasıl görebilirim?" sözü de bu anlama göndermedir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">"O'nun örtüsü nurdur" ve "O'nu gözümle görmedim, ancak iki kere kalbimle gördüm dedi ve "sonra yaklaştı ve sarktı" ayetini okudu" rivayetleri de böyledir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000"></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000">"Allah, gözdeki idraki kalpte veya nasıl dilerse öyle yaratmaya kadirdir, O'ndan başka ilah yoktur. Eğer bu konuda açık bir hadis varit ise ona inanılır; onun bildirdiği anlama dönmek gerekir. Zira Allah Teala'nın görülmesi muhal değildir, bunun söylenmesine engel kesin bir delil de yoktur." </span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Bu ifadelerden "isbatlanmış bir tez" çıkarmak için ya "özel bir husumet" veya "özel bir kabiliyet" gerektiği ortada...</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 242280, member: 1013691"] [FONT="Arial Narrow"][SIZE="4"][COLOR="olive"]10. İbn Hazm'ın el-Fasl'ından bir alıntı: "Muhammediyye adıyla tanınan bu fırka mensupları 'Muhammed aleyhisselam, Allah'ın ta kendisidir' iddiasındadırlar. [COLOR="red"][B]Allah'ın şanı onların küfründen beri ve yücedir. El-Behneki ve Feyyad b. Ali onlardandır. Bu ikincisinin, bu manada el-Kıstas diye adlandırdığı bir de kitabı vardır. Ünlü kâtip Eyyuh da onlardandır. Yöneticiliği döneminde İshak b. Kindac'a kâtiplik yapmıştır..." (Üç Muhammed, 25) [/B][/COLOR] İbn Hazm'ın adı geçen eserindeki bir baskı hatası, İslamoğlu'nun, Hz. Peygamber (s.a.v)'in (haşa) ilahlığını iddia edenlere "Eyyûh" adında bir taraftar daha kazandırmasına müncer olmuş. Oysa aslında böyle bir kişi yok. Zira İbn Hazm'ın yukarıdaki ibaresinde "Ebûh" (onun babası) olması gereken kelime (bkz. İbn Hacer, Lisânu'l-Mîzân, I, 372), bir nokta fazlasıyla "Eyûh"a dönüşmüş. İslamoğlu'nun buraya bir "y" daha ilavesiyle de "Eyyûh" ortaya çıkmış. Dolayısıyla İbn Hazm'ın ifadesinin doğru çevirisi şöyle olmalı: "(el-Feyyâd'ın) babası, İshâk b. Kindâc'ın idareciliği döneminde görev yapmış olan meşhur kâtiptir..." el-Fasl'ın muhakkiki, İbn Hazm'ın zikrettiği bir beytin, el-Feyyâd'ın babası Ali b. Muhammed b. el-Feyyâd'a hitaben yazıldığını da dipnotta tasrih etmiş ama... 11. Kadı Iyâd'ın eş-Şifâ'sına yazdığı haşiyede ("zeyl" değil) eş-Şumunnî'nin, "Zekera Muhtâr b. Mahmûd el-Hanefî şârihu'l-Kudûrî ve musannıfu'l-Kunye fî risâletihi'n-Nâsıriyye..." diye başlayıp devam eden cümlesine İslamoğlu şöyle gönderme yapmış: "Ünlü Kuduri'nin şarihi ve el-Kabiyye fi Risaleti'n-Nasıriyye yazarı Muhtar b. Mahmud el-Hanefî..." (Üç Muhammed, 73) [COLOR="red"]İslamoğlu'nun bu kısa cümlede yaptığı iki hatadan biri, kullandığı eş-Şifâ nüshasındaki bir baskı hatasından kaynaklanıyor. Kaybolmaya yüz tutan "rical bilgisi"nin yerini alması beklenen "aşinalığın" bile İslamoğlu'nun semtinden uzak kalması,[/COLOR] (tıpkı "Mahled"e "Muhalled", "Ğunder"e "Ğander", "Sağânî"ye "San'ani" demesine yol açması gibi) Muhtâr b. Mahmûd el-Ğazmînî'nin, el-Kabiyye diye bir eserinin olup olmadığını tahkike ihtiyaç hissettirmemiş olabilir ve bu bir ölçüde anlayışla karşılanabilir. Ama Üç Muhammed'e vücut veren argümentasyonun sacayaklarından "eş-Şifâ tenkidi"ni şekillendirirken bu eserin matbu ve mütedavel olan iki şerhinden müstağni hareket etmesi, sadece el-Kabiyye dediği eserin aslında el-Kunye olduğunu fark etmemesine değil, Kadı Iyâd'ı –daha önce geçtiği ve ileride de geleceği gibi– birçok noktada yanlış anlamasına/takdim etmesine müncer oluyorsa bunu mazur görmek zorlaşır. [COLOR="red"][B]İslamoğlu'nun yukarıdaki cümlede göze çarpan ikinci hatası ise, sadece bir "hu" zamirini atlamasından değil, "vav" bağlacını ve ardından gelen izafet terkibindeki "musannıf" kelimesini de devre dışı bırakmasından anlaşıldığına göre bayağı bir emek mahsulü! [/B][/COLOR] Uzatmayalım, doğru çeviri şöyle olacak: "Kudûrî şarihi ve el-Kunye adlı eserin yazarı Muhtâr b. Mahmûd el-Hanefî, er-Risâletu'n-Nâsıriyye'sinde..." 12. [COLOR="#8b0000"]Yine eş-Şifâ'dan bir nakil: "(...) Bu Şafiî'nin ashabından bazılarının da görüşüdür. Şamil'inde Ebu Nasr es-Sabbağ'dan da bu görüş nakledildi. Aynı görüş, Malikî İmam Ebu Bekir b. Sabık'ın hem el-Bedi' fi Fürui'l-Malikiyye hem de Tahric adlı eserlerinden naklen aktarıldı. Zaten onlardan da Şafiîlerin füruatında vardığı sonuç dışında bir görüş sadır olmadı." (Üç Muhammed, 94) [/COLOR] Yer tutmaması için orijinal okunuşunu veremeyeceğim bu pasajda ve öncesinde Kadı Iyâd, Hz. Peygamber (s.a.v)'in küçük ve büyük abdestinin temiz olup olmadığı konusunu ele alıyor ve bu meseledeki ihtilafı zikrediyor. Bu bağlamda doğru çeviri şöyle olacak: "Bu (Hz. Peygamber (s.a.v)'in küçük ve büyük abdestinin temiz olduğu), eş-Şâfi'î'nin ashabından bazılarının da görüşüdür. Bunu İmam Ebû Nasr b. es-Sabbâğ, eş-Şâmil isimli eserinde zikretmiştir. Bu konudaki iki (zıt) görüşü, Ebû Bekr b. Sâbık el-Mâlikî, Mâlikî mezhebinin fer'î meseleleri ile bu mezhebin alimlerinin görüş belirtmediği hususların, Şafiî ulemanın fer'î meseleleri belirleme tarzıyla tahricine yer verdiği el-Bedî' isimli eserinde nakletmiştir." 13. [COLOR="#8b0000"]Hz. Peygamber (s.a.v)'in, oğlu İbrahim'in cenaze namazını kıl(dır)madığını bildiren bir rivayetle ilgili olarak ez-Zerkeşî'nin el-Aclûnî tarafından (Keşfu'l-Hafâ, II, 204) nakledilen bir ifadesini şöyle çevirmiş: "Babasının faziletinden dolayı namazını kıldırmamış olabileceği gibi şehitlerin faziletine erdiği için de kıldırmamış olabilir..." (Üç Muhammed, 97) [/COLOR] Doğru çeviri şöyle olacak: "Tıpkı şehitlerin, şehitlik fazileti sebebiyle cenaze namazlarının kılınmasından müstağni oldukları gibi İbrahim de, babasının fazileti dolayısıyla cenaze namazının kılınmasından müstağnidir..." 14. Hz. Peygamber (s.a.v)'in Miraç'ta Rabbini görüp görmediği konusundaki ihtilaf malum. İslamoğlu bu konuda Kadı Iyâd'ın tavrını şöyle veriyor: "Yazarımız, görme olayını böylesine sınırsız ve serbest bir yaklaşımla tartışıp kendi tezini yukarıda örneğini verdiğimiz rivayetler yardımıyla galip ilân ettikten sonra, tartışmayı görüşme platformuna taşıyor. [COLOR="#8b0000"]Yani Hz. Peygamber'in Rabbini baş gözüyle gördüğü tezi yazarımıza göre isbatlanmış bir tezdir..." (Üç Muhammed, 118) [/COLOR] Acaba Kadı Iyâd gerçekten bu kanaatte midir? Birlikte okuyalım: "(Allah Teala'nın) görülebilmesinin cevazı konusunda şüphe yoktur. Zira ayetlerde Allah Teala'nın görülemeyeceği konusunda nass (açık ifadeli delil) mevcut değildir. Hz. Peygamber için Allah Teala'yı görmüş olmanın gerekliliğine ve O'nun Allah Teala'yı gözleriyle gördüğünün söylenmesine gelince, bu konuda da kesin ve açık bir delil yoktur. Zira bu görüşün dayanağı, en-Necm suresinin iki ayetidir ve (fakat) bu iki ayetin delaleti konusunda ihtilaf bulunduğu nakledilmiştir. Bu iki ayetin her iki görüşe de delalet ettiğini söylemek mümkündür. Bu konuda (Hz. Peygamber (s.a.v)'in Rabbini gördüğü konusunda) Hz. Peygamber (s.a.v)'den nakledilmiş kesin ve mütevatir bir rivayet de yoktur. [COLOR="#8b0000"](Hz. Peygamber (s.a.v)'in Rabbi'ni gördüğünü anlatan) İbn Abbâs (r.a) hadisi, İbn Abbâs'ın kanaatini haber vermektedir; İbn Abbâs bu hadisi Hz. Peygamber (s.a.v)'e dayandırmamıştır ki, onun gereğiyle amel etmek vacip olsun! İlgili ayetin tefsiri sadedindeki Ebû Zerr rivayeti de böyledir. (Konuyla ilgili) Mu'âz hadisi ise te'vile ihtimallidir, ayrıca hem isnad, hem de metin yönünden muzdarib (çelişkili)dir.[/COLOR] Ebû Zerr'den gelen bir diğer rivayet de ihtilaflı, te'vile ihtimalli ve problemlidir. Zira bu rivayetin bir varyantı "Nûrun ennâ erâhu" şeklinde rivayet edilmişken, bazı hocalarımız bu cümlenin "Nûrâniyyun erâhu" tarzında da rivayet edildiğini nakletmiştir. (İslamoğlu bu ifadeyi, Kadı Iyâd'ın bu ikinci rivayet şeklini benimsediği izlenimini verecek tarzda naklettikten sonra bu yazının başında yer verdiğim yoruma geçiyor. [COLOR="#8b0000"] Oysa görüldüğü gibi Kadı Iyâd bu varyantı, Hz. Peygamber (s.a.v)'in Rabb'ini gördüğünü anlatan rivayetlerin problemleri meyanında gündeme getirmiştir.) Yine Ebû Zerr'in başka bir hadisinde "O'na (Rabb'ini görüp görmediğini) sordum, "Bir nur gördüm" dedi" ifadesi bulunmaktadır. [/COLOR] "Hz. Peygamber (s.a.v)'in Rabb'ini gördüğü kanaatinin sıhhati için bu rivayetlerden hiçbiriyle ihticac mümkün değildir. Her ne kadar "Bir nur gördüm" rivayeti sahih ise de, bu rivayette Hz. Peygamber (s.a.v) Allah Teala'yı görmediğini, ancak kendisini perdeleyip Allah Teala'yı görmesine engel olan bir nur gördüğünü haber vermektedir. Hz. Peygamber (s.a.v)'in "Nûrun ennâ erâhu", yani "Gözü örtüp kaplayan nur perdesine rağmen O'nu nasıl görebilirim?" sözü de bu anlama göndermedir. "O'nun örtüsü nurdur" ve "O'nu gözümle görmedim, ancak iki kere kalbimle gördüm dedi ve "sonra yaklaştı ve sarktı" ayetini okudu" rivayetleri de böyledir. [COLOR="#8b0000"] "Allah, gözdeki idraki kalpte veya nasıl dilerse öyle yaratmaya kadirdir, O'ndan başka ilah yoktur. Eğer bu konuda açık bir hadis varit ise ona inanılır; onun bildirdiği anlama dönmek gerekir. Zira Allah Teala'nın görülmesi muhal değildir, bunun söylenmesine engel kesin bir delil de yoktur." [/COLOR] Bu ifadelerden "isbatlanmış bir tez" çıkarmak için ya "özel bir husumet" veya "özel bir kabiliyet" gerektiği ortada...[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Mustafa İSLAMOĞLU Üç Muhammed Adlı Eserindeki Bazı Önemli Hatalar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst