Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ne Güzel Yaratmış Seni Yaradan
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 40446" data-attributes="member: 12"><p>Onuncu haftaya erişildiğinde yüz hatları belirmeye başlar. Bu sıralarda ceninin siması bir insan yüzünü andırmaya başlamıştır. Ama hâlâ bu yaratığın görünüşü, bir annenin sımsıcak duygularla göğsüne bastıracağı bir yavrunun sevimliliğinden o kadar uzaktır ki! Bir estetik cerrahî uzmanı, sadece yüzdeki bir iki ayrıntıyı rötuşlayınca ortaya nasıl bir simanın çıkacağından emin olamazken, birkaç haftalık bir ceninin korkunç görüntüsünü bir bebek yüzünde dünyanın en sevimli manzarasına çeviren bir operasyonun kusursuzluğuna şahit mi aranır? Besbelli ki, her hücrenin vücuda gelişi ve sima üzerindeki yerini alışı, çok ayrıntılı bir planın parçasıdır. Ve şu anda, şu vücutta yer değiştirmekte olan herbir zerre, aylar sonra neticesini verecek olağanüstü bir operasyonun içinde bir rol sahibi olarak hareket etmektedir.</p><p></p><p>Yüzün inşası, sadece onun dış görünüşüne bir şekil vermekten ibaret bir operasyonu teşkil etmez. Gözlerimizin önüne bir insan yüzünün sayısız şiire konu olmuş güzelliğini seren derinin altında, birbiriyle ve bedenin geri kalan kısmıyla bağlantılı olarak faaliyet gösteren sistemler vardır. Kaslar da bunlardan biridir ve on dördüncü hafta civarında şekillenmeye başlar. Ondan yaklaşık bir ay kadar sonra da bu faaliyetler sonucunu yavaş yavaş vermeye başlayacak ve ceninin ağzını oynatmakta olduğu görülecektir.</p><p>On beşinci haftada, 130 mm.ye ulaşmış olan ceninin kafası artık iyice dik duruma gelmiştir. Gözler her ne kadar kafanın ön tarafına doğru kaymış ve asıl yerlerine yaklaşmış olsalar da hâlâ bir insan yüzüne göre aşağıda yer almaktadırlar. Yüzü ve vücudu kaplayan deri saydam haldedir ve altında olup bitenleri karaltı halinde göstermektedir. Yirmi ikinci haftaya eriştiğinde deri saydamlığını kaybeder. Bu arada, ceninin sadece bir yüze kavuşacağı anlaşılmakla kalmamış, farklı bir yüze sahip olacağı da belli olmuştur. Farklı çizgiler, farklı bir şekil ve farklı bir kişilik, yüzün genel heyetinde belirtilerini vermektedir. Bununla birlikte, hiç kimse, ceninin şu anki haline bakarak onun hayata nasıl bir sima ile gözünü açacağını tahmin edemez. Görünmeyen kalem farklı hatlar çizmeye başlamıştır; resmin son hâli ise, kalem sahibinin henüz kimseye açmadığı bir sırdan ibarettir.</p><p></p><p>Aradan birkaç hafta daha geçer. Yüzün en önemli unsuru, yapısını büyük ölçüde tamamlamış olur. Bunlar gözlerden başkası değildir. Retinasıyla, diyaframıyla, çeşit çeşit hücreleriyle, akılları hayretten hayrete düşüren bağlantılarıyla, kendi başına bir olağanüstü yapıyı teşkil eden ve tek başına bütün evrimci dünyaya meydan okuyan bu organ, şimdilik gözkapaklarının altında, önüne âlemlerin açılacağı ânı beklemektedir. Otuzuncu haftaya erişmiş bir ceninin yüzünde, görünmez kalemin kaşları da resmetmiş olduğu gözlenir. Bu arada gözkapakları birbirinden ayrılmış ve açılmıştır. Kasların içinde olup biten herşey, henüz bu faaliyet alanından görünmeyen aydınlık bir dünyaya yapılacak bir yolculuğun işaretlerini vermektedir.</p><p>İki tane yarım hücreyle başlayan macera, aylar sonra yeni bir insan şeklinde noktalanır. Bütün bu olup bitenleri hızlandırılmış bir film haline getirdiğinizde, bir bakıma, insanın âcizliğini dile getiren bir hikâye elde etmiş olursunuz. İnsana benzeyinceye kadar şekilden şekle giren bu yaratığın bütün bedeni bir yana, sadece yüzünde olup bitenler, bu hikâyeyi bütün belâgatiyle görenlere anlatır. Orasında burasında yumrular beliren, çukurlar açılan, çizgiler çizilen, eğilen, bükülen, şişen, büyüyen, bir nokta halinde başlayıp adım adım büyüyen ve büyüdükçe halden hale dönen bu yüz, kendisini çekip çevirene bütünüyle teslim olmuş durumdadır. Kimse onun ne hal aldığını veya alacağını bilemediği gibi, o da kendi üzerinde olup bitenlerden habersizdir, bu olaylar karşısında âciz ve çaresizdir.</p><p>Üstelik, bütün bunlar, herbiri yüz binlerce ışık yılı genişliğindeki yüz milyarlarca galaksiden bir tanesinin yüz milyarlarca yıldızından birisinin peşindeki bir küçük gezegenin üzerinde, onun 4,5 milyar senelik ömrünün dikkate bile alınmayacak bir fraksiyonunda nefes alıp veren milyarlarca insandan bir tanesinin bedeninin karanlıklarında olup bitmektedir. Hikâyenin özeti: çaresizlik içinde, hiçlik içinde, âcizlik içinde yokluk içinde, çaresizlik içinde, hiçlik, önemsizlik, âcizlik, hiçlik, önemsizlik, âcizlik...</p><p>Yine de bu macera, içinde âlemler barındıran bir hücrenin semâa kalkıp galaksilerin diliyle kutladığı bir yaratılış hikâyesidir. Yaratılanın bu konuda hiçbir tercih hakkı olmamış, yaratılışının hiçbir aşamasında kimse ona fikrini sormamıştır.</p><p>İyiki öyle olmuştur.</p><p></p><p>Aksi takdirde, bizi biz yapan kâinatın en güzel eserini biz yüzümüzde taşıyamazdık.</p><p></p><p>Bugün birbirimizin yüzünde yahut aynada bize gülümseyen, işte bu çaresizliğimizin güzelliğidir</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 40446, member: 12"] Onuncu haftaya erişildiğinde yüz hatları belirmeye başlar. Bu sıralarda ceninin siması bir insan yüzünü andırmaya başlamıştır. Ama hâlâ bu yaratığın görünüşü, bir annenin sımsıcak duygularla göğsüne bastıracağı bir yavrunun sevimliliğinden o kadar uzaktır ki! Bir estetik cerrahî uzmanı, sadece yüzdeki bir iki ayrıntıyı rötuşlayınca ortaya nasıl bir simanın çıkacağından emin olamazken, birkaç haftalık bir ceninin korkunç görüntüsünü bir bebek yüzünde dünyanın en sevimli manzarasına çeviren bir operasyonun kusursuzluğuna şahit mi aranır? Besbelli ki, her hücrenin vücuda gelişi ve sima üzerindeki yerini alışı, çok ayrıntılı bir planın parçasıdır. Ve şu anda, şu vücutta yer değiştirmekte olan herbir zerre, aylar sonra neticesini verecek olağanüstü bir operasyonun içinde bir rol sahibi olarak hareket etmektedir. Yüzün inşası, sadece onun dış görünüşüne bir şekil vermekten ibaret bir operasyonu teşkil etmez. Gözlerimizin önüne bir insan yüzünün sayısız şiire konu olmuş güzelliğini seren derinin altında, birbiriyle ve bedenin geri kalan kısmıyla bağlantılı olarak faaliyet gösteren sistemler vardır. Kaslar da bunlardan biridir ve on dördüncü hafta civarında şekillenmeye başlar. Ondan yaklaşık bir ay kadar sonra da bu faaliyetler sonucunu yavaş yavaş vermeye başlayacak ve ceninin ağzını oynatmakta olduğu görülecektir. On beşinci haftada, 130 mm.ye ulaşmış olan ceninin kafası artık iyice dik duruma gelmiştir. Gözler her ne kadar kafanın ön tarafına doğru kaymış ve asıl yerlerine yaklaşmış olsalar da hâlâ bir insan yüzüne göre aşağıda yer almaktadırlar. Yüzü ve vücudu kaplayan deri saydam haldedir ve altında olup bitenleri karaltı halinde göstermektedir. Yirmi ikinci haftaya eriştiğinde deri saydamlığını kaybeder. Bu arada, ceninin sadece bir yüze kavuşacağı anlaşılmakla kalmamış, farklı bir yüze sahip olacağı da belli olmuştur. Farklı çizgiler, farklı bir şekil ve farklı bir kişilik, yüzün genel heyetinde belirtilerini vermektedir. Bununla birlikte, hiç kimse, ceninin şu anki haline bakarak onun hayata nasıl bir sima ile gözünü açacağını tahmin edemez. Görünmeyen kalem farklı hatlar çizmeye başlamıştır; resmin son hâli ise, kalem sahibinin henüz kimseye açmadığı bir sırdan ibarettir. Aradan birkaç hafta daha geçer. Yüzün en önemli unsuru, yapısını büyük ölçüde tamamlamış olur. Bunlar gözlerden başkası değildir. Retinasıyla, diyaframıyla, çeşit çeşit hücreleriyle, akılları hayretten hayrete düşüren bağlantılarıyla, kendi başına bir olağanüstü yapıyı teşkil eden ve tek başına bütün evrimci dünyaya meydan okuyan bu organ, şimdilik gözkapaklarının altında, önüne âlemlerin açılacağı ânı beklemektedir. Otuzuncu haftaya erişmiş bir ceninin yüzünde, görünmez kalemin kaşları da resmetmiş olduğu gözlenir. Bu arada gözkapakları birbirinden ayrılmış ve açılmıştır. Kasların içinde olup biten herşey, henüz bu faaliyet alanından görünmeyen aydınlık bir dünyaya yapılacak bir yolculuğun işaretlerini vermektedir. İki tane yarım hücreyle başlayan macera, aylar sonra yeni bir insan şeklinde noktalanır. Bütün bu olup bitenleri hızlandırılmış bir film haline getirdiğinizde, bir bakıma, insanın âcizliğini dile getiren bir hikâye elde etmiş olursunuz. İnsana benzeyinceye kadar şekilden şekle giren bu yaratığın bütün bedeni bir yana, sadece yüzünde olup bitenler, bu hikâyeyi bütün belâgatiyle görenlere anlatır. Orasında burasında yumrular beliren, çukurlar açılan, çizgiler çizilen, eğilen, bükülen, şişen, büyüyen, bir nokta halinde başlayıp adım adım büyüyen ve büyüdükçe halden hale dönen bu yüz, kendisini çekip çevirene bütünüyle teslim olmuş durumdadır. Kimse onun ne hal aldığını veya alacağını bilemediği gibi, o da kendi üzerinde olup bitenlerden habersizdir, bu olaylar karşısında âciz ve çaresizdir. Üstelik, bütün bunlar, herbiri yüz binlerce ışık yılı genişliğindeki yüz milyarlarca galaksiden bir tanesinin yüz milyarlarca yıldızından birisinin peşindeki bir küçük gezegenin üzerinde, onun 4,5 milyar senelik ömrünün dikkate bile alınmayacak bir fraksiyonunda nefes alıp veren milyarlarca insandan bir tanesinin bedeninin karanlıklarında olup bitmektedir. Hikâyenin özeti: çaresizlik içinde, hiçlik içinde, âcizlik içinde yokluk içinde, çaresizlik içinde, hiçlik, önemsizlik, âcizlik, hiçlik, önemsizlik, âcizlik... Yine de bu macera, içinde âlemler barındıran bir hücrenin semâa kalkıp galaksilerin diliyle kutladığı bir yaratılış hikâyesidir. Yaratılanın bu konuda hiçbir tercih hakkı olmamış, yaratılışının hiçbir aşamasında kimse ona fikrini sormamıştır. İyiki öyle olmuştur. Aksi takdirde, bizi biz yapan kâinatın en güzel eserini biz yüzümüzde taşıyamazdık. Bugün birbirimizin yüzünde yahut aynada bize gülümseyen, işte bu çaresizliğimizin güzelliğidir [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ne Güzel Yaratmış Seni Yaradan
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst