evet imanın varlığı yokluğundan ziyade imanın kemal noktasına erişmesi mesele,
inanan insan neden inandığını bilmeyince gereği gibi inanamıyor gerçekten, iman muazzam bir hazineyken o yüzeyde dolanıp duruyor, her an kayıp gitme tehlikesi içinde,
halbuki sorularda, neden lerle, hikmetlerle o konuda derinleşilse, araştırılsa, kişi de kemale erebiliyor, imanıda ..
bazen nefsimize zor geliyor araştırmak, sormak irdelemek, bazen de korkuyoruz sanırım,
yanlış algılar, önyargılar olunca, eldekini de kaybetmemek için insan benim aklım bunlara ermez deyip geri duruyor,
halbuki eğer aklımız yetmeseydi o hakikat bizim yaşantımıza sokulmazdı, iman la mükellef olmazdık..
korkmamak lazım .. soru sormaktan araştırmaktan .. eğer bir iman hakikatinin maksadı bilinmiyorsa öğrenme korkusunda kişi kendisini frenlememeli; doğru kaynakları bulup onlardan gereken desteği almalı,
Kur'anımız var, Sünnetimiz var, onlara gözlük hükmünde, anahtar hükmünde Risale-i Nurumuz var ..
Kur’an-ı Kerim’de Hz. İbrahim’ Aleyhisselam in kıssası var malum;
“ölüleri nasıl dirilteceksin” diye soruyor Allah’a
Allah diyor ki ; “inanmıyor musun?”
“inanıyorum Ya Rabb, ama kalbim tatmin olsun diye” diye cevap veriyor,
Cenab-ı Hak bir peygamberinin ağzından, dilinden ümmet-i Muhammed’e -aleyhisselatu vesselam kıyamete kadar okuyacağı Kur’an’ı bu şekilde indirmiş demek ki bize şunu bildiriyor;
insan anlamakta güçlük çektiği hikmetini kavrayamadığı konularda kalbi tatmin olsun diye soru sorabilir itiraz maksadıyla değil kabul etmemek maksadıyla değil amenna inanıyorum, bu dinin esasıdır, Allah’ın emridir, uyguluyorum ama kalbim teskin olsun, içimde daha iyi yer etsin, vicdanımın daha rahat olsun diye, bi hikmeti varsa bilmek isterim bir açıklama isteyebilirim .. bir hikmet olması ya da olmaması inancı değiştirmeyecek, ama varsa bir hikmet bilmek isterim .. bu suç değil tersine teşvik edilen bir davranış.