Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
neden iftira atıyorlar?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="islamidava" data-source="post: 118001"><p>Ben Hatay Emniyet Müdürü'yken, İl Alay Komutanlığı'na Vicdan Başaran'ın atanması nedeniyle Adana Bölge Komutanı Tuğgeneral Temel Cingöz, kente geldi. Üçümüz yemeğe gittik. Yemek sırasında uzun boylu birisi hep ayakta duruyordu. Koruma zannettim. Ben de "Temel Paşa, bu arkadaş neden ayakta duruyor, o da yemek yesin" dedim. Temel Cingöz de "Gel otur Hüseyin" dedi. Tabii Hizbullah operasyonundan sonra o adamın Hüseyin Velioğlu olduğunu öğrendik. Velioğlu'nun Beykoz'daki operasyonda öldürüldüğüne inanmıyorum…” (Sabah 06.04.2009)</p><p><img src="http://www.cihadyolu.com/resimler/manset/hvelioglu.JPG" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> Sabah gazetesindeki açıklamasından sonra muhabir arkadaşımız, Orakoğlu’nu arayıp durumu bir de kendisinden öğrenmek istediğini belirtiyor. Orakoğlu, söylediklerini yine tekrarlıyor, ancak önemli bazı “nüans” farklılıklarıyla. “Albay Vicdan Başaran ve Temel Cingöz’le beraber yemeğe oturduk. Korumalar ve şoförler de başka masalarda yemeğe oturmuşlardı. Ancak kapıda bekleyen bir kişi dikkatimi çekti. Ben de “Vicdan Bey, bu arkadaş niye bekliyor, o da yemek yesin” dedim. Bunun üzerine Vicdan Başaran da “Gel otur Hüseyin!” dedi. Hüseyin yanımıza gelip yemeğe oturdu.” diyor. </p><p>Muhabirimizin, “Peki, bu şahsın Hüseyin Velioğlu olduğunu nereden biliyorsunuz?” sorusuna karşılık da Orakoğlu ilk kez “Kartı vardı, bana kartını verdi, oradan biliyorum” diyor. Ancak ne hikmetse Orakoğlu “O kartı uzun süre muhafaza etmeme rağmen kaybettim” demeyi de ihmal etmiyor.</p><p>Dikkat edilirse gerek iddianamede, gerekse diğer yayın organlarında öne çıkan Temel Cingöz faktörü, nedense muhabirimizin sorusu karşısında Albay Vicdan Başaran faktörüne dönüşüveriyor. Bu arada muhabirimizin “Madem öyle, Hizbullah’a yönelik bu kadar operasyon gerçekleştirildi de, sansasyonel sayılabilecek gelişmeler olmasına rağmen bu bilgiyi neden bugüne kadar sakladınız?” sorusu ise Orakoğlu’nun sinirini bozmaya yetiyor ve “Böyle soru olur mu? Fatih Altaylı da aynı şeyi sordu bana, soru mu soruyorsunuz, yoksa mahkeme gibi sorguya mı çekmeye çalışıyorsunuz?” diyerek bugüne kadar esirgediği “engin bilgilerini” nedense Ergenekon süreciyle beraber dile getirme gereğini duyuyor?</p><p>Bu arada Temel Cingöz’ün Kürt illerinde yapılan birçok kirli faaliyet içerisinde bulunduğunu, Jitem politikalarının bölgedeki uygulayıcıları arasında olduğunu, bundan dolayı da Cingöz faktörünün özellikle ön plana çıkarıldığını belirtmiş olalım. Vicdan Başaran ise, gerçekleşen şüpheli ölümünün Ergenekon karşıtı bir tavır sergilemesi, dolayısıyla Cingöz tarafından ortadan kaldırıldığı, bunun gizlenmesinde Orakoğlu’nun da etkisi olduğu şeklinde ciddi iddiaların ortada dolaştığını belirtmiş olalım.</p><p> </p><p><span style="color: red">Orakoğlu, Jitem ağası Arif Doğan’la kol kola! </span></p><p>28 Şubat dönemindeki köstebek meselesi ile yıldızı parlatılan Orakoğlu, acaba nasıl bir geçmişe sahip?</p><p>Özellikle Niğde’ye atanmasından sonra aynı dönemde Jitem kurucusu Arif Doğan’ın da Niğde Jandarma Alay Komutanlığı’na atanması, ikilinin gizemli ilişkilerinin de dönüm noktasını oluşturuyor. Arif Doğan Niğde’den Yalova’ya atanırken Orakoğlu da Çiller hükümeti döneminde, bir iddiaya göre Özer Çiller’in özel çabasıyla Emniyet İstihbarat Başkan Vekilliğine terfi ettiriliyor.</p><p>28 Şubat döneminin “Köstebek” meselesi Orakoğlu’nun emekliliğine giden süreçle noktalanırken Arif Doğan da terfi ettirilmeyerek emekliliğe sevk ediliyor.</p><p>Ancak gizemli ikilinin yolları nedense 1999 genel seçimlerinde DYP’de bir daha kesişiveriyor. Orakoğlu Eskişehir’den DYP adayı olarak seçimlere katılırken Arif Doğan da Hatay milletvekilliği için DYP’den seçime katılıyor. Ancak ikisi de kaybediyor. </p><p>Ve 2004 yerel seçimleri. 2004 yılı, bugün gün yüzüne çıkan darbe planlarının pişirildiği yıllardandı. Aynı zamanda Ak Parti’ye alternatif oluşumların palazlandırılmaya çalışıldığı bir dönemdi. Ergenekoncularda çıkan telefon kayıtları, Levent Ersöz ile Genç Parti Başkanı Cem Uzan arasındaki ilişki ve planları ortaya koymuştu. İşte Ergenekoncu bir projeye dönüştürülen Genç Parti’nin Eskişehir Belediye Başkan Adayı olarak sahneye çıkan kişi, Orakoğlu’ndan başkası değildi.</p><p>Orakoğlu o dönemde Zaman gazetesine yaptığı açıklamada Genç Parti’yi seçmesinin nedenini Ak Parti karşıtlığıyla açıklamıştı: “Adaylık sürecini Zaman'a değerlendiren Orakoğlu, başlangıçta GP'ye ‘hayır’ cevabı verdiğini, ancak ısrarlar üzerine kararını değiştirdiğini vurguladı. GP Genel Başkanı Cem Uzan’a ‘yargısız infaz’ uygulandığını öne süren Orakoğlu, bunlara her zaman karşı çıktığını anlattı. Orakoğlu şu görüşleri dile getirdi: “Ben sıkıntılara alışkın bir insanım. Tek bir partinin üzerine gidilmesi ve Uzanlar’ın medyada yargısız infaza tutulması doğru bir davranış değil. Uzanlar’ın durumunda bu partiden siyasete girmeme sakınca oluşturacak bir durum görmüyorum. GP’ye bir daha çıkmamak üzere girdim...” (Zaman- 26.02.2004)</p><p><span style="color: red">MAFYA DESTEĞİYLE SEÇİME</span></p><p>Ama seçim kampanyası ciddi bir işti ve ciddi parasal destek gerektiriyordu. Orakoğlu, kendi başına bunun altından kalkacak durumda değildi. Zor durumdaydı. Tam da bu sırada “iyilik meleği” Arif Doğan devreye giriyor ve ünlü mafya babası Sedat Peker kanalından Orakoğlu’na yüklü miktarda para transferi sağlanıyor. Ancak Kelebek Operasyonu için takibe alınan telefonlar, Arif Doğan-Sedat Peker-Orakoğlu üçlüsünün ilişkilerinin deşifre edilmesini sağlıyor.</p><p>O günlerde bunu haber yapan Hürriyet gazetesi, ilgili haberinde şu görüşlere yer veriyordu: “KELEBEK’ operasyonuyla tutuklanan Sedat Peker’in para kasası olduğu belirtilen Erkan Korkmaz’ın, ‘Köstebek Davası’nda yargılanan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkan Vekili Bülent Orakoğlu’nun hesabına para yatırdığı ortaya çıktı. Telefonla aradığımız Orakoğlu, Peker’i tanımadığını söyleyerek, ‘Eskişehir’de belediye başkanlığına aday olduğum son yerel seçimde kampanyama yardım bulmak için JİTEM’in kurucusu emekli Jandarma Albay Arif Doğan’a başvurdum. Bu parayı yatıran kişinin kim olduğunu araştırabilirdim. Belki burada yanlış yapmış olabiliriz’ dedi. </p><p>…</p><p>Orakoğlu’nun ismini vermesi üzerine telefonla ulaştığımız emekli Jandarma Albay Arif Doğan ise ‘Parayı ben gönderdim kardeşim. Ona yardım teklifini yapan benim. Bülent tertemiz, namuslu, doğru düzgün bir insandır’ dedi. Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>‘Bülent, seçim kampanyasında maddi sıkıntıda olduğunu hatta adaylığı bile bırakmayı düşündüğünü söylemişti. </p><p>…Biz de eşimizi dostumuzu devreye soktuk. Ha bana kimdir bu eş dost derseniz. Bunu hatırlamıyorum. Kısa bir zaman önce by-pass ameliyatı geçirdim. Narkozun etkisiyle birçok şey unutuluyor. Eskiden olsaydı bana sorduğunuz kişileri çoraplarının rengine kadar söylerdim.”(Hüriyet – 03.11.2004)</p><p>Burada Peker’le ilişkisini gizleyen Orakoğlu, daha önce Doğan kanalıyla Peker’le görüştüklerini bir başka gazeteye verdiği röportajla ifşa ediyordu:</p><p> </p><p><span style="color: red">Vatan gazetesine verdiği bir röportajda;</span></p><p>* Sedat Peker operasyonu kapsamında, Eskişehir'de Genç Parti'den belediye başkanlığına aday olduğunuz dönemde Peker'in adamlarından Erhan Korkmaz'dan 10 milyar seçim yardımı aldığınız ortaya çıktı. Ne ilişkiniz var Sedat Peker'le?</p><p>Bir ilişkim yok. Medyada yalnızca bir gazetede bu olay çıktı. Fatih Altaylı yazdı. Diğer basın organları bunu dikkate almadılar… </p><p>… Siyaseti bilirsiniz, belediye başkanı adayı olduğumda paraya ihtiyacım vardı. Albay Arif Doğan'ı da tanıyordum. Erhan Korkmaz diye biri hesap numarama parayı yatırdı.</p><p>* O kişinin Sedat Peker'in adamı olduğunu, Albay'ın Sedat Peker'den parayı istediğini bilmiyor muydunuz?</p><p>Bilmiyordum. Şunu düşünün bir istihbaratçıyım, kendi hesap numaramı verir miyim?</p><p>* Siz tanıyor musunuz Sedat Peker'i?</p><p>Tanıyor değilim ama tanışıklığım var. İki yıldır filan... Albay Arif Doğan tanıştırmıştı beni. Hizbullah olaylarının olduğu dönemde tanıştık.</p><p>Hizbullah'ın ölüm listeleri ortaya çıkmıştı. Bizim önümüze de geldi bu liste. Benim adım yoktu. Sedat Peker'i o zaman tanımıyorum. Albay vasıtasıyla Sedat Peker ölüm listesinde olduğumu iletti. O zaman görüştük. Onlar görüşüyorlardı herhalde.</p><p>* İlişkilerini merak etmediniz mi? Hem istihbaratçı sizsiniz, Sedat Peker'deki bilgiye mi ihtiyaç duydunuz?</p><p>İstihbarata sordum o dönemde, ismimin olmadığını söylediler; ama daha sonra bir dergide de çıktı. Adım varmış.(Vatan- 09.01.2005)</p><p> </p><p><span style="color: red">ORAKOĞLU-UZAN-ERSÖZ: SANKİ ERGENEKON </span></p><p>Orakoğlu, Jitem kurucusu Arif Doğan ile Sedat Peker arasında Genç Parti saflarında mekik dokurken acaba patronu Cem Uzan kimlerle ne tür senaryolar pişiriyordu dersiniz. Bunun cevabı tabii ki Uzan ile Levent Ersöz arasında cereyan eden telefon diyaloglarında gizliydi:</p><p>2004 yılında dinlemeye takılan Uzan ile Ersöz arasındaki konuşma kayıtları özetle şöyle: </p><p>Uzan: Burada bu adama(Erdoğan kastediliyor) vurabilecek hangi malzeme bizim elimize ulaşırsa bütün çıplaklığıyla paldır küldür yayınlanacak. Ben şunu çok açık söyleyeyim, kazansanız da kaybetseniz de Telsim`i alıverirler. Grubu yıkarlar, bir medyamız kalır. </p><p><span style="color: red">Ersöz: Öyle bir şey söz konusu olamaz. </span></p><p><span style="color: red">Uzan: Paşam paletleri bir çalıştırsanız aslında.</span> </p><p>Ve elbette ki kurt istihbaratçı Orakoğlu’nun bu senaryolardan haberdar olmadığını düşünemezsiniz. </p><p>Bir Ergenekon projesi olan GP’nin parlatılmasına katkı sağlayan Jitem kurucusu Arif Doğan, Orakoğlu’nu neden destekliyor?</p><p>Yine ortaya çıkan sorgu kasetlerinde de belirtildiği gibi bölgedeki İslami duyarlılığın önüne geçilmesi için dindar insanların Jitem ile anılmasının bir Jitem projesi olduğu gerçeği göz önüne alındığında Orakoğlu bu projenin, dolayısıyla Jitem/Ergenekon kirli ağının neresinde duruyor?</p><p>Tarihin hangi kesitinde bir örgüt liderinin kart basıp istihbaratçılara dağıttığı görülmüştür?</p><p>Son röportajında Vicdan Başaran’ın atanması dolayısıyla Temel Cingöz ile bir arada yemek yediklerini söylüyor. Başaran ile Orakoğlu Hatay’da, Cingöz ise Adana’dan gelip onlara katılıyor! Hoş geldin! yemeğinde başka hiçbir resmi erkan ya da rütbeli yok muymuş? </p><p>Gel otur Bülent! İstihbarat oyunlarına karnımız tok! Gel otur da kimlerin hesabına çelişkili beyanlarda bulunduğunu bir bir anlat! Anlatırken Arif Doğan, Sedat Peker, Cem Uzan, Levent Ersöz ve dahi hangi dış istihbarat hesabına çalıştığını da anlat! Anlat ki rahatlayasın! </p><p> </p><p><span style="color: red">DOGRU HABER</span></p><p> </p><p><span style="color: red">İKBAL ATAK</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="islamidava, post: 118001"] Ben Hatay Emniyet Müdürü'yken, İl Alay Komutanlığı'na Vicdan Başaran'ın atanması nedeniyle Adana Bölge Komutanı Tuğgeneral Temel Cingöz, kente geldi. Üçümüz yemeğe gittik. Yemek sırasında uzun boylu birisi hep ayakta duruyordu. Koruma zannettim. Ben de "Temel Paşa, bu arkadaş neden ayakta duruyor, o da yemek yesin" dedim. Temel Cingöz de "Gel otur Hüseyin" dedi. Tabii Hizbullah operasyonundan sonra o adamın Hüseyin Velioğlu olduğunu öğrendik. Velioğlu'nun Beykoz'daki operasyonda öldürüldüğüne inanmıyorum…” (Sabah 06.04.2009) [IMG]http://www.cihadyolu.com/resimler/manset/hvelioglu.JPG[/IMG] Sabah gazetesindeki açıklamasından sonra muhabir arkadaşımız, Orakoğlu’nu arayıp durumu bir de kendisinden öğrenmek istediğini belirtiyor. Orakoğlu, söylediklerini yine tekrarlıyor, ancak önemli bazı “nüans” farklılıklarıyla. “Albay Vicdan Başaran ve Temel Cingöz’le beraber yemeğe oturduk. Korumalar ve şoförler de başka masalarda yemeğe oturmuşlardı. Ancak kapıda bekleyen bir kişi dikkatimi çekti. Ben de “Vicdan Bey, bu arkadaş niye bekliyor, o da yemek yesin” dedim. Bunun üzerine Vicdan Başaran da “Gel otur Hüseyin!” dedi. Hüseyin yanımıza gelip yemeğe oturdu.” diyor. Muhabirimizin, “Peki, bu şahsın Hüseyin Velioğlu olduğunu nereden biliyorsunuz?” sorusuna karşılık da Orakoğlu ilk kez “Kartı vardı, bana kartını verdi, oradan biliyorum” diyor. Ancak ne hikmetse Orakoğlu “O kartı uzun süre muhafaza etmeme rağmen kaybettim” demeyi de ihmal etmiyor. Dikkat edilirse gerek iddianamede, gerekse diğer yayın organlarında öne çıkan Temel Cingöz faktörü, nedense muhabirimizin sorusu karşısında Albay Vicdan Başaran faktörüne dönüşüveriyor. Bu arada muhabirimizin “Madem öyle, Hizbullah’a yönelik bu kadar operasyon gerçekleştirildi de, sansasyonel sayılabilecek gelişmeler olmasına rağmen bu bilgiyi neden bugüne kadar sakladınız?” sorusu ise Orakoğlu’nun sinirini bozmaya yetiyor ve “Böyle soru olur mu? Fatih Altaylı da aynı şeyi sordu bana, soru mu soruyorsunuz, yoksa mahkeme gibi sorguya mı çekmeye çalışıyorsunuz?” diyerek bugüne kadar esirgediği “engin bilgilerini” nedense Ergenekon süreciyle beraber dile getirme gereğini duyuyor? Bu arada Temel Cingöz’ün Kürt illerinde yapılan birçok kirli faaliyet içerisinde bulunduğunu, Jitem politikalarının bölgedeki uygulayıcıları arasında olduğunu, bundan dolayı da Cingöz faktörünün özellikle ön plana çıkarıldığını belirtmiş olalım. Vicdan Başaran ise, gerçekleşen şüpheli ölümünün Ergenekon karşıtı bir tavır sergilemesi, dolayısıyla Cingöz tarafından ortadan kaldırıldığı, bunun gizlenmesinde Orakoğlu’nun da etkisi olduğu şeklinde ciddi iddiaların ortada dolaştığını belirtmiş olalım. [COLOR=red]Orakoğlu, Jitem ağası Arif Doğan’la kol kola! [/COLOR] 28 Şubat dönemindeki köstebek meselesi ile yıldızı parlatılan Orakoğlu, acaba nasıl bir geçmişe sahip? Özellikle Niğde’ye atanmasından sonra aynı dönemde Jitem kurucusu Arif Doğan’ın da Niğde Jandarma Alay Komutanlığı’na atanması, ikilinin gizemli ilişkilerinin de dönüm noktasını oluşturuyor. Arif Doğan Niğde’den Yalova’ya atanırken Orakoğlu da Çiller hükümeti döneminde, bir iddiaya göre Özer Çiller’in özel çabasıyla Emniyet İstihbarat Başkan Vekilliğine terfi ettiriliyor. 28 Şubat döneminin “Köstebek” meselesi Orakoğlu’nun emekliliğine giden süreçle noktalanırken Arif Doğan da terfi ettirilmeyerek emekliliğe sevk ediliyor. Ancak gizemli ikilinin yolları nedense 1999 genel seçimlerinde DYP’de bir daha kesişiveriyor. Orakoğlu Eskişehir’den DYP adayı olarak seçimlere katılırken Arif Doğan da Hatay milletvekilliği için DYP’den seçime katılıyor. Ancak ikisi de kaybediyor. Ve 2004 yerel seçimleri. 2004 yılı, bugün gün yüzüne çıkan darbe planlarının pişirildiği yıllardandı. Aynı zamanda Ak Parti’ye alternatif oluşumların palazlandırılmaya çalışıldığı bir dönemdi. Ergenekoncularda çıkan telefon kayıtları, Levent Ersöz ile Genç Parti Başkanı Cem Uzan arasındaki ilişki ve planları ortaya koymuştu. İşte Ergenekoncu bir projeye dönüştürülen Genç Parti’nin Eskişehir Belediye Başkan Adayı olarak sahneye çıkan kişi, Orakoğlu’ndan başkası değildi. Orakoğlu o dönemde Zaman gazetesine yaptığı açıklamada Genç Parti’yi seçmesinin nedenini Ak Parti karşıtlığıyla açıklamıştı: “Adaylık sürecini Zaman'a değerlendiren Orakoğlu, başlangıçta GP'ye ‘hayır’ cevabı verdiğini, ancak ısrarlar üzerine kararını değiştirdiğini vurguladı. GP Genel Başkanı Cem Uzan’a ‘yargısız infaz’ uygulandığını öne süren Orakoğlu, bunlara her zaman karşı çıktığını anlattı. Orakoğlu şu görüşleri dile getirdi: “Ben sıkıntılara alışkın bir insanım. Tek bir partinin üzerine gidilmesi ve Uzanlar’ın medyada yargısız infaza tutulması doğru bir davranış değil. Uzanlar’ın durumunda bu partiden siyasete girmeme sakınca oluşturacak bir durum görmüyorum. GP’ye bir daha çıkmamak üzere girdim...” (Zaman- 26.02.2004) [COLOR=red]MAFYA DESTEĞİYLE SEÇİME[/COLOR] Ama seçim kampanyası ciddi bir işti ve ciddi parasal destek gerektiriyordu. Orakoğlu, kendi başına bunun altından kalkacak durumda değildi. Zor durumdaydı. Tam da bu sırada “iyilik meleği” Arif Doğan devreye giriyor ve ünlü mafya babası Sedat Peker kanalından Orakoğlu’na yüklü miktarda para transferi sağlanıyor. Ancak Kelebek Operasyonu için takibe alınan telefonlar, Arif Doğan-Sedat Peker-Orakoğlu üçlüsünün ilişkilerinin deşifre edilmesini sağlıyor. O günlerde bunu haber yapan Hürriyet gazetesi, ilgili haberinde şu görüşlere yer veriyordu: “KELEBEK’ operasyonuyla tutuklanan Sedat Peker’in para kasası olduğu belirtilen Erkan Korkmaz’ın, ‘Köstebek Davası’nda yargılanan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkan Vekili Bülent Orakoğlu’nun hesabına para yatırdığı ortaya çıktı. Telefonla aradığımız Orakoğlu, Peker’i tanımadığını söyleyerek, ‘Eskişehir’de belediye başkanlığına aday olduğum son yerel seçimde kampanyama yardım bulmak için JİTEM’in kurucusu emekli Jandarma Albay Arif Doğan’a başvurdum. Bu parayı yatıran kişinin kim olduğunu araştırabilirdim. Belki burada yanlış yapmış olabiliriz’ dedi. … Orakoğlu’nun ismini vermesi üzerine telefonla ulaştığımız emekli Jandarma Albay Arif Doğan ise ‘Parayı ben gönderdim kardeşim. Ona yardım teklifini yapan benim. Bülent tertemiz, namuslu, doğru düzgün bir insandır’ dedi. Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Bülent, seçim kampanyasında maddi sıkıntıda olduğunu hatta adaylığı bile bırakmayı düşündüğünü söylemişti. …Biz de eşimizi dostumuzu devreye soktuk. Ha bana kimdir bu eş dost derseniz. Bunu hatırlamıyorum. Kısa bir zaman önce by-pass ameliyatı geçirdim. Narkozun etkisiyle birçok şey unutuluyor. Eskiden olsaydı bana sorduğunuz kişileri çoraplarının rengine kadar söylerdim.”(Hüriyet – 03.11.2004) Burada Peker’le ilişkisini gizleyen Orakoğlu, daha önce Doğan kanalıyla Peker’le görüştüklerini bir başka gazeteye verdiği röportajla ifşa ediyordu: [COLOR=red]Vatan gazetesine verdiği bir röportajda;[/COLOR] * Sedat Peker operasyonu kapsamında, Eskişehir'de Genç Parti'den belediye başkanlığına aday olduğunuz dönemde Peker'in adamlarından Erhan Korkmaz'dan 10 milyar seçim yardımı aldığınız ortaya çıktı. Ne ilişkiniz var Sedat Peker'le? Bir ilişkim yok. Medyada yalnızca bir gazetede bu olay çıktı. Fatih Altaylı yazdı. Diğer basın organları bunu dikkate almadılar… … Siyaseti bilirsiniz, belediye başkanı adayı olduğumda paraya ihtiyacım vardı. Albay Arif Doğan'ı da tanıyordum. Erhan Korkmaz diye biri hesap numarama parayı yatırdı. * O kişinin Sedat Peker'in adamı olduğunu, Albay'ın Sedat Peker'den parayı istediğini bilmiyor muydunuz? Bilmiyordum. Şunu düşünün bir istihbaratçıyım, kendi hesap numaramı verir miyim? * Siz tanıyor musunuz Sedat Peker'i? Tanıyor değilim ama tanışıklığım var. İki yıldır filan... Albay Arif Doğan tanıştırmıştı beni. Hizbullah olaylarının olduğu dönemde tanıştık. Hizbullah'ın ölüm listeleri ortaya çıkmıştı. Bizim önümüze de geldi bu liste. Benim adım yoktu. Sedat Peker'i o zaman tanımıyorum. Albay vasıtasıyla Sedat Peker ölüm listesinde olduğumu iletti. O zaman görüştük. Onlar görüşüyorlardı herhalde. * İlişkilerini merak etmediniz mi? Hem istihbaratçı sizsiniz, Sedat Peker'deki bilgiye mi ihtiyaç duydunuz? İstihbarata sordum o dönemde, ismimin olmadığını söylediler; ama daha sonra bir dergide de çıktı. Adım varmış.(Vatan- 09.01.2005) [COLOR=red]ORAKOĞLU-UZAN-ERSÖZ: SANKİ ERGENEKON [/COLOR] Orakoğlu, Jitem kurucusu Arif Doğan ile Sedat Peker arasında Genç Parti saflarında mekik dokurken acaba patronu Cem Uzan kimlerle ne tür senaryolar pişiriyordu dersiniz. Bunun cevabı tabii ki Uzan ile Levent Ersöz arasında cereyan eden telefon diyaloglarında gizliydi: 2004 yılında dinlemeye takılan Uzan ile Ersöz arasındaki konuşma kayıtları özetle şöyle: Uzan: Burada bu adama(Erdoğan kastediliyor) vurabilecek hangi malzeme bizim elimize ulaşırsa bütün çıplaklığıyla paldır küldür yayınlanacak. Ben şunu çok açık söyleyeyim, kazansanız da kaybetseniz de Telsim`i alıverirler. Grubu yıkarlar, bir medyamız kalır. [COLOR=red]Ersöz: Öyle bir şey söz konusu olamaz. [/COLOR] [COLOR=red]Uzan: Paşam paletleri bir çalıştırsanız aslında.[/COLOR] Ve elbette ki kurt istihbaratçı Orakoğlu’nun bu senaryolardan haberdar olmadığını düşünemezsiniz. Bir Ergenekon projesi olan GP’nin parlatılmasına katkı sağlayan Jitem kurucusu Arif Doğan, Orakoğlu’nu neden destekliyor? Yine ortaya çıkan sorgu kasetlerinde de belirtildiği gibi bölgedeki İslami duyarlılığın önüne geçilmesi için dindar insanların Jitem ile anılmasının bir Jitem projesi olduğu gerçeği göz önüne alındığında Orakoğlu bu projenin, dolayısıyla Jitem/Ergenekon kirli ağının neresinde duruyor? Tarihin hangi kesitinde bir örgüt liderinin kart basıp istihbaratçılara dağıttığı görülmüştür? Son röportajında Vicdan Başaran’ın atanması dolayısıyla Temel Cingöz ile bir arada yemek yediklerini söylüyor. Başaran ile Orakoğlu Hatay’da, Cingöz ise Adana’dan gelip onlara katılıyor! Hoş geldin! yemeğinde başka hiçbir resmi erkan ya da rütbeli yok muymuş? Gel otur Bülent! İstihbarat oyunlarına karnımız tok! Gel otur da kimlerin hesabına çelişkili beyanlarda bulunduğunu bir bir anlat! Anlatırken Arif Doğan, Sedat Peker, Cem Uzan, Levent Ersöz ve dahi hangi dış istihbarat hesabına çalıştığını da anlat! Anlat ki rahatlayasın! [COLOR=red]DOGRU HABER[/COLOR] [COLOR=red]İKBAL ATAK[/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
neden iftira atıyorlar?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst