Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Peygamberler ve Peygamberlerin Hayatı
Nebi ve Resul Kavramlarının İncelenmesi ve Tarifi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 103874" data-attributes="member: 656"><p style="text-align: right"><span style="color: dimgray">وَاِذْ اَخَذَ اللّهُ ميثَاقَ النَّبِيّنَ لَمَا اتَيْتُكُمْ مِنْ كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِه وَلَتَنْصُرُنَّهُ قَالَ ءَاَقْرَرْتُمْ وَاَخَذْتُمْ عَلى ذلِكُمْ اِصْرى قَالُوا اَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُوا وَاَنَا مَعَكُمْ مِنَ الشَّاهِدينَ (81)</span></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">3 – Al – i İmran – 81. KELİME MANASI </span></span></strong></p><p></p><p><span style="color: dimgray">(<span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">وَاِذْ اَخَذَ</span> ) <strong>Bir vakit ki almıştı,</strong> kim? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">اللّهُ</span> ) <strong>Allah</strong> (-u Tealâ), neyi? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">ميثَاقَ النَّبِيّنَ</span> ) <strong>Nebiy</strong><strong>lerin misakını</strong> (kuvvetli sözlerini), şöyle ki, (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">لَمَا</span> ) <strong>ant olsun! </strong>o şeyi ki, (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">اتَيْتُ</span> ) <strong>ben verdim,</strong> kime? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">كُمْ</span> ) <strong>size</strong>, oda nedir? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">مِنْ كِتَابٍ</span> ) <strong>kitaptır</strong>, daha? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">وَحِكْمَةٍ</span> ) <strong>Hikmettir</strong>, (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">ثُمَّ جَاءَ</span> ) <strong>sonra gelirse,</strong> kime? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">كُمْ</span> ) <strong>size</strong>, kim? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">رَسُولٌ</span> ) <strong>bir resül</strong>, öyle resul ki, (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">مُصَدِّقٌ</span> ) <strong>tasdik edici</strong> (doğrulayıcı) neyi? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">لِمَا</span> ) <strong>o şeyi</strong> (kitap ve hikmeti) <strong>ki,</strong> (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">مَعَكُمْ</span> ) <strong>sizinle beraberdir,</strong> (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">لَتُؤْمِنُنَّ</span> ) <strong>elbette, muhakkak inanacaksınız,</strong> kime? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">بِه</span> ) <strong>ona,</strong> resüle (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">وَلَتَنْصُرُنَّ</span> ) <strong>ve elbette mutlaka yardım</strong> <strong>edeceksiniz</strong> kime? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">هُ</span> ) <strong>ona,</strong> resüle (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">قَالَ</span> ) (Allah-u Tealâ) <strong>buyurdu,</strong> (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">ءَاَقْرَرْتُمْ</span> ) <strong>ikrar</strong> (kabul) <strong>ettiniz mi?</strong> (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">وَاَخَذْتُمْ</span> ) <strong>ve aldınız mı?</strong> ne üzerine? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">عَلى ذلِكُمْ</span> ) <strong>bu dediğim üzerine,</strong> neyi? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">اِصْرى</span> ) <strong>benim ahdimi</strong> (sözümü), (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">قَالُوا</span> ) (bütün nebiyler) <strong>dediler ki, </strong>(<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">اَقْرَرْنَا</span> ) <strong>ikrar</strong> (kabul) <strong>ettik</strong>, (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">قَالَ</span> ) (Allah-u Tealâ) <strong>buyurdu</strong>, (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">فَاشْهَدُوا</span> ) <strong>o hâlde</strong> (kendinize karşı) <strong>şahit olun,</strong> (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">وَاَنَا</span> ) <strong>bende</strong>, kiminle beraber? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">مَعَكُمْ</span> ) <strong>sizinle beraber,</strong> kimlerdenim? (<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">مِنَ الشَّاهِدينَ</span> ) (bu ikrarınıza) <strong>şahitlik edenlerdenim.</strong></span></span></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">3 – Al – i İmran – 81. Hani Allah, nebiylerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdim. Sonra beraberinizde olanı tasdik eden bir resül geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu. </span></span></p><p></p><p><span style="color: dimgray">Aşağıdaki ifade merhum Elmalılının ayet hakkındaki görüşüdür.</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Arial'">Allah bütün peygamberlerine kitap ve hikmet verirken hepsinin böyle bir sözleşme ve anlaşmasını almıştır. <strong><u>Bunlar arasında, önce gelenden sonra gelene, sonra gelenden öncekine böyle karşılıklı ve ilâhî şahitlik altında kabul edilmiş bir tasdik antlaşması vardır</u></strong>. Hepsi, kendilerini tasdik eden Muhammed Resulullah’a iman ve yardım için Hak Teâlâ'ya söz vermişlerdir. İlim ve hak şahitliğin hükmü budur.</span></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="color: dimgray">Yukarıdaki ayette soru ve cevap aynı mecliste ve bir defada meydana geldiği için hocamızdan özür dileyerek yukarıdaki ifadeye katılamıyoruz.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: dimgray">Yukarıdaki ayette açıkça belirtilen incelikleri tesbit edip incelemeye çalışalım.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: dimgray">İlk dikkati çeken "Ben size Kitap ve hikmet verdim.’’ İfadesiyle nebiylerin tamamına aynı zamanda ve aynı mekânda hitap edilmiştir. Nebiylerin tamamı bu dünyada bir arada bulunmadıkları bilinmektedir. Öyleyse bu hitabın mekânı Bezm-i elesttir. İkinci olarak kendilerine nebiylik verildikten sonra kitap ve hikmet verilmiş olmasından anlıyoruz ki; kitap ve hikmet verildiği için nebiy değiller. Ancak nebiy oldukları için kendilerine kitap ve hikmet verilmiştir. Yine aynı ifadeden nebiylerin istisnasız tamamına kitap verildiği açıkça bellidir. “Sonra beraberinizde olanı tasdik eden bir resül geldiğinde” ifadesinden anlıyoruz ki; o mecliste nebiy olmayan resüllerden hiç birisi yoktur. Resullerin geleceği bildirilmektedir. Gelen resullerde de nebiylere verilmiş olan kitap ve hikmetin aynısı onlarda da olacaktır. Dolayısı ile nebiylerde olan kitap ve hikmeti tasdik etmiş olacaklardır. Nebiyler ise, kendilerine nebiylik verilmiş olmasından dolayı tabii olarak resüldürler. Yani her nebiy resüldür ama nebiy olmayan resüller de vardır.</span></strong></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">وَاِذْ اَخَذْنَا مِنَ النَّبِيّنَ مِيثَاقَهُمْ وَمِنْكَ وَمِنْ نُوحٍ وَاِبْرهيمَ وَمُوسى وَعيسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ ميثَاقًا غَليظًا (7)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><strong>33 - Ahzab - 7. Ve hatırla ki, biz nebiylerden misaklarını almıştık ve senden ve Nuh'tan ve İbrahim'den ve Musa ve Meryem oğlu İsa'dan da ve onlardan pek ağır bir misâk aldık.</strong></span></span></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="color: dimgray">Yukarıda geçen ayetten anlaşılıyor ki bezm-i elest’te alınan misak nebiylik sıfatından dolayıdır. Onun için nebiylerin tabii olarak resül oldukları açıktır. Yani nebiylerin tamamına, her nebiy’ye özel olarak ‘Kitap ve hikmet’ diye ifade edilen aynı iki şey verilmiştir.</span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="color: dimgray">Elmalılı hocamızın tefsirinden, resul ile nebiy kelimelerini açıklayan bölümü aşağıya aynen alıyoruz.</span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Arial'">Senden önce ne bir Resulü, ne de bir Nebîy yi başka bir halde göndermedik. <strong><u>Bu âyet Resul ile Nebî'nin anlamlarında farklılık bulunduğunu bildirmektedir. Nebîy'nin, Resulden daha genel olduğunu ifade eden bazı hadisler de nakledilmektedir.</u></strong> Şeriat örfünde meşhur olduğuna göre Resul, kendine vahiy olunan ve aldığı vahyi başkasına tebliğ etmekle de yükümlü bulunan kimsedir. Nebiy ise tebliğe memur olsun olmasın, kendisine vahiy edilen kimsedir. <strong><u>O halde her Resul Nebî'dir, fakat her Nebî Resul değildir.</u></strong> Ancak bilindiği gibi umum ifade eden, hususiyet ifade edene (âmm, hassa) karşılık olarak kullanıldığı zaman o hassın ötesine yorumlanır. Burada Nebîy, Resule karşılık olarak kullanıldığı için Resul olmayan, yani tebliğ vazifesiyle emrolunmayan peygamberin kastedilmiş olması gerekir. Oysa âyetin başındaki "İrsâl" fiili ikisine de bağlantılıdır. Tebliğe memur edilmeyenin ise irsal edilmiş olması hemen anlaşılır bir ifade değildir. Bunun için denilmiştir ki: <strong><u>Resul, yüce Allah'ın insanları hakka davet etmek üzere, yeni bir şeriatla gönderdiği hür erkektir</u>. <u>Nebî ise hem bunu (insanları Hakka davet etmek), hem de geçmiş bir şerîatı bildirmek için gönderilen peygamberi içine alır</u>. <u>Nitekim İsrail oğullarına gönderilen nebiylerin hepsi de Musa'nın şeriatını anlatmak için gönderilmişlerdir.</u></strong> Fakat buna da şöyle bir itiraz geliyor: İsmail (a.s) hakkında "Ve kavmine gönderilmiş bir Resul, bir Nebîy idi" (Meryem, 19/54) buyurulmuştur. O halde hem Nebîy, hem Resüldür. Hâlbuki o yeni bir şeriatla değil, Hz. İbrahim'in şeraitiyle gönderilmiştir. Buna cevap olarak da gönderildiği insanlara nisbetle yeni bir şeriat olması yeterlidir deniliyor. Ayrıca Resul, mucizesi ve kendisine indirilen bir kitabı olan, Nebîy ise kitabı olmayandır diye tarif edilmişse de İsmail (a.s) ile itiraz bu tanım için çok daha geçerlidir. O halde en doğrusu önceki tanımdır.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: dimgray"><strong>Muhterem hocamızın yukarıda belirttiği “</strong><span style="font-size: 10px"><strong><u><span style="font-family: 'Arial'">Bu âyet Resul ile Nebî'nin anlamlarında farklılık bulunduğunu bildirmektedir. Nebîy'nin, Resulden daha genel olduğunu ifade eden bazı hadisler de nakledilmektedir.”</span></u></strong><strong>İfadesi hariç, diğer tariflerin tamamına itirazımız vardır. Özellikle </strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">“ <u>O halde her Resul Nebîydir, fakat her Nebîy Resul değildir</u>.” </span>İfadesine. Bu ifadenin tam aksine bütün nebiylerin tabii olarak resül olduğunu aşağıdaki ayetler açıklamaktadır.</strong></span></span></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">فَبَعَثَ اللّهُ النَّبِيِّينَ مُبَشِّرِينَ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">فِيمَا اخْتَلَفُواْ فِيهِ وَمَا اخْتَلَفَ فِيهِ إِلاَّ الَّذِينَ أُوتُوهُ مِن بَعْدِ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">مَا جَاءتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ فَهَدَى اللّهُ الَّذِينَ آمَنُواْ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">لِمَا اخْتَلَفُواْ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ 213</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">2 – Bakara –213. İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak Nebiyleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak ile kitap indirdi. </span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلِينَ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ56</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><strong>18 - Kehf - 56. Ve biz resülleri göndermeyiz, ancak müjdeleyiciler uyarıcılar olarak göndeririz.</strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="color: dimgray">Bu ayet bize resül kavramının kesin tarifini yapmaktadır. Yani: müjdeleyici ve uyarıcı vasfı taşıyan kişiler Allah’ın resülleridir.</span></strong></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ 124</span></span></span></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">26 - Şuara - 124. O vakit ki, onlara kardeşleri Hud dedi ki: Korkmaz mısınız?</span></span></strong></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">إِنِّي لَكُمْ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">رَسُولٌ أَمِينٌ 125</span></span></span></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">26 - Şuara - 125. Şüphe yok ki, ben sizin için bir güvenilir resülüm.</span></span></strong></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">إِذْ قَالَ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">لَهُمْ أَخُوهُمْ صَالِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ 142</span></span></span></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">26 - Şuara - 142. O vakit ki, onlara kardeşleri Salih dedi ki: Korkmaz mısınız?</span></span></strong></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ 143</span> </span></span></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">26 - Şuara - 143. Şüphe yok ki, ben size gönderilmiş bir güvenilir resülüm.</span></span></strong></p><p> </p><p><span style="color: dimgray"><strong>Yukarıda adı geçenlerin resül oldukları ayetlerin ifadesinden açıkça anlaşılmaktadır. Ancak kendilerine bu dünyada bilinen kitap ve sahifelerden herhangi bir kitap veya sahife verilmediği de bilinmektedir. Öyleyse “kendisine kitap verilenler resüldür” tarifi doğru değildir. </strong></span></p><p> </p><p><span style="color: dimgray"><strong>Muhterem Elmalılı hocamızın “</strong><span style="font-size: 10px"><u><span style="font-family: 'Arial'">Resul, yüce Allah'ın insanları hakka davet etmek üzere, yeni bir şeriatla gönderdiği hür erkektir</span></u><span style="font-family: 'Arial'">. <u>Nebî ise hem bunu (insanları Hakka davet etmek), hem de geçmiş bir şerîatı bildirmek için gönderilen peygamberi içine alır</u>. <u>Nitekim İsrail oğullarına gönderilen nebiylerin hepsi de Musa'nın şeriatını anlatmak için gönderilmişlerdir</u>. </span><strong>İfadesiyle yaptığı tarife gelince; bu tarifin de isabetli olmadığını aşağıdaki ayetleri incelediğimizde açıkça görmek mümkündür.</strong></span></span></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ</span> 161</span></span></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">26 - Şuara - 161. O vakit ki, onlara kardeşleri Lût dedi ki: Korkmaz mısınız?</span></span></strong></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ 162</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><strong>26 - Şuara - 162. Muhakkak ki, ben sizin için güvenilir bir resülüm.</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="color: dimgray"><strong>Lût’un (A.S.) yukarıdaki ayetin ifadesinden resül olduğu kesindir. Ancak yeni bir </strong></span></p><p> </p><p><strong><span style="color: dimgray">Şeriatla gelmediği de kesindir. Çünkü İbrahim (A.S.) ile aynı zamanda yaşamış ve ona tabii olmuştur. Yani yeni bir şeriat getirmemiştir.</span></strong></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ</span> 161</span></span></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">26 - Şuara - 177. O vakit ki, onlara Şuayb dedi ki: Sakınmaz mısınız?"</span></span></strong></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ 162</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><strong>26 - Şuara - 178. Şüphe yok ki, ben sizin için güvenilir bir resülüm.</strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="color: dimgray">Şuayb (A.S.) da resüldür ve Musa’nın (A.S.) kayın pederidir.</span></strong></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">فَأْتِيَاهُ فَقُولَا إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">وَلَا تُعَذِّبْهُمْ قَدْ جِئْنَاكَ بِآيَةٍ مِّن رَّبِّكَ وَالسَّلَامُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">الْهُدَى 47</span></span></span></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">20 - Ta - Ha - 47. Haydin ona varıp da deyiniz ki, şüphe yok biz Rabbin iki resulüyüz, artık İsrail oğullarını bizimle beraber gönder ve onlara işkence etme, biz sana muhakkak Rabbin tarafından mucize ile geldik. Selâm ise hidayete tâbi olan kimse üzerinedir.</span></span></strong></p><p> </p><p><span style="color: dimgray"><strong>Yukarıdaki ayette Allah, Musa (A.S.) ve Harun’a (A.S.) “</strong><span style="font-size: 10px"><strong>deyiniz ki, şüphe yok biz Rabbin iki resulüyüz”</strong><strong> ifadesiyle, nebiy olduğunu bildiğimiz Harun’un (A.S.) aynı zamanda resül olduğunu da bildiriyor. Hâlbuki Harun’a (A.S.) bu dünyada, bilinen kitap ve sahifelerden hiç birisi inmemiştir. Yeni bir şeriatı da yoktur çünkü Musa’ya (A.S.) tâbi olup beraberlerdir. Öyleyse Elmalılı hocamızın yaptığı ve bir kısım kitaplarda da yapılan resül ve nebiy tarifi isabetli değildir. </strong></span></span></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">وَلَقَدْ جَاءكُمْ يُوسُفُ مِن قَبْلُ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا زِلْتُمْ فِي شَكٍّ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">مِّمَّا جَاءكُم بِهِ حَتَّى إِذَا هَلَكَ قُلْتُمْ لَن يَبْعَثَ اللَّهُ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">مِن بَعْدِهِ رَسُولًا كَذَلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ</span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'">مُّرْتَابٌ34</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 10px"><span style="color: dimgray">40 - Mü’min - 34. And olsun ki, evvelce Yusuf size açık deliller ile gelmişti, o vakit O'nun size getirdiği şeylerden dolayı şüphe içinde durmaktan ayrılmamıştınız. Ne zamanki, vefat etti, dediniz ki, Allah ondan sonra elbette bir resül göndermeyecektir. İşte Allah haddi aşan, şek içinde bulunan kimseyi böyle şaşırtır. </span></span></p><p></p><p><span style="color: dimgray"><strong>Yukarıdaki ayetteki</strong><span style="font-size: 10px"><strong>“ </strong><strong>dediniz ki, Allah ondan sonra elbette bir resül göndermeyecektir.”</strong><strong> İfadesiyle Yusuf’un (A.S.) resül olduğu da açıktır. Yusuf’a da</strong> <strong>(A.S.) bu dünyada, bilinen kitap ve sahifelerden hiç birisi inmemiştir. Öyleyse kitaplarda yapılan resül tarifi, bu ayetin ifadesine göre de isabetli değildir. Öyleyse üstte bizim yapmış olduğumuz “</strong><strong> 2 – Bakara –213. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak Nebiyleri gönderdi. İfadesindeki “müjdeleyici ve uyarıcı” ifadesinin tarifinin </strong><strong>18 - Kehf - 56. resüller olarak bildirilmektedir. Öyleyse 2 – Bakara –213. deki mana ‘Sonra Allah, resül olarak Nebiyleri gönderdi’ olur. Ayette nebiylerin tamamından bir istisna olmadığı için nebiylerin tamamının resül olduğu isbat edilmiş olur.” Öyleyse: “Her nebiy resüldür ama her resül nebiy değildir.” tarifi hepsinden mantıklı ve doğru olur. </strong><strong>Anlamak isteyene bu izah kâfidir. Her şeyin en doğrusunu hakkıyla ancak Allah bilir.</strong></span></span></p><p><strong><span style="color: #696969">Alıntı..</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 103874, member: 656"] [RIGHT][COLOR=dimgray]وَاِذْ اَخَذَ اللّهُ ميثَاقَ النَّبِيّنَ لَمَا اتَيْتُكُمْ مِنْ كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِه وَلَتَنْصُرُنَّهُ قَالَ ءَاَقْرَرْتُمْ وَاَخَذْتُمْ عَلى ذلِكُمْ اِصْرى قَالُوا اَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُوا وَاَنَا مَعَكُمْ مِنَ الشَّاهِدينَ (81)[/COLOR][/RIGHT] [CENTER][B][SIZE=2][COLOR=dimgray]3 – Al – i İmran – 81. KELİME MANASI [/COLOR][/SIZE][/B][/CENTER] [COLOR=dimgray]([SIZE=2][FONT=Traditional Arabic]وَاِذْ اَخَذَ[/FONT] ) [B]Bir vakit ki almıştı,[/B] kim? ([FONT=Traditional Arabic]اللّهُ[/FONT] ) [B]Allah[/B] (-u Tealâ), neyi? ([FONT=Traditional Arabic]ميثَاقَ النَّبِيّنَ[/FONT] ) [B]Nebiy[/B][B]lerin misakını[/B] (kuvvetli sözlerini), şöyle ki, ([FONT=Traditional Arabic]لَمَا[/FONT] ) [B]ant olsun! [/B]o şeyi ki, ([FONT=Traditional Arabic]اتَيْتُ[/FONT] ) [B]ben verdim,[/B] kime? ([FONT=Traditional Arabic]كُمْ[/FONT] ) [B]size[/B], oda nedir? ([FONT=Traditional Arabic]مِنْ كِتَابٍ[/FONT] ) [B]kitaptır[/B], daha? ([FONT=Traditional Arabic]وَحِكْمَةٍ[/FONT] ) [B]Hikmettir[/B], ([FONT=Traditional Arabic]ثُمَّ جَاءَ[/FONT] ) [B]sonra gelirse,[/B] kime? ([FONT=Traditional Arabic]كُمْ[/FONT] ) [B]size[/B], kim? ([FONT=Traditional Arabic]رَسُولٌ[/FONT] ) [B]bir resül[/B], öyle resul ki, ([FONT=Traditional Arabic]مُصَدِّقٌ[/FONT] ) [B]tasdik edici[/B] (doğrulayıcı) neyi? ([FONT=Traditional Arabic]لِمَا[/FONT] ) [B]o şeyi[/B] (kitap ve hikmeti) [B]ki,[/B] ([FONT=Traditional Arabic]مَعَكُمْ[/FONT] ) [B]sizinle beraberdir,[/B] ([FONT=Traditional Arabic]لَتُؤْمِنُنَّ[/FONT] ) [B]elbette, muhakkak inanacaksınız,[/B] kime? ([FONT=Traditional Arabic]بِه[/FONT] ) [B]ona,[/B] resüle ([FONT=Traditional Arabic]وَلَتَنْصُرُنَّ[/FONT] ) [B]ve elbette mutlaka yardım[/B] [B]edeceksiniz[/B] kime? ([FONT=Traditional Arabic]هُ[/FONT] ) [B]ona,[/B] resüle ([FONT=Traditional Arabic]قَالَ[/FONT] ) (Allah-u Tealâ) [B]buyurdu,[/B] ([FONT=Traditional Arabic]ءَاَقْرَرْتُمْ[/FONT] ) [B]ikrar[/B] (kabul) [B]ettiniz mi?[/B] ([FONT=Traditional Arabic]وَاَخَذْتُمْ[/FONT] ) [B]ve aldınız mı?[/B] ne üzerine? ([FONT=Traditional Arabic]عَلى ذلِكُمْ[/FONT] ) [B]bu dediğim üzerine,[/B] neyi? ([FONT=Traditional Arabic]اِصْرى[/FONT] ) [B]benim ahdimi[/B] (sözümü), ([FONT=Traditional Arabic]قَالُوا[/FONT] ) (bütün nebiyler) [B]dediler ki, [/B]([FONT=Traditional Arabic]اَقْرَرْنَا[/FONT] ) [B]ikrar[/B] (kabul) [B]ettik[/B], ([FONT=Traditional Arabic]قَالَ[/FONT] ) (Allah-u Tealâ) [B]buyurdu[/B], ([FONT=Traditional Arabic]فَاشْهَدُوا[/FONT] ) [B]o hâlde[/B] (kendinize karşı) [B]şahit olun,[/B] ([FONT=Traditional Arabic]وَاَنَا[/FONT] ) [B]bende[/B], kiminle beraber? ([FONT=Traditional Arabic]مَعَكُمْ[/FONT] ) [B]sizinle beraber,[/B] kimlerdenim? ([FONT=Traditional Arabic]مِنَ الشَّاهِدينَ[/FONT] ) (bu ikrarınıza) [B]şahitlik edenlerdenim.[/B][/SIZE][/COLOR] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray]3 – Al – i İmran – 81. Hani Allah, nebiylerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdim. Sonra beraberinizde olanı tasdik eden bir resül geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu. [/COLOR][/SIZE][/LEFT] [COLOR=dimgray]Aşağıdaki ifade merhum Elmalılının ayet hakkındaki görüşüdür.[/COLOR] [SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Arial]Allah bütün peygamberlerine kitap ve hikmet verirken hepsinin böyle bir sözleşme ve anlaşmasını almıştır. [B][U]Bunlar arasında, önce gelenden sonra gelene, sonra gelenden öncekine böyle karşılıklı ve ilâhî şahitlik altında kabul edilmiş bir tasdik antlaşması vardır[/U][/B]. Hepsi, kendilerini tasdik eden Muhammed Resulullah’a iman ve yardım için Hak Teâlâ'ya söz vermişlerdir. İlim ve hak şahitliğin hükmü budur.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [B][COLOR=dimgray]Yukarıdaki ayette soru ve cevap aynı mecliste ve bir defada meydana geldiği için hocamızdan özür dileyerek yukarıdaki ifadeye katılamıyoruz.[/COLOR][/B] [B][COLOR=dimgray]Yukarıdaki ayette açıkça belirtilen incelikleri tesbit edip incelemeye çalışalım.[/COLOR][/B] [B][COLOR=dimgray]İlk dikkati çeken "Ben size Kitap ve hikmet verdim.’’ İfadesiyle nebiylerin tamamına aynı zamanda ve aynı mekânda hitap edilmiştir. Nebiylerin tamamı bu dünyada bir arada bulunmadıkları bilinmektedir. Öyleyse bu hitabın mekânı Bezm-i elesttir. İkinci olarak kendilerine nebiylik verildikten sonra kitap ve hikmet verilmiş olmasından anlıyoruz ki; kitap ve hikmet verildiği için nebiy değiller. Ancak nebiy oldukları için kendilerine kitap ve hikmet verilmiştir. Yine aynı ifadeden nebiylerin istisnasız tamamına kitap verildiği açıkça bellidir. “Sonra beraberinizde olanı tasdik eden bir resül geldiğinde” ifadesinden anlıyoruz ki; o mecliste nebiy olmayan resüllerden hiç birisi yoktur. Resullerin geleceği bildirilmektedir. Gelen resullerde de nebiylere verilmiş olan kitap ve hikmetin aynısı onlarda da olacaktır. Dolayısı ile nebiylerde olan kitap ve hikmeti tasdik etmiş olacaklardır. Nebiyler ise, kendilerine nebiylik verilmiş olmasından dolayı tabii olarak resüldürler. Yani her nebiy resüldür ama nebiy olmayan resüller de vardır.[/COLOR][/B] [LEFT][FONT=Traditional Arabic][SIZE=2][COLOR=dimgray]وَاِذْ اَخَذْنَا مِنَ النَّبِيّنَ مِيثَاقَهُمْ وَمِنْكَ وَمِنْ نُوحٍ وَاِبْرهيمَ وَمُوسى وَعيسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ ميثَاقًا غَليظًا (7)[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [SIZE=2][COLOR=dimgray][B]33 - Ahzab - 7. Ve hatırla ki, biz nebiylerden misaklarını almıştık ve senden ve Nuh'tan ve İbrahim'den ve Musa ve Meryem oğlu İsa'dan da ve onlardan pek ağır bir misâk aldık.[/B][/COLOR][/SIZE] [LEFT][COLOR=dimgray]Yukarıda geçen ayetten anlaşılıyor ki bezm-i elest’te alınan misak nebiylik sıfatından dolayıdır. Onun için nebiylerin tabii olarak resül oldukları açıktır. Yani nebiylerin tamamına, her nebiy’ye özel olarak ‘Kitap ve hikmet’ diye ifade edilen aynı iki şey verilmiştir.[/COLOR][/LEFT] [LEFT][COLOR=dimgray]Elmalılı hocamızın tefsirinden, resul ile nebiy kelimelerini açıklayan bölümü aşağıya aynen alıyoruz.[/COLOR][/LEFT] [SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Arial]Senden önce ne bir Resulü, ne de bir Nebîy yi başka bir halde göndermedik. [B][U]Bu âyet Resul ile Nebî'nin anlamlarında farklılık bulunduğunu bildirmektedir. Nebîy'nin, Resulden daha genel olduğunu ifade eden bazı hadisler de nakledilmektedir.[/U][/B] Şeriat örfünde meşhur olduğuna göre Resul, kendine vahiy olunan ve aldığı vahyi başkasına tebliğ etmekle de yükümlü bulunan kimsedir. Nebiy ise tebliğe memur olsun olmasın, kendisine vahiy edilen kimsedir. [B][U]O halde her Resul Nebî'dir, fakat her Nebî Resul değildir.[/U][/B] Ancak bilindiği gibi umum ifade eden, hususiyet ifade edene (âmm, hassa) karşılık olarak kullanıldığı zaman o hassın ötesine yorumlanır. Burada Nebîy, Resule karşılık olarak kullanıldığı için Resul olmayan, yani tebliğ vazifesiyle emrolunmayan peygamberin kastedilmiş olması gerekir. Oysa âyetin başındaki "İrsâl" fiili ikisine de bağlantılıdır. Tebliğe memur edilmeyenin ise irsal edilmiş olması hemen anlaşılır bir ifade değildir. Bunun için denilmiştir ki: [B][U]Resul, yüce Allah'ın insanları hakka davet etmek üzere, yeni bir şeriatla gönderdiği hür erkektir[/U]. [U]Nebî ise hem bunu (insanları Hakka davet etmek), hem de geçmiş bir şerîatı bildirmek için gönderilen peygamberi içine alır[/U]. [U]Nitekim İsrail oğullarına gönderilen nebiylerin hepsi de Musa'nın şeriatını anlatmak için gönderilmişlerdir.[/U][/B] Fakat buna da şöyle bir itiraz geliyor: İsmail (a.s) hakkında "Ve kavmine gönderilmiş bir Resul, bir Nebîy idi" (Meryem, 19/54) buyurulmuştur. O halde hem Nebîy, hem Resüldür. Hâlbuki o yeni bir şeriatla değil, Hz. İbrahim'in şeraitiyle gönderilmiştir. Buna cevap olarak da gönderildiği insanlara nisbetle yeni bir şeriat olması yeterlidir deniliyor. Ayrıca Resul, mucizesi ve kendisine indirilen bir kitabı olan, Nebîy ise kitabı olmayandır diye tarif edilmişse de İsmail (a.s) ile itiraz bu tanım için çok daha geçerlidir. O halde en doğrusu önceki tanımdır.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [COLOR=dimgray][B]Muhterem hocamızın yukarıda belirttiği “[/B][SIZE=2][B][U][FONT=Arial]Bu âyet Resul ile Nebî'nin anlamlarında farklılık bulunduğunu bildirmektedir. Nebîy'nin, Resulden daha genel olduğunu ifade eden bazı hadisler de nakledilmektedir.”[/FONT][/U][/B][B]İfadesi hariç, diğer tariflerin tamamına itirazımız vardır. Özellikle [/B][B][FONT=Arial]“ [U]O halde her Resul Nebîydir, fakat her Nebîy Resul değildir[/U].” [/FONT]İfadesine. Bu ifadenin tam aksine bütün nebiylerin tabii olarak resül olduğunu aşağıdaki ayetler açıklamaktadır.[/B][/SIZE][/COLOR] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]فَبَعَثَ اللّهُ النَّبِيِّينَ مُبَشِّرِينَ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]فِيمَا اخْتَلَفُواْ فِيهِ وَمَا اخْتَلَفَ فِيهِ إِلاَّ الَّذِينَ أُوتُوهُ مِن بَعْدِ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]مَا جَاءتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ فَهَدَى اللّهُ الَّذِينَ آمَنُواْ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]لِمَا اخْتَلَفُواْ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ 213[/FONT][/COLOR][/SIZE][/LEFT] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray]2 – Bakara –213. İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak Nebiyleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak ile kitap indirdi. [/COLOR][/SIZE][/LEFT] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلِينَ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ56[/FONT][/COLOR][/SIZE][/LEFT] [SIZE=2][COLOR=dimgray][B]18 - Kehf - 56. Ve biz resülleri göndermeyiz, ancak müjdeleyiciler uyarıcılar olarak göndeririz.[/B][/COLOR][/SIZE] [B][COLOR=dimgray]Bu ayet bize resül kavramının kesin tarifini yapmaktadır. Yani: müjdeleyici ve uyarıcı vasfı taşıyan kişiler Allah’ın resülleridir.[/COLOR][/B] [LEFT][FONT=Traditional Arabic][SIZE=2][COLOR=dimgray]إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ 124[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [B][SIZE=2][COLOR=dimgray]26 - Şuara - 124. O vakit ki, onlara kardeşleri Hud dedi ki: Korkmaz mısınız?[/COLOR][/SIZE][/B] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]إِنِّي لَكُمْ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]رَسُولٌ أَمِينٌ 125[/FONT][/COLOR][/SIZE][/LEFT] [B][SIZE=2][COLOR=dimgray]26 - Şuara - 125. Şüphe yok ki, ben sizin için bir güvenilir resülüm.[/COLOR][/SIZE][/B] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]إِذْ قَالَ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]لَهُمْ أَخُوهُمْ صَالِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ 142[/FONT][/COLOR][/SIZE][/LEFT] [B][SIZE=2][COLOR=dimgray]26 - Şuara - 142. O vakit ki, onlara kardeşleri Salih dedi ki: Korkmaz mısınız?[/COLOR][/SIZE][/B] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ 143[/FONT] [/COLOR][/SIZE][/LEFT] [B][SIZE=2][COLOR=dimgray]26 - Şuara - 143. Şüphe yok ki, ben size gönderilmiş bir güvenilir resülüm.[/COLOR][/SIZE][/B] [COLOR=dimgray][B]Yukarıda adı geçenlerin resül oldukları ayetlerin ifadesinden açıkça anlaşılmaktadır. Ancak kendilerine bu dünyada bilinen kitap ve sahifelerden herhangi bir kitap veya sahife verilmediği de bilinmektedir. Öyleyse “kendisine kitap verilenler resüldür” tarifi doğru değildir. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B]Muhterem Elmalılı hocamızın “[/B][SIZE=2][U][FONT=Arial]Resul, yüce Allah'ın insanları hakka davet etmek üzere, yeni bir şeriatla gönderdiği hür erkektir[/FONT][/U][FONT=Arial]. [U]Nebî ise hem bunu (insanları Hakka davet etmek), hem de geçmiş bir şerîatı bildirmek için gönderilen peygamberi içine alır[/U]. [U]Nitekim İsrail oğullarına gönderilen nebiylerin hepsi de Musa'nın şeriatını anlatmak için gönderilmişlerdir[/U]. [/FONT][B]İfadesiyle yaptığı tarife gelince; bu tarifin de isabetli olmadığını aşağıdaki ayetleri incelediğimizde açıkça görmek mümkündür.[/B][/SIZE][/COLOR] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ[/FONT] 161[/COLOR][/SIZE][/LEFT] [B][SIZE=2][COLOR=dimgray]26 - Şuara - 161. O vakit ki, onlara kardeşleri Lût dedi ki: Korkmaz mısınız?[/COLOR][/SIZE][/B] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ 162[/FONT][/COLOR][/SIZE][/LEFT] [SIZE=2][COLOR=dimgray][B]26 - Şuara - 162. Muhakkak ki, ben sizin için güvenilir bir resülüm.[/B][/COLOR][/SIZE] [COLOR=dimgray][B]Lût’un (A.S.) yukarıdaki ayetin ifadesinden resül olduğu kesindir. Ancak yeni bir [/B][/COLOR] [B][COLOR=dimgray]Şeriatla gelmediği de kesindir. Çünkü İbrahim (A.S.) ile aynı zamanda yaşamış ve ona tabii olmuştur. Yani yeni bir şeriat getirmemiştir.[/COLOR][/B] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ[/FONT] 161[/COLOR][/SIZE][/LEFT] [B][SIZE=2][COLOR=dimgray]26 - Şuara - 177. O vakit ki, onlara Şuayb dedi ki: Sakınmaz mısınız?"[/COLOR][/SIZE][/B] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ 162[/FONT][/COLOR][/SIZE][/LEFT] [SIZE=2][COLOR=dimgray][B]26 - Şuara - 178. Şüphe yok ki, ben sizin için güvenilir bir resülüm.[/B][/COLOR][/SIZE] [B][COLOR=dimgray]Şuayb (A.S.) da resüldür ve Musa’nın (A.S.) kayın pederidir.[/COLOR][/B] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]فَأْتِيَاهُ فَقُولَا إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]وَلَا تُعَذِّبْهُمْ قَدْ جِئْنَاكَ بِآيَةٍ مِّن رَّبِّكَ وَالسَّلَامُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]الْهُدَى 47[/FONT][/COLOR][/SIZE][/LEFT] [B][SIZE=2][COLOR=dimgray]20 - Ta - Ha - 47. Haydin ona varıp da deyiniz ki, şüphe yok biz Rabbin iki resulüyüz, artık İsrail oğullarını bizimle beraber gönder ve onlara işkence etme, biz sana muhakkak Rabbin tarafından mucize ile geldik. Selâm ise hidayete tâbi olan kimse üzerinedir.[/COLOR][/SIZE][/B] [COLOR=dimgray][B]Yukarıdaki ayette Allah, Musa (A.S.) ve Harun’a (A.S.) “[/B][SIZE=2][B]deyiniz ki, şüphe yok biz Rabbin iki resulüyüz”[/B][B] ifadesiyle, nebiy olduğunu bildiğimiz Harun’un (A.S.) aynı zamanda resül olduğunu da bildiriyor. Hâlbuki Harun’a (A.S.) bu dünyada, bilinen kitap ve sahifelerden hiç birisi inmemiştir. Yeni bir şeriatı da yoktur çünkü Musa’ya (A.S.) tâbi olup beraberlerdir. Öyleyse Elmalılı hocamızın yaptığı ve bir kısım kitaplarda da yapılan resül ve nebiy tarifi isabetli değildir. [/B][/SIZE][/COLOR] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray][FONT=Traditional Arabic]وَلَقَدْ جَاءكُمْ يُوسُفُ مِن قَبْلُ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا زِلْتُمْ فِي شَكٍّ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]مِّمَّا جَاءكُم بِهِ حَتَّى إِذَا هَلَكَ قُلْتُمْ لَن يَبْعَثَ اللَّهُ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]مِن بَعْدِهِ رَسُولًا كَذَلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ[/FONT] [FONT=Traditional Arabic]مُّرْتَابٌ34[/FONT][/COLOR][/SIZE][/LEFT] [LEFT][SIZE=2][COLOR=dimgray]40 - Mü’min - 34. And olsun ki, evvelce Yusuf size açık deliller ile gelmişti, o vakit O'nun size getirdiği şeylerden dolayı şüphe içinde durmaktan ayrılmamıştınız. Ne zamanki, vefat etti, dediniz ki, Allah ondan sonra elbette bir resül göndermeyecektir. İşte Allah haddi aşan, şek içinde bulunan kimseyi böyle şaşırtır. [/COLOR][/SIZE][/LEFT] [COLOR=dimgray][B]Yukarıdaki ayetteki[/B][SIZE=2][B]“ [/B][B]dediniz ki, Allah ondan sonra elbette bir resül göndermeyecektir.”[/B][B] İfadesiyle Yusuf’un (A.S.) resül olduğu da açıktır. Yusuf’a da[/B] [B](A.S.) bu dünyada, bilinen kitap ve sahifelerden hiç birisi inmemiştir. Öyleyse kitaplarda yapılan resül tarifi, bu ayetin ifadesine göre de isabetli değildir. Öyleyse üstte bizim yapmış olduğumuz “[/B][B] 2 – Bakara –213. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak Nebiyleri gönderdi. İfadesindeki “müjdeleyici ve uyarıcı” ifadesinin tarifinin [/B][B]18 - Kehf - 56. resüller olarak bildirilmektedir. Öyleyse 2 – Bakara –213. deki mana ‘Sonra Allah, resül olarak Nebiyleri gönderdi’ olur. Ayette nebiylerin tamamından bir istisna olmadığı için nebiylerin tamamının resül olduğu isbat edilmiş olur.” Öyleyse: “Her nebiy resüldür ama her resül nebiy değildir.” tarifi hepsinden mantıklı ve doğru olur. [/B][B]Anlamak isteyene bu izah kâfidir. Her şeyin en doğrusunu hakkıyla ancak Allah bilir.[/B][/SIZE][/COLOR] [B][COLOR=#696969]Alıntı..[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Peygamberler ve Peygamberlerin Hayatı
Nebi ve Resul Kavramlarının İncelenmesi ve Tarifi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst