Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
Mutluluk kaynaklarımız
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 164428" data-attributes="member: 8679"><p><strong>Yavuz Bahadıroğlu</strong> - Vakit</p><p><strong><span style="color: black">01/11/2009</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="color: blue"><strong>Fazla televizyon seyrettiğimiz ve televizyonlar da olumsuzu abarttıkları için “her yer karanlık” gibimize geliyor…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Oysa her yer karanlık değil…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Aydınlık alanlar da var…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Keşfetmek ve tutunmak gerekiyor.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Hayatın aydınlık yönlerini keşfedip tutunarak yaşayanlar daha mutlu bence…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Şöyle düşünün: Hava çok bulutlandığı zamanlarda bile güneş bir yerlerdedir. Bulutlar dağıldığında yeniden bize gülümsemeye başlayacaktır.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Dertler, sıkıntılar, olumsuzluklar, terslikler hayatın bulutlanmasıdır. Böyle durumlarda bile umuda tutunmak lazım. Çünkü ancak umutlarımızı diri tutabilirsek problemlerin üstesinden gelebilecek dinamizmi koruyabiliriz.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Aksi takdirde olumsuzlukların altında ezilir, tükenip gideriz.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Demek istediğim tam olarak şu: Olumsuzluklar havanın bulutlanmasına benzer; güneşin kıymetini anlamak için havanın zaman zaman bulutlanması gerekiyor.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Kış yazla, gece gündüzle dengelenir… İyi ve kötü, doğru ve yanlış birlikte yaşanır. Önemli olan doğrunun ve iyinin sayısını artırmaktır. Bunun için bakış açımızı değiştirmeliyiz. Olumsuzlukları aşıp mutluluk kaynaklarımızla buluşmalıyız…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Bir bakıma mutluluk kaynaklarımızı yeniden keşfetmeliyiz…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Bir çırpıda size bir dizi mutluluk kaynağı sayabilirim…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- İnanmak mutluluktur…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Sevmek-sevilmek mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Başkasına yardım etmek, ya da başkasından yardım almak mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Komşuluk-paylaşmak mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Okumak ve yazmak mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Dinlemek, ya da dinletmek mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Üretmek ve ürettiğini satmak mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- İşe gitmek, işten eve dönmek mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Sevdiğimiz insana yemek hazırlamak, ya da sevdiğimiz insanın hazırladığı yemeği yemek mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Ana, baba, çocuk, dede, nine, hala, teyze, dayı, amca olmak mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Bunlara sahip olmak mutluluktur…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Çocuk bakmak mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Takdir etmek, takdir edilmek mutluluktur.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Gezmek, seyahate çıkmak mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Yeni bir şeye sahip olmak mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- İnanılan konularda hizmet üstlenmek mutluluktur...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Dua ve ibadet mutluluktur... </strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Her gün 147 milyon kez patlayan fırtınalarda savrulmamak mutluluktur…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Her gün, dünyanın muhtelif yerlerine düşen 4 ilâ 8 milyon arası yıldırımdan birine çarpılmamak mutluluktur…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Her gün gerçekleşen 1370-2740 arası depremlerden birine çarpılıp enkaz altında kalmamak mutluluktur…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Her gün tepemize yağan 548 ton kum, çakıl ve göktaşının tepemize düşmemesi mutluluktur…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Dünyada her gün ölen 150 bin civarında insandan biri olmamamız mutluluktur…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- Ailenin savrulduğu çağda bir aileye sahip bulunmamız mutluluktur…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- </strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Domuz gribi, deprem, kuş gribi, deli dana hastalığı, trafik kazaları vesaire…</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Elbette bunlardan biri başımıza gelebilir. Ama “başımıza gelebilir” diye her anı tedirgin yaşayarak hayatı kendimize zehir etmenin anlamı yok.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Hayatın da, bizim de bir sahibimiz var.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Dünya bir “sefine-i Rabbanî=Allah’ın gemisi” (Bediüzzaman’ın ifadesidir) olduğuna göre, bunun bir kaptanının olması doğal. Ona güvenmeyip kaptanlık taslamak karamsarlık, Ona güvenmek ise huzur ve mutluluktur.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>- </strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Demiştim ya, rahmetli anacığım aynaya her bakışında şükrederdi. Bir gün dayanamayıp sordum:</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>“Küçük bir köyde yaşıyoruz. Çok bir şeyimiz yok. Sen hâlâ ne diye şükrediyorsun?” (Demek ki ben, o yaşlarda, şükrün büyük servet sahiplerine mahsus olduğunu düşünürmüşüm).</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Bana döndü, biraz şaşkın ve buğulu gözlerle bir süre baktıktan sonra, içine dünyalar sığan kısa bir cevap verdi:</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>“İnsanız ya, daha ne olsun?”</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Hiç yaratılmayacakken ve başka bir şey olarak (hayvan, bitki, taş) yaratılabilecekken, insan olarak yaratılmış olmanın büyük bir mazhariyet, büyük bir ikram olduğunu, her insanın sadece bunun için hadsiz şükretmesi gerektiğini çok sonra öğrendim.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Demek ki, benim Lâtince okuma yazma bile bilmeyen (Kur’an okumasını bilirdi) anacığım, aynada kendini, kendi insanlığını okuyordu.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Ne diyor Mevlâna: “Kendini okumasını bilmeyen insanın başka kitaplar okuması bir şey ifade etmez.”</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Öyleyse son söz şu olabilir: Kendini okumayı bilmek mutluluktur!</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 164428, member: 8679"] [B]Yavuz Bahadıroğlu[/B] - Vakit [B][COLOR=black]01/11/2009[/COLOR][/B] [COLOR=blue][B]Fazla televizyon seyrettiğimiz ve televizyonlar da olumsuzu abarttıkları için “her yer karanlık” gibimize geliyor… Oysa her yer karanlık değil… Aydınlık alanlar da var… Keşfetmek ve tutunmak gerekiyor. Hayatın aydınlık yönlerini keşfedip tutunarak yaşayanlar daha mutlu bence… Şöyle düşünün: Hava çok bulutlandığı zamanlarda bile güneş bir yerlerdedir. Bulutlar dağıldığında yeniden bize gülümsemeye başlayacaktır. Dertler, sıkıntılar, olumsuzluklar, terslikler hayatın bulutlanmasıdır. Böyle durumlarda bile umuda tutunmak lazım. Çünkü ancak umutlarımızı diri tutabilirsek problemlerin üstesinden gelebilecek dinamizmi koruyabiliriz. Aksi takdirde olumsuzlukların altında ezilir, tükenip gideriz. Demek istediğim tam olarak şu: Olumsuzluklar havanın bulutlanmasına benzer; güneşin kıymetini anlamak için havanın zaman zaman bulutlanması gerekiyor. Kış yazla, gece gündüzle dengelenir… İyi ve kötü, doğru ve yanlış birlikte yaşanır. Önemli olan doğrunun ve iyinin sayısını artırmaktır. Bunun için bakış açımızı değiştirmeliyiz. Olumsuzlukları aşıp mutluluk kaynaklarımızla buluşmalıyız… Bir bakıma mutluluk kaynaklarımızı yeniden keşfetmeliyiz… Bir çırpıda size bir dizi mutluluk kaynağı sayabilirim… - İnanmak mutluluktur… - Sevmek-sevilmek mutluluktur... - Başkasına yardım etmek, ya da başkasından yardım almak mutluluktur... - Komşuluk-paylaşmak mutluluktur... - Okumak ve yazmak mutluluktur... - Dinlemek, ya da dinletmek mutluluktur... - Üretmek ve ürettiğini satmak mutluluktur... - İşe gitmek, işten eve dönmek mutluluktur... - Sevdiğimiz insana yemek hazırlamak, ya da sevdiğimiz insanın hazırladığı yemeği yemek mutluluktur... - Ana, baba, çocuk, dede, nine, hala, teyze, dayı, amca olmak mutluluktur... - Bunlara sahip olmak mutluluktur… - Çocuk bakmak mutluluktur... - Takdir etmek, takdir edilmek mutluluktur. - Gezmek, seyahate çıkmak mutluluktur... - Yeni bir şeye sahip olmak mutluluktur... - İnanılan konularda hizmet üstlenmek mutluluktur... - Dua ve ibadet mutluluktur... - Her gün 147 milyon kez patlayan fırtınalarda savrulmamak mutluluktur… - Her gün, dünyanın muhtelif yerlerine düşen 4 ilâ 8 milyon arası yıldırımdan birine çarpılmamak mutluluktur… - Her gün gerçekleşen 1370-2740 arası depremlerden birine çarpılıp enkaz altında kalmamak mutluluktur… - Her gün tepemize yağan 548 ton kum, çakıl ve göktaşının tepemize düşmemesi mutluluktur… - Dünyada her gün ölen 150 bin civarında insandan biri olmamamız mutluluktur… - Ailenin savrulduğu çağda bir aileye sahip bulunmamız mutluluktur… - Domuz gribi, deprem, kuş gribi, deli dana hastalığı, trafik kazaları vesaire… Elbette bunlardan biri başımıza gelebilir. Ama “başımıza gelebilir” diye her anı tedirgin yaşayarak hayatı kendimize zehir etmenin anlamı yok. Hayatın da, bizim de bir sahibimiz var. Dünya bir “sefine-i Rabbanî=Allah’ın gemisi” (Bediüzzaman’ın ifadesidir) olduğuna göre, bunun bir kaptanının olması doğal. Ona güvenmeyip kaptanlık taslamak karamsarlık, Ona güvenmek ise huzur ve mutluluktur. - Demiştim ya, rahmetli anacığım aynaya her bakışında şükrederdi. Bir gün dayanamayıp sordum: “Küçük bir köyde yaşıyoruz. Çok bir şeyimiz yok. Sen hâlâ ne diye şükrediyorsun?” (Demek ki ben, o yaşlarda, şükrün büyük servet sahiplerine mahsus olduğunu düşünürmüşüm). Bana döndü, biraz şaşkın ve buğulu gözlerle bir süre baktıktan sonra, içine dünyalar sığan kısa bir cevap verdi: “İnsanız ya, daha ne olsun?” Hiç yaratılmayacakken ve başka bir şey olarak (hayvan, bitki, taş) yaratılabilecekken, insan olarak yaratılmış olmanın büyük bir mazhariyet, büyük bir ikram olduğunu, her insanın sadece bunun için hadsiz şükretmesi gerektiğini çok sonra öğrendim. Demek ki, benim Lâtince okuma yazma bile bilmeyen (Kur’an okumasını bilirdi) anacığım, aynada kendini, kendi insanlığını okuyordu. Ne diyor Mevlâna: “Kendini okumasını bilmeyen insanın başka kitaplar okuması bir şey ifade etmez.” Öyleyse son söz şu olabilir: Kendini okumayı bilmek mutluluktur![/B][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
Mutluluk kaynaklarımız
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst