Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
neden BEDİÜZZAMAN
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nurhadimi" data-source="post: 83651" data-attributes="member: 526"><p><span style="font-size: 12px">> (İlk peygamber, ilk insan Hz.Adem(a.s.)'den günümüze, yani tüm</span></p><p><span style="font-size: 12px">> insanlar dahil olmak üzere Said Nursi'den başkası ''Bediüzzaman'' diye</span></p><p><span style="font-size: 12px">> anılmazken neden bu insana bu lakap verilmesine gerek duyulmuş...</span></p><p><span style="font-size: 12px">> </span></p><p><span style="font-size: 12px">> Abdülkadir Geylani Hz. leri Gavs'ul Azam-Sultan'ül</span></p><p><span style="font-size: 12px">> Evliya diye anılmaktadır ve bu şanı haketmiştir..</span></p><p><span style="font-size: 12px">> </span></p><p><span style="font-size: 12px">> Ondan sonra da zamanın en büyük mürşidleri, velayet</span></p><p><span style="font-size: 12px">> yolunun sahibleri Kutb'üz-zaman, Kutb'ül-aktab, Sahibuz-zaman gibi</span></p><p><span style="font-size: 12px">> isimlerle anılmaktadır... Peki Said Nursi gibi birisine neden</span></p><p><span style="font-size: 12px">> ''Bediuzzaman'' gibi biri lakap yakıştırılıyor..</span></p><p><span style="font-size: 12px">> </span></p><p><span style="font-size: 12px">> Bir insanın zamanın en büyük alimi, mürşidi, velayet</span></p><p><span style="font-size: 12px">> yolunun sahibi olabilmesi için tsavvuf yolundan silsile ile gelmesi</span></p><p><span style="font-size: 12px">> gerekmektedir ki Rabıta yapılabilsin ve İslam'ın nurunu kalplere ikram</span></p><p><span style="font-size: 12px">> eylesin...)</span></p><p><span style="font-size: 12px">> </span></p><p><span style="font-size: 12px">> </span></p><p><span style="font-size: 12px">> Bana gecenlerde birisi böyle bir msj gönderdi bende onu</span></p><p><span style="font-size: 12px">> eleştirmeden güzelce bir cevap verdim. Eğer sizinde bana bu</span></p><p><span style="font-size: 12px">> kardeşimize yardımcı olacak bir cevabınız olursa sevinirim.Rabbim bizi</span></p><p><span style="font-size: 12px">> bu daireden ayırmasın inşallah ama böyle güzelliklerden mahrum olan</span></p><p><span style="font-size: 12px">> kardeşlerimizede anlatmamız en büyük derdimiz olmalı..</span></p><p><span style="font-size: 12px">> </span></p><p><span style="font-size: 12px">> 'Ben cemiyetin iman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim.</span></p><p><span style="font-size: 12px">> Gözümde ne Cennet sevdası ne Cehennem korkusu var. Cemiyetin yirmi beş</span></p><p><span style="font-size: 12px">> milyon (Türkiye'nin o günkü nüfusu) Türk cemiyetinin imanı namına bir</span></p><p><span style="font-size: 12px">> Said değil bin Said feda olsun. Kur'an'ımız yeryüzünde cemaatsiz</span></p><p><span style="font-size: 12px">> kalırsa Cennet'i de istemem. Orası bana zindan olur. Milletimin</span></p><p><span style="font-size: 12px">> imanını selâmette görürsem Cehennem'in alevleri içinde yanmaya</span></p><p><span style="font-size: 12px">> razıyım. Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur."</span></p><p><span style="font-size: 12px">> </span></p><p><span style="font-size: 12px">> </span></p><p><span style="font-size: 12px">> </span></p><p><span style="font-size: 12px">Şimdi, sadede gelelim: Mufassal olarak Bediüzzaman Said Nursî Hz. lerinin hayatını ve ömrünü İslâmiyet yolunda feda edip, geçirdiği mahrumiyet ve meşakkatlerini hemen ifade etmek, şu anda pek müşküldür. Biz de denizden bir katre olarak, onun hayatındaki mühim noktaları beyan edeceğiz.</span></p><p><strong><span style="font-size: 12px">BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ, Rûmî 1293, Miladî 1876 yılında, Bitlis vilâyetinin, Hizan kazasına bağlı küçük bir dağ köyü olan Nurs köyünde doğmuştur. Babaları Mirza Efendi, anneleri Nurîye hanımdır. Said Nursî, çocukluğundan beri, çok faâl ve gayretli olduğundan, yalnız bir üstad ve medresede ders almakla iktifa etmemiş, şark’ın meşhur bütün ûlema ve müteşeyyihlerden ders alıp istifade etmiştir.</span></strong></p><p><strong></strong><span style="font-size: 12px">Hz. Bediüzzaman ilim tahsilinde Doğubeyazıd’da hali çok gariptir. Bir gün Hocası Mehmed Celalî Hz.lerinin, her kitaptan bir veya iki ders tederrüs etmekle muvaffak olup, mütebakisini terk eylemesini sormasına karşılık Molla Said cevaben:</span></p><p><span style="font-size: 12px">- Bu kadar kitabı okuyup anlamaya muktedir değilim. Ancak bu kitaplar bir mücevherat kutusudur, anahtarı sizdedir. Yalnız sizden şu kutuların içinde ne bulunduğunu göstermenizin istirhamındayım, yani bu kitapların neyden bahsettiklerini anlayayım da, bilâhare tab'ıma muvafık olanlara çalışırım, demiştir.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Maksadı ise, esasen kendisinde fıtraten mevcud bulunan icad ve teceddüd fikrini medrese usullerinde göstermek ve bir teceddüd meydana getirmek ve bir sürü hâşiye ve şerhlerle vakit zâyi etmemekti. Bu suretle,alelusul yirmi sene tahsili lâzım gelen ulum ve fünunun zübde ve hülasasının üç ayda tahsil ve ikmâl etmiştir.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu sırada kendisi 13-14 yaşlarında idi. Sonra ûlemadan mümtaz simalar ile mülâkat etmeye karar verdi. Doğubeyazıd'dan ayrılarak yollar takib etmeden dağlarda, ormanlarda gece dolaşarak, sahra ve deryalar aşıp Bitlis'e geldi. Oradan büyük biraderi ile görüşmek için Şirvan’a geldi. Şirvan'da kardeşi ile şöyle bir muhavere geçti:</span></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Molla Abdullâh:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">-Sizden sonra ben Şerh-i Şemsî kitabını bitirdim, siz ne okuyorsunuz?</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span><span style="font-size: 12px">Bediüzzaman:</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">-Ben seksen kitab okudum.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Molla Abdullâh:</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">-Ne demek?</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Bediüzzaman:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">-İkmâl-i nüsuh ettim ve sıranıza dahil olmayan bir çok kitabları da okudum.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span><span style="font-size: 12px">Molla Abdullâh:</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">-Öyle ise seni imtihan edeyim.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Bediüzzaman:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">-Hazırım, ne sorarsanız sorun</span></span></strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">!</span></span></p><p><span style="font-size: 12px">Molla Abdullâh, biraderini imtihan eder. Kifâyet-i ilmiyesini takdir ile, sekiz ay evvel talebesi olan Molla Said'i kendisine üstâd kabul etti ve talebelerinden gizli olarak ders almaya </span><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">başladı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Molla Abdullâh'ın yanında bir müddet kaldıktan sonra Siirt'te gelir. Orada bulunan Molla Fethullâh Efendi’nin medresesine gider. Molla Fethullâh, Molla Said'e:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span><span style="font-size: 12px">-Geçen sene Suyûtî okuyordunuz, bu sene Molla Camiyi mi okuyorsunuz? </span></p><p><span style="font-size: 12px">Bediüzzaman:</span></p><p><span style="font-size: 12px">-Eve<span style="font-family: 'Times New Roman'">t "Cami'yi" bitirdim. Mola Fethullâh hangi kitabı sordu ise, "bitirdim" cevabını alınca, tahayyürde kaldı. Bu kadar kitabı bitirdiğini, hem bu kadar az zamanda bitirdiğini aklına sığıştıramadı, taacüb etti ve dedi:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span><span style="font-size: 12px">-Geçen sene deli idin, bu senede mi delisin?</span></p><p><span style="font-size: 12px">Bediüzzaman:</span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">-İnsan başkasına kesr-i nefs için hakikatı ketmedebilir. Fakat babadan daha muhterem olan üstâdına karşı hâkikat-ı mahzdan başka bir şey söyleyemez. Emrediniz, söylediğiniz kitablardan beni imtihan ediniz, der.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span><span style="font-size: 12px">Molla Fethullâh hangi kitabd</span><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">an sordu ise cevabını güzelce verir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Bunun üzerine bu muhavereyi dinleyen ve bir sene evvel Said'in hocası olan Molla Ali-i Suran namındaki zat, kendilerinden ders almaya başlar.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span><span style="font-size: 12px">Molla Fethullâh:</span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">-Pek ala, zekada harikasınız, fakat hıfzınız nasıldır? Makamat-ı Haririye’den birkaç satırı iki defa okumakla hıfzedebilir misiniz? diyerek kitabı uzatır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Molla Said bir yaprağını bir defa okumakla hıfz etti ve okudu.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span><span style="font-size: 12px">Molla Fethullâh:</span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">-Zeka ile hıfzın ifrat derecede bir kimsede tecemmuu nadirdir, diyerek hayrette kaldı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Daha sonra hakâik-i islâmiyeden "Şerh-ül Mevakıf", "Şerh-ül Makâsıd" gibi doksan kitabı mütalâayla hıfzetmiş, Van Valisi Tahir Paşa konağında her gece üç saat tekrar etmekle, onları, üç ayda bir, onları bir devrederdi... Said Nursî Hz.leri hayatının son yıllarında bu hususta şöyle der:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px">"Hâkaikden o doksan kitab, sonra bana evrad hükmüne geçti. Cenab-ı Hakk'a şükürler olsun ki benim bu mahfuzatım, bu tekrâratım, Kur'ân'ın hâkaikına çıkmaya basamak oldular, sonra Kur'an'a çıktım. Baktım, her bir Âyet-i Kur'an, kâinatı ihata ediyor gördüm, artık Kur'an bana kafî geldi, başka kitablara ihtiyacım kalmadı."</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong></strong><span style="font-size: 12px">Molla Said bundan sonra şarkın birçok âlim ve şeyhlerle ilmi münazaralar da bulunmuş, fevkalade acip zekası, ilmi ve hafızasının yüksekliğiyle herkesi hayrette bırakmış ve Bediüzzaman, Said-i Meşhûr ünvanıyla yad edilmeye başlanmıştı. Van’da maruf ûlema olmadığı için Van valisi ricası üzerine Van’a gitmiş, orada ikâmete başlamış.ilah</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">burda görüyoruz kı bedıüzzaman zaten tasavvuf ehlı.. hatta onu da aşmış .. belki tasavvuftan ayrılmamıs aksıne daha da güzelleştirmiştir..BEDİÜZZAMAN lakabını hakkıyla hakedıyor.. nasıl oluyor dıyenlere tarıhçe i hayat okumaları tavsıye edılebılır..art nıyet olmadan kım bakarsa gorurkı BEDİÜZZAMAN layıktır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></p><p></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nurhadimi, post: 83651, member: 526"] [SIZE=3]> (İlk peygamber, ilk insan Hz.Adem(a.s.)'den günümüze, yani tüm > insanlar dahil olmak üzere Said Nursi'den başkası ''Bediüzzaman'' diye > anılmazken neden bu insana bu lakap verilmesine gerek duyulmuş... > > Abdülkadir Geylani Hz. leri Gavs'ul Azam-Sultan'ül > Evliya diye anılmaktadır ve bu şanı haketmiştir.. > > Ondan sonra da zamanın en büyük mürşidleri, velayet > yolunun sahibleri Kutb'üz-zaman, Kutb'ül-aktab, Sahibuz-zaman gibi > isimlerle anılmaktadır... Peki Said Nursi gibi birisine neden > ''Bediuzzaman'' gibi biri lakap yakıştırılıyor.. > > Bir insanın zamanın en büyük alimi, mürşidi, velayet > yolunun sahibi olabilmesi için tsavvuf yolundan silsile ile gelmesi > gerekmektedir ki Rabıta yapılabilsin ve İslam'ın nurunu kalplere ikram > eylesin...) > > > Bana gecenlerde birisi böyle bir msj gönderdi bende onu > eleştirmeden güzelce bir cevap verdim. Eğer sizinde bana bu > kardeşimize yardımcı olacak bir cevabınız olursa sevinirim.Rabbim bizi > bu daireden ayırmasın inşallah ama böyle güzelliklerden mahrum olan > kardeşlerimizede anlatmamız en büyük derdimiz olmalı.. > > 'Ben cemiyetin iman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. > Gözümde ne Cennet sevdası ne Cehennem korkusu var. Cemiyetin yirmi beş > milyon (Türkiye'nin o günkü nüfusu) Türk cemiyetinin imanı namına bir > Said değil bin Said feda olsun. Kur'an'ımız yeryüzünde cemaatsiz > kalırsa Cennet'i de istemem. Orası bana zindan olur. Milletimin > imanını selâmette görürsem Cehennem'in alevleri içinde yanmaya > razıyım. Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur." > > > [/SIZE] [SIZE=3]Şimdi, sadede gelelim: Mufassal olarak Bediüzzaman Said Nursî Hz. lerinin hayatını ve ömrünü İslâmiyet yolunda feda edip, geçirdiği mahrumiyet ve meşakkatlerini hemen ifade etmek, şu anda pek müşküldür. Biz de denizden bir katre olarak, onun hayatındaki mühim noktaları beyan edeceğiz.[/SIZE] [B][SIZE=3]BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ, Rûmî 1293, Miladî 1876 yılında, Bitlis vilâyetinin, Hizan kazasına bağlı küçük bir dağ köyü olan Nurs köyünde doğmuştur. Babaları Mirza Efendi, anneleri Nurîye hanımdır. Said Nursî, çocukluğundan beri, çok faâl ve gayretli olduğundan, yalnız bir üstad ve medresede ders almakla iktifa etmemiş, şark’ın meşhur bütün ûlema ve müteşeyyihlerden ders alıp istifade etmiştir.[/SIZE] [/B][SIZE=3]Hz. Bediüzzaman ilim tahsilinde Doğubeyazıd’da hali çok gariptir. Bir gün Hocası Mehmed Celalî Hz.lerinin, her kitaptan bir veya iki ders tederrüs etmekle muvaffak olup, mütebakisini terk eylemesini sormasına karşılık Molla Said cevaben:[/SIZE] [SIZE=3]- Bu kadar kitabı okuyup anlamaya muktedir değilim. Ancak bu kitaplar bir mücevherat kutusudur, anahtarı sizdedir. Yalnız sizden şu kutuların içinde ne bulunduğunu göstermenizin istirhamındayım, yani bu kitapların neyden bahsettiklerini anlayayım da, bilâhare tab'ıma muvafık olanlara çalışırım, demiştir.[/SIZE] [SIZE=3]Maksadı ise, esasen kendisinde fıtraten mevcud bulunan icad ve teceddüd fikrini medrese usullerinde göstermek ve bir teceddüd meydana getirmek ve bir sürü hâşiye ve şerhlerle vakit zâyi etmemekti. Bu suretle,alelusul yirmi sene tahsili lâzım gelen ulum ve fünunun zübde ve hülasasının üç ayda tahsil ve ikmâl etmiştir.[/SIZE] [SIZE=3]Bu sırada kendisi 13-14 yaşlarında idi. Sonra ûlemadan mümtaz simalar ile mülâkat etmeye karar verdi. Doğubeyazıd'dan ayrılarak yollar takib etmeden dağlarda, ormanlarda gece dolaşarak, sahra ve deryalar aşıp Bitlis'e geldi. Oradan büyük biraderi ile görüşmek için Şirvan’a geldi. Şirvan'da kardeşi ile şöyle bir muhavere geçti:[/SIZE] [B][SIZE=3]Molla Abdullâh:[/SIZE] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]-Sizden sonra ben Şerh-i Şemsî kitabını bitirdim, siz ne okuyorsunuz? [/SIZE][/FONT][SIZE=3]Bediüzzaman:[/SIZE] [SIZE=3]-Ben seksen kitab okudum.[/SIZE] [SIZE=3]Molla Abdullâh:[/SIZE] [SIZE=3]-Ne demek?[/SIZE] [SIZE=3]Bediüzzaman:[/SIZE] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]-İkmâl-i nüsuh ettim ve sıranıza dahil olmayan bir çok kitabları da okudum. [/SIZE][/FONT][SIZE=3]Molla Abdullâh:[/SIZE] [SIZE=3]-Öyle ise seni imtihan edeyim.[/SIZE] [SIZE=3]Bediüzzaman:[/SIZE] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]-Hazırım, ne sorarsanız sorun[/SIZE][/FONT][/B][FONT=Times New Roman][SIZE=3]![/SIZE][/FONT] [SIZE=3]Molla Abdullâh, biraderini imtihan eder. Kifâyet-i ilmiyesini takdir ile, sekiz ay evvel talebesi olan Molla Said'i kendisine üstâd kabul etti ve talebelerinden gizli olarak ders almaya [/SIZE][FONT=Times New Roman][SIZE=3]başladı.[/SIZE] [SIZE=3]Molla Abdullâh'ın yanında bir müddet kaldıktan sonra Siirt'te gelir. Orada bulunan Molla Fethullâh Efendi’nin medresesine gider. Molla Fethullâh, Molla Said'e:[/SIZE] [/FONT][SIZE=3]-Geçen sene Suyûtî okuyordunuz, bu sene Molla Camiyi mi okuyorsunuz? [/SIZE] [SIZE=3]Bediüzzaman:[/SIZE] [SIZE=3]-Eve[FONT=Times New Roman]t "Cami'yi" bitirdim. Mola Fethullâh hangi kitabı sordu ise, "bitirdim" cevabını alınca, tahayyürde kaldı. Bu kadar kitabı bitirdiğini, hem bu kadar az zamanda bitirdiğini aklına sığıştıramadı, taacüb etti ve dedi: [/FONT][/SIZE][SIZE=3]-Geçen sene deli idin, bu senede mi delisin?[/SIZE] [SIZE=3]Bediüzzaman:[/SIZE] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]-İnsan başkasına kesr-i nefs için hakikatı ketmedebilir. Fakat babadan daha muhterem olan üstâdına karşı hâkikat-ı mahzdan başka bir şey söyleyemez. Emrediniz, söylediğiniz kitablardan beni imtihan ediniz, der. [/SIZE][/FONT][SIZE=3]Molla Fethullâh hangi kitabd[/SIZE][FONT=Times New Roman][SIZE=3]an sordu ise cevabını güzelce verir.[/SIZE] [SIZE=3]Bunun üzerine bu muhavereyi dinleyen ve bir sene evvel Said'in hocası olan Molla Ali-i Suran namındaki zat, kendilerinden ders almaya başlar.[/SIZE] [/FONT][SIZE=3]Molla Fethullâh:[/SIZE] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]-Pek ala, zekada harikasınız, fakat hıfzınız nasıldır? Makamat-ı Haririye’den birkaç satırı iki defa okumakla hıfzedebilir misiniz? diyerek kitabı uzatır.[/SIZE] [SIZE=3]Molla Said bir yaprağını bir defa okumakla hıfz etti ve okudu.[/SIZE] [/FONT][SIZE=3]Molla Fethullâh:[/SIZE] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]-Zeka ile hıfzın ifrat derecede bir kimsede tecemmuu nadirdir, diyerek hayrette kaldı.[/SIZE] [SIZE=3]Daha sonra hakâik-i islâmiyeden "Şerh-ül Mevakıf", "Şerh-ül Makâsıd" gibi doksan kitabı mütalâayla hıfzetmiş, Van Valisi Tahir Paşa konağında her gece üç saat tekrar etmekle, onları, üç ayda bir, onları bir devrederdi... Said Nursî Hz.leri hayatının son yıllarında bu hususta şöyle der:[/SIZE] [B][SIZE=3]"Hâkaikden o doksan kitab, sonra bana evrad hükmüne geçti. Cenab-ı Hakk'a şükürler olsun ki benim bu mahfuzatım, bu tekrâratım, Kur'ân'ın hâkaikına çıkmaya basamak oldular, sonra Kur'an'a çıktım. Baktım, her bir Âyet-i Kur'an, kâinatı ihata ediyor gördüm, artık Kur'an bana kafî geldi, başka kitablara ihtiyacım kalmadı."[/SIZE] [/B][SIZE=3]Molla Said bundan sonra şarkın birçok âlim ve şeyhlerle ilmi münazaralar da bulunmuş, fevkalade acip zekası, ilmi ve hafızasının yüksekliğiyle herkesi hayrette bırakmış ve Bediüzzaman, Said-i Meşhûr ünvanıyla yad edilmeye başlanmıştı. Van’da maruf ûlema olmadığı için Van valisi ricası üzerine Van’a gitmiş, orada ikâmete başlamış.ilah[/SIZE] [SIZE=3]burda görüyoruz kı bedıüzzaman zaten tasavvuf ehlı.. hatta onu da aşmış .. belki tasavvuftan ayrılmamıs aksıne daha da güzelleştirmiştir..BEDİÜZZAMAN lakabını hakkıyla hakedıyor.. nasıl oluyor dıyenlere tarıhçe i hayat okumaları tavsıye edılebılır..art nıyet olmadan kım bakarsa gorurkı BEDİÜZZAMAN layıktır.[/SIZE] [SIZE=3][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
neden BEDİÜZZAMAN
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst