Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Mutlak Gerçeklik Yolunda Bilim ve Din
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 229543" data-attributes="member: 27"><p><strong>Çatırdayan Nedensellik </strong></p><p><strong></strong></p><p> Eşyanın hakikatini inceleyen en temel bilim fizik olmuştur. Fizik biliminin bulgularındaki değişim eşyanın açıklanmasına dönük felsefeleri de otomatik olarak değiştirmiştir. </p><p></p><p></p><p> Newton'un 1600 lerde ortaya koyduğu nedensellik anlayışının en önemli destekçisi olan "tabiat-atom modeli" genel kabul görmüş ve üç asır boyunca tabiatın katı, kütlesel, kesif, yer değiştirebilir karakterde temel inşaat bloklarının varlığına inanılmıştı. Ancak kuantum fıziginin derinliklerdeki incelemelerinde atom altı parçacıkların gözden kayboluşu belgelendi. Bu yolda ilk adımı Werner Heisenberg tarafından atıldı. "Kesinsizlik-uncertainity" prensibiyle tanımladığı teorisinde bir parçacık yakalanmaya çalışıldığında pozisyonu belirleniyor sonra kaybediliyor, bir an momentumu ölçülebiliyor sonra belirsizleşiyordu. Kuantum mekaniği sonunda bu partiküllerin gerçek fizik vücutlarının olmadığını gördü. Newton'un bulgularının tam aksine eşyanın boş uzayda hareket eden katı parçacıklardan oluşmadıgı anlaşıldı. Tespitler araştırmacıları sonunda uzayın tamamen nabız gibi atan alanlardan oluştugu fikrine götürdü. Şimdi kuantum mekaniği parçacıkları dalgalar veya ihtizaz paketleri şeklinde alt alanlardan yukarıya sıçramalar olarak tanımlamaktadır ki bu durum, Newton'un "katı madde" tanımlamasını yok etmiştir. </p><p></p><p></p><p> Elimizdeki kitabın yüzey seviyesinde katı maddenin gerçek bir fızik vücudu vardır; katı ve kesin olarak maddi varlıgı sürer. Ancak maddenin iç-alt seviyesinde fızikçiler maddi gerçekliği bulamamakta, bunun yerine içerde sadece alanlar ve dalgalar tespit edilmekte, yani "hiçbir şey" bulunmaktaydı. Madde, özünde hiçbir şey ise madde yok muydu, biz hayal mi görüyorduk? </p><p></p><p></p><p> Gerçekte "yokluk" yoktu yani fızik dışı da olsa vücut vardı; sadece görmek için hangi seviyede baktığımız, tabiatı hangi seviyede ve boyutta inceledigimiz önemliydi. Çünkü bir boyutta varlığı olmayan bir vücut diğer bir boyutta beliriyordu. </p><p></p><p></p><p> Heisenberg'in keşifleriyle birlikte madde içine dogru seyahatler devam etti. İçerde değişik alanlar keşfedilip tanımlanınca alanların kendilerinin bir tabanı, en temel yönü, en az hareketlilik (excitation) seviyesi, ihtizaz alanı veya boşluk durumu ortaya çıkıyordu. Buradan alanların ana özünün görülmez, geçişken (transitional) temeli, esası anlaşılmaya başlanmıştı. Bu elektromanyetik "en az hareketlilik durumlu alan", atom altı parçacıkların yani maddi vücudun bittiği yerde başlıyordu. Bir başka tabirle varlığın vücudu hareketlilik-tahrik (excitation) ile açıklanıyordıı. Bir elektron titreşimler dalgalanmalar veya alttaki alanların hareketliliği şeklinde var olabiliyordu. Araştırmalar gösterdi ki elektronun varlığı değişik hareket seviye ve(ya) durumunda bulunabiliyor; çok aktif veya sakin olabiliyordu. Elektronun yaşayabileceği vücut alemde bulunabileceği değişik hareketlilik durumlarına kesin bir alt limit-sınır yoktu. Elektron belli bir noktanın altında iyice sakinleştiğinde vücudunu tamamen kaybediveriyor, yani elektromanyetik/enerji alandan da sıyrılıp yok oluyordu. Hareketin sıfır oldugu noktada vücut sıfır oluyordu. En az hareketlilik durumu, elektronun bir parçacık etkisi oluşturabilmesi için yetersiz bir dalgalanmadan ibaretti. </p><p></p><p></p><p> Elektronun düştügü yokluk-boşluk durumu (vacuum state) tamamen boşluk ama aynı zamanda tamamen doluluk durumudur. Bu alan içinde hiçbir şey tespit edilemedigi halde, parçacıkların vücut kaynagı, tabiatın inşaat bloklarının başlangıç noktası olarak gözükmektedir. Bu sonsuz potansiyel alanı olan eşyanın kaynağı, kendi içinde fıziki "gerçek" taşımamaktadır. Bu boşluk durumu fizikçi Sudarshan tarafından "geçirgen (transitionel), gizli (unmanifested), her yere nafiz, kâinattaki bütün düzlemlerin aktifliklerinin besleyicisi, uzaya ve zamana ait almayan, değişmez, mutlak mükemmelliğin kaynağı, tesadüf ve düzensizlik seviyesi sıfır olan kuantum alan" şeklinde tanımlanmaktadır. </p><p></p><p></p><p> Modern bilim geldigi bu noktada acı bir itirafla "bu boşlugun her nasılsa-somehow nasıl ve neden olmuşsa, "doluluk ve sonsuz potansiyel alan" olduğu sonucuna varmıştır. </p><p></p><p></p><p> Bilimin ulaştıgı bu noktada "nedensellik" artık geçerliligini yitirmiştir. Tabiatta gözlemlenen sebep-sonuç ilişkisi düşüncesinin yerini, bu ilişkiyi düzenleyenin "tabiat arkasında ve tabiatın boyutlarının (zaman-mekân) dışında olan bir alan olduğu" düşüncesi almıştır. Ancak bilim bu alanın vücudunu da "her nasılsa var olan" şeklindeki bir bilinmezlige terk ederek göz ardı etmekten başka bir çözüm bulamamıştır. Artık "nedensellik" bilimsel yaklaşımın temeli olmaktan çıkmıştır.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 229543, member: 27"] [B]Çatırdayan Nedensellik [/B] Eşyanın hakikatini inceleyen en temel bilim fizik olmuştur. Fizik biliminin bulgularındaki değişim eşyanın açıklanmasına dönük felsefeleri de otomatik olarak değiştirmiştir. Newton'un 1600 lerde ortaya koyduğu nedensellik anlayışının en önemli destekçisi olan "tabiat-atom modeli" genel kabul görmüş ve üç asır boyunca tabiatın katı, kütlesel, kesif, yer değiştirebilir karakterde temel inşaat bloklarının varlığına inanılmıştı. Ancak kuantum fıziginin derinliklerdeki incelemelerinde atom altı parçacıkların gözden kayboluşu belgelendi. Bu yolda ilk adımı Werner Heisenberg tarafından atıldı. "Kesinsizlik-uncertainity" prensibiyle tanımladığı teorisinde bir parçacık yakalanmaya çalışıldığında pozisyonu belirleniyor sonra kaybediliyor, bir an momentumu ölçülebiliyor sonra belirsizleşiyordu. Kuantum mekaniği sonunda bu partiküllerin gerçek fizik vücutlarının olmadığını gördü. Newton'un bulgularının tam aksine eşyanın boş uzayda hareket eden katı parçacıklardan oluşmadıgı anlaşıldı. Tespitler araştırmacıları sonunda uzayın tamamen nabız gibi atan alanlardan oluştugu fikrine götürdü. Şimdi kuantum mekaniği parçacıkları dalgalar veya ihtizaz paketleri şeklinde alt alanlardan yukarıya sıçramalar olarak tanımlamaktadır ki bu durum, Newton'un "katı madde" tanımlamasını yok etmiştir. Elimizdeki kitabın yüzey seviyesinde katı maddenin gerçek bir fızik vücudu vardır; katı ve kesin olarak maddi varlıgı sürer. Ancak maddenin iç-alt seviyesinde fızikçiler maddi gerçekliği bulamamakta, bunun yerine içerde sadece alanlar ve dalgalar tespit edilmekte, yani "hiçbir şey" bulunmaktaydı. Madde, özünde hiçbir şey ise madde yok muydu, biz hayal mi görüyorduk? Gerçekte "yokluk" yoktu yani fızik dışı da olsa vücut vardı; sadece görmek için hangi seviyede baktığımız, tabiatı hangi seviyede ve boyutta inceledigimiz önemliydi. Çünkü bir boyutta varlığı olmayan bir vücut diğer bir boyutta beliriyordu. Heisenberg'in keşifleriyle birlikte madde içine dogru seyahatler devam etti. İçerde değişik alanlar keşfedilip tanımlanınca alanların kendilerinin bir tabanı, en temel yönü, en az hareketlilik (excitation) seviyesi, ihtizaz alanı veya boşluk durumu ortaya çıkıyordu. Buradan alanların ana özünün görülmez, geçişken (transitional) temeli, esası anlaşılmaya başlanmıştı. Bu elektromanyetik "en az hareketlilik durumlu alan", atom altı parçacıkların yani maddi vücudun bittiği yerde başlıyordu. Bir başka tabirle varlığın vücudu hareketlilik-tahrik (excitation) ile açıklanıyordıı. Bir elektron titreşimler dalgalanmalar veya alttaki alanların hareketliliği şeklinde var olabiliyordu. Araştırmalar gösterdi ki elektronun varlığı değişik hareket seviye ve(ya) durumunda bulunabiliyor; çok aktif veya sakin olabiliyordu. Elektronun yaşayabileceği vücut alemde bulunabileceği değişik hareketlilik durumlarına kesin bir alt limit-sınır yoktu. Elektron belli bir noktanın altında iyice sakinleştiğinde vücudunu tamamen kaybediveriyor, yani elektromanyetik/enerji alandan da sıyrılıp yok oluyordu. Hareketin sıfır oldugu noktada vücut sıfır oluyordu. En az hareketlilik durumu, elektronun bir parçacık etkisi oluşturabilmesi için yetersiz bir dalgalanmadan ibaretti. Elektronun düştügü yokluk-boşluk durumu (vacuum state) tamamen boşluk ama aynı zamanda tamamen doluluk durumudur. Bu alan içinde hiçbir şey tespit edilemedigi halde, parçacıkların vücut kaynagı, tabiatın inşaat bloklarının başlangıç noktası olarak gözükmektedir. Bu sonsuz potansiyel alanı olan eşyanın kaynağı, kendi içinde fıziki "gerçek" taşımamaktadır. Bu boşluk durumu fizikçi Sudarshan tarafından "geçirgen (transitionel), gizli (unmanifested), her yere nafiz, kâinattaki bütün düzlemlerin aktifliklerinin besleyicisi, uzaya ve zamana ait almayan, değişmez, mutlak mükemmelliğin kaynağı, tesadüf ve düzensizlik seviyesi sıfır olan kuantum alan" şeklinde tanımlanmaktadır. Modern bilim geldigi bu noktada acı bir itirafla "bu boşlugun her nasılsa-somehow nasıl ve neden olmuşsa, "doluluk ve sonsuz potansiyel alan" olduğu sonucuna varmıştır. Bilimin ulaştıgı bu noktada "nedensellik" artık geçerliligini yitirmiştir. Tabiatta gözlemlenen sebep-sonuç ilişkisi düşüncesinin yerini, bu ilişkiyi düzenleyenin "tabiat arkasında ve tabiatın boyutlarının (zaman-mekân) dışında olan bir alan olduğu" düşüncesi almıştır. Ancak bilim bu alanın vücudunu da "her nasılsa var olan" şeklindeki bir bilinmezlige terk ederek göz ardı etmekten başka bir çözüm bulamamıştır. Artık "nedensellik" bilimsel yaklaşımın temeli olmaktan çıkmıştır. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Mutlak Gerçeklik Yolunda Bilim ve Din
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst