Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Mutlak Gerçeklik Yolunda Bilim ve Din
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 229540" data-attributes="member: 27"><p><strong>Bilim ve Pozitivizm </strong></p><p><strong></strong></p><p> Bilimin kavrayış ve ifade kapsamının önemli felsefi akımlardan biri olan pozitivizm ile iyice sınırlandırıldığını görüyoruz. Pozitivizmi (olguculuk) literatüre ilk getiren Fransız Aguste Comte'tur. Comte'un pozitivizminde "Doğrudan deneyle sağlanamayan bilgi metafizik veya teolojiktir. Duyularla alınamayacak hiçbir şey bilgi ve tecrübe konusu yapılamaz. Varlık aleminde psikolojiye yer yoktur ve psikoloji biyolojiyle açıklanır." </p><p> Görüldüğü gibi Comte göz, kulak, burun, dil ve ten dışında bir yolla algılandıgı ileri sürülen hiç bir gerçeklik olmadıgını ileri sürer ve ilmin (bilginin) sadece duyularla algılanabilen ve deneylenebilen olgular dışında hiç bir şeye dayandırılamayacağını savunur. Bu kapsam dışında var olan ilim Comte'a göre ya metafizik ya da teolojiktir; yani safsatadır. Bu yaklaşım günümüze kadar çeşitli değişimlere uğramış olsa da kökenlerini hala aynen korumakta ve bilim son zamanlardaki çatırdamalarla birlikte pozitivizmin kalıplarıyla sınırlı kalmaktadır. </p><p></p><p></p><p> Bilimselliğin özellikle pozitivizmin etkisi altında insanlığa sunduğu bilgi çercevesi eşyanın hakikatine ilişkin boyutların derinliği sözkonusu olduğunda ciddi şekilde sorgulanmaya ihtiyaç gösterir. Kâinatı bütün boyutlarıyla bilim vasıtasıyla sorgulayan insan akvaryum içerisinde akvaryumu iç ve dış dünyasıyla sorgulamaya çalışan balığın pozisyonuna benzer. Üç boyutlu bir nesnenin içerisinde bulunan bir nesneyle bu nesneye dışarıdan bakan bir nesnenin yakalayabilecegi boyutlar arasında büyük uçurumlar vardır. Mekânın içerisinde bulunan bir varlık mekânın ve zamanın belli bir köşesine hapsolmuştur; mekânın bütün boyutlarıyla sınırlarını ve ötesini tespit edemeyecegi gibi zamanın başlangıç ve sonunu tespit edemez. </p><p></p><p></p><p> Bilim mekânın belli bir kesiti üzerinde ve teknik imkânların desteğiyle zamanın da belli bir kesitinde tespitlerde bulunabilir. Yine bilim bulgularına dayanarak varlığa ilişkin bir başlangıç-bitiş teorisi üretebilir; ancak başlangıcın öncesi ve bitişin sonrasına ilişkin bilimin ortaya koyabileceği hiç bir şey yoktur. Kaldı ki bilim varoluşu incelerken mevcut sistemlerin işleyişindeki muharrik gücü de göz ardı eder. Çözüm olarak "nedensellik" ihdas edilmiş olsa da bu, doğruluğu asla ispat edilemeyen bir varsayımdan ibaret kalmaya mahkum olmuştur. </p><p></p><p></p><p> Bilim kâinata ilişkin prensipler (tahiat kanunları) ortaya koymakla birlikte bu prensiplere ait ne birer fiziksel vücut tespit edilebilmiş; ne de bunların kaynaklarına inilebilmiştir. Hatta asıl önemli olan bu konular "gerçekdışılık" anlamı yüklenen "metafizik" kavramı içerisine oturtulmuş ve metafizik te pozitivizmin etkisiyle bilim dışına itilmiştir. Oysa günümüzde kuantum fiziğinin derinlere inerek, madde-madde ötesi arası çizgiyi çok fazla zorlaması; derinlikler psikolojisi ve parapsikolojinin üzerinde odaklandıgı pozitivizme oturtulamayan reddi gayri kabil "levitasyon, telekinezi, telepati" gibi gerçekliklerin tartışılmaya başlanması, bilime dolaysıyla bilimselliğe örtülen kabukta çatlamalara yol açmıştır. Artık bilim adamları mevcut kalıbıyla bilimin tek başına hakikatleri kavramaya ve ifade etmeye yetmediği gerçeğini seslendirmeye başlamıştır. </p><p></p><p></p><p> Esasen bilimsellik ve pozitivizm arasında birebir ilişki olduğu ileri sürülemez. Aksi taktirde bilim gerçekliğin sadece dar bir alanının ifadesinden ibaret kalacaktır. Bilimin olgusal alemi ifade çalışmalarına pozitif yaklaşması insanlık tarafından kolay kavranabilirlik açısından gereklidir. Çünkü insanlık mutlak çoğunluk itibariyle kolay oldugu için duyularıyla algıladıklarını kavrarlar ama bu, bütünlüğün diger boyutlarını kavramak için yeterli değildir. Sorun, kavranılanların varlığının kavranılamayanların yokluğuna delil imiş gibi kullanıldığında ortaya çıkar. Amacımız mutlak gerçeklige ilişkin olgusal tespitlerin mutlak gerçekliğin dogru ancak sadece bir kısmını tanımlayabildiğini vurgulamaktır. İtirazımız sosyal bilimler veya fen bilimlerinin yine de mutlak çerçevesiyle tespit edemediği vücudun işleyiş mekanizmasına ilişkin tanımlamalarına degit, bu tanımlamalar üzerine oturtulan felsefi çerçeveyedir. Bilim olguların tespitiyle ilgilidir ve bulguları zorunlu olarak kabul edilir. Ancak bilimsellik olgulardan, bunları yorumlamaya ve bilgiyi (ilmi) sınırlamaya dönük bir felsefi sıçrayıştır ki ciddi bir anlaşmazlık sebebidir. İnancını taşıdıgımız dini ilim bilimin mutlak tespitleriyle degil de bilimin üzerine oturtulan felsefe ile çatıştıgı taktirde ilim ile bilim arasında gerçek dışı bir cepheleşme oluşturulur ve bilimsellik, bilim felsefesiyle çatışan evrensel tevhid dinine dayalı ilmin reddini zorlar. Oysa gerçek çatışma sözkonusu ilmin bilimce tespit edilen mutlak işleyiş prensipleriyle (kanunlarla) çelişmesi durumunda ortaya çıkar. </p><p></p><p></p><p> Ne yazık ki ilmin kaynağı din oldugu yerde, bilim ile çelişmeyen ilim pozitivizmle kalıplı bilimsellikle çatıştırılmış ve kâinata ilişkin kavrayışların çok fazla sınırlanmasına sebep olunmuştur. Din ile bilim arasında vaktiyle oluşturulan çatışma böyle bir durumdan doğmuştur. Bilimin tespitlerine itiraz etmek bir yana, ışık ve çerçeve kazandıran hatta bilimin yer yer bizzat kaynağı olan din (İslâm), bilimin ulaşamadığı alanları-mutlak gerçekliğin zaman ve mekân içi ve dışı boyutlarını tanımlamıştır. Ancak dinin bu tanımlamaları insanlığın ürettigi bilimsellik maskesi arkasındaki felsefeyle karşı karşıya geldigi için "çağı tanımlayan bilim, çağdışı olan din kaynaklı ilim" şeklinde bir inanç üretilmeye çalışılmıştır. </p><p></p><p></p><p> İlmin kaynaklarından birisi olan bilim maddeyi tahlil ederken pozitivist -olgucu bir bakış açısını kural olarak kullanmalıdır; ama maddi varlık kalıplarının sınırlarında, bu bakış açısı aşılmalıdır. Dahası bilime dayalı tespitlerin yorumlanması -felsefe üretilmesi aşamasında pozitivizmin kalıplarından kesinlikle sıyrılınmalıdır. Aksi taktirde asıl sorgulanması gereken zihin çatlatıcı sorular bu güne kadar batı dünyasınca yapıldıgı gibi, sürekli metafıziğin bilinmezligine itilerek unutulmaya terk edilecektir. Özetle bilim sadece maddenin analizi aşamasında olgucu yaklaşımı gerektirirken olguculuk bilimselligi bir aşamadan sonra -zaman ve mekânın farklı boyutlarında safsataya dönüştürür. Tıpkı her şeyi mükemmel açıklayarak giden Einstein'in bir noktadan sonra "varlıkların, kudreti sonsuz Yaratıcının bir parçası olduklarını" iddia etmesinde oldugu gibi... Bu yüzden bilim adamlarının çoğunluğu aynı gerçeklere dayanarak birbirleriyle asla uyuşmayan felsefi tartışmalar geliştirmişler, bilimin felsefeye dolayısıyla ideolojiye dönüştügü yerde birbirlerine karşıt binlerce akım ortaya çıkmıştır.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 229540, member: 27"] [B]Bilim ve Pozitivizm [/B] Bilimin kavrayış ve ifade kapsamının önemli felsefi akımlardan biri olan pozitivizm ile iyice sınırlandırıldığını görüyoruz. Pozitivizmi (olguculuk) literatüre ilk getiren Fransız Aguste Comte'tur. Comte'un pozitivizminde "Doğrudan deneyle sağlanamayan bilgi metafizik veya teolojiktir. Duyularla alınamayacak hiçbir şey bilgi ve tecrübe konusu yapılamaz. Varlık aleminde psikolojiye yer yoktur ve psikoloji biyolojiyle açıklanır." Görüldüğü gibi Comte göz, kulak, burun, dil ve ten dışında bir yolla algılandıgı ileri sürülen hiç bir gerçeklik olmadıgını ileri sürer ve ilmin (bilginin) sadece duyularla algılanabilen ve deneylenebilen olgular dışında hiç bir şeye dayandırılamayacağını savunur. Bu kapsam dışında var olan ilim Comte'a göre ya metafizik ya da teolojiktir; yani safsatadır. Bu yaklaşım günümüze kadar çeşitli değişimlere uğramış olsa da kökenlerini hala aynen korumakta ve bilim son zamanlardaki çatırdamalarla birlikte pozitivizmin kalıplarıyla sınırlı kalmaktadır. Bilimselliğin özellikle pozitivizmin etkisi altında insanlığa sunduğu bilgi çercevesi eşyanın hakikatine ilişkin boyutların derinliği sözkonusu olduğunda ciddi şekilde sorgulanmaya ihtiyaç gösterir. Kâinatı bütün boyutlarıyla bilim vasıtasıyla sorgulayan insan akvaryum içerisinde akvaryumu iç ve dış dünyasıyla sorgulamaya çalışan balığın pozisyonuna benzer. Üç boyutlu bir nesnenin içerisinde bulunan bir nesneyle bu nesneye dışarıdan bakan bir nesnenin yakalayabilecegi boyutlar arasında büyük uçurumlar vardır. Mekânın içerisinde bulunan bir varlık mekânın ve zamanın belli bir köşesine hapsolmuştur; mekânın bütün boyutlarıyla sınırlarını ve ötesini tespit edemeyecegi gibi zamanın başlangıç ve sonunu tespit edemez. Bilim mekânın belli bir kesiti üzerinde ve teknik imkânların desteğiyle zamanın da belli bir kesitinde tespitlerde bulunabilir. Yine bilim bulgularına dayanarak varlığa ilişkin bir başlangıç-bitiş teorisi üretebilir; ancak başlangıcın öncesi ve bitişin sonrasına ilişkin bilimin ortaya koyabileceği hiç bir şey yoktur. Kaldı ki bilim varoluşu incelerken mevcut sistemlerin işleyişindeki muharrik gücü de göz ardı eder. Çözüm olarak "nedensellik" ihdas edilmiş olsa da bu, doğruluğu asla ispat edilemeyen bir varsayımdan ibaret kalmaya mahkum olmuştur. Bilim kâinata ilişkin prensipler (tahiat kanunları) ortaya koymakla birlikte bu prensiplere ait ne birer fiziksel vücut tespit edilebilmiş; ne de bunların kaynaklarına inilebilmiştir. Hatta asıl önemli olan bu konular "gerçekdışılık" anlamı yüklenen "metafizik" kavramı içerisine oturtulmuş ve metafizik te pozitivizmin etkisiyle bilim dışına itilmiştir. Oysa günümüzde kuantum fiziğinin derinlere inerek, madde-madde ötesi arası çizgiyi çok fazla zorlaması; derinlikler psikolojisi ve parapsikolojinin üzerinde odaklandıgı pozitivizme oturtulamayan reddi gayri kabil "levitasyon, telekinezi, telepati" gibi gerçekliklerin tartışılmaya başlanması, bilime dolaysıyla bilimselliğe örtülen kabukta çatlamalara yol açmıştır. Artık bilim adamları mevcut kalıbıyla bilimin tek başına hakikatleri kavramaya ve ifade etmeye yetmediği gerçeğini seslendirmeye başlamıştır. Esasen bilimsellik ve pozitivizm arasında birebir ilişki olduğu ileri sürülemez. Aksi taktirde bilim gerçekliğin sadece dar bir alanının ifadesinden ibaret kalacaktır. Bilimin olgusal alemi ifade çalışmalarına pozitif yaklaşması insanlık tarafından kolay kavranabilirlik açısından gereklidir. Çünkü insanlık mutlak çoğunluk itibariyle kolay oldugu için duyularıyla algıladıklarını kavrarlar ama bu, bütünlüğün diger boyutlarını kavramak için yeterli değildir. Sorun, kavranılanların varlığının kavranılamayanların yokluğuna delil imiş gibi kullanıldığında ortaya çıkar. Amacımız mutlak gerçeklige ilişkin olgusal tespitlerin mutlak gerçekliğin dogru ancak sadece bir kısmını tanımlayabildiğini vurgulamaktır. İtirazımız sosyal bilimler veya fen bilimlerinin yine de mutlak çerçevesiyle tespit edemediği vücudun işleyiş mekanizmasına ilişkin tanımlamalarına degit, bu tanımlamalar üzerine oturtulan felsefi çerçeveyedir. Bilim olguların tespitiyle ilgilidir ve bulguları zorunlu olarak kabul edilir. Ancak bilimsellik olgulardan, bunları yorumlamaya ve bilgiyi (ilmi) sınırlamaya dönük bir felsefi sıçrayıştır ki ciddi bir anlaşmazlık sebebidir. İnancını taşıdıgımız dini ilim bilimin mutlak tespitleriyle degil de bilimin üzerine oturtulan felsefe ile çatıştıgı taktirde ilim ile bilim arasında gerçek dışı bir cepheleşme oluşturulur ve bilimsellik, bilim felsefesiyle çatışan evrensel tevhid dinine dayalı ilmin reddini zorlar. Oysa gerçek çatışma sözkonusu ilmin bilimce tespit edilen mutlak işleyiş prensipleriyle (kanunlarla) çelişmesi durumunda ortaya çıkar. Ne yazık ki ilmin kaynağı din oldugu yerde, bilim ile çelişmeyen ilim pozitivizmle kalıplı bilimsellikle çatıştırılmış ve kâinata ilişkin kavrayışların çok fazla sınırlanmasına sebep olunmuştur. Din ile bilim arasında vaktiyle oluşturulan çatışma böyle bir durumdan doğmuştur. Bilimin tespitlerine itiraz etmek bir yana, ışık ve çerçeve kazandıran hatta bilimin yer yer bizzat kaynağı olan din (İslâm), bilimin ulaşamadığı alanları-mutlak gerçekliğin zaman ve mekân içi ve dışı boyutlarını tanımlamıştır. Ancak dinin bu tanımlamaları insanlığın ürettigi bilimsellik maskesi arkasındaki felsefeyle karşı karşıya geldigi için "çağı tanımlayan bilim, çağdışı olan din kaynaklı ilim" şeklinde bir inanç üretilmeye çalışılmıştır. İlmin kaynaklarından birisi olan bilim maddeyi tahlil ederken pozitivist -olgucu bir bakış açısını kural olarak kullanmalıdır; ama maddi varlık kalıplarının sınırlarında, bu bakış açısı aşılmalıdır. Dahası bilime dayalı tespitlerin yorumlanması -felsefe üretilmesi aşamasında pozitivizmin kalıplarından kesinlikle sıyrılınmalıdır. Aksi taktirde asıl sorgulanması gereken zihin çatlatıcı sorular bu güne kadar batı dünyasınca yapıldıgı gibi, sürekli metafıziğin bilinmezligine itilerek unutulmaya terk edilecektir. Özetle bilim sadece maddenin analizi aşamasında olgucu yaklaşımı gerektirirken olguculuk bilimselligi bir aşamadan sonra -zaman ve mekânın farklı boyutlarında safsataya dönüştürür. Tıpkı her şeyi mükemmel açıklayarak giden Einstein'in bir noktadan sonra "varlıkların, kudreti sonsuz Yaratıcının bir parçası olduklarını" iddia etmesinde oldugu gibi... Bu yüzden bilim adamlarının çoğunluğu aynı gerçeklere dayanarak birbirleriyle asla uyuşmayan felsefi tartışmalar geliştirmişler, bilimin felsefeye dolayısıyla ideolojiye dönüştügü yerde birbirlerine karşıt binlerce akım ortaya çıkmıştır. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Mutlak Gerçeklik Yolunda Bilim ve Din
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst