Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ne güzel! Visâline gülmek, firâkınla ağlamak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 189068" data-attributes="member: 11795"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Ne güzel! Derin bir “âh” ile yâd etmek seni. </em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Her dem düşünmek, her dem hayal etmek seni... </em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Ne güzel! Visâline gülmek, firâkınla ağlamak. </em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Yanmaktan usanmamak yanarken susamak seni. </em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>(Haddâd)</em> </span></span></p><p></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Vedûd isminin sahibi dilerse, dilediği kimseye aşkının kâsesinden öyle bir zevk sunar ki; onu içenlerin susuzluğu artar. Susuzluğu arttıkça O’na yakın olma şevki ziyâdeleşir. Ancak ne içtiği onu kandırır, ne de yakınlık gönlüne merhem olur. </span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Gönül teli hassastır. Bir dokunuş binlerce âh ettirir. Kimi zaman yârin yâd etmesiyle, kimi zaman da yâri yâd ile bir oraya, bir buraya durmadan savrulur durur. Bu mânevî bir çekim alanıdır ve adına cezbe denir. Bu cezbeye kapılanların ortak ismi meczûbîndur. </span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Cezbe; Mutlak Sevgili’ nin sevdiği kulunu mânen cezbedip muhabbetine çekmesi, kendisine yaklaştırmasıdır. Yine bu sevgili kulunun kalbinden perdeyi kaldırıp çalışma ve gayreti olmaksızın onu yakîn nuru ile ansızın mânevî makamlara yükseltmesidir. Bu esnada kul ruhuyla hakîkatin kaynağına ulaşır. Allah’<span style="font-family: 'Arial TUR'"><span style="font-family: 'Arial TUR'"><span style="font-family: 'Arial TUR'">ı</span></span></span>n dışında her şeyi unutarak kendinden geçer ve hatta kulluğundan habersiz hale gelir. İlâhî muhabbetin çekim alanına giren kul, bu ikram ve lütuf karşısında farklı tepkiler verir. </span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Yaratılışları icâbı kimisinde toprak unsuru gâliptir. Bunlar mizacı “Türâbî” olanlardır ve daha çok dayanıklıdırlar. Sessiz-sedasız bu çekim alanında kalmayı başarırlar. Kendisine verilen muhabbet lokmasını hazmederler. Yanarlar, ancak dumanları yoktur. “Yanar yüreğim dumanım tütmez” diyerek arz-ı hâl ederler. </span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Kimilerinin yaratılışında ise âteş unsuru gâliptir. Onların mîzâcı “Nârî” dir. Bu yüzden kendisine vâsıl olan cezbeye tahammül gösteremez, ağlar, sızlar, nâralar atar. Zarfı bu muhabbete dayanamaz. Bir tencerede suyun kaynaması gibi garip sesler çıkarır. </span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Cezbeden ile cezbedilen arasında çözülmesi güç, girift bir alışveriş mevcuttur. Kimdir bu yangını alevlendiren? </span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>“Yandıklarım şâm u seher/ Senden midir benden midir </em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Başımda ki aşktan eser/ Senden midir benden midir” </em></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Seyyid Nizamoğlu </span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Seyyid Nizâmoğlu’nu hayrete düşüren bu hal, cezbeye tutulan gönül sahiplerinin müşterek med-cezirleridir. Bu yangının kıvılcımı kimdendir? Hz. Mevlânâ bu hususta Mutlak Aşk’ ın diliyle konuşur: </span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>“Ben rüzgârım sen âteş /Seni ben alevlendirdim” </em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Yine aşkın kaynağına işâretle der ki; </em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>“Biz yalnız demir bir kıymığız /Aşkın bizim mıknatısımızdır </em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>İçimde hiçbir zaman görmediğim /Hasretin kaynağı sen” </em></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Hakk’<span style="font-family: 'Arial TUR'"><span style="font-family: 'Arial TUR'"><span style="font-family: 'Arial TUR'">ı</span></span></span>n kulu kendine çekmesi; cezbe, bu cezbeyle kulun Allah’a yönelmesi; aşktır. Cezbesiz hiçbir velî yetişmemiştir. Çünkü Allah(c.c.) bir kulunu kendi tarafına çekmezse, O kulun Allah’a yakınlaşması imkansızdır. “Allah dilediğini kendisine çeker.” (Şûra 42/13) ilâhî sözü bunun delilidir. Bu sevgiye nâil olabilmenin yolunu, yine mutlak sevgilinin sevgilisinden öğreniyoruz. “Eğer Allah(c.c.)’<span style="font-family: 'Arial TUR'"><span style="font-family: 'Arial TUR'"><span style="font-family: 'Arial TUR'">ı</span></span></span> arzu ederseniz,</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">bana uyunuz –benim gibi yapınız-ki; O da sizi sevsin. (Al-i İmran, 31) İlâhî muhabbetin çekim alanına girenlerin manevî tecrübeleri mutlak aşkın cezbesi olmaksızın yakîn derecesinin elde edilemeyeceğini göstermektedir. </span></span></p><p></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Yunus Emre:</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>“Cezbe-i aşk olmayınca neylesin şeyhim beni” der. </em></span></span></p><p></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Bu cezbenin âşıka ulaşma zamanı farklılık arz eder. Bazen aşk yolunda seyreden sâlik, bu yolculuğu esnasında cezbeye erişir. Bazen de, evvela cezbeye tutulur ve ardından aşk yolunda seyre başlar. Hakîkî cezbe yolcunun yola koyulduktan sonra kendi gayreti ile cezbeye erişmesidir ki, bu türlü cezbe daha makbul ve daha kalıcıdır. Bu meczûba; sâlik-i meczûb denir. İlâhî cezbeye tutularak manevî yolculuğa başlayanlara ise; meczûb-i sâlik denmektedir. Bu tür meczublar, istikamet üzere devam ederlerse hedeflerine ulaşırlar, değilse başlangıçta kendilerine tattırılan zevk ile yolda kalırlar. </span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Gönülleri cezbedilen kimi âşıkların zâhiri, kimisinin de bâtını meczubtur. Zâhiri meczûb olanların sayhaları, inlemeleri ve gözyaşları, yaşadıkları cezbenin eseridir. Bâtını meczub olanların dışında ve vücûdunda herhangi bir cezbe izine rastlanmaz. İç dünyasında ise doyumsuz lezzetlere, sayısız hallere sahiptir. Onlar görünürde sâkin ve çıplak dağlar gibidirler. Ancak iç âlemleri, zengin maden yataklarına benzer. Âşıkın halini açığa vurması, ehl-i aşk tarafından hoş karşılanmamıştır. Bu yüzden Rifâîler: “Yan fakat tütme” sözleriyle sâliklerine yol gösterirler. </span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Bu yol ilâhî temâşânın cezbesi içerisinde maddî varlığı terketme yoludur. Çünkü bu yolun yolcuları , her zerrenin aslına doğru hareket etmesi gibi, asıllarına yönelenlerin kâfilesinde yer alırlar.</span></span></p><p></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>“Sen güneşsin; ben senin peykin olan ay’<span style="font-family: 'Arial TUR'"><span style="font-family: 'Arial TUR'"><span style="font-family: 'Arial TUR'">ı</span></span></span>m</em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Pürnûr etti bakışın beni </em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Kucağından uzak kaldıkça eksiğim </em></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Sen Kur’an’sın ben de senin cüz’ünüm</em> </span></span></p><p></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">(M. İkbal)</span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #808080"><span style="color: green">Alıntı</span></span><span style="color: #808080">...</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 189068, member: 11795"] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green][I]Ne güzel! Derin bir “âh” ile yâd etmek seni. [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]Her dem düşünmek, her dem hayal etmek seni... [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]Ne güzel! Visâline gülmek, firâkınla ağlamak. [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]Yanmaktan usanmamak yanarken susamak seni. [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I](Haddâd)[/I] [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Vedûd isminin sahibi dilerse, dilediği kimseye aşkının kâsesinden öyle bir zevk sunar ki; onu içenlerin susuzluğu artar. Susuzluğu arttıkça O’na yakın olma şevki ziyâdeleşir. Ancak ne içtiği onu kandırır, ne de yakınlık gönlüne merhem olur. [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Gönül teli hassastır. Bir dokunuş binlerce âh ettirir. Kimi zaman yârin yâd etmesiyle, kimi zaman da yâri yâd ile bir oraya, bir buraya durmadan savrulur durur. Bu mânevî bir çekim alanıdır ve adına cezbe denir. Bu cezbeye kapılanların ortak ismi meczûbîndur. [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Cezbe; Mutlak Sevgili’ nin sevdiği kulunu mânen cezbedip muhabbetine çekmesi, kendisine yaklaştırmasıdır. Yine bu sevgili kulunun kalbinden perdeyi kaldırıp çalışma ve gayreti olmaksızın onu yakîn nuru ile ansızın mânevî makamlara yükseltmesidir. Bu esnada kul ruhuyla hakîkatin kaynağına ulaşır. Allah’[FONT=Arial TUR][FONT=Arial TUR][FONT=Arial TUR]ı[/FONT][/FONT][/FONT]n dışında her şeyi unutarak kendinden geçer ve hatta kulluğundan habersiz hale gelir. İlâhî muhabbetin çekim alanına giren kul, bu ikram ve lütuf karşısında farklı tepkiler verir. [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Yaratılışları icâbı kimisinde toprak unsuru gâliptir. Bunlar mizacı “Türâbî” olanlardır ve daha çok dayanıklıdırlar. Sessiz-sedasız bu çekim alanında kalmayı başarırlar. Kendisine verilen muhabbet lokmasını hazmederler. Yanarlar, ancak dumanları yoktur. “Yanar yüreğim dumanım tütmez” diyerek arz-ı hâl ederler. [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Kimilerinin yaratılışında ise âteş unsuru gâliptir. Onların mîzâcı “Nârî” dir. Bu yüzden kendisine vâsıl olan cezbeye tahammül gösteremez, ağlar, sızlar, nâralar atar. Zarfı bu muhabbete dayanamaz. Bir tencerede suyun kaynaması gibi garip sesler çıkarır. [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Cezbeden ile cezbedilen arasında çözülmesi güç, girift bir alışveriş mevcuttur. Kimdir bu yangını alevlendiren? [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green][I]“Yandıklarım şâm u seher/ Senden midir benden midir [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]Başımda ki aşktan eser/ Senden midir benden midir” [/I][/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Seyyid Nizamoğlu [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Seyyid Nizâmoğlu’nu hayrete düşüren bu hal, cezbeye tutulan gönül sahiplerinin müşterek med-cezirleridir. Bu yangının kıvılcımı kimdendir? Hz. Mevlânâ bu hususta Mutlak Aşk’ ın diliyle konuşur: [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green][I]“Ben rüzgârım sen âteş /Seni ben alevlendirdim” [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]Yine aşkın kaynağına işâretle der ki; [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]“Biz yalnız demir bir kıymığız /Aşkın bizim mıknatısımızdır [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]İçimde hiçbir zaman görmediğim /Hasretin kaynağı sen” [/I][/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Hakk’[FONT=Arial TUR][FONT=Arial TUR][FONT=Arial TUR]ı[/FONT][/FONT][/FONT]n kulu kendine çekmesi; cezbe, bu cezbeyle kulun Allah’a yönelmesi; aşktır. Cezbesiz hiçbir velî yetişmemiştir. Çünkü Allah(c.c.) bir kulunu kendi tarafına çekmezse, O kulun Allah’a yakınlaşması imkansızdır. “Allah dilediğini kendisine çeker.” (Şûra 42/13) ilâhî sözü bunun delilidir. Bu sevgiye nâil olabilmenin yolunu, yine mutlak sevgilinin sevgilisinden öğreniyoruz. “Eğer Allah(c.c.)’[FONT=Arial TUR][FONT=Arial TUR][FONT=Arial TUR]ı[/FONT][/FONT][/FONT] arzu ederseniz,[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]bana uyunuz –benim gibi yapınız-ki; O da sizi sevsin. (Al-i İmran, 31) İlâhî muhabbetin çekim alanına girenlerin manevî tecrübeleri mutlak aşkın cezbesi olmaksızın yakîn derecesinin elde edilemeyeceğini göstermektedir. [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Yunus Emre:[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]“Cezbe-i aşk olmayınca neylesin şeyhim beni” der. [/I][/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Bu cezbenin âşıka ulaşma zamanı farklılık arz eder. Bazen aşk yolunda seyreden sâlik, bu yolculuğu esnasında cezbeye erişir. Bazen de, evvela cezbeye tutulur ve ardından aşk yolunda seyre başlar. Hakîkî cezbe yolcunun yola koyulduktan sonra kendi gayreti ile cezbeye erişmesidir ki, bu türlü cezbe daha makbul ve daha kalıcıdır. Bu meczûba; sâlik-i meczûb denir. İlâhî cezbeye tutularak manevî yolculuğa başlayanlara ise; meczûb-i sâlik denmektedir. Bu tür meczublar, istikamet üzere devam ederlerse hedeflerine ulaşırlar, değilse başlangıçta kendilerine tattırılan zevk ile yolda kalırlar. [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Gönülleri cezbedilen kimi âşıkların zâhiri, kimisinin de bâtını meczubtur. Zâhiri meczûb olanların sayhaları, inlemeleri ve gözyaşları, yaşadıkları cezbenin eseridir. Bâtını meczub olanların dışında ve vücûdunda herhangi bir cezbe izine rastlanmaz. İç dünyasında ise doyumsuz lezzetlere, sayısız hallere sahiptir. Onlar görünürde sâkin ve çıplak dağlar gibidirler. Ancak iç âlemleri, zengin maden yataklarına benzer. Âşıkın halini açığa vurması, ehl-i aşk tarafından hoş karşılanmamıştır. Bu yüzden Rifâîler: “Yan fakat tütme” sözleriyle sâliklerine yol gösterirler. [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green]Bu yol ilâhî temâşânın cezbesi içerisinde maddî varlığı terketme yoludur. Çünkü bu yolun yolcuları , her zerrenin aslına doğru hareket etmesi gibi, asıllarına yönelenlerin kâfilesinde yer alırlar.[/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green][I]“Sen güneşsin; ben senin peykin olan ay’[FONT=Arial TUR][FONT=Arial TUR][FONT=Arial TUR]ı[/FONT][/FONT][/FONT]m[/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]Pürnûr etti bakışın beni [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]Kucağından uzak kaldıkça eksiğim [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][I]Sen Kur’an’sın ben de senin cüz’ünüm[/I] [/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=green](M. İkbal)[/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=green] [/COLOR] [CENTER][SIZE=4][COLOR=#808080][COLOR=green]Alıntı[/COLOR][/COLOR][COLOR=#808080]...[/COLOR][/SIZE][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ne güzel! Visâline gülmek, firâkınla ağlamak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst