Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Namaz kılanın alemi aydınlanır
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 195315" data-attributes="member: 857"><p><strong><img src="http://img138.imageshack.us/img138/4461/nuruahsentevhidgencuma.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p><p> Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakiki ömrünü bulunduğun gün bil. Lâakal, günün bir saatini ihtiyat akçesi gibi, hakiki istikbâl için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccâdeye at.</p><p> Hem bil ki, her yeni gün, sana, hem herkese bir yeni âlemin kapısıdır. Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulümâtlı ve perişan bir halde gider. Senin aleyhinde âlem-i misâlde şehâdet eder. Zîrâ herkesin, her günde, şu âlemden, bir mahsus âlemi var. Hem o âlemin keyfiyeti o adamın kalbine ve ameline tâbidir. Nasıl ki aynanda görünen muhteşem bir saray, aynanın rengine bakar. Siyah ise, siyah görünür; kırmızı ise, kırmızı görünür.</p><p> Hem, onun keyfiyetine bakar; o ayna şişesi düzgün ise sarayı güzel gösterir, düzgün değil ise çirkin gösterir. En nâzik şeyleri kaba gösterdiği misillü, sen kalbinle, aklınla, amelinle, gönlünle kendi âleminin şeklini değiştirirsin; ya aleyhinde, ya lehinde şehâdet ettirebilirsin.</p><p> Eğer namazı kılsan, o namazın ile, o âlemin Sâni-i Zülcelâline müteveccih olsan, birden sana bakan âlemin tenevvür eder. Âdetâ, namazın, bir elektrik lâmbası ve namaza niyetin, onun düğmesine dokunması gibi o âlemin zulümâtını dağıtır. Ve o herc ü merc-i dünyeviyedeki karma karışık perişâniyet içindeki tebeddülât ve harekât, hikmetli bir intizam ve mânidar bir kitâbet-i kudret olduğunu gösterir, “Allah göklerin ve yerin nurudur.” (Nur Sûresi: 35.) -1- âyet-i pürenvârından bir nuru senin kalbine serper. Senin o günkü âlemini, o nurun in'ikâsıyla ışıklandırır. Senin lehinde nurâniyetle şehâdet ettirir.</p><p> <span style="color: #ff0000"><strong>Sakın deme, "Benim namazım nerede, şu hakikat-i namaz nerede!" Zîrâ bir hurma çekirdeği, bir hurma ağacı gibi, kendi ağacını tavsif eder. Fark yalnız icmâl ve tafsil ile olduğu gibi, senin ve benim gibi bir âmînin -velev hissetmezse- namazı, büyük bir velînin namazı gibi, şu nurdan bir hissesi var, şu hakikatten bir sırrı vardır - velev şuurun taallûk etmezse. Fakat, derecâta göre inkişaf ve tenevvürü ayrı ayrıdır. Nasıl bir hurma çekirdeğinden tâ mükemmel bir hurma ağacına kadar ne kadar merâtib bulunur; öyle de, namazın derecâtında da, daha fazla merâtib bulunabilir. Fakat bütün o merâtibde, o hakikat-i nurâniyenin esâsı bulunur.</strong></span> (Sözler)</p><p> <strong>Bediüzzaman Said Nursi</strong></p><p> <strong>SÖZLÜK:</strong></p><p> AKÇA : (Akçe) Beyaz, oldukça beyaz. * Para. * Eskiden para ölçüsü olarak kullanılan küçük gümüş sikke.</p><p> ÂLEM : Dünya, kâinat,evren.</p><p> ÂLEM-İ MİSÂL : Görüntüler âlemi.</p><p> ÂMÎ : Bilgisiz, câhil.</p><p> ÂYET-İ PÜRENVÂR : Nurlar dolu âyet.</p><p> HERC Ü MERC-İ DÜNYEVİYE : Dünyadaki karışıklıklar.</p><p> İHTİYAT : Yedek; sakınma, tedbirlilik.</p><p> İN'İKÂS : Yansıma, aksetme.</p><p> İNKİŞÂF : Gelişme, açılma, keşfetme, meydana çıkma; terakkî etme.</p><p> İNTİZAM : Tertib, düzen, nizam üzere olmak.</p><p> İSTİKBÂL : Gelecek zaman.</p><p> LÂAKAL : En az, hiç değilse, en azından.</p><p> MÂLİK : Sahip olan, mülk sahibi</p><p> MÂNİDAR : Bir mânâ ifâde eden, nükteli, ince mânâlı.</p><p> MERÂTİB : Mertebeler, dereceler.</p><p> MESCİD : Allah'a secde edilen yer, namaz kılınan yer, câmi.</p><p> MİSİLLÜ : Gibi, benzeri.</p><p> MÜTEVECCİH : Yönelmiş, dönmüş, bir yere doğru yola çıkan.</p><p> NÛRÂNİYET : Aydınlık, parlaklık</p><p> PERİŞÂNİYET : Perişanlık. Karışıklık, dağınıklık.</p><p> SANDUKÇA-İ UHREVÎ : Âhiretin küçük bir sandığı; âhiret amellerini içine alan mânevî sandıkçık.</p><p> SÂNİ-İ ZÜLCELÂL : Sonsuz büyüklük sahibi ve herşeyi sanatla yaratan Allah.</p><p> SECCADE : Genellikle üzerinde secdeye varmakta yâni namaz kılmakta kullanılan küçük halı, kilim cinsinden sergi.</p><p> ŞEHÂDET : Şâhitlik; Allah tarafından Peygamberimize bildirilen herşeyi kabul ve tasdik etme.</p><p> TAALLÛK : Bağlılık, münâsebet; alâkalı oluş; âit olma.</p><p> TAFSİL : Ayrıntılarıyla anlatmak, bildirmek, açıklamak.</p><p> TAVSİF : Vasıflandırma, birşeyin içyüzü ve özelliklerini anlatma.</p><p> TEBEDDÜLÂT : Yenilenmeler, değişmeler.</p><p> TENEVVÜR : Aydınlanmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak</p><p> TEŞKİL : Meydana getirme, ortaya koyma.</p><p> ZULÜMÂT : Karanlıklar; haksızlıklar, eziyetler.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 195315, member: 857"] [B][IMG]http://img138.imageshack.us/img138/4461/nuruahsentevhidgencuma.jpg[/IMG] [/B] [B]Bismillahirrahmanirrahim[/B] Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakiki ömrünü bulunduğun gün bil. Lâakal, günün bir saatini ihtiyat akçesi gibi, hakiki istikbâl için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccâdeye at. Hem bil ki, her yeni gün, sana, hem herkese bir yeni âlemin kapısıdır. Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulümâtlı ve perişan bir halde gider. Senin aleyhinde âlem-i misâlde şehâdet eder. Zîrâ herkesin, her günde, şu âlemden, bir mahsus âlemi var. Hem o âlemin keyfiyeti o adamın kalbine ve ameline tâbidir. Nasıl ki aynanda görünen muhteşem bir saray, aynanın rengine bakar. Siyah ise, siyah görünür; kırmızı ise, kırmızı görünür. Hem, onun keyfiyetine bakar; o ayna şişesi düzgün ise sarayı güzel gösterir, düzgün değil ise çirkin gösterir. En nâzik şeyleri kaba gösterdiği misillü, sen kalbinle, aklınla, amelinle, gönlünle kendi âleminin şeklini değiştirirsin; ya aleyhinde, ya lehinde şehâdet ettirebilirsin. Eğer namazı kılsan, o namazın ile, o âlemin Sâni-i Zülcelâline müteveccih olsan, birden sana bakan âlemin tenevvür eder. Âdetâ, namazın, bir elektrik lâmbası ve namaza niyetin, onun düğmesine dokunması gibi o âlemin zulümâtını dağıtır. Ve o herc ü merc-i dünyeviyedeki karma karışık perişâniyet içindeki tebeddülât ve harekât, hikmetli bir intizam ve mânidar bir kitâbet-i kudret olduğunu gösterir, “Allah göklerin ve yerin nurudur.” (Nur Sûresi: 35.) -1- âyet-i pürenvârından bir nuru senin kalbine serper. Senin o günkü âlemini, o nurun in'ikâsıyla ışıklandırır. Senin lehinde nurâniyetle şehâdet ettirir. [COLOR=#ff0000][B]Sakın deme, "Benim namazım nerede, şu hakikat-i namaz nerede!" Zîrâ bir hurma çekirdeği, bir hurma ağacı gibi, kendi ağacını tavsif eder. Fark yalnız icmâl ve tafsil ile olduğu gibi, senin ve benim gibi bir âmînin -velev hissetmezse- namazı, büyük bir velînin namazı gibi, şu nurdan bir hissesi var, şu hakikatten bir sırrı vardır - velev şuurun taallûk etmezse. Fakat, derecâta göre inkişaf ve tenevvürü ayrı ayrıdır. Nasıl bir hurma çekirdeğinden tâ mükemmel bir hurma ağacına kadar ne kadar merâtib bulunur; öyle de, namazın derecâtında da, daha fazla merâtib bulunabilir. Fakat bütün o merâtibde, o hakikat-i nurâniyenin esâsı bulunur.[/B][/COLOR] (Sözler) [B]Bediüzzaman Said Nursi[/B] [B]SÖZLÜK:[/B] AKÇA : (Akçe) Beyaz, oldukça beyaz. * Para. * Eskiden para ölçüsü olarak kullanılan küçük gümüş sikke. ÂLEM : Dünya, kâinat,evren. ÂLEM-İ MİSÂL : Görüntüler âlemi. ÂMÎ : Bilgisiz, câhil. ÂYET-İ PÜRENVÂR : Nurlar dolu âyet. HERC Ü MERC-İ DÜNYEVİYE : Dünyadaki karışıklıklar. İHTİYAT : Yedek; sakınma, tedbirlilik. İN'İKÂS : Yansıma, aksetme. İNKİŞÂF : Gelişme, açılma, keşfetme, meydana çıkma; terakkî etme. İNTİZAM : Tertib, düzen, nizam üzere olmak. İSTİKBÂL : Gelecek zaman. LÂAKAL : En az, hiç değilse, en azından. MÂLİK : Sahip olan, mülk sahibi MÂNİDAR : Bir mânâ ifâde eden, nükteli, ince mânâlı. MERÂTİB : Mertebeler, dereceler. MESCİD : Allah'a secde edilen yer, namaz kılınan yer, câmi. MİSİLLÜ : Gibi, benzeri. MÜTEVECCİH : Yönelmiş, dönmüş, bir yere doğru yola çıkan. NÛRÂNİYET : Aydınlık, parlaklık PERİŞÂNİYET : Perişanlık. Karışıklık, dağınıklık. SANDUKÇA-İ UHREVÎ : Âhiretin küçük bir sandığı; âhiret amellerini içine alan mânevî sandıkçık. SÂNİ-İ ZÜLCELÂL : Sonsuz büyüklük sahibi ve herşeyi sanatla yaratan Allah. SECCADE : Genellikle üzerinde secdeye varmakta yâni namaz kılmakta kullanılan küçük halı, kilim cinsinden sergi. ŞEHÂDET : Şâhitlik; Allah tarafından Peygamberimize bildirilen herşeyi kabul ve tasdik etme. TAALLÛK : Bağlılık, münâsebet; alâkalı oluş; âit olma. TAFSİL : Ayrıntılarıyla anlatmak, bildirmek, açıklamak. TAVSİF : Vasıflandırma, birşeyin içyüzü ve özelliklerini anlatma. TEBEDDÜLÂT : Yenilenmeler, değişmeler. TENEVVÜR : Aydınlanmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak TEŞKİL : Meydana getirme, ortaya koyma. ZULÜMÂT : Karanlıklar; haksızlıklar, eziyetler. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Namaz kılanın alemi aydınlanır
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst